Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Şems Sûresi Keremli Mekke Döneminde İnmiştir - Kuran - 091Sems - 10. Sayfa

ŞEMS SÛRESİ

Keremli Mekke döneminde inmiştir. On beş âyettir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"Andolsun Güneş'e ve onun aydınlığına. (Işık almakta) ona tâbi olduğu zaman Ay'a."

Allah Güneş'e, ışığına ve ısısına yemîn ediyor. Güneşin aydınlığından maksat gündüzdür. Güneş'in ısısı "Duhâ* olarak adlandırılıyor. Allah Ay'a da yemin ediyor. Ay gözükünce, gece gündüzün peşinden gider. Güneş kaybolduğu zaman Ay hilâl şeklinde gözükür.

Yüce Allah şöyle buyurun

"Ona parlaklık verdiği zaman gündüze, onu örtüp bürüdüğü zaman geceye."

Müfessir Kutbî (r.a) gündüz ile İlgili âyet-i kerîmede bir ihtisar (kısaltma) olduğunu söylüyor. Yâni çok veciz bir cümledir, diyor. Gündüzün parlaklığı ile yer ve dünyâ aydınlanır. Müfessir Kelbî ise (r.a) bunu: "Gecenin karanlığını aydınlatan gündüze Allah yemîn ediyor," diye yorumluyor.

Yüce Allah şöyle buyurur

[Cüz: 30 Âyet: 7-10) Şems Sûresi       431

"Göğe ve onu bina edene, yere ve onu yayıp döşeyene"

O semâ hakk için ki o benim mahlûkumdur. Benim Zâtım hakk için ki yeryüzünü yarattım. Akla ve hayâle gelmez süslerle süsledim. Çeşitli-türlü menfaatlerle ilgili olarak onu tesviye ettim. Onu bir döşek gibi kıldım. Her türlü işe elverişli hâle getirdim.

Yüce Allah şöyle buyurur:

"Herbir nefse ve onu düzenleyene, sonra da ona hem kötülüğü, hem (ondan) sakınmayı İlham edene ki..."

Bu Âdemîlerin nefsi hakk için ki o benim mahlûkumdur, Îzzetim-Kud-retim hakkı için (bunlara yemin olsun) ki ben o nefsi onların yararlarına elverişli şekilde düzenledim, yarattım. Şimdiki yarattığımız biçimde değil de başka türlü olsa o "çirkin" olurdu. Yararlanma da zorlaşırdı (Her organ için değişik alternatif yaratılışları muhalfarz diyerek, düşünebiliriz). Nefse ne işlemesi gerektiğini Allah ilham etti. Ona da yemin olsun. Kendisinin kurtuluşu olan İtaatleri ve hayırları ona ilham etti. Kendisini helâka götüren kötülükleri, azgınlıkları ve isyanları da ona bildirdi.

Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"Onu tertemiz yapan, kişi muhakkak umduğuna ermiş, onu alabildiğine örten kişi de elbette ziyana uğramıştır.

Hak Teâlâ nefse kadar birçok şeye yemin etmiştir: Ay'a, Güneşe, yıldızlara, geceye-gündüze v.s... Bunların hakkı verile. Özellikle herkesle ya-3un ilişkisi olan gece-gündüzün hakkı tastamam verile... O nefse de yemin etti. Ona taat ve mâsiyet yollarını ilham etti. Gerçek kurtuluşa eren o kimselerdir ki: Onlar nefislerini mâsiyetlerden ve yaramaz huylardan, küfürden-şirkten "Tevhîd suyu ile hâlis sabunuyla" yıkadı-anttı. Tertemiz eyledi. Her türlü hayır işlemeye elverişli hâle getirdi.

Nice birçok kişi de hor-hakîr oldu. Çünkü nefislerini birçok günahlarla dopdolu hâle getirdiler. Onu ibâdetten perdelediler. Hattâ inkâra ve sapıklığa düştüler. Hak Teâlâ'dan hiç korkmadılar.

Zeyd bin Erkam (r.a) Rasûlullah (s.a.v)' in şöyle dediğini bize bildirmektedir. "Yarabbi! Acizlikten, tembellikten, cimrilikten, aşın düşkün-ihti-

432    Şems Sûresi (Cüz; 30 Ayet; 11-15)

yarlıktan, kabir azabından sana sığınırım. Yarabbi! Nefsime takvasını ver. Onu temizle. Sen onu temizleyenlerin en hayırhsısın. Sen onun velisi ve mevlâsısın. Yarabbi! fayda vermeyen ilimden, huşûu olmayan kalbden, doymayan nefisden, kabul edilmeyen duadan sana sığınırım." (Müslim),

Yüce Allah Semûd kavminin küfründen haber vererek Mekke kâfirlerini uyarmak dilemiştir. Şöyle buyurmuştur:

"Semûd (kavmi) azgınlığı yüzünden tekzîb ettiler. (O kavmin) en şakisi ayaklandığı zaman."

Semûd kavmine Hz. Salih (a.s) gönderilmişti. Onu hemen yalanladılar. Ondan mucize istediler. Hem de "kayadan deve çıkarmasını" talep ettiler. Allah'ın izni ve kudretiyle o kayadan deveyi çıkardı. Sûre-i Araf ve Hûd Sûresinde hikâyesi geçmişti. Onların en bedbahtı "Kudâr bin Sâlif" idi. Bir başka rivayette "Mustağ bin Düher"di. Bu herif ve adamları bu "dokunul-mamast emredilen" deveyi öldürdüler.

Nitekim yüce Allah şöyle buyurmuştur:

[Cüz- 30 Âyet: 15) Şems Sûresi 433

Yüce Allah, onlann dalâletleri ve sapddıklan ve şakâvetleri-bedbaht-lıkları sebebiyle onlara azap indirdi. Genci-ihtiyan, ileri gelenleri-halkiyla yoketti. Deveyi pervasızca öldürdüler. Âkibetinden korkmadılar Hepsinin derece derece suçta paylan olduğu için topyekün yok edildiler. Çünkü ilahî kanundur: Bir kişi bir suç işlese de, kalanları o suça engel olmaya bedenî, hukukî, içtimaî bakımdan güçleri yettikleri halde, nemelâzımcılık yaparsalar, azap hepsine gelir. Onlar deveyi öldürmede hepsi razı oldular. Hiçbir kimse de Onun yapağından hesap soramaz. Yerleri, gökleri içindekilerle helak etse kimse bunu önleyemez. Onun saltanatına zerre kadar zarar veremez. Ne dilerse dilediği gibi onu yapar.