Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Mutaffifin Suresi - 083Mutaffifin - 20. Sayfa

MUTAFFİFİN SÛRESİ 2

Sûrenin Tanıtımı 2

İnceleyeceğimiz ayetler sırasıyla şu hususları içeriyorlar: 2

Bazı Sûrelerin Nüzul Sırasıyla İlgili Bir Açıklama. 4


MUTAFFİFİN SÛRESİ

 

Kur'an'daki Sırası       : 31

Nüzul Sırası                : 57

Ayet Sayısı                 : 34

İndiği Dönem             : Mekke

 

Sûrenin Tanıtımı

 

Bu sûrede, ölçü ve tartıda insanları aidalan sahtekarlara yönelik sert eleştiriler yer alı­yor, insanların, Allah'ın huzurunda mutlaka hesaba çekilecekleri uyarısında bulunarak, bu tür olumsuzluklardan vazgeçilmesi isteniyor. Bu münasebetle bir kez daha, Allah'ın ayet­lerini yalanlayanlarla, mü'minlehn kıyamet günü nasıl bir akibetle karşılaşacakları anlatılı­yor. Ardından, dünyada kafirlerin mü'minlerle alay etmeleri, ahirette ise, bunun tam tersi­nin olacağı hikaye ediliyor. Tüm ayetlerin bir kerede indiklerini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Tefsirimize esas aldığımız mushafta, bu sûrenin Mekke döneminde inen son sûre ol­duğundan söz edilir. Nüzul tertibine ilişkin rivayetlerin büyük çoğunluğunda da yine süre­nin, Mekke döneminin sonlarında indiği vurgulanıyor. Bazılarında ise, en son inen sûre ol­duğu ifade edilerek, tefsirde esas aldığımız mushafta dile getirilen görüş pekiştirilir. Ne var ki, sûrenin içeriği ve ifade tarzı, insanın içinde bir kuşkunun uyanmasına neden oluyor. Tıpkı diğer kısa sûreler gibi, onun da Mekke döneminin başlarında indiği sanısını güçlen­diriyor.[1]

 

Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla

1- Eksik ölçüp tartanların[2] vay haline.

2-  Ki onlar, İnsanlardan ölçerek aldıklarında noksansız alırlar.

3-  Kendileri onlara ölçtüklerinde veya tarttıklarında eksil­tirler.

4- Yoksa onlar, dİrütileceklerinİ sanmıyor mu?

5-  Büyük bir günde,

6- İnsanların alemlerin Rabbi için kalkacağı günde.

 

İnceleyeceğimiz ayetler sırasıyla şu hususları içeriyorlar:

 

1- Bir şeyi satın alırken tam ve noksansız ölçüp tartan, buna karşın başkasına bir şeyi satarken eksik ölçüp tartan, dolayısıyla başkalarını zarara uğratmak suretiyle kar elde et­meyi amaçlayan kimselere yönelik ağır bir eleştiri.

2-  Uyarı amaçlı bir soru. Bunu yaparken, ölümden sonra büyük bir günde diriltile-ceklerini, alemlerin Rabbi olan Allah'ın huzurunda toplanacaklarını ve tüm amellerinin hesabını vereceklerini bilmiyorlar mı? diye yöneltilen bu soru ile, tutumlarını gözden geçirmeleri amaçlanıyor.

Eleştirel bir özelliği bulunan "veyl" vay haline deyimi ile başlayan iknici sûredir bu. İlk bakışta da farkedildiği gibi, sûrenin bu ilk ayetlerinde, Rasulullah (s) döneminde, Mekke'li bazı tüccarların ahlaki özellikleri çiziliyor. Bu, aslında her zaman ve mekanda ortaya çıkabilecek genel bir karakterdir. Bu yüzden eleştiri ve uyarının mutlak olması muhatapların somut olarak belirtilmemiş olması sözkonusu ahlaki sapmanın genel olu­şundan kaynaklanıyor. Bununla, hile ve aldatma yoluyla insanların malına elkoymanın, haklarını yemenin, eksik ölçüp tartmanın çirkinliğini vurgulamaya dönük evrensel bir mesaj amaçlanıyor.

"İsra" ve "En'am" sûrelerinin ilgili ayetlerinde doğru ve hassas ölçü ve tartı aletle­riyle eksiksiz ölçüm ve tartım yapılması emredilmişti. Tefsirini yaptığımız bu sûrede ise, bunun nedenli önemli bir ahlakî durum olduğu vurgulanıyor. Böylesi önemli ahlaki problemler, her zaman ortaya çıkan ve tüm insanları ilgilendiren özellikte oldukları için, Kur'an-i Kerim bunların üzerinde önemle durur. Dolayısıyla, incelediğimiz ayetlerin içerdiği eleştiri ve uyan, sözkonusu diğer iki sûrede değişik bir üslupla sunulan mesele­yi pekigtirici, önemini vurgulayıcı niteliktedir.

