Şems Sûresi - Kuran - 091Sems - 2. Sayfa
ŞEMS SÛRESİ
91
İndiği Yer :
Mekke
İniş Sırası :
26
Âyet sayısı:
15
Nüzulü
Mushaftaki sıralamada doksan birinci, iniş sırasına göre yirmi altıncı sûredir. Kadir sûresinden sonra, Bürûc sûresinden önce Mekke'de inmiştir.[1]
Adı
Sûre adım birinci âyette geçen "güneş" anlamındaki "şems" kelimesinden almıştır.[2]
Konusu
Sûrede bazı önemli kozmik varlıklara ve olaylara yemin edilerek İnsan tabiatına hem iyilik hem kötülük eğilimlerinin verildiği bildirilmiş; bu eğilimlerini doğru kullanmayanların akıbetine örnek olmak üzere Semüd topluluğunun helak edilişi anlatılmıştır.[3]
Meali
Rahman ve rahîm olan Allah'ın adıyla... 1. Yemin olsun, güneşe ve kuşluğuna; 2. Işığı onun ardından geldiğinde aya; 3. Onu (dünyayı) aydınlattığında gündüze; 4. Onu karanlıkla örttüğünde geceye; 5. Göğe ve onu kurana; 6. Yere ve onu yayıp döşeyene; 7. Nefse ve onu (insan olarak) şekillendirip düzenleyene. 8. Ona kötü ve iyi olma kabiliyetlerini verene! 9. Nefsini arındıran elbette kurtuluşa ermiştir. 10. Onu arzularıyla başbaşa bırakan da ziyan etmiştir. 11. Semûd kavmi, hak tanımazlığı yüzünden (peygamberini) yalanladı. 12. En azılısı cüretle ileri atıldığında; 13. Allah'ın elçisi onlara, "Allah'ın devesine ve onun su hakkına dokunmayın" demişti. 14. Fakat onlar ona inan-mayıp deveyi kestiler. Bunun üzerine rableri, günahları sebebiyle onlara ardı arkası kesilmez felâketler göndererek hepsini helak etti. 15. O bu işin sonucundan çekinecek değildir.[4]
Tefsiri
1-10. Bu tür doğal varlıklar ve olaylar üzerine yemin edilmesi hem evrenin genel düzenine, bunun insanlar için taşıdığı faydalara ve bu düzeni yaratıp yaşatan ilâhî kudretin büyüklüğüne hem de sonraki âyetlerde ele alınan konunun önemine dikkat çekmeyi amaçlar. "Kuşluğu" diye çevirdiğimiz "duhâhâ" tamlamasına "güneşin ışını, aydınlığı, sabah vakti, gündüz" gibi mânalar da verilmiştir.[5] (Ayın yani ışığının güneşin ardından gelmesi, ışığını ondan almasını veya güneş batınca ardından ayın doğmasını yahut aym ilk göründüğü hilâl durumunu ifade eder. 7. âyette insan (nefs) üzerine yemin edilmesi onun fıtrî üstünlüğüne işaret eder. "Nefsin (insan olarak) şekillendirilip duzenlenmesi"nden maksat ona maddî ve manevî güçlerin yerleştirilmesi, her gücün yapacağı görevin tayin edilmesi ve nefse bu güçleri kullanacak organların verilmesidir. 8. âyetteki "fücur" her türlü kötülüğü, günah ve sapmayı; âyette fücurun karşıtı olarak kullanılan "takva" ise doğruluk, iyilik ve hak yolda kararlılığı ifade eder. Aynı âyetteki "elheme" fiilinin mastarı olan ilham, bu bağlamda fücur ve takva kelimeleriyle birlikte değerlendirildiğinde, "Allah Teâlâ'nın İnsanın fıtratına doğru ve yanlışı, iyilik ve kötülüğü, günah ve sevabı bilme, tanıma, ayırt etme, birini veya diğerini seçip yapma gücü ve özgürlüğü vermesi"; dolayısıyla "insanın her türlü deney ve öğrenimden önce, apriorik olarak bu yeteneklerle donanmış bulunması" şeklinde açıklanabilir. Böylece Kur'an'ın insan anlayışının bir özeti sayılabilecek olan 7-8. âyetler, insanın ahlâkî bakımdan çift kutuplu bir varhk olduğunu, iyilik veya kötülük yollarından dilediğini seçebilecek bir tabiatta yaratıldığını ve onun kurtuluş veya mahvoluşunun bu seçime bağlı bulunduğunu göstermektedir.[6]
11-15, Başka sûrelerde örnekleri görüldüğü gibi burada da geçmiş bir kavmin hikâyesinden konuyla ilgili bir kesit verilmiştir. 8-10. âyetlerde insanın hayır veya şer yollarından birini seçebileceği, bu imkâna sahip olarak yaratıldığı bildirildikten sonra nihaî kurtuluşun da yıkımın da bu seçime bağlı bulunduğu uyarısı yapılmıştı. İşte 11-15. âyetlerde bu seçimi yanlış yapanlardan bir ömek ve insanlara bir ibret olmak üzere geçmişten bir topluluğun, Semûd kavminin yanlış seçimi ve bu yüzden başlarına gelen büyük felâket hatırlatılmıştır.[7]
[1] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/565.
[2] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/565.
[3] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/565.
[4] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/566.
[5] Şev-kânî, V, 524
[6] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/566.
[7] bitgi için bk. A'râf 7/73-79; HÛd 11/61-68
Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/567.
İslami Okul Okulların En Önemlisi