Gaşiye Sûresi - Kuran - 088Gasiye - 20. Sayfa
GAŞİYE SÛRESİ
Kur an dakı birası : 88
Nüzul Sırası : 68
Ayet Sayısı : 26
İndiği Dönem. : Mekke
Sûrenin Tanıtımı
Sürede iki önemli bölüm vardır. Birincisi, kafirlerin ve mü'minlerin durumunu ve sonlarını belirleyen ve Kıyamet günü ile korkutan bölüm. İkincisi ise, Allah'ın rububiyeîi ve kudretine delalet eden kainat ve mahkumların yaratılması ile ilgili bazı sahnelere insanların dikkatini çeken bölüm. Sürede kafirler kınanmakla beraber, Peygamberin görevinin, insanları nefret ettirmek değil, onlara tebliğ etmek ve hatırlatmak olduğu açıklanır.
Sûrenin üslubu ve içeriği açısından Gaşiye sûresi, bir defada indirilen süreler kapsamında değerlendirilmelidir.[1]
Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla.
1- Sarıp kaplayacak olan Kıyamet gününün[2] haberi sana geldi mi?
2- O gün, öyle yüzler vardır ki, zillet içinde aşağilanmış-tır[3].
3- Çalışmış, boşuna yorulmuştur[4]'.
4- Kızgın bir ateşe yollanırlar.
5- Çok kaynaK[5]' bir kaynaktan içirilirler.
6- Onlar için kuru dikenden1[6] başka bir yiyecek yoktur.
7- Ne doyurup semirtir, ne de açlıktan korur.
8- O gün, öyle yüzler de vardır ki, nimettedirler[7].
9- Harcadığı çabadan dolayı hoşnuttur.
10- Yüksek bir cennettedir.
11- Orada 'anlamsız ve rezil, saçma olan'[8] bir söz İşitmez.
1 2- Orada akan bir kaynak vardır. 1 3- Orada yükseltilmiş tahtlar,
14- Konulmuş kadehler,
15- Dizilmiş yastıklar[9],
16- Serilmiş[10] yastıklar[11].
Sûrenin ayetleri, dinleyen muhataba ya da Peygambere yönelik bir soru ile başlar. Bu soruda uyarma ve dikkat çekme anlamı vardır. İnsanları korkutur, Kıyamet gününde ne olacağını bildirir. Sûrenin soru ile başlaması, önceki değişik sûrelerin başlangıcında da kullanılan bir üsluptur.
Sonra ayetler, o günde insanların durumunu anlatmaya başlar: Zilletin, aşağılanmanın, yorgunluğun, çok çalışmanın izleri bulunan yüzler vardır. Kızgın ateş onu yalamaktadır. Onun ashabı için içecekleri çok hararetli bir su vardır. Hayvanların dahi yemediği dikenli bitkiler yemekleridir. O da ne doyurup semirtir, ne de açlıklarını giderir. Orada sakin, mutlu yüzler vardır. Dünyadaki çalışmalarından dolayı burada razı olmuşlardır. Onun sevabı ile zevklenirler. Yüksek cennetlerdedirler. Boş ve rezil sözler istemezler. Akan sular vardır. Yere sabit kılınmış döşekler, konulmuş kadehler, dizilmiş yastıklar, serilmiş halılar vardır.
Ayetlerin ahireti hatırlatmak istediği açıktır. Kafirleri tehdid etmeyi, mü'minleri müjdelemeyi hedefler. Tanımlamalar dünyada dinleyecilcrin alıştığı şeylerden kaynaklanmaktadır. Kafirlerde korku uyandırmayı, mü'mirilerde ise gıbta etmeyi amaçlar.
Burada uhrevi hayatın değişik tablolarının bulunduğu dikkat çekiyor. Bu tablolardaki farklılıklara ve değişikliklere geçen benzeri ayet kümelerinde yeterli derecede yorum yaptık sanıyoruz. Özellikle Fussilet sûresi tefsiri akışında belirtmiştik. Burada yeniden tekrarlamaya ihliyaç hissetmiyoruz.
İşte bütün bunlara rağmen geçen sûre, kafir ve zalimleri vaadedilen gün ile korkutarak bitiyor. Bu sûre ise o gün insanların nasıl olacaklarını tanımlama ile başlıyor. Bu sûrenin ondan sonra İndiriliş tertibinde yer aldığını doğruluyor.[12]
17- Kendileri bir bakmıyorlar mı deveye; nasıl yaratıldı?
18-Gök; nasıl yükseltildi?
19-Dağlar; nasıl dikildi?
20- Yer; nasıl yayılıp döşendi?
21- Artık sen, öğüt verip hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt ve-ricİ, bir hatırlatıcısın.