Ayetlerin kapsadığı soru nitelikli ifade, Kur'an'ın öteden beri vurguladığı bir hususu Önplana çıkarmaktadır: Çoğu insanın pervasızca günah işlemesi, ahirette hesaba çekile­ceklerini hesaba katmamalarından ileri gelir. Hiç kuşkusuz bu durum, Allah'ın hikmeti ile doğrudan ilgilidir. Kur'an'-ı Kerim, ahiret kapsamında diriliş ve hesaplaşma olgula­rını işlerken bu hikmetin üzerinde durur.

Müfessir Tabresi, İbn Abbas'tan rivayet eder ki: Medineliler ticari ahlakları son de­rece bozuk, ölçü ve tartıyı noksan yapan kimselerdir. Rasulullah (s) Medincye hicret edince, yüce Allah bu ayetleri indirdi. Rivayet edilir ki (Bundan sonraki açıklamalar Ta-berusi'ye aittir.) Medine'de Ebu Cüheyne adında bir adam vardı. Bu adamın iki tartı aleti vardı. Bir şeyi satın aldığında biriyle, başkasına sattığında ise ötekisiyle tartardı. Bunun üzerine yukarıdaki ayetler indi. Bunun anlamı şudur: Medine inişli sûreler ara­sında gösterilen bir sûrenin başında, Medine inişli ayetlerin konulmuş olması ile ne tür bir hikmetin göz Önünde bulundurulduğu anlaşılır gibi değildir. Sûrenin bütün olarak içeriği ve ifade tarzı da onun Mekke inişli olduğunu ortaya koymaktadır. Az önce de vurguladığımız gibi, sûrenin konusu Mekke inişli sûrelerde işlenen konular arasında yer alır. Öyle anlaşılıyor ki, sûrenin başındaki bu ayetler, Medine'de yaşanan bu tür ahlaki bir sapmadan dolayı eleştiri ve uyarı amacına yönelik olarak bir kez daha gündeme geti­rilmiştir. Sözkonusu karışıklık buradan kaynaklanıyor olsa gerektir.

Mekke inişli sûrelerde yer alan ve Medine inişli olduklarına ilişkin rivayetler bulu­nan birçok avetle Üeili değerlendirmemiz budur.[3]

 

7- Hayır![4] ' fâcir olanların kitabı şüphesiz sıccin[5] dedir.

8- Sıccinin ne olduğunu sana öğreten nedir?'[6]

9- O yazıM[7]' bir kitaptır.

10- O gün, yalanlayanların vay haline.

11- Ki onlar, din gününü yalanlıyorlar.

12-  Oysa onu, sınır tanımaz saldırgan günahkar olandan başkası yalanlamaz.

13-  Ona ayetlerimiz okunduğu zaman' "Geçmişlerin ma­sallarıdır" dedi.

14-  Asla, hayır, onların kazandıkları kalpleri üzerinde pas tutmuştur[8]'.

15-  Hayır; gerçekten onlar, Rablerinden perdelenerek yok­sun tutulmuşlardır.

16- Sonra onlar, kuşkusuz cehenneme yollanacaklardır.

17-  Sonra onlara: "İşte sizin yalanladığınız şey budur" de­nir.

 

Ayetlerde din gününü (ölümde sonra sorgulanma, hesaba çekilme) yalanlayan gü­nahkarlara karşı şiddetli bir atağa geçiliyor. Zaten ayetlerin başında da meselenin onla­rın sandığından da dehşetli olduğunu vurgulayan bir sakındırma, uyarma ayeti yer al­maktadır. Ardından, suçlu günahkarların akıbetlerinin belirlendiği ilan ediliyor. Burası dipsiz ve karanlık bir çukurdur. Kıyamet günü azap çekmeleri için hazırlanmıştır. İnsanı iliklerine kadar titreten dehşet verici bir akibet... Yalanladıkları ceza gününde vay onla­rın haline....Ama o günü sadece tüm sınır tanımaz azgın günahkarlar yalanlar. Bunlar Allah'ın ayetlerini duydukları zaman, "bunlar geçmişlerin efsanelerinden başka bir şey değildir" derler. Gerçekte ise işledikleri günahlar ve ruhlarına kazıdıkları şer ve iğrenç­lik karakterleri basiretlerini bağlamış, gözlerini perdelemiş, kalplerini taş 1 aştırmıştır. Onlar, Allah'tan ve rızasından uzak tutulmuşlardır. İleride cehenneme yollanacaklar ve "İşte sizin dünyadayken yalanladığınız cehennem budur" denilecektir.

