Beled Sûresi - Kuran - 090Beled - 19. Sayfa
BELED SÛRESİ
Sahih kavle göre Mekkîdir, 20 ayettir..İnsanın zorluklar ve zahmetler içinde bulunduğuna, mağrur kimselerin de kendilerine hiç kimsenin güç yetire-meyeceğine İlişkin zanna kapıldıklarına dair kasem ifadelerini içermektedir. Sonra Cenab-i Allah'ın insana bahşettiği bazı nimetlerin izahatını ve hedefe varmak için zorluklarla sarp yokuşa davet edilişim açıklamaktadır
Rahmaft ve Rahim olan Allah adıyla
1-2- Bu, Mekke şehrine yemin ederim; —Ki sen bu şehirde oturmuşsun—
3- Doğurana ve doğurduğuna and olsun ki:
4- İnsanoğlunu, zorluk içinde yarattık.
5- İnsanoğlu, kendisine kimsenin güç yetiremiyeceğini mi sanıyor?
6- "Yığın yığın mal tüketmişimdir" diyor.
7- O, kimsenin kendisini görmediğini mi zannediyor?
8-9- Biz onun için iki göz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi?
10- Biz ona eğri ve doğru iki yoiu da göstermedik mi?
11- Ama o, zor geçidi aşmaya girişemedi.
12- O zor geçidin ne olduğunu sen bilir misin?
13- O geçit, bir köle ve esir azadetmek,
14-16- Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.
17- Sonra, inanıp birbirlerine sabır tavsiye edenlerden, merhametlilerden olmayı tavsiye edenlerden olmaktır.
18- İşte bunlar amel defterleri sağdan verilenlerdir.
19- Ayetlerimizi inkâr edenler, işte onlar amel defterleri sollarından verilenlerdir.
20- Onlar her yönden ateşle kapatılacaklardır.[1]
Bazı Kelimeler:
Zorluk, yorgunluk ve meşakkat.Ona gösterdik.
Çok.tki tepe, iki yüksek yol, yani hayır ve şer yolu. Girişmedi ve zorluğuna katlanmadı.
Sarp yokuş, geçişi zor yol. Açlık günü.
Köle azad etmek.
Yoksulluk, Yakınlık.
Merhamet ve acıma.
Kapısı üzerlerine kilitli olan ve kuşatılmış olan.[2]
Açıklama:
Kiyame, Tekvır, Inşikak surelerinde de açıkladığımız gibi Cenab-ı Allah bu -i relîîpvi Hp Vaspme ve kasemin te'kidine delalet eden (LÂ) ile baslatmıs bulunuyor. Ayet-i celîlede Cenab-ı Allah bu beldeye yemin etmiştir. Bu beldeden kasıt, insanlar için haram ve emin yer kılınan Mekke-i Mükerreme'dir. "Allah Kabe'yi O saygı değer evi, İnsanlar İçin (hayat ve güven) durağı yaptı?[3] O beldede müslümanlarm kıblesi olan Kâbe-i Muazzama vardır. Makam-ı İbrahim vardır. İnsanlar için bir durak ve maişetleri ile maslahatlarını tanzim eden bir düzen olan Muhammedi nurun zuhuru orada olmuştur. Yine sure-i celîlede Cenab-ı Allah, hayvan ve nebatata yemin etmiştir ki insanoğlu zorluklar içerisinde yaratılmıştır.
Adamın biri çikipta diyebilir ki Kasem ile,üzerine kasem edilen şey arasına —ki sen bu şehirde oturmaktasın— cümlesinin konulmasındaki sır nedir? Buna cevaben deriz ki: Bu, Mekke'yi tazim edip sânını yüceltmek için1 dir. Yani ben bu beldeye yemin ederim ki onun ahalisi, sana eziyet vermeyi ve sana cefa çektirmeyi helal görmüşlerdir. Yani onlar bu beldenin saygınlığına riayet etmemiş ve sana yaptıkları kaba muamelelerde Mekke'yi saygıdeğer bir belde olarak görmemişlerdir ki bu da onların vicdanlarım ikaz etmek, ayırca Peygamber (SA.V.)'e karşı giriştikleri şenî fiilleri kınamak içindir.
