Leyl Sûresi - Kuran - 092Leyl - 20. Sayfa
"Erkeği Ve Dişiyi Yaratana Andolsun"
LEYL SÛRESİ
Kur'an daki Sırası : 92
Nüzul Sırası : 9
Ayet Sayısı :21
İndiği Dönem : Mekke
Sûrenin Tanıtımı
Sürede insanlar amellerine göre guruplandınlmış, salih amel ve salih amel sahiplen övülmüş, kötü amel ve [kötü amel) sahipleri kınanıp uyarılmiştır.lAynı zamanda) malının zekatını veren övülmüş, cimrilik ve hayra engel olma kınanmıştır.[1]
Rahman ve Rahim Allah'ın Adıyla
1- Örttüğü[2]' zaman geceye andolsun.
2- Görüldüğü'[3]' zaman gündüze andolsun.
3- Erkeği ve dişiyi yaratana andolsun ki,
4- Sizin İşiniz çeşit çeşittir[4]
5- Kim verir ve korunursa
6- Ve en güzel sözü'[5]' doğrularsa
7- Onu en kolaya[6]' muvaffak ederiz.
8- Fakat kim cimrilik eder, kendini zengin görüp tenezzül etmezse[7]'
9- En güzel (sözü) yalanlarsa,
10-O'nun güçlüğe'[8] uğramasını kolaylaştırırız.
11-Çukura düştüğü'[9] zaman malı ona hiçbir yarar sağlamaz.
12-Doğru yola iletmek bize aittir.
13- Son da ilk de bize aittir.
Ayetlerde hitap mutlak bir biçimde ve anlatım üslûbu ile Kur'an'ı dinleyenlere yöneltilmiş (ve şu hususları) içermiştir.
1- Bürüdüğü zaman geceye, açıldığı zaman gündüze, Allah'ın yaratmış olduğu erkek ve dişi üzerine Kur'an'ı dinleyen insanların yaşayış ve amellerinde gurup gurup olduklarına yemin edilmiştir. Bunlardan bir gurup Allah'a iman ve malını tasadduk eden, dünya ve ahirete ilişkin Allah'ın güzel va'dlerini (asdik edenlerdir. Allah bu kimselere içerisinde kurtuluş ve saadet bulunan en kolay yolu kolaylaştırmaktadır. Diğer gurupta-kilcr kendilerinin diğer insanlardan ve Rablerinden müstağni/zengin oldukları hissine kapılan mal-mülkünde cimrilik yapan, Allah'ın dünya ve ahirete ilişkin güzel va'dlerini inkar edenlerdir. Allah bu şahıslara içerisinde helak ve hüsran olan zor yolu zorlaştıracak; onlara malları fayda vermeyecek ve onları düşmekten ve korkunç uçuruma yuvarlanmaktan koruyamayacaktır.
2- İnsanlara ait olarak Allah'ın yaptığının; hidayet ve hayır yolunu onlara açıklamak, bu yolu onlara göstermek, dalalet ve şer yolundan onları sakındırmak olduğu; dünya ve ahiretin durumunun O'nun elinde olduğu, (Allah'ın) bu her iki mekanda da mutlak tasarruf sahibi olduğu ortaya konulmuştur.
