Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Tarık Sûresi - Kuran - 086Tarik - 19. Sayfa

TARIK SÛRESİ 2

Bazı Kelimeler: 2

Açıklama: 2


TARIK SÛRESİ

 

Mekkîdir 17 ayettir. Her nefsin bir koruyucusu (Allah) bulunduğuna dair ispatlamada bulunur, sonra da ölüm sonrası dirilişi kanıtlamaya dair deliller ileri sürer. Nihayet Kur'an'dan, kâfirlerle müşriklerin Hak'ka karşı kurduk­ları tuzaktan bahseder. Bunun ardı sırada Peygamber (S.A.V.) efendimizin tas­dikinden söz eder.

Rahman ve Rahim olan Allah adıyla.

1- Göğe ve gece ortaya çıkana and olsun.

2- Gece ortaya çıkanın ne olduğunu sen bilir misin?

3- O, ışığıyla karanlığı delen yıldızdır.

4- Üzerinde gözetici olmayan kimse yoktur.

5- Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın.

6-7- erkek ve kadının beli ile göğüsleri arasından atılagelen bir su­dan yaratılmıştır.

8-9- Şüphesiz Allah, gizliliklerin ortaya çıkacağı gün, insanı tekrar ya­ratmaya Kadir'dir.

10- O gün, insanın gücü de, yardımcısı da olmaz.

11-12- Yağmurun dönüşünü sağlayan göğe ve yarılan yeryüzüne andol-sun ki,

13- Doğrusu bu Kur'an kesin bir sözdür.

14- O, eğlence İçin değildir.

15- Gerçekten onlar düzen kuruyorlar.

16- Ben de bir düzen kurmaktayım.

17- Ey Muhammedi Sen inkarcılara mehil ver; onlara mukabeleyi bi­raz geri bırak.[1]

 

Bazı Kelimeler:

 

Geceleyin gelen her şey. Bu kelime ile yıldız kast edilmiştir. Işığı ile gecenin karanlığını delen.Bu kelime illa manasın­da kullanılmıştır.Bel kemiği Atılan bir su. Teribe kelimesinin çoğulu olup göğüs kemiği ki, onun üzerine gerdanlık takılır.Gizlilikler ortaya çıkar.Yarık.

Bazılarına göre bu kelime ile, yeri yarıp çıkan bitki kastedilmiştir. Sulu veya yağmurlu. Helal ile haramı ayırt eden.Onlara süre tanı.Tuzak kurarlar.Azıcık mühlet.[2]

 

Açıklama:

 

Kutlu ve yüce olan Hak Teâlâ göğe, ondaki feleklerle semavî cisimlere yemin etti ki onların mahiyetlerini kendisinden başka hiç kimse bilemez. Ay­rıca geceleyin gelen ve doğan Tank yıldızına da yemin etti. Bu, İnsanların na­zarlarını semavî alemlere çevirmek içindir. Ama bizler Tarık'ın ne demek ol­duğunu bilmiyoruz. Kutlu ve yüce olan Hak Teâlâ bunu beyan buyurmak is­tedi ve şöyle buyurdu: Tank nedir, sen ne bilirsin? Bu, Tarık'ın azametini bil­dirmek için kullanılan bir üsluptur. Güya ki o çok büyük bir varlıktır ki, onu tavsif etmek mümkün değildir, Meğer ki Allah onu anlatsın. O, gecenin karanlığını, parlaklık ve aydınlığı ile delen bir yıldızdır.

