Şems Suresi - Kuran - 091Sems - 19. Sayfa
ŞEMS SURESİ
Mekkîdir 15 ayettir. Nefsi arındırmayı teşvik edici ifadeleri içermektedir. Aynca eski devirlerde Semud kavmine yapıldığı gibi, Hakkı yalanlayanlara mutlaka bir Azab-ı îlahî'nin ineceğine İlişkin kasemde bulunan ifadeleri de ihtiva etmektedir.[1]
İnkarcı Toplumların Sonu
Rahman ve Rahim olan Allah adıyla.
1- Güneşe ve onun ışığım,
2- Ardından gelmekte elan ay'a
3- Onu ortaya koyan gündüze,
4- Onu bürüyen geceye,
5- Göğe ve onu yapana,
6- Yere ve onu yayana,
7- Kişiye ve onu şekillendirene.
8- Sonra da ona iyilik ve kötülük kabiliyeti verene and olsun ki:
9- Kendini arıtan saadete ermiştir.
10- Kendini fenalıklara gömen kimse de ziyana uğramıştır.
11-12- Semud mileti, içlerinden en azgını ileri atılınca, azgınlığı yüzünden peygamberi yalanladı.
13- Allah'ın Peygamberi onlara, Allah'ın devesini göstermiş ve: "Allah'ın bu devesine ve onun su hakkına dokunmayın" demişti.
14- Onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onların üzerine katmerli azab indirdi; yerle bir etti onları.
15- Bu işin sonundan O'nun korkusu yoktur.[2]
Bazı Kelimeler:
Aydınlık veya gündüzün tamamı.Onu takip etti ve aydınlığım ondan aldı. Onu keşfedip ortaya çıkardı. Onu örter ve aydınlığını giderir. Onu eksiksiz bir şekilde halk etti.Onu yayıp genişletti. Helakine sebep olacak günahları. Ona ilham etti.Nefsi helakten koruyucu şeyler. Kirletip örttü. Onu temizledi. Ayaklandı ve süratlendi. Taşkınlığı ve azgınlığı. Başlanna geçirdi. Azabı üzerlerine örttü. Su içme hakkı. üzerlerinde dümdüz yaptı. Hiçbirini diğerinden ayırmadı.[3]
Açıklama:
Kutlu ve yüce olan Hak Teâlâ Güneşe yemin ederek, hacmi büyük, ışığı kuvvetli olmasına rağmen Güneşin bir gezegen olduğunu ifade buyurmuş--tur. Bu yeminine Güneşin duhâsını yani aydınlık ve ısısını da katmıştır ki, onun aydınlığıyla ısısı hareket ve hayatın menşei, gece ve gündüz zamanlarında da kâinatın nurunun kaynağıdır. İnsanların maslahatlarının, vakitleri belirlemenin, kâinatı aydınlatmanın kendisine bağlantılı olması bakımından Güneşi takip eden Ay'a da Cenab-ı Allah yemin etmiştir. Bu sebepledir ki senelerin hesabı Ay ve Güneş ile olmaktadır. Seneler ya şemsî ya kamerî olurlar.
Ay, Güneşi takip eder, çünkü ışığını ondan alır. Gariptir ki bu görüş ban eski alimlere aittir. Bilimde bunu te'yid etmiştir. Yüce Allah gündüze, Güneşi ortaya çıkarıp nuru tamamladığında da yemin etmiştir. Çünkü gündüz, Güneşten istifade ederek aydınlanır. Gündüz, aydınlığı ile ortaya çıktığında Güneşte doğar. Çünkü eserin kuvveti, müessirin kuvvetine delâlet eder. Şu halde "Güneşi ortaya çıkardığı zaman gündüze andolsun'.' Ayet-i celîlesindeki İfade pek yerinde olmuştur. Görülüyor ki Cenab-ı Allah Güneş'te olduğu gibi direkt olarak veya Ay'da olduğu gibi endirekt olarak kâinatı kaplayan ışığa yemin etmiştir. Güneşin, ortaya çıkış zamanı olan gündüze, bunun ardı sırada Güneşi örten ve ışığını gizleyen geceye yemin etmiştir. Gündüz Güneşi ortaya çıkarır, gece ise onu örter. Bunu halk eden Allah noksanlıklardan münezzehtir. Güneşi gündüz ortaya çıkardığına, gece de onu örttüğüne göre Güneşe tapmak akıl kârı mıdır, o bir tann olabilir mi?!
