Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Beled Sûresi Keremli Mekke Döneminde İnmiştir - Kuran - 090Beled - 10. Sayfa

BELED SÛRESİ

Keremli Mekke döneminde inmiştir. Yirmi âyettir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"Şu beldeye yemin ederim. Sen bu beldeye helâl İken. Babaya da, doğana da (yemin ederim)."

Ben Azîmüşşân Mekke şehrine yemîn ederim. Sen orada dünyâyı teşrif ettin. Sana orayı helâl kıldık ki orada bir saatte kıtal etmeni ve böylece kâfirlerden dilediğini öldüresin diye. Bu, Mekke'nin fethine işarettir. Başkası İçin burada adam Öldürmek yasaktır. Müfessir Atâ (r.a) der ki: "Şüphesiz Allahü Teâlâ Mekke-i Mükerremeyi (haram bölge) Hân etti. Tâ göklerin, yerlerin yaratılmasından beri bu geçerlidir. Bu hürmet: Adam öldürmemek, oranın ağaçlarının kesilmemesi, otlarının yolunmaması, hiçbir canlısının öldürülmemesidir. Bu, Kıyâmetedek sürecektir. Ancak Rasûlullah (s.a.v) için bir saat istisna edilmiştir. Bununla Mekke Fethi gerçekleşmiştir." Yüce Allah Mekke'ye, Hz. Âdem'e, onun soyuna yemin etti.

Bu yeminlerin cevâbını yüce Allah şöyle buyurur:

"Ki biz İnsanı, andolsun, meşakkat içinde yarattık."

İnsanoğlunun çektiği zahmeti hiçbir varlık çekmez. Sizi babanın sulbünden çıkardık, ana rahmine düşürdük. Dokuz ay on gün o karanlık yerde onu karar kıldık. Dünyâya gelince ona "beşik zahmetini" tattırdık. Onu

(Cüz: 30 Ayet: 5-7) Beled Sûresi          427

ayaklan olduğu halde yürümeden mahrum ettik. Çocuk ilk tahsil çağına gelince "okuma zahmetine katlandı. Bir kısım çocuklar da bir "sanat öğrenme" ve ustasına katlanma durumunda kaldılar.

Bu zahmetler daha birçok yerde oluyor. Hayat zahmetlerle doludur. Bu zahmetler iyiliklerin kıymetini bilmeniz içindir. Hayatta insanın çektiği zahmetle bu iş bitmez. Ölünce "Münker-Nekîr suâli"nin zahmeti vardır. O daha dehşetlidir. Kıyametin ahvâli ise çekilecek zahmetler açısından korkunçtur! Mü'minler "Cennete kavuşmakla" bu zahmetler "rahmete" dönüşecek. Kâfirlerin zahmeti "dayanılmaz boyutta" orada (cehennemde) son-suzadek sürecektir. Dünyâ, "darulimtihan-ctârülibtilâ'1 (bir imtihan yeri, bir zahmet ve sıkıntı yeri) dir.

Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"O, kendisine kimsenin mutlaka güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?"

Bu âyet-i kerîmenin nüzul sebebi şöyledir: Kâfirlerden "Useydoğlu Kelûd" diye bir vardı. Bu adam Rasûlullah (sav)1 dan nefret ederdi. Çok kuvvetli bir adamdı. Öyle ki: Bir sahtiyanın bir ucuna ayağıyla basar, öbür ucunu da Mekke'nin babayiğitleri tutarlardı. Buna rağmen onların çekmeleriyle ayağını kımıldatamazlardı... Fakat o sahtiyan parça parça olurdu... Bu "acı gücüne güvenerek" Rasûlullah (s.a.v)' a düşman kesilmişti. Bu âyet-i kerîme insanın haddini bildirmesini istiyor. Bu güçte olan biri bile helak olacaktır. Allah Rasûlüne (s.a.v) intikam peşinden giden mankafalı-Iardan onun intikamını alacaktır. Allah sevdiklerine-hele bu Allah'ın Rasûlü olursa- çok düşkündür. Onlara düşmanlık yapan bizzat Yüce Allah'a düşmanlık yapmış demektir. Bu biline...

Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"Der ki: Tığın yığın mal telef ettim': O, kendisini hiçbir (kişinin görmediğini mi sanıyor?"

O iflah olmaz ve kendi bedenî ve malî gücüne böbürlenen kâfir bu imkanlarla Muhammedimize düşmanlığını sürdürmektedir. Güya onu öldürecekti. Onun bu kötü kurgularını bilen yok mu sanıyor? Onu Allah Teâlâ görür ve sözlerini de işitir. Hepsinin hesabını âhirette topyekûn soracaktır.

