Nebe Suresi - Kuran - 078Nebe - 19. Sayfa
NEBE SURESİ
Buna Amme sûresi de denilir. Mekkî bir suredir. 40 ayettir. Bu surede ölüm sonrası dirilişten ve onun isbatmdan bahsedilmekte, Allah'ın kudretinin görüntüleri beyan buyurulmaktadir. Daha sonra da Ölüm sonrası dirilişi inkâr edenlere değinilmekte, kıyamet gününde onlar ile mü'minlerin halleri izah edilmektedir. Şu da var ki, kıyamet gününün korkunçluğunu bildirmek, O'nun şanım yüceltmek, insanları O'nun azabından korkutmak; bu sözlerin baş kısmında geçen, surenin önemli unsurlarındandır.
Rahman ve Rahim olan Allah adıyla.
1- Neyi soruşturuyorlar?
2-3- Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bîr olay olan tekrar dirilme haberini mi?
4- Hayır; şüphesiz görüp bileceklerdir.
5- Yine hayır; elbette görüp bileceklerdir.
6-7- Biz yeryüzünü bir beşik, dağlan da onun için bir direk kıhnadık mı?
8- Sizi çift çift yarattık;
9- Uykunuzu dinlenme vakti kıldık;
10- Geceyi bir örtü yaptık;
11- Gündüzü geçimi sağlama vakti kıldık;
12- Üstünüze yedikat sağlam gök bina ettik;
13- Parlak ışık veren güneşi varettik;
14-16- ibneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.
17- Doğrusu, hüküm günün vakti elbette tesbit edilmiştir.
18- Sûr'a üfürüldüğü gün hepiniz bölük bölük gelirsiniz.
19- Gökler kapı kapı açılacaktır.
20- Dağlar yürütülüp serap olacaktır.
21-22- Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.
23- Orada sonsuz kalacaklardır.
24-26- Orada serinlik bulamayacaklar, işlediklerine uygun olan kaynar su ve irin dışında bir içecek tadamıyacaklardır.
27- Çünkü onlar, hesaba çekileceklerini ummazîardı.
28- Ayetlerimizi hep yalan sayıp dururlardı.
29- Biz de herşeyi yazıp saymışızdır.
30- Şöyle deriz: "Artık tadınız, bundan böyle size azabdan başka bir şey artırmayız!'
31-34- Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, göğüsleri tomurcaklanmış yaşıt kızlar ve dolu kadehler vardır.
35- Orada boş ve yalan söz İşitmezler.
36- Bunlar Rabbinin katından, hesapları karşılığı verilenlerdir.
37- O, göklerin, yerlerin ve ikisi arasında olanların Rabbidir. O, önünde kimsenin konuşmıyacağı Rahman olan Allah'tır.
38- Cebrail ve meleklerin dizi dizi durdukları gün, Rahman olan Allah'ın İzni olmadan kimse konuşamayacaktır. Konuştuğu zaman da doğruyu söyleyecektir.
39- İşte gerçek gün budur. Dileyen kimse, Rabbine götürecek bir yol benimser.
40- Sizi, yakın gelecekteki bir azabla uyardık; o gün. kişi elleriyle sunduğuna bakar Ve inkarcı da: "Keski toprak olaydım" der.[1]
Bazı Kelimeler:
Resulullah'tan neyi soruyorlar?ölüm sonrası diriliş gününün haberini mi?
Nebe' kelimesi, önemli haber demektir. Yayılmış döşek. Hayır, dedikleri gibi değil.
Yere dikilen kazıklar.
Dişili ve erkekli çiftler.
Örtü.
Dinlenme ve ölüm. Üstünüzde kubbe gibi yedi sağlam gök yarattık.
Geçim ve hayat.
Parıl parıl parlayan lamba ve ısıtma aracı ki bu da güneştir, Sıkıştıkça su akıtanlar, yani bulutlar. Şarıl şarıl ve bol miktarda akan su. İnsanın geçimini sağladığı arpa, buğday ve darı gibi tahıllar. Bitkiler ise geçimini sağlayan saman ve otlardır. CüliJÎ olular
Dallan biribirine sarılmış olan sık ağaçlıklar.
Fevc kelimesinin çoğulu olup birbirinden ayrı olarak sıralanmış bulutlar demektir.Dağların parçalan savruldu ve uçuşan tozlar haline geldi. Gözetlenmeleri için hazırlanmış olan yer. Serap.Günah işleyerek haddi aşan kimseler için. Orada ikamet ederler.
