Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

İnşikak Sûresi - Kuran - 084Insikak - 20. Sayfa

İNŞİKAK SÛRESİ 2

Sûrenin Tanıtımı 2

Kıyamet Günü Olayları 2

Allah'a inanmayan Kâfirler Kınanmıştır. 3


İNŞİKAK SÛRESİ

 

Kur’an’daki Sırası      : 84

Nüzul Sırası                : 83

Ayet Sayısı                 : 25

İndiği Dönem             : Mekke

 

Sûrenin Tanıtımı

 

Sûrede kıyamet olaylarına işaret edilerek, o günde iyilerle kötülerin sonları açıklanmış ve kafirler kesin bir ifadeyle uyarılıp kınanmışlardır; onların halleri çok yakında değişecek ve onları azap yakalayacaktır, salih mü'minier ise bundan kurtulacaklardır.

Sûrenin nazmı ve ayetlerinin birbiriyle bağlantı içerisinde olması, sûrenin bir defada in­diğini göstermektedir.[1]

 

Rahman ve Rahim Allah'ın Adıyla

1.  Gök, yarılıp-parçalandığı,

2.  Ve kendi yaratılışına uygun'[2]' olarak Rabbİne boyun eğ­diği'[3]' zaman;

3. Yer düzlendiği,

4.  İçindekileri dışarı atıp[4]' boşaldığı,

5. Ve kendi yaratılışına uygun olarak boyun eğdiği zaman,

6.  Ey insan, gerçekten sen, hiç durmaksızın Rabbine doğru bir çaba harcayıp'[5]' durmaktasın; sonunda O'na varacak­sın.

7.  Artık kimin kitabı sağ yanından verilirse,

8.  O, kolay bîr hesap (sorgu) ile sorguya çekilecek,

9. Ve kendi yakınlarına sevinç içinde dönmüş olacaktır.

10.  Kimin de kitabı ardından verilirse,

11.  O da, helak (yok) olmayı çağıracak,

12. Çılgın alevli ateşe girecektir.

13. Çünkü o, (dünyada) kendi yakınları arasında sevinçliydi.

14.  Doğrusu o, (Rabbine) bir daha dönmeyeceğini'[6]' san­mıştı.

15. Hayır; gerçekten Rabbİ, kendisini çok iyi görendi.

 

Kıyamet Günü Olayları

 

İlk beş ayetin kıyamet gününde gerçekleşecek olaylar hakkında inzal olduğu anlaşıl­maktadır: Gökyüzü Rabbinin emrine boyun eğerek, üzerindeki O'na yönelik itaat hak­kını yerine getirmek amacıyla yarıldığında, yeryüzü de yayılıp uzadığında, içerisindeki-lerin üzerini açıp onları üzerine atarak Rabbinin emrine boyun eğmek için, aynı zaman­da da üzerindeki itaat etme hakkını yerine getirmek için boşaldığında, kıyamet kopmuş olacaktır.

Sonraki ayetlerde de kıyamet gününde insanların sonlarını bildirme münasebetiyle insana hitap edilmiştir: Her insan dünya hayatındayken çalışıp-çabalar; her çalışan da Rabbinin katında çalışmasının neticesine kavuşur. Kıyamet gününde amel kitabı sağ ta­rafından verilen kimsenin hesabı kolay ve yumuşak olacak, ailesine de razı olarak, se­vinçle dönecektir. Amel kitabı arkasından verilen ise ölümü temenni edecektir ama ona kavuşamayacaktır ve daha önceden elleriyle yapıp gönderdiklerinin karşılığı olarak pa­yına ayrılan alevli ateşe sürüklenip atılacaktır. Çünkü o hayattayken sahip olduğu kuv­vetle, malla, gurura kapılıp zihin ve gönül rahatlığı içinde nimetlerle hoşça vakit geçiri­yor, ahirette hesaba çekileceğini hiç düşünmüyordu. Zira o, öldükten sonra diriltilmeye-ceğinden emindi. Bu arada da o, Allah'ın murakabesi ve gözetimi altında bulunup, bü­tün yaptıkları yazılıyordu.              

Bizim "kıyamet kopmuş olacaktır" tabirimiz takdir edilerek söylenmiştir. Bu takdir gayet olağandır; çünkü bu, ilk beş ayette zikredilen olayların tabii sonucudur.

