Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

İnşikâk Sûresi Mekke-İ Mükerremede İnmiştir - Kuran - 084Insikak - 10. Sayfa

İNŞİKÂK SÛRESİ        

Mekke-i Mükerremede inmiştir. Yirmi beş âyettir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"Gök yarıldığı, Rabbinİ dinleyip boyun eğdiği zaman, ki gök zâten buna lâyık olarak yaratılmıştır."

Yâ Muhammedi O Mekke'lilere şu gerçeği bildir: Rabbinin kıyamet kopmasıyla ilgili emri yüzünden gökyüzü, Allah'ın bu heybetli buyruğunu işitince parça parça olmuştur. Zâten gökyüzü emri dinleme ve gereğini isteyerek yapmaya uygu yaratılmıştır.

Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"Yer uzatıldığı, içinde ne varsa atıp bomboş kaldığı, Rabblnl de dln/eyip boyun eğdiği zaman, ki yer zâten buna lâyık olarak yaratılmıştır."

Ey şanlı peygamberim! Şunu da Ashâb ü Ümmetine bildir; Allah, yeryüzünü bir hah gibi yayacak. Bunu genişletecek. Bütün yerin altındakiler üstüne çıkacaklar. Yer de bunu isteyerek kabullenecek. Çünkü, buna yetenekli yaratılmıştır. Yeryüzü dümdüz olacak. Dağlar da kaybolacak Ali bin Hüseyin (r.a) Rasûlullah (s.a.v)' den şunu rivayet ediyor: "Kıyamet günü olduğu zaman, Allah yeri genişletecek. İnsan, yaratık çokluğundan dolayı herkes ancak ayak basacak kadar orada bir yer bulabilecek. Yerin altındaki insan, hazîne hepsi üstüne çıkacak. Yeryüzü içini dökecek. Emâneti yerine getirecek.

(Cüz: 30 Âyet: 6-12) İnşikâk Sûresi      395

"Ey İnsan, sen Rabbine (kavuşuncaya) kadar doğrusu durmayıp didineceksin. Nihayet Ona kavuşacaksın."

Ey kâfir adam, tevbesiz güya inanan ve fakat sürekli emirleri çiğneyen, yasaklan da işleyen münafıklar, yaptıklarınız Rabbinizin azametli huzurunda karşınıza çıkacak. Bu bakımdan serden vazgeçin. îmana gelin. İtaatli olun ki Ona "iyiler olarak11 kavuşma bahtiyarlığına eresiniz. Rabbi-nin rızâsını kazanmak azmiyle amel et, işlerini bu niyetle yap. Onun huzurundaki mahcupluk dünyâdaki bir büyüğün önünde işlenen suçtan çok baskındır. Bunu bil. Allah'ın rızasına uymayan amelin ve işin bir gerçek değeri yoktur. Ey kâfir ve nankör insan! Bu gerçeği nefsine iyice kabullendir. Yoksa yoldan çıkarsın.

Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"O vakit (amel) kitabı sağ eline verilen kimseye gelince, kolayca bir hesap ile muhasebe edilecek o; ehline de sevinçli dönecektir.

Kıyamet gününde halk iki kısma ayrılacak. Bir kısmının beratları (amel defterleri) sağ ellerine verilecek, Allahü Teâlâ "onların kolay hesapla-hesap vermelerini" ferman edecek. Öyle de olacak. Sonra da cennete, yüce Allah'ın kendileri için yarattığı hurilere, cennetlik hanımlarına sevinerek dönecekler.

Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

t

"Amma kitabı arkasından verilen kimse, derhal helakini temenni edecek, o şiddetli ateşe girecek."

Kâfirlerin sol elleri göğüsleri yarılarak arkadan çıkarılacak ve amel defterleri böyle zahmetli bir halde verilecek. Yüzleri de kapkara olacak. Kafaları da geriye dönecek. Ve eyvah yandım diyecekler.

Devamında Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

396    Inştkâk Sûresi {Cüz-. 30 Avret: 13-20)

 

"Çünkü o, ehil İçinde bir şımarıktı. Çünkü o, hakîkaten ve katiy-yen (Rabbine) dönmeyeceğini sanmıştı. Hayır. Çünkü Rabbi onu çok iyi görendi."

Kâfir dünyada yaptıklarına, malına şımarıktı. Kendine nimetleri vereni unutmuştu. Öldükten sonra da Eabbine kavuşmayacağını sanmıştı. Hayır, iş o kâfirin zannı gibi değildir. Allah onun her hâline tam vâkıftır. Dünyadaki yaptıklarının karşılığı cezasını verecektir.

Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"Hayır! Andederim o şafaka. O geceye ve onun derleyip topladığı şey (ler) e, siz, hiç şüphesiz, o halden bu hâle bineceksiniz. Öyleyse onlara ne (oluyor) ki îman etmiyorlar?*

Şafak vaktine yemîn ediyor Allah. Güneşin batımından sonra görülen kızıllığın ardından gelen beyazlıktır, şafak. O vakit Bizim arif kullanınız ibâdet ederler. Serden yılarlar. Geçimi temin için gündüz her yere dağılan insanlar ve hatta hayvanlar yuvalarına dönerler. Hepsini karanlık toplar. Ay'a da yemin olsun ki, onun nuru on üç, ondört ve onbeşinci günlerde tamam olur. Hiç karanlık kalmaz dünyâda. Nurlu olur. Allahü Teâlâ bunlara andiçerek buyurdu ki: Ey insanoğlu sen halden hâle döndürülürsün böylece. Şöyle ki: Bir damla nûtfeden et-sinir ve suret olup canlanırsın. Dünyaya gelirsin. Belli bir çocukluk dönemi yaşarsın. Sonra kara yağız delikanlı olursun.

Sonra evlenirsin. Çoluk-çocuğa karışırsın. Sonra olgunluk dönemini yaşarsın. Nihayet dünyâdaki yolculuğunun en rezil dönemine" (yaşlılık çağına) girersin. Orada her şeyini hemen hemen kaybedersin. Bize ister istemez dönersin. Ama içini büyük bir hasret kaplar: Hem yaptıklarına, hem de isteyip de yapamadıklarına!.. Sonra da ölüm şerbetini™ içersin. Uykuya benzer "bir berzâh-kabir hayatı" yaşarsın. Kıyamete değin bu sürer. Düşün Hz. Âdem (a.s)' den beri azap içinde bekleyenleri! Sonra da (Sûr) üfürü-lünce tekrar diriltilirsiniz. İkinci Sur ile huzurumuzda toplanacaksınız. Hepinizin hesabını, ey insanlar ve cinler, göreceğiz! İyiler cennete, kötüler cehenneme gidecekler. Bütün bu dehşetli oluşumlara muhatap olan insan

(Cüz: 30 Âyet; 21-25) Inşikâk Sûresi    397

sen neyine güveniyorsun da Kur'anı tasdik etmiyorsun? Ey mü'minler! Siz de niçin gevşek davranıyorsunuz? Kur'an'ı "hayatınızın mihveri" yapmıyorsunuz? Halden hâle geçmek, kısaca budur. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

"Ve karşılarında Kur'an okunduğu zaman eğilmiyorlar? Bilâkis o küfredenler tekzîp ederler."

Bu kâfirlere Kur'an okunduğu halde mütevazı davranmazlar da onu inkar ederler. Onun hükmüne boyun eğerek secde etmezler. Ne kadar deliller ve mucizeler varsa hepsi bizim kudretimizi gösterdiği halde inkâr edersiniz. Tekzipleri mucizelerle îmana dönüşmez. Bilâkis inkârları artar.

Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

"Halbuki Allah onların yüreklerinde neler saklıyorlar, pek iyi bilendir. Bunun için sen (Habîbİm) onları elem verici bir azap ile müjdele:"

Bundan sonra şunları müstesna tutarak Yüce Allah buyurdu ki:

"îman edip de güzel güzel amel edenler müstesnadır. Onlar İçin bitip tükenmeyen bir mükâfat vardır."

Yâ Muhammedi Kâfirlere olan yukardaki tehdidimizden mü'min kullarımız hâriçtir. Bunu onlara bildir. Onlara cennet ve daimî nimetlerini bildirerek müjdele. Bu âhiret nimetlerimize müstehâk olan mü'minler tam îman ederler. Ona dayalı ihlâslı ve düzgün amel ederler, İstikamet üzere yaşarlar. Farzları vaktinde yaparlar. Sünnetleri de terketmedÜer. Bizim cennetteki nimetlerimiz eksilmez. Süreklidir. Minnetsİzdir. Yâni, başa kalkmayız. Çalışan muttaki kullarımız, bu güzel hayata kavuşmak için çalışırlar.

Übeyy bin Kaab (r.a)' tn rivayetine göre, Rasûİullah (s.a.v) bu sûrenin fazîleti hakkında şöyle buyurmuştur; "Kim İnşikâk sûresini okursa, Allahü Teâlâ ona kitabını sağından verecektir."