Dönüş yeri. Kaynar su. Nihayeti olmayan uzun zaman. Cehennemliklerin bedenlerinden akan irin.Kayda geçirip zaptetmek.Çok yalanlayan. Kurtuluş veya kurtuluş yeri.Ağaçlan meyve veren bahçeler.Göğüsleri tomurcuklanmış kızlar.Billur şarap kupası. Yaşıtlar.Laubalice sözler.
Dopdolu. Onların amellerine kafi gelecek kadar.Lütuf ve ihsan. Sıra-sıra dizilmiş. Cebrail (A.S.).Yani doğru söz. Sizi sakındırıp uyardık.Toprak olsaydım, yani hiç yaratılmamış olsaydım.[2]
Açıklama:
Müşrikler, kendi aralarında, ölüm sonrası diriliş konusunu biribirlerine sorar ve onun vukuuna inanmayıp inkâr ederlerdi. Alaya alırlardı. .Cenab-i Allah'ta sorulan meselenin şanım yüceltmek, insanları O'na karşı korkutmak için soru tarzında onlara reddiye verdi: Resulullah'tan ve mü'minlerden neyi soruyorsunuz?! İhtilaf ettiğiniz o büyük ve önemli haberi mi soruyorsunuz?
Bu meseleyi soranların bir kısmı ölüm sonrası dirilişin kesinlikle vuku bulmayacağını söylüyorlar ve şöyle bir ifade kullanıyorlardı: "Ne varsa dünya hayatımızdır, başka bir şey yoktur. Ölürüz, yaşarız. Bizi zamandan başkası helak etmiyor. (Bizi öldüren yalnız zamandıf.'[3]
Bazıları da ölüm sonrası dirilişi temelli inkâr ediyorlardı, Çünkü onlar Allah'ın varlığına inanmıyorlardı.
Hayır! Onlar pek yakında işin içyüzünü bileceklerdir. Azap ve ikap üzerlerine İndiği zaman meseleyi idrak edeceklerdir. Hayır, onlar bu işin içyüzünü pek yakında bileceklerdir!
Allah'ın nimet sahibi olduğuna, ölüm sonrası dirilişi gerçekleştirmeye kadir olduğuna delalet eden rahmet ayetleri ile ilahî kudretin bazı görüntüleri işte şunlardır: Biz yeryüzünü insanların muttu bir yaşam sürdürebilmeleri için serilmiş bir döşek haline getirmedik mi? Yani Allah'ın yeryüzünü sizler için sergi haline getirdiğini, çadırları kazıklarla yere tesbit edişi gibi dağlan da yeryüzünü tesbit etmek için sağlam kazıklar misali yere çaktığım İkrar ve itiraf edin, İnsan neslinin düzenli bir şekilde üremesi ve yeryüzünde hayatın intizam içinde seyretmesi için sizleri erkekler ve dişiler olarak yarattık. Uzun süren yorgunluğunuzu kesmek ve zahmetinizi sükûnete çevirmek için uykuyu ölüm gibi bir istirahat haline getirdik. Çünkü uyku, iki ölümden biridir. Yani o, Allah'ın büyük nimetlerinden biridir. Çünkü uyku, insanın güçlerini ve kuvvetlerini rahatlatan bir unsurdur. Ondaki hayatiyyeti ve zindeliği yeniler. Cenab-ı Allah geceyi bir örtü gibi kılmıştır, çünkü o karanhğıyla insanları gizler. Ey Allah'ım, Sen ne yücesin. Şu karanlıkta bile insanlar için hayrı icad ediyorsun! Aydınlıkta da hayır vardır. Gecenin karanlığında insanların birçok faide ve maslahatları vardır. Elbise insanları nasıl ki sıcaktan soğuktan koruyup avret mahallerini gizliyorsa, aynı şekilde geceleyin de düşmandan veya yırtıcı hayvandan kaçmak isteyen kimseler gizlenme imkânım bulurlar. Ayrıca insanlar bazı ihtiyaçlarını giderirler.