Maddî ve manevî hidayette, yani maddeten ve manen yol bulmakta ayrı­ca diğer hayatî işlerde büyük bir eseri ve etkisi olduğundan dolayı Cenab-ı Allah yıldız üzerine yemin etmiştir. Nefisler, hesapsız ve kontrolsüz olarak başıboş bırakılacak değildirler. Peki bu koruyucu kimdir? Allah'tır. "En iyi koruyan Allah'tır ve o merhametlilerin merhametlisidir!'[3] Denildi ki bu ko­ruyucu, insanı muhafaza etmekle görevli bir melektir. Ey İnsani Eğer bundan şüphen varsa bakta neden yaratılmış ve nasıl yaratılmışsın, onu gör ve dü­şün? İnsan atılan bir damlacık sudan yaratılmıştır ki o su, erkeğin bel kemiği ile kadının göğüs kemiğinden çıkar. Akan şu bir damlacık sudan nasıl da tas­tamam ve düzgün bedenli bir insan meydana gelir? Bunun bir tesadüf eseri veya tabiat olayı olarak meydana geldiğini düşünmek akıl kârı değildir. Eğer, böyle olsaydı bütün yaratıklar eşit biçim ve düzende olurlardı. Yaratıkların bu şekilde ve bu surette var olmaları, her nefsin bir koruyucu ve gözeticisi bulunduğuna bir delildir. Bu koruyucu ve gözetici, nefisleri idare eder, göze­tir ve halden hale intikal ettirir. Bu nefislerin sevapsız veya cezasız olarak ba­şıboş bırakılmalarını düşünmek akıl kârı değildir. İnsan, erkeğin bel kemiği ile kadının göğüs kemiğinden akan ve atılan bir damlacık sudan yaratılmış­tır. Bu su, kandan meydana gelir. Kan da gıdalardan, gıdalar ise bitkilerden elde edilir. Sonra bu suyun nutfe haline gelmesi, ancak ana İle babanın özel bir vaziyete girmeleri halinde mümkün bulur. Bütün bunları bîr araya geti­ren kimdir? Öyle inamyorumki buna muktedir olan zat, İnsanı ölümden sonra yeniden diriltmeyede muktedirdir. Sırların ortaya çıktığı ve gizliliklerin keş-folunduğu günde insan yeniden diriltilecektir. O esnada insanın, kendisine gelecek olan azabı savmaya veya sevabı elde etmeye gücü olmayacaktır. Ken­disine yardım edip destekte bulunacak kimse de bulunmayacaktır.

Yağmurları İle ölü toprağı dirilten, bitkiler bitiren, semaya ve yarıklı yere yemin ederek Cenab-ı Allah, bu Kur'an'ın Hak ile batılı birbirinden ayırde-den bir söz olduğunu beyan buyurmuştur. Bu Kur'an'ın şaka götürür bir ya­nı yoktur. Bu sağlam olan Arş-ı Rahman katından getirilen ve Cebrail vasıta­sıyla Peygambere nakledilen bir sözdür. Şiir ve sihir değildir. Bu ancak alem­lerin Rabbinden indirilme bir kelamdır. Bu, şerefli Kur'an'dır.

Görüldüğü gibi bu sure-i celîle, her canın bir koruyucusu olduğuna son­ra da insanın ölümden sonra diriltileceğine temas etmektedir ki bunlar ima­nın iki Önemli esaslarıdır. Üçüncü esasa gelince bu da Kur'an'ı Kerim ve bu şerefli kitabın kendisine İndirilmiş olduğu zattır, o da Muhammed (S.A.V.) dir.

Nihayet bu sure-i celîle, kâfirlerle müşrikleri tehdit eden ifadelerle sona ermektedir. Onların tuzaklar kurduklarını ispatlamaktadır ama Cenab-ı Al­lah onlara süre tanımakta fakat azaplarını ihmal etmemektedir. Neticede um­madıkları bir taraftan kendilerine azap gelecektir. Hal böyle olunca ey Al­lah'ın Resulü! Sen kâfirlere azıcık süre tanı. Azabın onlara çabuk gelmesini isteme. Şüphesiz senin Rabbinin azabı mutlaka onlara gelecektir. Onlara az bir mühlet tanı.[4]

 



[1] Prof. Dr. Muhammed Mahmud Hicazi, Furkan Tefsiri, İlim Yayınları: 6/497-498.

[2] Prof. Dr. Muhammed Mahmud Hicazi, Furkan Tefsiri, İlim Yayınları: 6/498.

[3] Yusuf sûresi: 64.

[4] Prof. Dr. Muhammed Mahmud Hicazi, Furkan Tefsiri, İlim Yayınları: 6/498-500.