Nebe Suresi - Kuran - 078Nebe - 20. Sayfa
Takva Sahibi Mü'minlerin Akıbeti
NEBE SURESİ
Sürenin Tanıtımı
Sûrede kafirlerin ahirette, öldükten sonra diriltilme ve dünyadayken yapılanların orada karşılığının verileceği haberlerini gözlerinde çok büyütmeleri inkar edilerek kınanmakta ve bunların mutiaka vuku bulacağı bildirilerek, Allah'ın bunları yapmaya gücünün yeteceği, kâinatta O'nun büyüklüğünü gösteren varlıklar ve kanunlarla ispatlanmaktadır. Kıyametin dehşet verici olayları anlatılarak, kafirlerle, mü'minlerin o zamanki dönüş yerleri güçlü bir uyarı temasıyla sunulmaktadır.
Sûre ayetlerinin birbiriyle uyum içerisinde olması bir defada indiği görüşünü doğrulamaktadır.[1]
Rahman ve Rahim Allah'ın Adıyla
1. Birbirlerine hangi şeyden soruyorlar?
2. O büyük haberden mi?
3. Ki onlar onda ayrılığa düşmektedirler.
4. Hayır; yakında bileceklerdir.
5. Yine hayır; yakında bileceklerdir.
6. Biz, yeryüzünü bir döşek kılmadık mı?
7. Dağları da birer kazık,
8. Sizi çift çift[2] yarattık.
9. Uykunuzu bir dinlenme yaptık.
10. Geceyi bir örtü yaptık.
11. Gündüzü de bir geçim vakti kıldık.
12. Sizin üstünüze yedi sağlam (gök) bina ettik.
13. Ve (orada) parıl parıl parlayan bir kandil (güneş) yarattık.
14. Sıkışan (bulut)lardan şarıl şarıl'[3]' su indirdik.
15. Bununla taneler ve bitkiler çıkaralım diye...
16. Ve (ağaçları) birbirine sarmaş dolaş[4]' bahçeler...
Kıyamet Haberleri
1- Bu ayetlerde, insanların birbirlerine harikulade büyük haberin doğruluğu hakkında sormaları ve bu konuda ayrılığa düşmeleri sorgulanmaktadır.
2- Birbirlerine soru soranlar onu gerçek olarak mutlaka görecekler ve doğruluğunu öğreneceklerdir.
3- Allah'ın bunu gerçekleştirmeye gücünün yeteceği, yarattığı kâinatta ve kanunlarında büyüklüğünü gösteren tablolar delil olarak ve soru tarzında sunulmak suretiyle açıklanmaktadır. Yeryüzünü üzerinde yürümeye elverişli olarak yayıp sabitleştiren; üzerinde kazıklar gibi yüksek dağlan diken; yaratıkları sınıf sınıf yaratan; uykuyu, hareketi kesme vasıtası yapan; geceyi rahat etme, dinlenme vakti; gündüzü de çalışıp hareket etme, rızık kazanma zamanı olarak yaratan O'dur. Yeryüzü üzerinde büyük yedi kat göğü bina etmiştir. Gökyüzünde sıcaklığı ve ışığı kuvvetti bir kandil yaratmıştır. Bulutlardan sağanak halinde, bardaktan boşanırcasına su indirip, onunla daneler, bitkiler ve sık ağaçlı bahçeler bitirip çıkarmıştır.
Ayetlerin ruhu "birbirlerine soruyorlar", "ayrılığa düşmektedirler", "yakında bileceklerdir" cümlelerindeki zamirlerin kafirlere döndüğünü ifade etmektedir. Müfessirlc-rin dediğine göre, büyük haber, Öldükten sonra dirilülme ve hesaba çekilme hadisesi olabileceği gibi, Peygamberlik hadisesi veya Kur'an'ın gelmesi olayı da olabilir. Ancak ayetlerin ruhu ve muhtevası birinci görüşü doğrulamakta, sonradan gelen ayetler de bunu te'yİd etmektedir.
Ayetlerin Üslubu ve muhtevası, işiten muhatapların, bunlar arasında kafirlerin de, kâinatta gördükleri hadiselerin ve kanunların, yaşam içerisinde istifade ettikleri bütün araçların Allah'ın kudretinin eserlerinden ve san'atmdan olduğunu itiraf edip kabul ettiklerini göstermektedir. İşte bundan dolayı Allah'ın kudretine bu varlıklar zikredilerek delil sunulmuş ve kafirlerin hakkında birbirlerine soru sordukları büyük haberin de bu kudret tarafından gerçekleştirileceği, kuvvetli ve bağlayıcı bir şekilde bildirilmiştir.[5]
1 7. Şüphesiz o hüküm günü, belirlenmiş bir vakittir.
