Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

İnfıtâr Sûresi - Kuran - 082Infitar - 2. Sayfa

İNFITÂR SÛRESİ

 

82

 

İndiği Yer :

 

Mekke

 

İniş Sırası :

 

82

 

Âyet sayısı :

 

19

 

Nüzulü

 

Hem mushaftaki sıralamada hem de iniş sırasına göre seksen İkinci sûredir. Nâzi'ât sûresinden sonra, İnşikak sûresinden önce Mekke'de inmiştir.[1]

 

Adı

 

"İnfîtâr" kelimesi, sûrenin birinci âyetinde geçen ve "yarıldı" anlamına gelen "infetara" Fiilinin maştandır. Sûre adını bu fiilden almıştır. Bazı kaynaklarda "İze's-Semâü'nfetarat" şeklinde isimlendirilmiştir.[2]Kısaca "İnfetarat" ve "Münfatıra" isimleriyle de anıldığı belirtil­mektedir.[3]

 

Konusu

 

Sûrede kıyamet koparken evrende meydana gelecek olan değişim ve bazı dehşet verici olaylar, öldükten sonra dirilme, mahşerde hesap verme ve itaatkâr kulların varacakları cennetle isyankâr kulların gideceği cehennem gibi konular yer almaktadır.[4]

 

Meali

 

Rahman ve rahîm olan Allah'ın adıyla... 1. Gök yüzü varıldığında; 2. Yıldızlar dağılıp saçıldığmda; 3. Denizler yükselip birbirine katıldığında; 4. Kabirlerin altı üstüne getirildiğinde; 5. Her insan dünyada neleri yaptığı­nı, neleri de yapmadığını açıkça bilecektir. 6. Ey insan! Yüce rabbin hakkın­da seni yanıltıp aldatan ne oldu? 7.0 rabbin ki seni yarattı, seni insan olarak şekillendirdi ve seni dengeledi. 8. Terkibini de dilediği gibi yaptı. 9. Hayır! İnanacak yerde siz hâlâ dini yalan sayıyorsunuz. 10-11. Oysa sizi gözetleyen muhafızlar, değerli yazıcılar var. 12. Onlar yaptığınız her şeyi bilir. 13. Kuş­kusuz erdemliler cennette olacaklar; 14. Kötüler ise kesinlikle cehenneme gi­receklerdir. 15. Ceza gününde oraya girerler; 16. Ve oradan bir daha da ay­rılamazlar. 17. Ceza günü nedir bilir misin? 18. Evet, ceza günü nedir bilir misin? 19.0 gün hiçbir kimse başkası için bir şey yapamaz. O gün iş Allah'a kalmıştır. [5]

 

Tefsiri

 

1-5. Kıyamet günü hakkında Tekvîr sûresinde anlatılanları pekiştirmek üze­re burada o gün vuku bulacak bazı olaylardan söz edilerek İnsanlar uyarılmakta­dır. Uzay boşluğundakİ yıldızların düzenli hareketini sağlayan çekim kanununun kıyamet gününde yok olmasının bir sonucu olarak evrenin düzeninin bozulacağı, göklerin çatlayıp yanlacağı ve kozmik düzenin bozulacağı bildirilmiştir.[6] Deniz­lerin birbirine katılmasını, dünyanın şiddetle sarsılması, dağların parçalanıp yok olması, denge ve düzenin bozulması gibi olaylar sonunda dünyayı denizlerin kap­laması şeklinde anlamak mümkündür.

Bu âyetler hakkında, "şiddetli sarsıntı neticesinde yerkürede meydana gele­cek olan volkanik patlaklar ve derin çatlaklardan çıkan lav kütlelerinin deniz sula­rını kaynatacağı, taşıracağı, hatta buharlaştıracağı" şeklinde de yorum yapılmıştır.

Kıyametin kopması sırasında meydana gelecek sayısız felâketlerin büyükle­rinden birkaçı örnek olarak zikredildikten sonra "Kabirlerin altı üstüne getirildi-ğinde" mealindeki 4. âyetle konu insana getirilmiştir. Bu âyet genellikle o büyük alt-üst oluş esnasında kabirlerde toprak altında bulunan ölülerin dışarı fırlatılacağı şeklinde yorumlanmıştır.[7]

 

6-8. Devamındaki âyetlerden anlaşıldığına göre buradaki "Ey insan" hitabıy-k özellikle belli bir kişiye veya bütün insanlara değil, sûrenin asıl konusu olan kı­yamet, âhiret ve uhrevî yargılanma ve hesap vermeyi inkâr edenlere, bunu imkân­sız görenlere hitap edilmektedir. Rab ismi ve bu İsmin sıfatı olarak geçen kerîm, Cenâb-ı Hakk'm "cemal sıfatlan" denilen ve kullarına yönelik lütufkârlığını ifade eden isim ve sıfatlarındandır. 7-8. âyetlerde bu sıfatların, insanın insan olarak var­lık alanına çıkışındaki yaratıcı rolü dile getirilmekte; böylece insanın, hayatı bo­yunca her an yararlanmakta olduğu diğer bütün nimetlerden de önce bedensel ve zihnî melekelerle donanıp düzgün bir insan olarak dünyaya gelişini kendisine borçlu bulunduğu rabbi hakkında saptırıcı tesirlere kapılarak yanılgıya düşmesi, türlü şekillerde inkâr ve isyanlara boğulması eleştirilmektedir.[8]