22- Onların üzerinde zorlayıcı, baskıcı[13]' değilsin.
23- Ancak kim yüz çevirir ve küfre saparsa,
24- Allah ona en buyuk azabı eder,
25- Hiç şüphesiz onların dönüşleri[14] bizedir.
26- Sonra onları hesaba çekmekte elbette bize aittir.
Ayetlerdeki zamirler, cümlelerinin ilham ettiğine göre kafirlere dönmektedir. Ve şunları içerir:
1- Taaccüb ve kınamayı içeren bir soru yöneltiyor. Eğer onlar, devenin yaratılışının, göğün yükselmesinin, dağların dikilmesinin, yeryüzünün döşek gibi yayılmasının hikmetinin Allah'ın kudret ve azametine, varlığına tanıklık ettiğini kavramıyorlar mı?
2- Peygamber (s)'e hatırlatma ve korkutmaya devam etmesi emredilir. En fazla görevinin bu olduğunu kararlaştırarak güven veriyor. O hatırlatıcıdır. Onların inkârlarından, küfre batmalarından, sorumlu değildir. Ya da onlan iman etmeye mecbur kılmaya, onlar üzerinde baskı uygulamaya yetkili değildir.
3- Bundan, Allah'ın davetinden yüz çevirenlerin, Peygamberin risaletini inkâr edenlerin sorumlu olmadıkları anlamı ortaya çıkmaz. Yüce Allah kendisine döndükleri zaman, elbette onları hesaba çekecek ve büyük bir azaba tabi tutacaktır.
Ayetler, geçen bölümden ayrı bir bölümmüş gibi başlıyor ise de, ondan kopuk olmadığını gösteriyor. O bölüm, insanların Kıyamet günündeki sonlarını tanımlıyor, bu bölüm ise inkâr edenleri kınamak için geliyor. Çünkü onlar, Allah'ın azametini kudretini sahneleyen kainatı görmemezlİkten geliyorlar. O'nun davetini duymam azlıktan geliyorlar. Peygamberini inkar ediyorlar. Korkutmalarına aldırmıyorlar. Peygamber'e karşı tavırlarını alçaltıyorlar. Tanımlamayı içeren 23. ayet, bir yandan tehdit, diğer taraftan Peygamber'e güven vermeyi amaçlıyor.
Ayetlerin içerdiği sahneler, muhalabların hislerini, bakışlarını, büyüklüğü ve faydası zihinlerinde canlanan gerçek sahnelere dikkat çekmektedir. Bu Kur'an ayetlerinin adetleri gereği üslubudur. Çünkü bu dikkati çekmekten, etkilemekten daha etkilidir.
Ayetlerin üslubunun Peygambere güven verdiği; O'nun insanlar üzerinde sorumlu, zorlayıcı ve dayatıcı olmadığını bildirdiği gözlenmektedir. Rasul'ün en büyük görevi hatırlatmak ve tebliğ etmektir. Değişik sûrelerde ve önceki sûrede bu tekrarlanır. Bu da, Peygamber'in çoğu insanlann davasına icabet etmemelerinden üzüldüğüne, acı çektiğine delildir. Onların hidayete kavuşturulması ve ikna edilmesi yolunda beşeri gücün sınırlarını aşarak eziyet ve zorluk derecesine varan yorulmaları ile kendini mükellef kılmasının zorunlu olmadığı bildirilir.[15]
[1] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 3/469.
[2] el-Gaşiye Kıyamet gününden kinayedir. Şöyle ki, insanların başına birdenbire gelecek, onları ansızın kuşatacak ve hepsini kapsayacak.
[3] Hâşi'ah Zelil, çok aşağılanmış.
[4] Amiletün Nâsibah Çalışmış, çok yorulmuş. Çok zor bir işin sonucunda gelen yorgunluk.
[5] Aniyeh Çok sıcak, şiddetli hararet.
[6] Dâriu O günde yiyecekleri, dikenli bitkilerdir. Bu durumu Ze-mahşeri, şöyle zikreder: Bu dikenli bitkiler, kuruduğu zaman öldürücü zehir halini alırlar ve hayvanlar buralarda otlatılamazlar.
[7] Naime Nimetten ve sevinçten doğan ferahlık ve mesutluk.
[8] Lâğiye Çirkin ve boş söz.
[9] Nemariku Yastıklar; üzerine oturulan koltuklar.
[10] Mebsûseh Serilmiş veya yayılmış.
[11] Zerâbiyyu Mefruşattan bir çeşit. Minder, kolluk, döşeme.
[12] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 3/471-472.
[13] Musaytara Zorba, musallat, kahredici.
[14] lyabehum Gelişleri, gen dönüşleri.
[15] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 3/472-473.
İslami Okul Okulların En Önemlisi