Bu ayetlerle Önceki ayetleri, dehşet verici kıyamet gününde dirilişin gerçekleşeceği­ne ilişkin uyan birbirine bağlıyor. O günde insanlar, Allah'ın huzurunda toplanacaklar­dır. Böyle olunca da, ayetler arasında konu ve akış bütünlüğü kendiliğinden oluşuyor.

Günahkârlara yönelik bu hamle, son derece etkileyici ve ürperticidir. Dinleyicilerin yüreklerini hoplatır türdendir. Öte yandan, günahkarların böylesine dehşet verici sarsıcı bir uyarıyı gerektirecek kadar inatçı ve büyüklük taslayıcı bir tutum içinde olduklarını da gözler önüne sermektedir. Uyan, küfür ve günah nitelikli tutumlarını ısrarla sürdü­renler açısından kesinlikle gerçekleşecektir.[9]

 

18- Hayır; iyilerin kitabı "İlliyyin" dediK[10]'.

19- İllİyyin'in ne olduğunu sana öğreten nedir?

20- Yazıcı bir kitaptır.

21- Ona yakınlaştırılmış olaniar[11]' şahid olur.

22- Gerçek şu ki, iyiler, eibette nimetler İçindedirler.

23- Tahtlar üzerinde bakıp seyretmektedirler.

24-  Nimetin parıltılı sevincini sen onların yüzlerinde tanır­sın.

25- Onlara mühürlü katıksız bir şaraptanf[12] içiriür.

26-  Kİ onun sonu misktir. Şu halde yarışmak isteyenler, bunun için yarışsınlar[13].

27- Onun karışımı "tesnim" dendir'[14]'.

28-  Bir kaynak ki, yakınlaştırılmış olanlar ondan İçer.

 

Kur'an'ın kendine özgü ifade tarzı uyarınca bu ayetler, günahkârlannkine karşılıkolarak, iyilerin kıyamet günü karşılaşacakları akibeti tasvir ediyor: Akıbetleri illiyyin olarak yazılmış, belirlenmiştir. Bu akibet, yazılı bulunan amellerinin karşılığıdır. Yakın-laştmlmış gözde melekler de buna tanıklık etmektedirler. Konaklayacaktan yer, nimet­ler yurdudur. Yüzleri orada sevinçle parlar. Nimetin parıltısı yüzlerine vurmuştur. Mec­lislerinde katışıksız halis şarap içerler. Karışımı ise, cennetteki "tesnim" adlı pınarın su­yudur. Şarap testileri misk özüyle mühürlenmişlerdir. Bu yüzden şarabın tadı ve kokusu miski andırır. Bu ödüller kuşku yok ki, uğrunda yarışmaya değerdir. Yarışacaklar, bu ödülü kazanmak için yarışsınlar.

Ayetler arasında güçlü bir konu ve akış bütünlüğü vardır. Yapılan tasvir ise, gerçek­ten göz kamaştırıcıdır. Mü'minlerin yüreğine güven duygusu aşılayıcı niteliktedir. On­lara şevk vermektedir. Ayrıca bu onur verici nimetlere erişmeyi hakeden mü'minlerden övgüyle söz edilmekte, diğer insanlar da bu ödüle kavuşmak için iman ve salih amele teşvik edilmektedirler.[15]

 

29-Doğrusu, suç işleyenler, İman edenlere gülüp geçerlerdi.

30-Yanlarına vardıkları zaman, birbirlerine kaş göz eder­lerdi.

31-Kendi yakınlarına döndükleri zaman neşeyle dönerlerdi.

32-Onları gördükleri zaman ise: "Bunlar elbette şaşkın sa­pıklardır" derlerdi.

33-Oysa kendileri onların üzerine gözcü olarak gönderil­memişlerdi.

34-Artık bu gün iman edenler, kafir olanlara gülmektedir­ler.

