Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Tefsir Kulliyati - 4. Sayfa - 079Naziat

79- en-NÂZİÂT SÛRESİ

 

Sûrenin tamamı Mekke'de nazil olmuştur. İbnu'l-Cevzî bu görüşte icma olduğunu söyler.[1] İbn Abbâs'tan rivayete göre iniş sırası iti­bari»^ Nebe' Sûresinden sonradır.[2]

 

12. "O takdirde bu, zararlı bir dönüştür. " derler.

Saîd ibn Mansûr'un Muhammed ibn Ka'b'den rivayetine göre "Biz, eski halimize mi döndürüleceğiz? derler." âyet-i kerimesi nazil olunca Kureyş kâfir­leri: "Ölümden sonra dirilecek olursak biz gerçekten hüsranda olacağız demek­tir." demişler de bunun üzerine bu âyet-i kerime nazil olmuş.[3]

 

37. Artık kim haddi aşmışsa,

38. Ve dünya hayatım tercih etmişse

39. Şüphesiz ki onun varacağı yer cehennemdir.

Bu âyet-i kerimelerin en-Nadr ve oğlu Haris hakkında nazil olduğu söy­lenmiştir.[4]

 

40. Kim de Rabbının makamından korkup ta nefsini heveslerden alakoydu ise,

41. Şüphesiz ki onun varacağı yer cennettir.

Bu iki âyet-i kerimenin nüzul sebebinde başlıca iki rivayet vardır: a)Bu iki âyet-i kerime Mus'ab ibn Umeyr ve kardeşi Ebu Azîz Amir ibn Umeyr hakkında nazil olmuştur. Dahhâk İbn Abbâs'tan şöyle rivayet ediyor: "Artık kim haddi aşmışsa" ile kastedilen Mus'ab ibn Umeyr'in kardeşidir. Mus'ab'ın bu kardeşi Bedr günü esir edilmişti. Onu Ansar yakalamış ve kim olduğunu sorduklarında Mus'ab ibn Umeyr'in kardeşi olduğunu öğrenince onu bağlamamışlar, ikramda bulunmuşlar ve geceyi kendileriyle birlikte aynı yerde geçirmesine müsaade etmişler. Sabah olunca durumu Mus'ab'a haber vermişler de o (kardeşi müşrik olduğu için): "Benim bir kardeşim filân yok. Esirinizi bağ­layın. Onun annesi, Mekke vadisinin en çok zinet eşyası ve malı olan kadını­dır." demiş. Tutmuş onu bağlamışlar ve annesi fidyesini gönderinceye kadar da bırakmamışlar. "Kim de Rabbının makamından korkup ta nefsini heveslerden alakoydu ise..." ile kastedilen ise Mus'ab ibn Umeyr'dir.

İbn Abbâs'tan gelen başka bir rivayete göre ise bu âyet-i kerimeler Ebu Cehl ibn Hişâm el-Mahzûmî ve Mus'ab ibn Umeyr haklarında nazil olmuştur.

b) Süddî der ki: Bu âyet-i kerimeler Ebu Bekr es-Sıddîk hakkında nazil ol­du. Onun, kendisine yemek getiren bir kölesi vardı. O her yemek getirişinde mutlaka yemeği nereden getirdiğini sorardı. Bir gün yine bu kölesi yemek getir­di ve Hz. Ebu Bekr o yemeği nereden getirdiğini sormaksızın yedi. Kölesi: "Bugün yemeği nereden getirdiğimi neden sormadın?" dedi. Hz. Ebu Bekr: "U-nuttum." deyip sordu: "Bu yemeği nereden getirdin?" Köle: "Cahiliye üzere olan bir kavme kâhinlik ettim, onlar da bu kâhinliğimin karşılığnda bana bunu verdiler." dedi. Hz. Ebu Bekr hemen yediklerini kustu ve: "Ey Rabbım, damar­larımda bundan bir şey kalmışsa şüphesiz sen onu orada hapsettiğin için geri çıkaramadım." dedi ve işte bunun üzerine bu âyet-i kerimeler nazil oldu.[5]

 

42. Sana, kıyametin ne zaman gelip çatacağım soruyorlar.

İbn Ebî Hâtim'in Cüveybir kanalıyla Dahhâk'ten, onun da İbn Abbâs'tan rivayetine göre Mekke müşrikleri Hz. Peygamber (sa)'le alay etmek için: "Kı­yamet ne zaman kopacak?" diye sormuşlar da bunun üzerine Allah Tealâ, Sûre­nin sonuna kadar olmak üzere "Sana-kıyametin ne zaman gelip çatacağını soru­yorlar..." âyetlerini indirmiş.[6]

 


 

[1] ibnu'i-Cevzî, age. ix,i4.

[2] KurtuM, age. xix,i24; aiûsî, age. xxx,22.

Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/932.

[3] Suyûtî, Lübâbun-Nukûi,11,191.

Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/932.

[4] Kurtubî, age. XIX, 135.

Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/932.

[5] Kurtubî, age. XIX, 135.

Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/932-933.

[6] Suyûtî, Lübâbu'n-Nukûl, n,i92.

Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/933.