Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Şems Sûresi - Kuran - 091Sems - 2. Sayfa

ŞEMS  SÛRESİ

 

91

 

İndiği Yer :

 

Mekke

 

İniş Sırası :

 

26

 

Âyet sayısı:

 

15

 

Nüzulü

 

Mushaftaki sıralamada doksan birinci, iniş sırasına göre yirmi altıncı sûredir. Kadir sûresinden sonra, Bürûc sûresinden önce Mekke'de inmiştir.[1]

 

Adı

 

Sûre adım birinci âyette geçen "güneş" anlamındaki "şems" kelimesinden al­mıştır.[2]

 

Konusu

 

Sûrede bazı önemli kozmik varlıklara ve olaylara yemin edilerek İnsan tabi­atına hem iyilik hem kötülük eğilimlerinin verildiği bildirilmiş; bu eğilimlerini doğru kullanmayanların akıbetine örnek olmak üzere Semüd topluluğunun helak edilişi anlatılmıştır.[3]

 

Meali

 

Rahman ve rahîm olan Allah'ın adıyla... 1. Yemin olsun, güneşe ve kuş­luğuna; 2. Işığı onun ardından geldiğinde aya; 3. Onu (dünyayı) aydınlattığın­da gündüze; 4. Onu karanlıkla örttüğünde geceye; 5. Göğe ve onu kurana; 6. Yere ve onu yayıp döşeyene; 7. Nefse ve onu (insan olarak) şekillendirip dü­zenleyene. 8. Ona kötü ve iyi olma kabiliyetlerini verene! 9. Nefsini arındıran elbette kurtuluşa ermiştir. 10. Onu arzularıyla başbaşa bırakan da ziyan et­miştir. 11. Semûd kavmi, hak tanımazlığı yüzünden (peygamberini) yalanladı. 12. En azılısı cüretle ileri atıldığında; 13. Allah'ın elçisi onlara, "Allah'ın de­vesine ve onun su hakkına dokunmayın" demişti. 14. Fakat onlar ona inan-mayıp deveyi kestiler. Bunun üzerine rableri, günahları sebebiyle onlara ar­dı arkası kesilmez felâketler göndererek hepsini helak etti. 15. O bu işin so­nucundan çekinecek değildir.[4]

 

Tefsiri

 

1-10. Bu tür doğal varlıklar ve olaylar üzerine yemin edilmesi hem evrenin genel düzenine, bunun insanlar için taşıdığı faydalara ve bu düzeni yaratıp yaşa­tan ilâhî kudretin büyüklüğüne hem de sonraki âyetlerde ele alınan konunun öne­mine dikkat çekmeyi amaçlar. "Kuşluğu" diye çevirdiğimiz "duhâhâ" tamlaması­na "güneşin ışını, aydınlığı, sabah vakti, gündüz" gibi mânalar da verilmiştir.[5] (Ayın yani ışığının güneşin ardından gelmesi, ışığını ondan alması­nı veya güneş batınca ardından ayın doğmasını yahut aym ilk göründüğü hilâl du­rumunu ifade eder. 7. âyette insan (nefs) üzerine yemin edilmesi onun fıtrî üstün­lüğüne işaret eder. "Nefsin (insan olarak) şekillendirilip duzenlenmesi"nden mak­sat ona maddî ve manevî güçlerin yerleştirilmesi, her gücün yapacağı görevin ta­yin edilmesi ve nefse bu güçleri kullanacak organların verilmesidir. 8. âyetteki "fücur" her türlü kötülüğü, günah ve sapmayı; âyette fücurun karşıtı olarak kulla­nılan "takva" ise doğruluk, iyilik ve hak yolda kararlılığı ifade eder. Aynı âyette­ki "elheme" fiilinin mastarı olan ilham, bu bağlamda fücur ve takva kelimeleriy­le birlikte değerlendirildiğinde, "Allah Teâlâ'nın İnsanın fıtratına doğru ve yanlı­şı, iyilik ve kötülüğü, günah ve sevabı bilme, tanıma, ayırt etme, birini veya diğe­rini seçip yapma gücü ve özgürlüğü vermesi"; dolayısıyla "insanın her türlü deney ve öğrenimden önce, apriorik olarak bu yeteneklerle donanmış bulunması" şeklin­de açıklanabilir. Böylece Kur'an'ın insan anlayışının bir özeti sayılabilecek olan 7-8. âyetler, insanın ahlâkî bakımdan çift kutuplu bir varhk olduğunu, iyilik veya kötülük yollarından dilediğini seçebilecek bir tabiatta yaratıldığını ve onun kurtu­luş veya mahvoluşunun bu seçime bağlı bulunduğunu göstermektedir.[6]

 

11-15, Başka sûrelerde örnekleri görüldüğü gibi burada da geçmiş bir kav­min hikâyesinden konuyla ilgili bir kesit verilmiştir. 8-10. âyetlerde insanın hayır veya şer yollarından birini seçebileceği, bu imkâna sahip olarak yaratıldığı bildi­rildikten sonra nihaî kurtuluşun da yıkımın da bu seçime bağlı bulunduğu uyarısı yapılmıştı. İşte 11-15. âyetlerde bu seçimi yanlış yapanlardan bir ömek ve insan­lara bir ibret olmak üzere geçmişten bir topluluğun, Semûd kavminin yanlış seçi­mi ve bu yüzden başlarına gelen büyük felâket hatırlatılmıştır.[7]



[1] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/565.

[2] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/565.

[3] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/565.

[4] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/566.

[5] Şev-kânî, V, 524

[6] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/566.

[7] bitgi için bk. A'râf 7/73-79; HÛd 11/61-68

Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/567.