35-Tahtlar üzerinde bakıp seyretmek suretiyle

36-Nasıl, kafir olanlar işlediklerinin karşılığını gördüler mi[16]

 

İncelemekte olduğumuz ayetlerden önce kafirlerin dünyada mü'minlere karşı takın­dıkları tavır, ardından da mü'mirilerin ahirette kafirlere karşı takınacakları tavır anlatılı­yor; Suçlu günahkârlar mü'minlerle karşılaştıkları her seferinde onlarla alay eder, onları küçümseyerek sapıklıkla suçlarlardı. Oysa mü'minlerin bu tür asılsız suçlamalarla en u-fak bir ilgileri yoktu. Bu suçlular, yakınlarının yanma döndüklerinde, sevinç içinde olur­lar. Asılsız inançları adeta akıllarını başlarından almıştır. Ama kıyamet günü, durum ter­sine dönecektir. Mü'minlcr mutluluk verici akibetten dolayı sevinecek, nimetler yurdun­da konaklayacak ve kafirleri alaya alıp içinde bulundukları kötü akibetten dolayı sevine­ceklerdir. Korkunç akıbetlerine bakıp bakıp eğleneceklerdir.

Bölümün ve sûrenin sonunu oluşturan ayet bir değerlendirme işlevini görüyor; Ka­firler eğer bu akibetle karşılaşmış!arsa bu onların işledikleri günahların gerçek karşılığı değil midir? diye soruluyor. Zaten sorunun cevabı kendi içindedir.

Aslında bu bölümü oluşturan ayetler bir bütün olarak önceki ayetler üzerine yapılan değerlendirmeler niteliğindedir. İlk bakışta da farkedildiği gibi kafirlerin eleştirilmesi, buna karşılık mü'minlerin de müjdelenmesi amaçlanmıştır. Bu arada Mekke döneminde kafirlerin mü'minlerc karşı sergiledikleri bir tavrı yansıtan bir manzara çiziliyor. Bu ay­nı zamanda sûrenin de sonunu oluşturuyor. Bu bakımdan bir kaç sûrenin sonu ile benzer yönleri vardır.

Ayetlerin özel bir yöntemle kapsadıkları bu tablo, sûrenin Mekke döneminin sonun­da indiğine ilişkin görüşün sahih olmayışına yönelik bir ipucu olarak da değerlendirile­bilir. Sûrenin içeriği ve genel üslubu yanında bu ipucu da, onun erken dönemde indiği­nin kanıtı biçiminde algılanabilir.[17]

 

Bazı Sûrelerin Nüzul Sırasıyla İlgili Bir Açıklama

 

Tefsirde esas aldığımız mushafta Ra'd sûresinin Muhammcd sûresinden, Hacc sûre­sinin Nur sûresinden, Rahman sûresinin Ra'd sûresinden, İnsan sûresinin Rahman sûre­sinden ve Zilzal sûresinin de Nisa sûresinden sonra indiği belirtilir. Yani sözkonusu beş sûre Medine inişlidir. Beri tarafta bu sûreler, rivayet edilen bazı sûre tertiblcrinde, Mek­ke inişli sûreler kategorisinde gösterilirler. Kısacası bu sûrelerin, tefsir bilginlerinin ak­tardıkları rivayetlere göre Mekki ya da Medeni oluşları ihtilaflıdır. Bazısında Medine inişli oldukları, diğer bazısında da Mekke inişli oldukları belirtilir. Bu sûrelerin Mekke döneminde indiklerini ifade eden bazı rivayetlerde, söz konusu sûrelerde yer alan kimi ayetlerin Medine döneminde indikleri dile getirilir. Yine, sûrelerin Medine'de indikleri­ni belirten bazı rivayetlerde de bunların içerdikleri kimi ayetlerin Mekke döneminde in­diklerinden söz edilir[18].

Gerçekte (Hacc sûresi hariç) adı geçen sûrelerin ifade tarzı ve içeriği bunların bütü­nüyle Mekke döneminde inen sûrelere benzediklerini ortaya koymaktadır.

Bu sûrelerin akışında Medine dönemine ilişkin bir tabloya rastlanmamaktadır. Hacc sûresini bu genellemenin dışında tuttuk. Çünkü sûrenin akışı içinde yer alan bazı ayetle­rin ifade tarzı ve içeriği, bunların Medine'ye hicret edildikten sonra indiklerini göster­mektedir. Ancak Hacc sûresinde yer alan ayetlerin genel karekteristiği ve içerikleri, Mekke inişli sûrelerin karakteristik özelliklerini ve içeriklerini yansıtmaktadır.

Bu yüzden kesin bir şey söylememekle beraber, söz konusu beş sûrenin Mekke dö­neminde indiklerini kabul ediyor ve bunları önsözde de söylediğimiz gibi, Mekke inişli sûreler kategorisinde inceliyoruz. Gerçi bu izlediğimiz mushafm sûre tertibiyle uyuşmu­yor; ancak bir çok faydasına inandığımız, sûreleri tertibine göre ve Mekke inişli sûrele­re öncelik tanıyarak tefsir etme düşüncesine uygundur. Önsözde bununla ilgili geniş açıklamalarda bulunduk; bir kez daha tekrarlamayı yararlı görmüyoruz.

