Şems Sûresi - Kuran - 091Sems - 5. Sayfa
Sûrenin Kapsadığı Başlıca Konular:
ŞEMS SÛRESİ
Sûrenin tamamı, ilim adamlarının ittifakıyla Mekke'de İnmiştir.[1]
Birinci âyetiyle Güneş'e ve onun kuşluk vaktindeki parlaklığına yemin edilerek konuya giriş yapıldığından, bu mânaya delâlet eden «Şems» aynı zamanda sûreye isim olmuştur.
Âyet Sayısı: 15
Kelime Sayısı: 54
Harf Sayısı: 246.[2]
Hz. Büreyde (R.A.)den yapılan sahîh rivayete göre: «Resûlülah (A.S.) Efendimiz yatsı namazında Şems Sûresi'yle benzeri uzunlukta olan sûreleri okurduk»[3]
İbn Abbas (R.A.)dan yapılan rivayete göre: «Resûlüllah (A.S.) Efendimiz ona, sabah namazında «Ve'lleyli izâ yeğşâ» ile «Ve'ş-Şemsi» sûrelerini okumasını emretmiştir.»[4]
Beyhakî'nin eş-Şa'b'de Ukbe b. Âmir (R.A.)den yaptığı rivayete göre; adı geçen şöyle demiştir: «Resûlüllah (A.S.) Efendimiz bize kuşluk namazını, bu namazın hikmetini yansıtan «eş-Şems» ve bir de «ed-Duha» sûre-leri'ni okumamızı emretti.»[5]
Sûrenin Kapsadığı Başlıca Konular:
1- Cenâb-ı Hakk'ın mutlak tasarrufuna ve kusursuz düzenine delâlet eden 8 belgeye yemin edilerek düşünce ufkumuz genişletiliyor ve aynı zamanda insan aklına ışık tutularak hareket noktası belirleniyor.
2- Kendini küfür, nifak ve günahlardan arındıranların kurtulacağı; arındırmayanların ise, hüsrana uğrayacağı konu ediliyor ve yönlendirici bilgiler veriliyor.
3- Ruhlarını ve vicdanlarını, aynı zamanda kalplerini inkâr, azgınlık ve ahlâksızlıkla kirletip karartarak ilâhî sınırı aşan Semûd Kavmi'nin hazîn ve ibretli âkibeti misâl veriliyor. Böylece haddini aşan bir şeyin zıddına dönüşeceğine işarette bulunuluyor.
4- İmân nimetine gönül kapısını açmadan ölenlere Cenâb-ı Hakk'ın âhirette vereceği azaptan asiâ endişe duymayacağı konu ediliyor ve böylece O'nun her işinin hikmet ve adaletle yürütüldüğüne işaretle kimselere zulmetmiyeceği bildiriliyor.
5- Salih Peygamber'in «Deve Mu'cizesi» misal verilerek son uyarılar yapılıyor.[6]
Meali:
1- Güneş'e ve onun kuşluk vaktinde ki parlak aydınlığına,
2- (Güneş'ten ışık alıp) ona tabi' olduğu zaman Ay'a,
3- Güneşi açıp ortaya çıkardığı zaman gündüze,
4- Güneşi örtüp bürüdüğü zaman geoeye,
5- Göğe ve onu yapıp kurana,
6- Yere ve onu yapıp döşeyene,
7- Nefse ve onu düzenleyip biçimlendirene,
8- Sonra da ona fenalıklarını ve (bunlardan) sakınmasını ilham edene yemîn olsun ki,
9- Kendini (inkâr ve günah kirlerinden) arındıran kimse, gerçekten korktuğundan kurtulup umduğuna ermiştir.
10- Ve kendini (inkâr ve günah iie) örtüp (karanlıklara) gömen kimse cidden hüsrana uğramıştır.
İlgili Hadîsler
Hz. Ali (R.A.) diyor ki:
«Baki'ü'l-Ğarkad mezarlığında bîr cenazenin defninde bulunuyorduk. O sırada Resûlüllah (A.S.) gelip oturdu; biz de Onun etrafında toplanıp oturduk. Resûlüllah'ın (A.S.) elinde bir çubuk bulunuyordu. Düşünceli bir halde o çubuğu toprağa dokundurarak birtakım çizgiler çizmeğe başladı ve sonra şöyle buyurdu:
«Sizden hiçbir kimse ve yeni doğan hiçbir nefis (can) yoktur ki, Ce-nâb-ı Hak onun için Cennet'teki ve Cehennem'deki yerini yazıp takdir etmiş olmasın ve mutlaka her nefsin (kişinin) şakî ve saîd (mutsuz ve mutlu) olduğu da yazılmıştır.»
Bunun üzerine bir adam dedi ki:
— Ya Resûlellah! Bu durumda yazılan (kaderimiz) üzerinde durup ameli, (ibâdeti) terketmemiz gerekmiyor mu?
