Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Gâşiye Sûresi Keremli Mekke Döneminde İnmiştir - Kuran - 088Gasiye - 10. Sayfa

GÂŞİYE SÛRESİ

Keremli Mekke döneminde inmiştir. Yirmi altı âyettir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"Kıyamet gününün haberi sana geldi ya."

Yüce Allah kıyamet gününü Rasûlüne (sav) "Gâşiye" kelimesiyle bildirdi. Onu "uyarmak için" bu kelimeyi seçti. Bu, kıyametin adlarından biridir. Anlamı: "Korkulan bütün halkı saran kaplayan" demektir. Ateşe de "gâşiye" derler. Çünkü ateş de, kâfirlerin yüzünü kaplayacak...

Yüce Allah o günün hallerinden haber vererek şöyle buyurmuştur:

"Yüzler o gün zelildir. Yorucu işler yapandır."

kâfirlerin yüzleri o gün azap çektikleri için çok korkunç zillet içinde olacaktır. Yüzü koyun ateş içine "hor ve hakîr olarak" atılacaklar. Onlar bir tepeciğe çıkmağa zorlanacaklar. Hem de ateşten tepelere! Ama çıkmayı başaramayacaklar. Bu işkence içinde uğraşıp duracaklar. Şöyle de denilmiştir: Bu âyet-i kerîme hıristiyanların ruhbanları (din adamları) hakkında inmiştir. Şöyle de yorumlanmıştır: Dünyâda ölçüsüzce faydasız çalışmalarla yorulmuşlar. Bunun âhirette bir de zararı yâni azabı vardır.

Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

414    Gâşiye Sûresi [Cüz: 30 Âyet: 4-9)

"Kızgın bir ateşe girecek. Son derece sıcak bir kaynaktan içirile-cektir."

O kâfirler ve özellikle ruhbanlar "üç bin yıl" kızdırıldıktan sonra kapkara olmuş ateşe girecekler. O ateş aynı zamanda karanlıktır. Harareti, ısısı son noktaya gelmiş bir pınardan içecekler.

Yüce Allah şöyle buyurmuştur: 0 *<* • £. ^f"V

"Onlar için (dar?) dikeninden başka bir yiyecek yoktur."

Kâfirlerin yiyeceği "zakkum" olabilir, "gislîn" olur bir de "darî"dir. Bu, Mekke yolunda ve Yemen'de biten bir dikendir. Bunun adı "şebrakMır. Kurusuna "darî" denir. Öldürücü bir zehirdir, denilmiştir. Deve bu dikeni yaş iken yerse ölür. Kuruduğu zaman "kedi tırnakları gibi" olur. Onu deve yediği zaman boğazına durur. İşte kâfirlerin bilhassa hahamlan, ruhbanları Ibundan yiyecekler (Allah bizleri bunlara benzemekden korusun. Âmin.).

Yüce Allah şöyle buyurmuştur:  >> •

"Ki o, ne semirtir, ne de açlığı giderir."

Bilâkis azap üzerine azap olur. Bunlar sırf dünya işleriyle kendilerini yordular. Adetâ "yirmidort saatte kırksekiz saatlik tempo ile" çalıştılar. Günah işlediler. îman yok bunlarda...

Şimdi de yüce Rabbimiz kendi rızâsını gözetmekle günahları terkeden ve farzları yapardan beyân ederek şöyle buyurmuştur:

"Yüzler o gün güzeldir. Çalıştığından dolayı hoşnuttur."

Dünyâda mü'min olanlar, haramlardan "Allah rızâsını kazanmak için" kaçmışlardı. Orada onların yüzleri "Ayın ondördü gibi parlak" olacak. Amellerin zahmetinin orada rahmetini görecekler. Çalışmalarının kat kat ihlâsları ölçüsünde karşılığı sevabı ve "cennet-cemalullahı" görecekler. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

(Cüz: 30 Ayet: 10-16) Gâşiye Süresi    415

"Yüksek bir cennettedir. Orada boş bir lâf işitmezsin".

Rivayete göre Rasûlullah (s,a,v) şöyle buyurdu;

"Şüphesiz Allahu TeâJâ'nın rızâsı için birbirini dost tutanlar; öyle yüksek köşklerde olacaklar ki, dünyadakilerin gökteki yıldızları seyrettikleri gibi onları görecekler." Orada boş, bâtıl, kırıcı bir lâf işitmezsin.

Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"Orada dâima akan bir pınar, orada yüksek tahtlar, (önlerine) konmuş kaplar, sıra sıra dizilmiş yastıklar, yayılmış, serilmiş saçaklı halılar vardır."