Diyebilirsiniz ki sure-i celîlede kasem ile, üzerine kasem edilen şey arasındaki bağıntı nedir? Cevaben derizki: Bu ifadeler, Peygamber (S.A.V.)'i te-sellî etmek için nazil olmuşlardır. O, Mekke'de İdi. Müşriklerden kendisine, oldukça ezâ ve cefalar reva görülmüştü. Yorgunluk ve zahmet içine düşmüş, zorluklarla karşı karşıya gelmişti. Bütün İnsanların zorluklarla karşılaşmakta olduklarını bilerek Cenab-ı Allah Peygamberini teselli etmek ve onun çektiği acıları hafifletmek istemiştir. Ayrıca ayet-İ kerimede yemin edilirken doğuran ile doğandan bahsedilmesi, Mekke'nin, insanlığın medar-ı iftiharı olacak bir Peygamber doğuracağım müjdelemek içindir. Tabiki bu zorlu ve zahmetli bir iştir. Hepimiz bilirizki doğum esnasında hem doğuran hemde doğan zorluklarla karşılaşmaktadırlar. Bu tohum ekmede ve ekin biçmede de böyledir. Kuvvetine mağrur olan, kuvvetine aldanan insan, içinde bulunduğu zorluk ve yorgunluğa rağmen hiç kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini mi zannediyor? Bu bir insan çeşididir. Diğer İnsan çeşidine gelince o şöyle der: Kötülük yolunda da olsa ben çok mal sarfedip tükettim!...
Bu, mal ve zenginliğine aldanan kimselerin sözüdür. Bunlar, Cenab-ı Allah'ın kendilerini görmediğini mi sanıyorlar? Şüphesiz Allah, onların harcadıklarım bilmektedir. Onların ancak helâl mallarının helâl yolda sarfedİIeni-ni kabul buyurur.
Merhum şeyh Muhammed Abduh, Tefsirinde derki: Şanı yüce Allah, insanın zorluklar içinde yaratılmış olduğunu haber verdikten sonra, gururuna kapılan ve hiç kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini zanneden cahil kimseyi kınamıştır, insanın gafletinden uyanması ve aczini itiraf etmesi için yeterince fırsat tanınmıştır. Cenab-ı Allah, şöhret sevgisi ve nam yapma tutkusu uğruna mallarını sarfeden riyakârları kınadıktan sonra bu iki grup insana, kendisinin göz, konuşma gücü, akletme ve temyiz etme yeteneği, hayır ile şerri ayırma istidadı gibi, yararlandıkları şeyler için en faziletli bir kaynak olduğunu açıklamak istemiştir:
Cenab-ı Allah'ın, görmesi için kendisine göz verdiği, konuşması için dil ve dudak verdiği, kendisine bahşetmiş olduğu ayırt edici akıl, göndermiş olduğu peygamberler, indirmiş olduğu kitaplar vasıtasıyla hayır ve şer yollarını gösterdiği, bundan sonra da kendisine seçme serbestiyetİni verdiği insanın hayır yolunu seçip kötülükten uzaklaşması, alçaklıklardan tenezzüh edip yolundaki sarp yokuşa tırmanması gerekmez, mi?
İnsanın yolunda nefis, şeytan, dünya gibi engeller ve yokuşlar vardır. Bu yokuşları aşması için Allah yolunda cömertlik yapması, köle azad etmesi, bu uğurda bütün gücüyle çalışması veya kıtlık zamanlarında yetimleri doyurması —tabİki akrabasından olan yetimlere yardım elini öncelikle uzatması gerekir— veya hiçbir azık bulamayan düşkün kimselere ihsanda bulunması .bundan sonra da birbirlerine Allah yolundaki zahmetlere tehammül etmeleri için sabır tavsiye eden kâmil mü'minlerden olması, Allah'ın yaratıklarına acıma hususunda birbirlerine tavsiyede bulunan olgun imanlı inanırlardan olması gerekmezini?
Sunuda hatırda tutmalıyız ki bu sure-i celîlenin ana teması, inançsız kavminin eziyetlerine karşı tehammül etmesi için Peygamber Efendimizi teselli etmektir.
Yukarıda nakledilen sıfatlarla muttasıf olanlar işte salih amelde ileri gitmiş olan sağcılar ki; onlar ahirette mutluluğa ereceklerdir. Rabblerinin kevnî ve Kur'an'ı ayetlerini inkâr edenlere gelince onlar solculardır ki Cehennemde kalıp mutsuzluğa uğrayacaklardır. Ayet-i kerimenin de işaret ettiği gibi; onları her taraftan kuşatacak ve üzerlerine kapıları kilitlenecek bir Cehennem ateşi vardır ki oradan kurtuluşları mümkün değildir.[4]
[1] Prof. Dr. Muhammed Mahmud Hicazi, Furkan Tefsiri, İlim Yayınları: 6/523-524.
[2] Prof. Dr. Muhammed Mahmud Hicazi, Furkan Tefsiri, İlim Yayınları: 6/524.
[3] Mâide sûresi: 97.
[4] Prof. Dr. Muhammed Mahmud Hicazi, Furkan Tefsiri, İlim Yayınları: 6/524-526.
İslami Okul Okulların En Önemlisi