Cenab-ı Allah gündüzü de hayat kıldı. Yani insanların geçimliklerini tahsil etmeleri için belli bir zaman olarak gündüzü icad etti. O esnada İnsanlar geçimliklerini temin etmek için uykularından uyanır, ihtiyaçlarını gidermek, kazançlarını sağlamak için dolaşıp dururlar. Şu halde gündüzde hayat vardır. Üzerinizde de düzeni hiç bozulmayan, yapısı zayıflamayan, sağlam ve muhkem olan yedi sağlam gök yaptık. Bu gökte aydınlatıcı ve ısıtıcı bir kandil olarak güneşi icad ettik. Hep parlayıp durur ve ısıtır. Bulutlardan da şarıl şarıl akan sular indirdik. O sular sebebiyle yeryüzünden buğday, pirinç ve benzeri tahıllar ile çeşitli nebatatı bitirdik. Dallan biribİrine sarmaş dolaş olmuş bahçeler çıkardık. "Muhakkak ki (iyinin kötünün birbirinden ayırd edileceği) hüküm günü, belirlenmiş bir vakittik' Evet bütün bunları yaratan, hüküm gününde ölüleri diriltmeye muktedir olmaz mı?! Bütün bu nimetlerle insanlara minnette bulunan ve onları bağışlarına gark eden zât'ın, doğru sözün söyleneceği ve gerçek adaletin tecelli edeceği günde iyilerle kötüleri birbirinden ayırd etmeye ve herkese amelinin karşılığını vermeye gücü yetmez mi?! Herkesin kendi amelinin sonunu ve işinin akıbetini görmesi için toplanacakları hüküm günü, belirlenmiş bir vakittir. "Biz onu, sadece sayılı bir süre İçin erteliyoruz'.[4] Evet o hüküm günü, tam belirlendiği vakitte gelecektir. Ne ertelenir, ne de önce gelir. Onun ne zaman geleceğini Allah'tan başka kimse bilmez.
O günün hali ve o günü yalanlayanların durumu nice olacaktır? O gerçek adaletin tecellî edeceği bir yargılama günüdür. İyilerle kötülerin ayırd edileceği bir gündür. O günün şaka götürür yanı yoktur. O en büyük korku günüdür. O günde sûra üflenecektir. Yani ikinci kez sûra o günde üflenecektir ki o zaman insanlar başlarında imamları ve önderleri olarak, grup grup hesap yerine geleceklerdir. "Gök açılmış, kapı kapı olmuştur!', "Gökler açılıp yanldığı zaman..." Kur'an-ı Kerim'İn bu günle ilgili ayetleri birbirini açıklayıp tefsir etmektedir. Dağlar yerlerinden sökülüp darmadağın hale geldikten sonra havada aslî suretlerinde yürütülüp götürüleceklerdir. Seraba dönüşeceklerdir. Aslında dağı andıran hiçbir tarafı kalmadığı halde uzaktan dağ gibi görüneceklerdir. Kalın bir seraba dönüşmüşlerdir.
"Cehennem de durmadan gözetlemektedir!' Evet o günde Cehennem, azap için kafirleri gözetleme yeri olacaktır. Çünkü onlar haddi aşan mütecavizlerdir. Cehennem, onların varacakları bir dönüş yeridir, Orada nihayetsiz, uzun zamanlar boyunca kalacaklardır. Öyle uzun zamanlar azap çekeceklerdir ki, o zamanların müddetini Allah'tan başka kimse bilemeyecektir. Cehennemliklerin derilerinden damlayan, irinden başka bir içecek bulamayacaklardır! Bu, onların dünyada iken işlemiş oldukları fiillerinin tam bir karşılığıdır.
Peki buna sebep nedir? Sebep şu: Onlar, yaptıkları işlerin hesabını vereceklerini ummuyorlardı. Ölüm sonrası dirilişin mümkün olduğuna tanıklık eden ayetlerimizi yalanlıyorlardı. Kudretimizin eksiksizliğini, aşın bir şekilde tekzip ediyorlardı. Onların işlemiş oldukları ameller de dahil olmak üzere herşeyi biz bir kitapta kayda geçirip zaptetdik ve koruma altına aldık. Hal böyle olduğuna göre onlara denilecektir ki: İşte şu azabı tadm. Bundan sonra size ya bunun gibi veya daha şiddetli bir azabı arttırmaktan başka bir şey yapmayacağız.
Kıyamet gününde kafirlerle hakkı yalanlayıcılann durumları açıklandıktan sonra şimdi de mü'minlerin ahvali izah buyuruluyor: Takva sahipleri için, dünyada işlemiş oldukları salih amellerine karşılık büyük bir kurtuluş vardır. Cennette onlar için fevz-ü felah yeri vardır. Bu yerlerin bazısı verimli, meyveli bahçelerdir. Güzel manzaralı yerlerdir. O bahçelerde kendileri için yemişler, meyveler, üzümler, memeleri tomurcuklanmış yaşıt ve güzel kadınlar vardır.
