Cin Suresi - Kuran - 072Cin - 6. Sayfa
CİN SURESİ
Cin Sûresi'nde, Hıristiyanlar'in Mesih'i nasıl Allah'ın oğlu ve O'nunla birlikte ilâh yaptıklarına ve inançlarının doğasına göndermeler vardır. Bu söylemler, yeryüzünün değişik bölgelerinde yaygınlık kazanmış ve nesiller bu söylemlerle dünyaya gelmişlerdir. Ne zaman ki Kur'ân gelmiş, Allah'ın tek olduğunu, çocuklarının olmadığını vurgulayarak bunları şiddetli bir şekilde reddetmiştir. Hıris-tiyanlara göre onların İnancı, cinlere tebliğ edilmiş, bu yüzden Hıristiyanlar, cinlere bağlanmış ve onların yeryüzünde dolaştıklarına inanmışlardır. Oysa bu durum şu âyetle çelişmektedir:
"De ki: Bana vahyolundu ki, cinlerden bir topluluk Kur'ân dinlediler de şöyle dediler: Biz harikulade güzel bir Kur'ân dinledik. (O), doğru yola iletiyor, O'na inandık. Artık Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız." (Cin: 1-2)
Cinlere tâbi olanlar, onlardan ayrılmaya ve bu inancın yanlış olduğunu anlamaya başladılar. Bu inanç, onları Allah'ın kendisinden çocuk olmayan eş edinmesine götürdü.
"Doğrusu Rabbimizin sânı yücedir. O kendisine ne bir eş, ne de bir çocuk edinmiştir." (Cin: 3)
"Kendilerine tebliğ edilen bu şeylerin vehmin derinliklerindeki şeyler olduğunu söylüyorlar. Meğer bizim beyinsiz (İblis veya cinlerin kâfirleri), Allah hakkında saçma şeyler söylüyormuş." (Cin: 4)
Ardından bir kimsenin Allah karşısında yalan söyleme düşüncelerine dâir bu yaygın olan kabuldeki gafilliklerinden ötürü mazeretlerini sunuyorlar:
"Biz insanların ve cinlerin Allah'a karşı yalan söylemeyeceklerini sanmıştık." (Cin: 5) 4
"Fakat insanlardan bir kısım erkekler, bu boş söze kulak veriyorlar, onu yeryti-
Cin Sûresi • 603
K ur ' ân- ı Kerînı'in Konulu Tefsiri
zünde yayıyorlar ve onunla bir çoklarını sapıtıyorlar. Doğrusu insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere sığınırlardı da onların kibir ve azgınlıklarını artırırlardı." (Cin: 6)
Herkes, gök kapılarının kapalı olduğunu, bu yüzden vahiy getiren meleğin inmeyeceğini, sahih imanı aslına döndürecek ve Allah'ın birliğinden ve bütün melekût içindeki otoritesinden önceki elçilerin tebliğ ettiğim destekleyecek başka bir risâleti beşerin yüklenmeyeceğini sanmaktadır.
Fakat Allah, Araplar'dan son peygamberini göndermiş ve Allah'ın ne bir çocuğu ne de bir babası olmadığını ilan ederek risâletini her yere ulaştırmıştır. Bu risâlet, yanlış yapanlar için bir sürprizdir.
"Onlar da sizin sandığınız gibi Allah'ın, hiç kimseyi diriltmeyeceğini sanmışlardı." (Cin: 7)
Yanlış, ta başta, devletin şiddete başvurup korumak ve eğitmek için binalar yapınca gölgesini gönüllere bırakması ve konumunu uzun sürede yerleştirmesi esnasında yapıldı. Roma sömürgesi teslis inancını yaydı. İsteyerek ya da istemeyerek bunu yavaşça yerleştirmeyi başardı. Şayet Muhammed, gönderildiği hak ile zırhlanmasa, can ve malı ortaya koymasaydı Roma bunu ustaca yerine getirebilirdi.
Buralarda ve oralarda kitabı yüklenen ve kulakları çınlatan dâvetçiler olmasaydı cinler, Allah'ın tek olduğunu, çocuğu ve babası olmadığını nereden bileceklerdi?
Cinler, evrende olan değişiklikleri ve inen vahyin hiçbir eksik bırakılmayacak şekilde korunduğunu anladılar.
"Biz göğe dokunduk (çıkmak istedik), onu kuvvetli bekçilerle ve alevlerle doldurulmuş bulduk. Ve biz önceleri onun dinlenmeye mahsus olan yerlerinde oturur (gayb haberlerini dinlemeye çalışır)dık. Artık şimdi kim dinlemek İstese, kendisini gözetleyen bir alev parçası buluyor." (Cin: 8-9)
İşin ilginç olanı, Kur'ân'ın semadan inişine eşlik eden bekçiler, O'nun yeryüzündeki seyrinde de bırakmamışlardır. Harf harf , ses ses, O'nun korunması ezbere dönüşmüştür.
Cinler, İkna olarak ve tasdik ederek İslâm'a inanmışlardır.
"Biz yol gösteren (Kur'ân)ı işitince ona inandık. Kim Rabbine inanırsa (ne hakkının) eksik verilmesinden ne de kendisine zillet erişmesinden korkmaz." (Cin: 13)
Bir çok sayıda cinin, hak için kayıtları koparıp sadece ona bağlandıkları bir gerçek.