Cenab-ı Allah sûre-i celîlede göğe ve ondaki alemlere yemin etmiştir. Se-mavat alemini sağlam bir şekilde bina etmiş, bağlarını muhkemleştirmiş, ondaki cazibe günücü kuvvetlendirmiştir. Onda bir eksiklik ve noksanlık bulamazsın. Çünkü O güçlü bir hikmet sahibinin san'atıdır. Cenab-ı Allah yere ve onu yuvarlayıp döşeyene yemin etmiştir. Evet onu gözlerimizin görebileceği bir şekilde serip yaymış, halkın üzerinde yaşıyabileceği bir şekilde de genişletmiştir. Ayrıca Cenab-ı Allah can'a ve onu düzgün bir şekilde halk edip meydana getiren, işini muhkemleştiren, ona kuvvet vererek hayatını mükem-melleştiren zata da yemin etmiştir. Bunun sonucu olarak nefse, hayır ile şerr'i ayırt edici bir akıl vermiştir ki bu da onun yaratılışını tam ve düzgün bir hale getirmiştir. Buna ek olarak onu kendisini helak edecek masiyeti işlemeye ve de kötülüklerden koruyup kurtaracak olan hayrı yapmaya muktedir hale getirmiştir.-Nefsini arındırıp geliştiren ve yücelten kimse kurtuluşa ermiştir. Onu kötülüklerle örterek hayvanlara eş hale getiren kimse ise kayba uğramıştır, insan akhnı hakem kılıp nefsini şehvetlerin kandırmacalarından kurtarıp yüceltmekle, derece bakımından yükselir ve hayvanlardan ayrılır. Ama masiyet-ler çukuruna düşüpte alçalır ve nefsine şehvetini hakim kılarsa hayvanlarla eşit hale gelir. O zaman ona, nefsini kötülüklerle örtmüş, mertebesini düşürmüş, akıllarının değil de şehvetlerinin boyunduruğu altına girmiş olan hayvanlar sırasına girmiş demek uygun olur.
Cenab-ı Allah bütün bunlara yemin etmiştir. Ama yeminin cevabı gizlidir ki, herkes kendine göre bir te'vil ve takdir yapsın. Aslında bu yeminlerin cevabı takriben şudur: Evet ey insanlar bütün bunlara yemin ediyorum ki sizler, ölümünüzden sonra mutlaka diriltelecek ve hesaba çekileceksiniz, tyilik yapan İyiliğinin karşılığını, kötülük yapansa kötülüğünün karşılığını görecektir.
Bu yeminlerin cevabı bazanda açıktır. Semud kıssasının burada anlatılmış olması buna delil teşkil eder. Denildi ki bu yeminlerin cevabı şudur: Nefsini temizleyip kötülüklerden arındıran kimse kurtuluşa ermiştir. Bu cevap cümlesinin başındaki lam harfi ise hazf edilmiştir. Semud kavminin, Peygamberleri Salih'le olan kıssaları bundan önce anlatılmıştı.
Taşkınlıkları sebebiyle Semud kavmi, deveyi boğazlayan şakîlerinin ayaklanması esnasında Peygamberleri Salih'i yalanladılar. Allah'ın elçisi Salih onlara, şu Allah'ın devesinden ve bu devenin İçimlik hakkından sakının dedi. Ama onlar Salih'i yalanladılar ve Allah'ın devesini boğazladılar. Rabbin de, günahları sebebiyle onları yakaladı ve yeri üzerlerine geçirdi. Azabın altında bıraktı. Onlardan hiçbirini hayatta bırakmadı. Çünkü onlar arkadaşlarının yaptığı kötülüğe razı oldular, Allah'ta onların yaptığı kötülüğün akıbetini onlara çektirmekten sakınmadı. Çünkü o, hükmünde Adil, işinde de muktedirdir.[4]
[1] Prof. Dr. Muhammed Mahmud Hicazi, Furkan Tefsiri, İlim Yayınları: 6/529.
[2] Prof. Dr. Muhammed Mahmud Hicazi, Furkan Tefsiri, İlim Yayınları: 6/529-530.
[3] Prof. Dr. Muhammed Mahmud Hicazi, Furkan Tefsiri, İlim Yayınları: 6/530.
[4] Prof. Dr. Muhammed Mahmud Hicazi, Furkan Tefsiri, İlim Yayınları: 6/530-532.
İslami Okul Okulların En Önemlisi