Mutaffifin Suresi - 083Mutaffifin - 10. Sayfa
MÜTAFFİFÎN SÛRESİ
Mekke-i Mükerremede inmiştir. Otuz altı âyettir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
"Ölçekte ve tartıda hîle yapanların vay hâline!"
Bu sûrenin nüzul sebebi şöyledir; Rasûlullah (s.a.v), MecSne-i Münev-vereye geldiği zaman oranın halkının eksik ölçtüğünü ve tarttığını gördü. Onlan bu tutumdan yasakladı. Onun sözünü dinlemediler. Hak Teâlâ bu sûreyi gönderdi. "Veyl" cehennem de "bir dere" adıdır. Orada çetin azap vardır.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
"XI onlar İnsanlardan ölçekle aldıkları zaman tastamam alanlar; bnlara ölçekle, yahut tartı İle verdikleri zaman İse eksiltenlerdir."
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
"Sahiden onlar dlriltileceklerini sanmıyor (lar) mı? Büyük bugünde... Âlemlerin Rabbİ İçin insanların kalkacağı günde..."
Bu ölçü ve tartıda hîle yapanlar gerçekten öldükten sonra dirilecekle-
{Cüz-. 30 Âyet: 7-10) Müdaffifin Sûresi 389
rine yoksa inanmıyorlar mı? Sanki inanmayanlar gibi din kardeşlerini aldatıyorlar. Kul hakkını çiğniyorlar. O gün çok korkunçtur! Sonuçlan da çetindir! Allah'ın huzurunda tam "beşyüz yıl" dururlar, o günde... Bu zaman gerçek mü'minlere, hilebaz olmayan takva "sabahtan öğleye kadar" olacaktır. Kâfire, münâfıka uzun gelecek...
Abdullah ibn-î Ömer (r,a) şöyle söylemiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Sizden biriniz o gün Allah'ın huzurunda durmanın utancından tâ dizinin yarısına kadar tere batar." İbn-i Mes'ûd (r.a): "Kâfire terden gem vurulur. Sıkıntının şiddetinden (Beni bundan kurtarın. Cehenneme gitmek pahasına da olsa!) demeye başlar," demiştir.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
"Sakini Çünkü kötülerin kitabı muhakkak ki 'siccîn' dedir."
Bu kâfirler öldükten sonra dirilmeyi inkâr ederler. Bu fâcir kâfirlerin yeri, amellerinin kitablannın yeri "SİccînMedir, O, yedi kat yer altında bir taşdtr. Bu korkunç yerde kâfirlerin, fâcirlerin, insanlardan cinlerden aynı yolda olanların dîvanları bulunur. îkrime, "O siccîn'de demek: Hüsran içindedir demektir," der. "fâcir" kelimesi "takvâ"nın karşıtıdır. Facir olan diyanî perdeyi yırtan kişidir. Bunun en azmanı ise kâfirdir. Sonra münafık... Sonra da onlara benzeyen amelî nifak içinde olan müslümanla-rın fâcirleri gelir. Fâcir, kâfîr'den daha kapsamlıdır. Şeytanlar, kâfirlerin amellerine tanıklık edeceklerdir. Nitekim melekler de mü'minlere tanıklık edeceklerdir."
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
"Sıccînin ne olduğunu sana hangi şey bildirdi? (O) yazılmış bir kitabtır. Yalan sayanların o gün vay hâline!"
Yâ Muhammedi Siz o "Siccînflin ne görkemli şey olduğunu Biz Azîmüşşân bildirmezsek nereden bileceksiniz?"