Bu gibi kadınlardan yararlanmak, dünyada iken insanların arzuladıkları bir emeldir. Âhirette İşte takva sahiplerine, Allah'tan başkasının bilemeyeceği bir şekil ve düzende bu kadınlar ihsan edilecektir. Bu gibi şeyleri fazla ve derinden düşünmemeniz, bilakis Kur'an'm ifade ettiği şekilde bunlara inanmanız gerekir. Takva sahipleri jçin Cennette iştah çekici, dolu şarap kupaları vardır. Onların hoşlarına giden güzel yiyecekler vardır. Orada yalan ve laubali şeyler duymayacaklardır. Allah, onların salih amellerinin mükâfatını verecek; lütuf ve ihsanda bulunacaktır. Göklerle yerin Rabbi olan Allah, onlara lütuf ve in'amda bulunarak mükâfat verecektir. Bu, onların dünyada iken işlemiş oldukları iyiliklerin tam bir karşılığıdır.
Kalpleri korku, nefisleri ürküntü İle dolduran kıyamet gününün bir başka tasviri: Kıyamet gününde insanların tümüj kutlu ve yüce Allah'ın, göklerle yerin Rabbi olan Rahmanın huzurunda konuşma gücüne sahip olamayacaklardır. O, İzin vermeden hiç kimse söze bağlayamayacaktır: "O gün geldiği zaman hiç kimse O'nun izni olmadan konuşamaz''[5] İşte o günde ruh (Cebrail) ve melekler, noksanlıklardan münezzeh olan Rabbin huzurunda saf halinde duracaklar, Rahmân'm kendisine izin verdiğinden başka kimse konuşamayacaktır. Rahmanın izin verdiği kimse de, doğru sözden başka hiçbir şey söylemeyecektir!
Ey Allah'ım Sen ne yücesin! Cebbar, mütekebbîr ve yüce olanın huzurunda Cebrail ile diğer melekler sıra halinde dikilip duracaklardır. Rahmanın kendisine izin verdiğinden başka hiç kimseye konuşma izni verilmeyecektir. Konuşma izni' verilen kimse de, şefaati hak edenlere şefaatte bulunmak gibi doğru sözden başka bir şey söyleyemeyecektir!
Müşriklerin, Allah katında şefaatçiler olduklarına inandıkları putları ve ortaklan hani nerede?! Bütün insanlar nerede?! Cebrail ile melekler, nurlu gücün sahibi olan Cebbar'm huzurunda hazır vaziyette durup O'ndan gelecek işareti beklemektedirler! O hak gündür. Evet o günün vuku bulacağı hususunda hiçbir şüphe yoktur!
Hal böyle olunca artık dileyen Rabbine doğru giden yolu seçsin ve O'na dönsün. Kendisini Rabbine yaklaştıracak iyi işler yapsın.
Bundan sonra Cenab-ı Allah, kendi aralarında soruşturmakta oldukları kıyamet gününü yalanlayan kafirleri tehdit etmeye ve onları inatları ile ya-lanlamalarmm akibetinden sakmdırmaya dönerek şöyle buyuruyor: Biz, vukuu yakın olan bir azap iîe sizi uyarıp korkuttuk, "onlar onu uzak görüyor(lar) Biz ise onu yakm görüyoruz'[6] O gün insan, dünyada iken yapmış olduğu işlere bakacak. Ondan başka bir şeyi görmeyecektir. O gün kendi amelinden başka hiçbir şeyi göremiyecektir. Ve o günde kafir şöyle diyecektir: Keşke ben de toprak olsaydım ve hiç yaratılmamış olsaydım. Karşılaştığı manzaranın şiddetinden ötürü böyle der. Cansız bir varlık olmasını veya mükellef olmayan bir hayvan olarak yaratılmış olmasını temenni eder.[7]
[1] Prof. Dr. Muhammed Mahmud Hicazi, Furkan Tefsiri, İlim Yayınları: 6/425-427.
[2] Prof. Dr. Muhammed Mahmud Hicazi, Furkan Tefsiri, İlim Yayınları: 6/427-428.
[3] Casiye sûresi: 24.
[4] Hud sûresi: 104.
[5] Hûd sûresi: 105.
[6] Mearic sûresi: 6-7.
[7] Prof. Dr. Muhammed Mahmud Hicazi, Furkan Tefsiri, İlim Yayınları: 6/428-431.
İslami Okul Okulların En Önemlisi