Açıkça görüldüğü üzere ayetler insanları genel bir şekilde davet etme tarzındadır. Bu ayetlerde tartışma ve yalanlama/inkar gibi tutum ve manzaralar bulunmamakla; bu davetin esasları çok kısa bir biçimde yer almaktadır. Allah'a iman, Allah'ın vaadettiklcr rini tasdik, iyi iş, salih amel yapmak, başkalarına faydalı ve yardımcı olmak gibi. Kim bu işleri yaparsa kurtuluşa eren mutlu kişi odur, aksini yapan ise hüsrana uğrayan mutsuz kişidir.[10]
"Erkeği Ve Dişiyi Yaratana Andolsun"
İnsanların hayır ve şer gibi amellerine değinilmesi, bunlara uygun olarak Allah'ın bu amelleri onlara kolaylaştıracağı hakkındaki açıklamalar; bu cümlenin erkek ve dişileri kapsadığı görüşünü doğrulamaktadır. Bizim çıkarımımız doğru isc-ki biz doğru olduğunu umuyoruz- din ve dünya işleriyle alakalı bütün işlerde erkek ve kadınların eşit olarak sorumlu oldukları ilkesi; hayır ve şer, fayda veya zarar, hidayet veya dalalet türünden işledikleri amellere uygun olarak bunların her ikisine de çalışmalarının sonuçlarının ait olacağı prensibi hakkında erkek ve kadın cinslerinden her birinin yapacakları işleri ve gidecekleri yolu tercih etmelerini sağlayan kabiliyet açısından eşit olduklarına ilişkin ilk Kur'an açıklamasıdır. Bu mesele çeşitli üsluplarla birçok kez Kur'an'in Mekkî ve Medenî bölümlerinde tekrar edilmiştir ki, bunda İslami risaletin ebedîlik ve evrensellik (kap-samhlık) yönünden eşsizlik, büyüklük ve uygunluk gibi özellikleri vardır. Bu durumu Allahu Teala birçok ayette vurgulamıştır. Mesela:
"O elçisini hidayet ve hak dinle gönderdi ki, Onu bütün dinlere üstün kılsın, şahid olarak Allah yeter." (Fetih 48/28)[11]
14- Ben sizi aiev saçan bir ateşe'[12]' karşı uyardım.
15- Ona ancak haydut olan girer.
16- O ki, yalanladı ve sırtını döndü.
17- En çok korunan da ondan uzak tutulur.
18- O ki, malını hayra vererek arınır ve yücelir.
19- Ve O'nun yanında, hiç kimsenin karşılık verilecek bir nimeti yoktur.
20- Yalnız yüce Rabbinin rızası için verir
21- Yakında kendisi de razı olacaktır.
Bu ayetler önceki ayetleri takip etmek ve bu ayetlerde kendilerine davet yöneltilmiş olan Kur'an'ı dinleyenler, anlatım üslubu ile daveti yalanlayıp ondan yüzçeviren asiler için hazırlanmış alevli ateşle uyarılmıştır. İman ve salih amelle ondan korunanlar herhangi bir şeye karşılık olarak değil de Rablcrinin hoşnutluğunu ve rızasını bekleyerek mallarının zekatını verenlere onları ateşten uzak tutacak öne geçmiş bir nimet veya (koruyucu) bir el vardır. Allah'tan onlara razı olacakları ve huzur duyacakları şeyler verilecektir.
Sûrenin bu ayetleri, sakin, muhkem ve güzel bir uslupia davetin genel olarak ortaya konulması, müjdeleme ve uyarma yönlerinden daha önceki ayetler gibidir ve o ayetler gibi değerli telkinleri içermiştir. Bunlarda alışılagelen dünyadaki gayelerden birini gözetmeksizin iman ve birçok iyilik alanlarında infaka teşvik ve bu şekilde hareket etmeye övgü vardır.
Kişi, iyilik ve hayır yoluna yönelir ve Allah'ın rızasını gözeterek, iyilik alanlarında cömertçe mallarını intak ederse sahibine fayda verir; kişide gurur, ve saldırganlığa mani olur ve kişi cimri olup bu maldan başkaları yararlanmazsa sahibi için kötüdür.
Ayetler zeka! olarak malı infak etmeyi övmektedir. Bu durum önceki sûrede geçen "tezekkâ" ifadesinin "zekat verme" anlamına geldiği noktasındaki bizim görüşümüzü desteklemektedir.
Bu şekilde ilk inen Kur'an bölümlerinde sırf Allah'ı ve O'nun rızasını gözeterek infak, zekat ve hayır yapmaya teşvik, cimrilik, mal ve zenginlikle gururlanmak, dünyalıklara, onun şehvetlerine sarılmak, hayır ve iyilikten yüzçcvinnc (gibi eylemlerin) kınanması (konularındaki ayetler) birbirini takip etmiştir ki, bu hal infakın Allah'a, ahiret gününe iman ve sadece O'na kulluk etmekten sonra davetin önemli amaç ve ilkelerinden birisi olduğunu göstermektedir. Bu çok eşsiz ve büyük bir hadisedir. Zira mal, sahipleri için en önemli şeylerdendir. Fakirler sürekli maddi durumu iyi olanlardan çok olmuştur. Bundan başka iyilik ve ıslahı amaçlayan her umumi proje ilk etapta finansman/mala muhtaçtır.