18. Sûr'a üfürüleceği gün, artık siz dalga dalga geleceksiniz.
1 9. O sırada gök açılmış ve kapı kapı olmuştur. 20. Dağlar yürütülmüş, artık bir serab oluvermiştir.
Kıyamet Hadiseleri
Bu ayetlerde Allah'ın insanlar arasında hükmetmek için belirlediği vaktin hüküm günü olduğu hatırlatılmaktadır; o gün Sûr'a üflenir ve her taraftan İnsanlar bölük bölük gelirler. Gökyüzü açılır ve birçok kapı oluşur, dağlar sallanır, yerlerinden hareket ederek akar ve çok geçmeden serab haline dönüşür.
Ayetler öncekilerle bağlantılıdır. Bu ayetlerde, önceki ayetlerde anlatılan, kafirlerin birbirlerine hakkında soru sordukları büyük haberin öldükten sonra diriltilme ve hesaba çekme olduğuna dair nişane vardır. Kıyametin kopma anındaki hadiselerin bazısı vasfe-dilerek o günün dehşeti tasvir edilmek istenmiştir. Bu tür tasvirler geçen sûrelerin birçok yerlerinde tekrarlanmıştır.[6]
21. Gerçekten cehennem, bir gözetleme'[7]' yeridir.
22. Taşkınlık edip-azanlar için son bir varış yeridir'[8]'.
23. Orada çağlar boyu kalacaklardır.
24. Orada ne bir serinlik tadacaklar, ne de bîr içecek.
25. Kaynar sudan ve İrinden başka.
26. Yaptıklarına uygun bir ceza olarak...
27. Doğrusu onlar, hesaba çekileceklerini ummuyorlardı.
28. Bizim ayetlerimizi yalanlayabildikleri kadar yalanlıyorlardı.
29. Oysa biz, herşeyi yazıp saymışızdır.
30. Şimdi tadın. Size artık azaptan başkasını arttırmayacağız.
İnkâr Edenlerin Sonu
Bu ayetlerde, küfürlerinin ve azgınlıklarının şiddetini göstermek için, taşkınlık edip azanlar dîye vasfedilen kafirlerin o günde varacakları son yerleri anlatılmaktadır. Gerçekten cehennem onlann yuvası, bekleyip gözetleyecekleri bir yer olarak hazırlanmıştır. Çağlar boyunca orada kalacaklardır. Orada susuzluğu giderecek, harareti söndürecek ne bir içecek, ne de bir serinlik tadam ayacaklardır. Orada içecek olarak sadece sıcaklığı şiddetli bir su ve irin vardır. Bütün bunlar onların yaptıklarına, tutumlarına karşı verilmiş adaletli, uygun bir cezadır. Çünkü onlar Allah'ın ayetlerini yalanlayıp inkar etmişler, varacakları sonu düşünmemişlerdir. Hesaba çekilecekleri ve akibetleri hatırlarına hiç gelmemiştir. Halbuki Allah onlann herşeylerini kaydetmiştir, sanki bir kitapta yazılmıştır. Onlara çok yakında, "tadın azabı, size bizim katımızdan bu azabı ve acılan arttırmaktan başka bir şey yoktur" denecektir.
Açıkça görüldüğü gibi ayetler öncekilerle bağlantılıdır. İçerdiği korkunç tasvirlerle kafirlerin kalbinde korku ve dehşet uyandırarak inkarlanndan vazgeçmelerini sağlamayı amaçlamıştır.[9]
31. Gerçek şu ki, takva sahipleri için 'bir kurtuluş ve mut-İuİuk' vardır.
32. Nice bahçeler ve üzüm bağlan,
33. Göğüsleri henüz tomurcuklanmış'[10]' yaşıt kızlar[11]'.
34. Dopdolu'[12]3' kadehler;
35. Orada ne boş söz, ne de yalan işitirler;
36. Rabbinden bir karşılık olmak üzere yeterli bir bağış(tır bu).
Takva Sahibi Mü'minlerin Akıbeti
Ayetlerde o günde kafirlerin sonlarına mukabil, takva sahibi mü'minlerin akıbetleri vasfedilmektedir. Onlar için kurtuluş ve esenlik vardır, cennetlere yerleşecekler ve oralarda meyvalardan, üzümlerden, göğüsleri daha yeni tomurcuklanmış körpe kadınlardan, lezzetli içeceklerden faydalanacaklardır. Kulaklarını ne bir boş söz, ne de bir yalan rahatsız etmeyecektir. Bütün bunlar onlara Allah'tan bir karşılık olarak, daha önceden gönderdikleri güzel amellerin neticesi olarak bahşedilmiştir.