O, bir kitaptır ki, bütün şer dîvanlan onda toplanmıştır. O dîvanların yazdıkları kötülükleri kâfirler, şeytanlar, cinnilerin müslüman olmayanları ile müslümanların takva sahibi olmayanları İşlemişlerdir. Şu kimselere yazıklar olsun ki: Kimileri dilleriyle, fiilleriyle (kafirler gibi), kimileri de sırf
390 MOdafHftn Sûresi (Gü2: 30 Âyet: U-17)
fiilleriyle-inandik demelerine rağmen- o peygamberlerin getirdiği ilahî mesajları yalanlamışlardır.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
"Kİ onlar, o ceza gününü yalan saymakta olanlardır. Halbuki onu haddi aşkın ve taşkın, günaha düşkün olan her kişiden başkası yalan saymaz, karşısında âyetlerimiz okununca evvelkilerin masalları demiştir o"
Bu ceza gününü ancak Velîd bin Mugîre ve ben2erleri, peşinden giden manevî dölleri ve yandaşları yalanlar ona "Eskilerin masalları" gözüyle bakarlar. Ona itibar etmezler. Gereğini dolayısıyle yapmazlar.
Yüce Allah şöyle buyurmuştun
"Hayır... Bilâkis, onların kazanmakta oldukları (günahları) kalplerini paslandırmıştır."
Küfür-günahlan kalplerini kat kat paslandırmıştır. Akıllan mağlûb olmuştur. Kalplerinde hayat kalmamıştır. Bundan dolayı yalanlarlar. Burada sürekli günah işleyenlere de bir uyarı var. Çünkü kâfirlere benziyorlar.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
4 "Hayır (inanmazlar)! Şüphesiz ki onlar o gün Rablerinden kesinkes mahrumdurlar. Sonra onlar muhakkak ve muhakkak o alevli cehenneme gireceklerdir. Sonra da (onlara): İşte (bu azap) sizin yalan saymakta devam edegeldiğinlz şeydir, denilecek."
Kâfirler âhirette Allah'ı göremezler. Rahmetinden de yoksun olurlar. Yerleri ise cehennemdir. Orda sonsuza dek kalırlar. Cehenneme girince onun hizmetçileri, görevlileri onları "azarlamak için" öyle derler: "Bu, cehennemdir! Siz peygamberlerimizden bunu işitirdiniz. Ama boyuna yalanladınız. İşte bu gerçek yerinizde tadın azabı bakayım!"
Yüce Allah kâfirlerin hallerini beyandan sonra mü'minlerin hallerini sövle bildirmektedir:
(Cüz: 30 Âyet: 18-26) Müdaffifin Sûresi 391
"Gerçekten İyilerin kitabı, hiç şüphesiz İlliyîn'dedir. İUIyytn'İn ne olduğunu sana hangi şey bildirdi? (O) yazılmış kitabdır. Ki huzurunda mükarreb (melekler) bulunur."
Mü'minlerin amellerinin berâtı "illiyyin" İçindedir. O yedinci kat göktedir. Onun sânını belirtmek için sen ey Muhammedi Biz bildirmezsek onu nereden sağlıklı öğrenebilirsin? Onları "Allah'a yakınlığı olan melekler" yazarlar. Onlann yeri de 7. kat göktedir. Mü'minlerin işledikleri sâlih ameller onların tanıklığı altında bu dîvanlarda bulunur. Diğerlerine şeytanlar tanık, bunlara mü'minlere de melekler şahit arada tam bir fark var...
Yüce Allah şöyle buyurmuştur;
"Şüphesiz ki o iyiler nimetler İçindedir. Süslü tahtlar üzerinde temâşâ, edeceklerdir. Öyle ki sen o nimetin güzelliğini yüzlerinde (görünce) tanırsın."
Sâlihler, sâdıklar olanlar cennetler içinde bulunan süslü tahtlar üstünde otururlar. Birbirleriyle sohbet ederler. Hak Teâlâ'nın dîdânnı temâşâ ederler. Aynı zamanda cehennemde azâb olan din düşmanlarını da görürler. Hallerine hamdedeiier. Onlar azaptayken bir görseniz!,.. O cennetlikleri, yâ Muhammed, yüzlerine vuran nimetlerin revnaklıklanndan, tazeliklerinden tanırsın..
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
"Onlara mühürlü, hâlis bir şaraptan içirilecek ki, onun (İçiminin) sonu bir misktir. O halde yatışanlar buna kavuşmak İçin yarışsınlar."