"Bunda şaşılacak bir şey yok. Âdemoğulları da böyle yapmamış mı? Ve biz,
604 ■ Cin Sûresi
' e f s i r i
. Doğrusu insanlardan bazı ann kibir ve azgınlıklarını
y getiren meleğin inmenden ve bütün melekût iyecek başka bir risâleti
: Allah'ın ne bir çocuğu ırmıştır. Bu risâlet, yan-
, diriltmeyeceğini sanmış-
ğitmek için binalar ya-s yerleştirmesi esnasın-a da istemeyerek bunu gi hak ile zirhlanmasa, rebilirdi.
n dâvetçiler olmasaydı reden bileceklerdi?
sik bırakılmayacak setçilerle ve alevlerle dol-hsus olan yerlerinde otu-ıdi kim dinlemek istese, -9)
jiler, O'nun yeryüzün-korunmasi ezbere dö-
.abbine inanırsa (ne hak-îsinden korkmaz." (Cin:
bağlandıkları bir ger-yapmamış mı? Ve biz,-
Mulıammed Gazalî
bizden de Müslümanlar var, hak yolundan sapanlar var. Kim Müslüman olursa işte onlar doğru yolu aramışlardır. Yoldan sapanlar da cehenneme odun olmuşlardır." (Cin: 14-15)
Biri bana, "Cinlerden hiçbir kimseyi tanıyor musun?" diye sormuştu. Onun asıl niyetini anladım ve dedim ki: "Onlardan hiç kimseyi görmedim."
Bunun üzerine dedi ki: "Görmediğin şeyi nasıl doğruluyorsun?"
Dedim ki: Her var olan gözükmez. Çok küçük olduğu İçin mikroplar ve çok uzak olduğu için yıldızlar gözükmez. Kur'ân bunu cinler hakkında şöyle ifâde ederek belirtiyor. "Çünkü o ve onun kabilesi, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler." (A'râf: 27)
Evrenin beşer dışında uzaklıklarının ışık yıllarıyla ölçülmesi mümkün değildir.
Bir kitabımda dedim ki: Bin katlı bir saray yapan biri, diğer katları havalansın diye bırakarak sadece birinci katta oturmaz. Onu niçin yapsın?
Ben, insan, cin ve melekleri yaratan Allah'a inanıyorum. "Rabb'inİn ordularını ancak kendisi bilir." (Müddessir: 31)
Sûre, burada üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir gerçeği belirtiyor. Şüphesiz Mârifetullah yetmez. Zorlukta ve darlıkta her zaman O'nun haklarının yerine getirilmesi gerekir.
Bir kısım insanlar, Allah'a bağlanıyor ve O'nun nimetlerinden yararlanıyorlar. Ancak onlar kendilerini Allah'tan ayırarak sadece nefisleri için yaşıyorlar. Bu sınıfın genelini böyle gördüm. Yeryüzünde küfrün yayılışı, kendisinden esinlendikleri kavimlerin gidişatlarına, ondan soyutlanmayıslarına bağlıdır. Bunlar hakkında Allah şöyle buyuruyor:
"Şayet yolda doğru gitselerdi onlara bol su verirdik (azıklarını bol 1 aştınrdık). Ki onları onunla imtihan edelim. Kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse (Rabbi) onu alt eden bir azaba sokar." (Cin: 16-17)
Asıl yerilen kınama, Allah'ın sana verdiğini aleyhinde kullanmaktır.
Bu sûrenin sonlarında risâlet sahibinin tebliği yerine getirdiğine ve Allah'ı diğer ilâhlardan soyutladığma tanıklık edilmektedir.
"De ki: Ben ancak Rabb'ime yalvarırım ve hiç kimseyi O'na ortak koşmam. De ki: Ben size ne zarar ne de fayda verme gücüne sahip değilim. De ki: (Allah bana bir kötülük dilerse) beni Allah'tan başka kimse kurtaramaz ve O'ndan başka sığınacak kimse de bulaman^' (Cin: 20-22)
Şimdi günümüzde bir grup din adamı, kendilerinin hata yapanları bağışlatacakla-
Cin Sûresi • 605
Kur'ân-ı Kertin 'in Konulu Tefsiri
rina ve ölümsüz yurdun anahtarlarının kendi ellerinde olduğuna inanıyorlar! Bu inanışlar, Allah'ı bilmemenin ve O'nunla kötü ilişkiye girmelerinin yegâne meyvesidir. Peygamberlerin sonuncusu olan Muhammed'e gelince; O'nun İçin başka bir durum söz konusudur.
"De ki: Size va'dedilen şey yakın mıdır, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koyacaktır bilmiyorum. O gaybı bilendir. Kendi görünmez bilgisini kimseye göstermez." (Cin: 25-26)
O, şirk ve hurafe ile savaşan, bütün dünyaya tevhid İnancını bırakan ve kendisine uyanları gece gündüz doğuda ve batıda enine boyuna, "Allah uludur, Allah uludur... Allah'tan başka İlâh yoktur..." nidalarını söylemeye ayıran, tek olan Allah'ın kuludur.
İslami Okul Okulların En Önemlisi