428    Beled Sûresi (Cüz: 30 Âyet: 8-16)

Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"Biz ona iki göz bir dil, İki dudak vermedik mi? Biz ona, iki de yol gösterdik."

Bu kâfirler ve nîmet azmanı onlara benzeyen nankör münafıklar birazcık insafla düşünsünler. Kâinatı müşahede edecekleri acayip yapıda iki göz vermedik mi? İki de dudak verdik ki her an gevezelik yapmasınlar. Esrarengiz yaratılışta bir de "dil" verdik. Meramlarını anlatsınlar diye. Bir de hayır-şer yolunu gösterdik. Dileyen dilediği yola girsin de sorumlu olsun diledik. Bütün bunlar Bizim vahdaniyetimizi ve gücümüzü daha iyi Tevhidi çizgide anlamanız için ihsan edilmiştir. Biz herşeye kadiriz. Kimse bizi âciz bırakamaz.

Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"Fakat O, sarp yokuşa saldıramadi. Bu sarp yokuşun ne olduğunu sana hangi şey bildirdi?"

Yâni: Muhammed'e düşmanlıktan ötürü çok mal harcadım," diyen kâfir henüz "akâbe"yi (yokuşu sökmemiş) tir. Onun büyüklüğünü belirtmek için tekrar soru tarzında beyan buyuruluyor. Kimisi der ki "O sıraf'tır. Kimisi de "cennetle cehennem arası çekilen sûr"derler. Onun iç yüzü cennetten yana, dış yüzü cehennemden yana olan bir engeldir.

Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"O kul-köle azat etmektir. Yahut (salgın) bir açlık gününde yemek yedirmektir. Yakınlığı olan bir yetime, yahut toprakta sürünen bir yoksula (yedirmektir)."

Köle azat etmekle kul kendini de cehennemden azat edecek bir amel-i sâlih işlemiş oluyor. Nitekim, bu hususta Rashulullah (ş.a.v) şöyle buyurmuştur: "Kim bir müslümant kölelikten azat ederse Allah, o azat edilenin her uzvuna karşılık azat eden o adamın uzuvlarını cehennemden azâd eder." (Buharî-Müslim-Tırmizî bunu Ebû Hüreyreden naklederler.)

(Cüz; 30 Ayet: 17-20) Belcd Sûresi      429

Kıtlık zamanı dilenmeyen, haya sahibi kişileri doyurmak ve ihtiyaçlarını görmektir. Ayrıca özellikle yakınlığı olan yoksulu, yetimi kalkındırmaktır. Yoksul, hiçbir mal varlığı olmayan Allah adamıdır. Bunlara ihsan eden "Sırat11! hızla geçer inşaallah...

Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"Sonra da, iman edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye, merhameti tavsiye edenlerden olmaktır. İşte bunlar sağcılardır."

Bu iyilikleri yapanlar ancak mü'minlerdir. Hem de îmanları üzerinde "sâbit-kâdem"dirler. Çünkü bütün amellerin işlerin ilahî dergâhta makbul olabilmesi için şüphesiz, tezatsız bir îman ile yapılması elzemdir. Mü'minlerin bir başka özelliği, ibâdetin zahmetine ve günahlardan kaçınmanın nefse ağır gelen haline sabrederler. Bunda da ayrıca sebat ederler. Nitekim Peygamberimiz: "Cennet zahmetlerle belâlarla çepeçevredir. Cehennem de nefsin hoşlandığı şeylerle kuşatılmıştır," buyurmuştur. Belâları Allah'tan bilmedikçe zahmetli işlere de isyan etmeksizin sabretmedikçe Cennete ulaşılamaz. Bir de müslümanların birbirlerine merhametli olmaları gerekir. Nitekim bu hususta Easûlullah (s.a.v) "    
(İnsanlara merhametsiz olana Allah rahmet etmez) buyurarak bu problemi en âdil biçimde ortaya dökmüştür. Atalarımız bunu: "Acımayana acınmaz!" diye özleştîrmişlerdir.

Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"Ayetlerimize küfredenler ise solcuların tâ kendileridir. Ki (onların cezası) üzerlerine kapıları sımsıkı kapatılmış bir ateştirl"

Onlar, Muhammed (s.a.v)' i tanımadılar. Kur'anı tasdîk etmediler. Âhireti de yalanladılar. Bunlar kıyamet günü amel defterleri sol ellerinden verilecek ve cehenneme sürülecektir. Kapılar da sımsıkı kapanacak...

Rasûlullah (s.a.v) bu sûre hakkında şöyle buyurmuştur: "Kim Beled Sûresini okursa Kıyamet günü (kâfirlere ve münafıklara olacak) Allah'ın gazabından emîn olur, kurtulmuş sayılır.