Cennetliklerin sefa sürmeleri cümlesinden olarak "dupduru, sarhoş etmeyen, abuk-sabuk konuşturmayan şaraptan*1 içerler. İçimi güzel, kokusu ise misk gibidir, tşte bu ve benzeri nimetler için sâlih ameller işleyerek "hayırda ve takvada yarışarak" gayrete geliniz.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
392 Müdaffifin Sûresi (Cüz: 30 Âyet: 27-32)
"(O şarabın) katkısı "Tesnîm dendir. (O) bir pınardır ki mukar-rebler onu İçerlen"
Bu 'Tesnîm ile karışık Rahîk şarabı", yukarıdan aşağıya dökülen bir pınardır. Allah'a çok yakın olan mukarrebler- o katıksız şarabı (Tesnîm'i) içerler. Ama amel defterleri sağdan verilenler karışık şaraptan içerler. Niyet ve amel durumuna göre nîmet değişiyor.
Bundan sonra yüce Allah kâfirlerin ahvâlinden bahsederek şöyle buyurmaktadır:
"Doğrusu, günah işleyenler îman edenlerden kimine gülerlerdi. (Mü'mİnler) yanlarından geçerlerken birbirlerine kaş-göz işaretleri yaparlardı."
Müşrikler zayıf, kimsesiz mü'minleri gördükleri vakit dünyada kaş-goz hareketiyle onlarla alay ederlerdi... Aralarında "Bakın şu Muhammed (s.a.v)' e uyan sefihler-câhiller!" diye onları hor görürlerdi. Bu âyet-i kerîmenin nüzul sebebi şöyledir: Hz. Ali (r.a) mü'minlerden bir grupla giderlerken münafıklardan bir grup orada oturuyorlardı. Mü'minlere gülüştüler. Onların hakkında ve hüküm bakımından ise onlar gibi davrananlar hakkında bu âyet geçerlidir.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
"Ailelerine döndükleri zaman zevk duyarak dönerlerdi. Onları gördükleri zaman: Bunlar muhakkak sapıklardır, derlerdi."
Müslümanlarla alay edenler bunları böbürlenerek ailelerine de anlatırlardı. Aralarında mü'minlerin hallerini tartışırlardı. Atalarını bırakarak, Muhammed (s.a.v)1 e uyan mü'minlere "sapıtmışlar" derlerdi. Onlar görme özürlüdürler, kalpleri kapalıdır. Mü'mİnler birer ayna gibidirler. Hangisine baksalar kendi sıfatlarını görürler: Sapıtmışlik saplantılarını görürler.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
(Cü2: 30 Ayet: 33-36) Müdaffifin Sûresi 393
"Halbuki onlar (mü'minlerin) üzerlerine gözcüler olarak gönderilmemişlerdi. İşte bugün de îman edenler o kâfirlere gülüyorlar..."
Önemli olan sonu iyi getirmedir. Dünyâda takva ruhu ile yaşayanlar orada onlara gülecekler. Çünkü misilleme yapacaklar. Etme-bulma dünyâsı...
Yüce Allah devamla şöyle buyurmuştur:
"Tahtlar üzerinde (onlara) bakarak. (Nasıl) o kâfirler İşteyegel-diklerinin cezasına çarpıldı (lar) mı?"
Bu sefa içindeki mü'minler, katı azap içindeki kâfirleri seyrederler, öyle azap içinde kıvranırlar ki tanıdıklarına her biri: "Yâ filan oğlu filan! Beni burdan kurtar," der. Ancak buna izin verilmez. O mü'min tanıdığı da onunla alay eder. Çünkü dünyâda takva yaşayışından dolayı çok alaya alınmıştı. Hukukta temel prensiplerden biri de şöyledir: "Amelin cinsinden ceza verilir". Alaya alay gibi.
. Übeyy bin Kaab (r.a) Rasûlullah (s.a.v)' in şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: "Kim Mudaffifih sûresini okursa, Allahü Teâlâ onu kıyamet gününde mühürlü hâlis şaraptan suvaracak, içirecek."
İslami Okul Okulların En Önemlisi