Ayetler Öncekileriyle bağlantılıdır ve yaptığı mükemmel vasıfla mü'minlerin gönlünde arzu, sevinç, imrenme ve rahatlık uyandırmayı amaçlamıştır.
Dikkatler özellikle önceki ayetlerdeki "Yaptıklarına uygun bir ceza olarak" cümlesiyle bu ayetlerdeki; "Rahbindcn bir karşılık olmak üzere yeterli bir bağış(tır bu)" cümlesi açık ve net olarak insanların elde ettikleri ceza ve mükâfatın ancak onların amellerinin, ihtiyarî olarak yaptıkları işlerinin, kazançlarının karşılığı olduğu açıklanmaktadır.[13]
37. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi, çok merhametli (Rab). O'nun (izni olmadan) huzurunda konuşamazlar.
38. O gün ruh ve melekler, sıra sıra dururlar. Rahman'ın izin verdiğinden başka kimse konuşamaz. Konuşan da doğruyu söyler.
39. işte bu, hak gündür. Artık dileyen, Rabbine varan bir yol tutar.
40. Biz sizi yakın bir azâb ile uyardık. O gün kişi, ellerinin (yapıp) öne sürdüğü işlere bakar ve kâfir: "Keşke ben, (daha önce) toprak olsaydım!" der.
Kıyamet Günü'nün Vasfı
Bu ayetlerde de kıyamet gününün dehşetinin tasvirine devam edilerek, bununla insanlar uyarılmaktadır. Azgınlardan ve takva sahiplerinden her iki tarafın da yaptıkları amellerine karşılık hesaplarını tam olarak görecek olan Allah'tır. O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir; O'nun en güzel isimlerinden birisi de "Rahmanadır. Kıyamet günü grup grup O'na gelecek olanlar, huzurunda saygı ve korkuyla duracaklardır. Aynı şekilde melekler de ruhla birlikte saf saf huzurunda duracaklardır. O gün hiçbir kimse konuşma ve hitap etme hakkına sahip değildir; ancak Rahman'ın izin verdiği kimse konuşabilecek ve onun sözü de sadece hak ve doğruyu söylemek olacaktır. İşte o gün, hak ve kesin adaletli hükmün verildiği gündür. Kim o günün dehşetinden kurtulmak isterse, yönünü Allah'a çevirsin ve O'nun yolunda yürümeye devam etsin.
Ayetler, hitabı dinleyenlere çevirerek sona ermektedir. Allah, azabıyla onları uyarmakta ve o günle korkutmaktadır; o günde herkes daha önceden ellerinin bayır ve kötülükten yapıp gönderdiklerinin karşılığını görecektir ve kafir olan kimse o günde pişmanlık ve hasretten, yakında varacağı yerin dehşetinden korkarak, "keşke toprak olsaydım" temennilerinde bulunacaktır.
Ayetler kuvvetli ve etkileyici olup, Allah'ın büyüklüğünü ve heybetini vasfetmekte, insanları apaçık bir akibetin önüne koymaktadır ki, onun dehşetinden sadece Allah'a inanıp O'nun yolunda yürüyenler kurtulacaktır.[14]
[1] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 4/259.
[2] Ezvâcan Sınıf sınıf, tür lür.
[3] Seccâcan Sürekli, art arda, şiddetli bir şekilde dökülen su.
[4] Elfâfan Çok sık, birbirine geçmiş şekilde.
[5] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 4/261.
[6] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 4/262.
[7] Mirsâdan Gözetleme yeri. Gözetlemek için beklenilen yer.
[8] Meâbâ Dönüş yeri, son varış yeri.
[9] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 4/263.
[10] Kevâibe "Kâib" kelimesinin çoğulu olup, memesi tomurcuklanmış olan anlamındadır.
[11] Etrâhâ Eşit, yaşıt anlamında olup; kelimeden, eşler, zevceler kastedilmektedir.
[12] Dihâkâ Dolu kap anlamındadır. Burada kastedilen ise lezzetli, zevk verici içecekle doldurulmuş kaptır.w
[13] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 4/264.
[14] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 4/265.
İslami Okul Okulların En Önemlisi