Müfessirlerin rivayet ettiklerine göre[13] (17-21) ayetler, çok infak etmesinden ve özcllikle sahipleri, kendilerine eziyet eden kafirler olan miislürnan köleleri hürriycücrinc kavuşturmasından ötürü Ebu Bekr (r) hakkında nazil olmuştur. Ne var ki. daha Önceki ayetlerin vezin yönünden birliği, sûrenin ayetlerinin üslubu ve ayrılmazlığı bu ayetlerin topyekün indiği, davet ve davetin ilkelerini genel olarak onaya konulması tarzında olduğu görüşünü tercih etmeye yöneltmektedir. Bu, Ebu Bekr (r)'in çok infak etmesi ve işkence gören müslüman köleleri kurtarması rivayetini olumsuzl amam akta dır. Ayetin Ebu Bekr hakkında nazil olduğu rivayetini belirttikten sonra İbn Kesir'İ söyle derken görmekteyiz: "O {Ebu Bekr) çok intakla bulunmasından dolayı kuşkusuz bu ayetlerin çerçevesine dahildir. Fakat ayetlerin lafzı umumidir". Sûre bizim de dediğimiz gibi ilk inenlerdendir ve bizim inancımıza göre Peygamber (s) ve O'na İlk tabi olanlar ile kafirler arasında tartışma ve mücadele meydana çıkmadan Önce nazil olmuştur. Ebu Bekr'in, .sûrenin ihtiva ettiği teşvik ve Övgünün tesiriyle yapması Rasulullah'ın ashabının onun fiilinde ayetlere tam bir mutabakat görmeleri, bu münasebetle onu Övmeleri ihtimal dahilindedir ki, rivayetin kökeni/aslı bundan ibarettir.
Evet, bu sûrenin ayetleri ile önceki sûredeki ayetler arasında üslup ve hedef uygunluğu görüldüğü gibi lafzı uygunluk da görülmektedir. (O ve bu) her iki durum bu sûrelerin nüzul yönünden birbirini lakip edecek şekilde sıralanmasının; bunların da aynı şartlarda nazil olduğunu, bu sûrenin, diğer sûre gibi ilk nazil olan sûrelerden oluşunun doğruluğunu göstermekledir ki, zaten Kur'an lafzı başlangıçta bu sûredeki gibi hususlara önem vermekleydi.[14]
[1] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/141.
[2] Yağşâ Örtüyor veya buruyor ya da yayılıyor mânâsındadir.
[3] Teceltâ Ortaya çıfcü, açıldı göründü demektir.
[4] Şettâ "Şetît" kelimesinin çoğuludur "çeşitli türler'1 anlamına gelmektedir.
[5][5] el-Hüsnâ "el-Ahsen" (en güzel) kelimesinin müennesidir. Bazı müfessirler Bkz. Taberi, Zemahşeri, Tabresi ve İbn Kesir tefsirlerinden ilgili ayetlerin tefsirleri. "ve saddaka bi'l-husnâ" cümlesini, "'intak edenlere Allah'ın fazlasıyla karşılık vereceği vadini tasdik ederse" anlamında yorumlamışlar, bazıları "Allah katından vadedilen en güzel şeyi doğrularsa" mânâsmda tefsir etmişler, bazıları da "Allah'ın infak eden mü'minlere vadettiği cenneti tasdik ederse7' şeklinde yorumlamışlardı.
[6] el-Yüsrâ ''En kolay' anlamına gelen "el-Eyscr" kelimesinin müennesidir.
[7] isteğna Sahip olduğu mal-mülk ile başkalarından veya Allah'tan müstağni olduğunu düşündü, demektir.
[8] el-Usrâ En meşakkatli ve zor anlamına gelen "el-A'ser" kelimesinin müennesidir,
[9] Tercddâ Düştü veya yüksek bir yerden yuvarlandı, demektir.
[10] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/17.
[11] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/144.
[12] Telezzâ Yanıyor, şiddetii yanıyor, tuluşuyor, demektir.
[13] Sûrenin tefsiri için bkz: Taberni, İbn Kesir, Beğavi, Zemahşeri vd . tefsirler.
[14] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/145-146.
İslami Okul Okulların En Önemlisi