Resûlüllah (A.S.) ona şöyle cevap verdi:
— Saadet ehlinden olan kimse, saadet ehlinin ameline; şekavet ehlinden olan da şekavet ehlinin ameline (muvaffak olup) gidecektir.
Sonra da Resûlüllah (A.S.) devamla şöyle buyurdu:
— Artık siz amel etmeye devam ediniz. Zira herkes ne için yaratıl-mışsa, o ona kolaylaştırılır: Saadet ehline, saadet ehlinin ameli kolaylaş-tırılır; şekavet ehline ise, şekavet ehlinin ameli kolaylaştırılır.»[7]
Câbir (R.A.) diyor ki:
«Süraka b. Mâlik b. Cü'şum (R.A.) gelip şöyle haber verdi:
— Ya Resûlellah! Bize dinimizi açıkla: Sanki biz şu anda yaratılmışız da hiçbir şey bilmiyormuş gibiyiz. Bugünün ameli nedir? Kalemlerin yazıp (mürekkeplerinin) kuruduğuyla ilgili takdirlerin cereyanına göre midir, yoksa karşılaşacağımız olaylara, işlere göre mi (her şey yazılıp takdir ediliyor)?
Onun bu sorusuna Resûlüllah (A.S.) şu cevabı verdi:
— Hayır, kalemlerin yazıp (mürekkeplerinin) kuruduğuna ve takdirlerin cereyanına göredir?
Bunun üzerine adam tekrar sorma ihtiyacını duydu:
— Öyleyse amel ve ibâdetler ne için yapılıyor? Peygamber (A.S.) ona:
— «Amelde bulunmaya devam ediniz. Zira herkes (ne için amel edecekse, o ona) kolaylaştırılmıştır» buyurdu. [8]
Resûlüllah (A.S.) bir başka hadîslerinde şöyle buyurdu:
«Şüphesiz ki adam uzun süre cennet ehlinin amelini işler. Sonra onun bu ameli, cehennem ehlinin ameliyle son bulup noktalanır (ömrünün son yıllarında bâtıla yönelip cehennem ehlinin amelini işlemeye başlar).» [9]
Açıklama:
Kalemlerin yazıp mürekkeplerinin kuruduğu, takdirlerin cereyan ettiği kaza ve kader ilâhî ilmin kesin tesbitine göre düzenlenmiştir. Öyle ki, Cenâb-i Hak kullarını yaratıp hangi ortam ve şartlar içinde bulunacaklarını ve ne gibi inanç ve amele yönelip hayatlarını değerlendireceklerini önceden bilip tesbit etmiş ve ona göre yazmıştır. Onun ilmi ve tesbiti yanıl-mayacağına göre, yazdığı ve takdîr et'^ği her olay ve amel aynen gerçekleşir.
Nitekim diğer sahîh bir hadîste bu konuya açıklık getirilerek şöyle buyurulmuştur:
«Doğan her çocuk fıtrat (din ve Allah duygusu, mayası) üzere doğar. Sonra da an a-babası onu ya yahudileştirir, ya hıristiy anlaştırır, ya da me-cûsîleştirir. Nasıl ki hayvan azası tam yerinde bir yavru doğuruyor ve onda bir organ eksikliği görmüyor ve hissetmiyorsanız, (doğan çocuk ta öyle..)» [10]
Kader konusuyla ilgili olan bu âyetleri burada kısaca açıklarken detayına inmeğe gerek görmedik. Çünkü Tefsirimizin birçok yerinde konuya ağırlık vermiş ve gerekli açıklamayı yapmış bulunuyoruz. O bakımdan fazla bilgi edinmek isteyenlerin tefsirimizi iyice gözden geçirmeleri ve özellikle Ra'd Sûresi 39. âyetin tefsirine; sonra da En'am Sûresi 39, Nisa Sûresi 88, 143, A'raf Sûresi 178, 186, Ra'd Sûresi 33, Kehf Sûresi 17, Zümer Sûresi 23, 36, Ğâfir Sûresi 33, Şûra Sûresi 44. âyetlerin tefsirine bakmaları tavsiye olunur.
[1] Tefsir-Ü Fethi'l-Kadlr: 4/447- Tefsîr-1 Kurtubl: 20/72
[2] Nizamuddin Nisaburi, Tefsiru Garaibu’l-Kur’an: 30/47.
[3] Sunen-i Nesâi.
[4] Taberâni.
[5] Beyhaki.
[6] Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/6818-6819.
[7] Müslim, Kader: 7.
[8] Müslim, Kader: 8.
[9] Müslim, Kader: 8.
[10] Buharî/cenâiz : 79, 92, tefsir : 30, kader : 3- Müslim/kader : 22, 24- Ebû Dâvud/sÜnnet: 17- Ahmed : 2/233, 275, 315, 347, 393
İslami Okul Okulların En Önemlisi