O cennette suyu "sütten ak, baldan tatlı" olan pınarlar vardır. Ondan bir kez içen bir daha susamaz. O içilince, insanın içinde kin, haset, düşmanlık ve kalbî günah niyetlerini sürüp söken, tertemiz eder. Cennetlikler ne zaman bir su içmek isteseler orada hemen bir pınarı Allah yaratır. Başka içeceklar de böyle akacak. Bal ırmağı, süt ırmağı, şarap ve su ırmağı gibi. Orada yüce tahtlar olacak. Cennetlik köşkündeki tahtına çıkmak isteyince o aşağıya indirilecek. Onu alınca yukarı yükselecek. Nitekim Rasûlullah (s.a.v) bu hususta şöyle buyurmuştur: "O tahtlar üzerinde öyle yüksek döşekler vardır ki bir yere uçtu, yüzyılda indi. O cennette ağzı değirmi kulpsuz bardaklar vardır ki ırmaklar etrafına konulmuştur. Su içmek isteyenlere hazır bekliyor. Zahmetsiz içsinler diye... Ve yine o cennette sıra sıra yastıklar vardır. Cennetlikler onlara yaslanırlar. Saçaklı halılar da var. Banların hepsi, dünyâda Tevhidî çizgide yürüyerek sâlih ameller işleyenler ve özellikle günahlardan sakınanlar için hazırlanmıştır.

Âhirete "akıl-ibret açısından bakışı" kolaylaştırmak için Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"Onlar hâlâ (ibretle) bakmazlar mı o deveye, nasıl yaratılmıştır o?"

Kâfirler ve onların yolunda olan münafıklar cennetteki bu nimetleri akıllarına sığdıramazlar. Şu her zaman gördükleri deveya ibretle baksınlar.

eya ibretle baksın!;

416          Gâşiye Sûresi (Cüz: 30 Ayet; 17-22)

Bir damla erlik suyundan bu koskocaman deveyi yaratan Allah, elbette ki cennetteki nimetleri de ehline hazırlamıştır. Onun için zor yoktur. Deve susuzluğa çok dayanıklıdır. Çölde her yerde ot olmadığı için hörgücünde gıda deposu var. Sabırlıdır. Hecin devesi saatte 150 km. koşar. Deve kincidir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"O göğe, nice yükseltilmiştir o, o dağlara, nasıl dikilmiştir o, o yere, nasıl yayılıp döşenmiştir o"

Bu muhteşem göklere bakmazlar mı? Direksiz onu nasıl tutuyoruz? Bîr yere de asılı değildir. Hak Teâlâ'ntn kudretini bu göstermeye yeterlidir. Bu dağlara ibretle bakmazlar mı? Nasıl "yerlerin kazığı özellikleriyle11 onları sıra sıra diziyoruz? Hiçbir dağ yoktur ki onun bir daman Kâf Dağına ulaşmamış olsun. Bir melek bu Kâf Dağının deruhtesine görevlidir. Onun ipi onun elindedir. Allah'ın emriyle o dağların ipini, damarını çektiği zaman 2elzele-deprem olur. Yere de ibretle baksınlar. Onu ekime, yürümeye, oturmaya elverişli kıldık. Onu emre uygun yaydık. Bunları yaratan Allah, öldükten sonra dirilmeyi, cenneti, nîmetleri ebette yaratmaya kaadirdir.

Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"(Hahîbim) sen hemen hatırlat. Sen ancak bir hatırlatıcısın onların üzerine, musallat değilsin."

Yâ Muhammedi Bunlara vaazinasihât eyle. Bizim onları bekleyen şzâbımızi hatırlat, Sen kâfirleri Kur'an'la korkutucusun. Onların "garantörü" değilsin. İşin olduğu gibi bildirmek (tebliğ) dir. Zorla Müslüman olmalarını sağlayamazsın. Hidâyet Bizden. Bu âyet-i kerîme "kıtal âyetinden önce"dir. Onu bunu nesheder. Şunu: "Sen onların üzerine musallat değilsin." Gerisi muhkemdir.

Yüce Allah şöyle buyurmuştur;

"Lâkin kim (îmandan) yüz çevirir (Kur'an'ı) inkâr ederse, Allah da onu en büyük azap ile azâplandtrır. Şüphesiz onların dönüşleri ancak bizedir. Sonra hesapları da muhakkak bize aittir."

(Cüz: 30 Âyet: 22-26) Gâşiye Sûresi    417

Yâ Muhammed! Kur'an'dan yüz çeviren kâfirlerin dışındaküerine nasihat etmeyi sürdür. Onlar için Cehennemde sürekli ateş azapları vardır. Yukarda bu azap çeşitlerini birazcık anlatmıştık. Dünyâdaki azaplar âhiretin yanında pek sönüktür. Onları huzurumuzda toplayacağız. Sonra da hesaplarına göre ceza vereceğiz! Hayırları gâlipse cennete, serleri onları kapladiysa cehenneme gidecekler. Ne yaptılarsa tastamam orada bulacaklar.

Ubeyy bin Kaab (r.a) Rasûlullah (s.a.v) Efendimizin şöyle buyurduğunu bize bildirmektedir: "Kim Gâsiye Sûresini okursa Allahu Teâlâ (kıyamet gününde) onun hesabını kolay yapar.1*