Bu sûrelerin Mekke inişli olduklarını belirten tefsir kitaplarında, üzerinde görüş bir­liği sağlanmış bir tertibe rastlamadığımız için bunları Mekke inişli oldukları ve sırala­nışları üzerinde görüş birliği sağlanmış sûrelerden sonra incelemeyi uygun gördük.

Bu sûreleri mushaftaki tertibleri doğrultusunda şu sırayı gözeterek inceleyeceğiz: 1) Ra'd, 2) Hacc, 3)Rahman, 4) İnsan, 5) Zilzal.

Yüce Allah'tan -ulu kitabına hizmetten başka bir amaç gütmediğimiz- tüm çabaları­mızda bizi doğruya ve yararlıya ulaştırmasını dileriz. O münezzehtir, yücedir ve doğru­yu herkesten daha iyi bilir.[19]

 



[1] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 4/355.

[2] el-Tatfif Eksik ölçüp tartma.

[3] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 4/356-357.

[4] KellaMenetme, yasaklama edatı. Tefsir bilginleri bu edatın şu anlamı ifade ettiğini söylemişlerdir: Ey insanlar, tutumunuzdan vazgeçin, sa­kının. Çünkü mesele sizin sandığımızdan da önemlidir.

[5] İnne Kitabe'i fuccari iefi sıccin "Sıccin"kelimesinin kökü ile ilgili olarak: "es-sicn= zindan"den türetilmiş bir sıfat-i mübalağadır. Bu adlandırmada, oraya girenlerin sürekliliği gözönünde bulun­durulmuştur, şeklinde bir yorum yapılmıştır. Bir diğer değerlendirmeye göre "sıccin; uzak ya da derin ve karanlık, yer demektir". Bazısı, onu "cehennem­de bir kuyu" olarak açıklamışlardır. Hangi anlamı ifade ederse etsin, bu keli­me ile kafirlerin kıyamet günü içinde azablandınlacaklan bir mekan kastedil­miştir. Bu kelimenin yer aldığı cümleden çıkan sonuçsa şudur: Facirler (gü­nahkarlar) için Öngörülen yazılan hüküm: Onlar "sıccin" denilen yere gire­ceklerdir". Yalanlayanların vay haline" ifadesi ve bundan önceki ayetlerde kıyamet gününe işaret edilmiş olması, bu değerlendirmeye ilişkin kanıtlar ve ipuçları niteliğindedir.

[6] Ve maedrake ma sıccin "Sıccin" denilen yerin dehşetliliğini, korkunçluğunu vurgulamaya yönelik bir ifade.

[7] Merkum Yazılı. Yani gün ahkarların akıbeti yazılmış ve karara bağlanmıştır.

[8] Ram örtmüştür veya perdelemiş tir. üzerinde pas tutmuştur.

[9] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 4/359.

[10] İnne kitabe'l ebrari lefi illiyyin "illiyyi" kelimesi "uluv= yücelikken türetilmiş mübalağa sıfatıdır. "sıccin"in karşıtı olarak kullanılmıştır. Cümle bütün olarak şu anlamı ifade eder: İyiler hakkın­da şöyle yazılmıştır; onlar ileride içinde çeşitli nimetlere kavuşacakları "illiy-yin"e erişeceklerdir.

[11] el-mukarrobun Yakınlaştırılmış olanlar. 21. ayette "melekler" anlamında kullanılmıştır. 28. ayette ise, Allah'ın yakınlaştırılmış gözde kulla­rı anlamında kullanılmıştır. Bu sonucu her iki ayetin akışından algılıyoruz.

[12] Rahik Katışıksız halis şarap

[13] Mahtumin hitamuhu miskun Şarap testisi misk özü ile mühürlenmiştir. Bu yüzden tadı ve kokusu misk gibi olur.

[14] Mizacuhu min tesnim Mizacı yani şaraba olgunlaşma­sı için katılan sıvı. Bu karışım "tesnim" adı verilen cennet pınarının suyundan elde edilir. 'Tesnim" ise "sinam" kökünden türetilmiştir ve yüksek yer de­mektir. Yani, yüksek bir yerden aktığı için "tesnim" diye adlandırılan suyun kaynağı.

[15] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 4/360-361.

[16] Sıtvvibe ödüllendirildi, cezalandırıldı. Sevab aldı.

[17] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 4/362.

[18] Bu surelerin her birini incelediğimizde adı geçen kaynaklardan sözedeceğiz.

[19] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 4/362-363.