 

9-12. Din kelimesi, Kur'an-ı Kerîm'de bilinen anlamı yanında, "hesap ve ce­za günü" (âhiret) manasında da kullanılmaktadır. Bu âyette birinci veya ikinci an­lamında kullanıldığı yönünde iki farklı yorum vardır. Ancak müteakip âyetler ikin­ci yorumu desteklemektedir. Buna göre 10-12. âyetler şu gerçeği ortaya koymak­tadır: Bu dünyada insanlar başı boş bırakılmamıştır. Aksine herkesin neler yaptı­ğını bilen ve kayda geçen görevli melekler vardır. Bu âyetler, öncelikle âhireti ve uhrevî hesabı inkâr edenleri uyarmakla birlikte daha genel olarak inananı ve inan-mayanıyla bütün insanları, yargı ve adaletin ceza veya Ödüllendirmenin bu dünya­da olanlardan ibaret bulunmadığını; bu dünyada yerini bulmayan veya eksik kalan adaletin bir gün mutlaka eksiksiz gerçekleşeceğini; şu halde herkesin, hayatını bu sorumluluk bilinci ve duyarlılığı ile düzenlemesi gerektiğini hatırlatmaktadır.

Râzî,bu âyetlerle ilgili olarak özetle şöyle der: Kuşkusuz Allah Teâlâ, kulla­rının neler yaptığım bütün ayrıntılarıyla bilir; bunun için yapılanların yazılmasına, yazıcılara, şahitlere, belgelere ihtiyacı yoktur. Ancak O, kendisiyle insanlar arasın­daki ilişkileri onların kendi aralarında uygulayacakları usullere göre düzenler. İn­sanlar arasındaki hak ve sorumlulukları düzenlemenin en sağlıklı yolu, her şeyi kayda geçirmek; hesaplaşma aşamasında ise belge ve tutanakları ortaya koyarak hakkın yerini bulmasını, adaletli bir sonucun alınmasını sağlamaktır. İşte kıyamet günündeki hesaplaşma da böyle olacaktır.[9]

 

13-16. Amellerin kayda geçirilmesi ve uhrevî yargı sürecinin sonucu özetlen­mektedir. Sûrenin ana konusu kıyamet ve âhiret ile uhrevî sorumluluk olduğuna göre buradaki "erdemliler" (ebrâr), bir gün kıyametin kopacağına, dünyada yapıp ettiklerinin kaydedildiği belgelerin önüne konacağına ve bunların hesabını verece­ğine İnanarak bu belgeleri yani amel defterlerini iyİlikleriyle dolduran mümin ki­şidir. Bu duyarlılık birçok âyette takva kavramıyla da ifade edilmektedir. "Kötü­ler" (füccâr) ise kıyamete, uhrevî yargı ve sorumluluğa inanmayan, amel defterini kötülüklerle kirletenlerdir. Ehl-i sünnet âlimleri buradaki "füccâr'la sadece inkar­cıların kastedildiğini, günahkâr müminleri kapsamadığını belirtirler; çünkü onlar kıyamet ve âhirete inanırlar.[10]  Ancak, bu âyetlerin, inananıyla inanmayanıyla herkesi âhiret kaygısı taşımaya çağırdığından kuşku yoktur.[11]

 

17-19. Hz. Peygamber'e yöneltilen bu sorular hesap gününün ne derece önemli ve dehşet verici olduğunu gösterir. O gün hiçbir kimse başkası için bir fay­da sağlayamaz, kimse kimseyi koruyamaz; herkes kendisini düşünür ve kendi der­diyle uğraşır. Herhangi bir zararı dokunabilir endişesiyle çoluk çocuğundan ve ya­kın akrabasından dahi kaçar. Allah izin vermedikçe hiçbir şefaatçi şefaat edemez. O gün iş Allah'a kalmıştır.[12] O dilediği gibi tasarrufta bulunur, kimseye -dünyada verdiği gibi- tasarruf yetkisi vermez.[13]



[1] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/495.

[2] bk. Buhârî "Tefsir", 82; Tabe-rî, XXX, 54

[3] îbn ÂşûT, XXX, 169

Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/495.

[4] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/495.

[5] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/496.

[6] bk. Fur-kan 25/25; Hakka 69/16; Rahman 55/37; Nebe' 78/19-20; Tekvîr 81/1-6

[7] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/496-497.

[8] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/497.

[9] XXXI, 83

Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/497.

[10] Bu tartışma için bk. Râzî, XXXI, 84-85

[11] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/497-498.

[12] krş. Mü'min 40/16

[13] Şevkânî, V, 459-460

 Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/498.