Sûre girişi, birçok sûrelerde olduğu gibidir. Aileye dönüş tabiri de dünya konuşma­sına uygun olarak söylenmiştir. Günahkâr kafirin amel kitabının arkasından verilmesi, solundan verilmesinin aynısıdır. Her ikisi de geçen sûrelerde zikredilmiş olup üzerinde yeterli açıklamalarda bulunmuştuk, tekrara ihtiyaç yoktur[7].[8]

 

16. Hayır, şafak vaktine yemin ederim,

17. Geceye ve toplayıp-taşıdığı[9]şeylere,

18. Ondördüne girdiği zaman[10]' aya;

19.  Siz gerçekten tabakadan tabakaya[11]' bineceksiniz.

20.  Şu halde onlara ne oluyor ki iman etmiyorlar?

21.  Kendilerine Kur'an okunduğunda secde etmiyorlar.

22. Tersine, o nankörler, yalanlıyorlar.

23.  Oysa Alİah, onların içlerinde sakladıklarını daha iyi bi-lendır.

24.  Bu durumda sen, onlara acı bir azab İle müjde ver.

25.  Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka; onlar için kesintisi olmayan bir mükâfat vardır.

 

Allah'a inanmayan Kâfirler Kınanmıştır

 

Bu ayetlerde:

1- Kafirlerin bir halden başka bir hale geçecekleri kesin bir ifadeyle, Rabbani yemin­lerle bildirilmektedir.

2- Kınama içeren inkarcı bir soru bulunmaktadır; onların inat edip iman etmemeleri­nin, Kur'an'dan etkilenmemelerinin Allah'ın yüksek belâgatlı ayetlerini, etkileyici öğüt­lerini işittiklerinde O'na secde etmemelerinin sebebi nedir acaba?

3- Durumlarının gerçek yüzü, onları böyle tavır takınmaya sevkeden etken açıklana­rak; bunun, ahirette cezalandırılacaklarını inkar edip yalanlamaları olduğu bildirilmek­tedir. Allah onlann gizlediklerini de, durumlarının gerçek yüzünü de en iyi bilendir.

4- Peygamber'e onları çok yakında kavuşacakları acıklı bir azapla müjdelemesi em­redilmiş; ancak iman edip salih amel işleyenler bunun dışında tutulmuştur. Zira onlar için Allah katında hiç kesilmeyen bir mükafat vardır.

Ayetler öncekilerle üslup ve konu bakımından bağlantılıdır. 19. ayette kastedilen de öldükten sonra diriltmenin kafirlere kesin bir ifadeyle bildirilmesi ve hallerinin şu anda bulunduğu şekilde devam etmeyeceğinin vurgulanmasıdir. "Onları müjdele" ifadesi de alay etmek maksadıyla kullanılmıştır. Bu tür tabirler birçok yerde tekrarlanmıştır.

Şuna dikkat çekmeliyiz ki, bu sûrenin üslubu ve içeriği ile, yine aynı şekilde bundan önce ^eçen înfitar, Naziat, Nebe', Meâric, Hakka, Mülk ve Tur sûrelerinin muhtevaları ile Tekvir, A'la, Leyi, Fecr, Şems, Kari'a, Kıyamet, Kaf ve Tarık sûreleri gibi ilk dö­nemlerdeki birçok sûrenin üslup ve muhtevaları arasında büyük bir benzerliğin bulun­ması, bunların Mekke döneminin sonlarında indiği esasına göre yapılan tertibin doğru­luğunda şüphe uyandırıp, bu sûrelerin de ilk dönemde indiği zannını ön plana çıkart­maktadır. Her ne kadar bu sûrelerin nüzul tertibi, nakledilen birçok nüzul tertiplerinde bizim itimad edip dayandığımız ve ona göre hareket ettiğimiz mushafın zikrettiği tertip­le yakınlık arzetse de, yukarıdaki şüphe ve zan varlığını korumaktadır.[12]

 



[1] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 4/279.

[2] Hukkat Hakkı tanıyıp, ona boyun eğmiş olma hâli.

[3] Ezinet li Rabbihâ Rabbine icabet edip boyun eğdiğinde...

[4] Ve elkat mâ-fıhâ İçerisinde bulunanları dışarı çıkardı­ğında... Bu, insanların kabirlerinden çıkmalarından kinayedir.

[5] Kâdih Çabalayan, çalışan.

[6] Len Yehûr Hali hiç değişmeyecektir; yani öldükten sonra tek­rar diriltilip dönmeyecektir, anlamındadır.

[7] Bkz. Miiddessir sûresinin tefsiri.

[8] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 4/281.

[9] Vesak İhtiva ettiği veya toplayıp kuşattığı şeyler.

[10] İtteseka Bedir halini alan... İttisak'ın asıl anlamı; düzen, bütün­lük, eşitliktir.

[11] Tahakan an tabak Bir halden başka bir hale geçmek.

[12] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 4/282-283.