Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

İnşirah Sûresi - Kuran - 094Insirah - 19. Sayfa

İNŞİRAH SÛRESİ 2

Bazı Kelimeler: 2

Bir Önceki Sûre İle İlişkisi: 2

Açıklama: 2


İNŞİRAH SÛRESİ

 

Mekkîdir. 8 ayettir. Önceki surede olduğu gibi burada da Allah'ın, Pey­gamberine bahşettiği nimetler anlatılmakta ve O'na it'mi'nan verilmekte, ça­lışmaya teşvik edilmektedir.

Rahman ve Rahim olan Allah adıyla.

1- Ey Muhammedi Senin gönlünü açmadık mı?

2-3- Belini büken yükünü üzerinden almadık mı?

4- Senin şanını yükseltmedik mi?

5- Elbette güçlükle beraber şüphesiz bir kolaylık vardır.

6- Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır.

7- Öyleyse, bir İşi bitirince diğerine giriş;

8- Ve ümid edeceğini yalnız Rabbinden iste.[1]

 

Bazı Kelimeler:

 

Şerh kelimesi genişletmek ve yaymak demektir. Göğsün şerh edılmesiise,nefsın inbisatmdan ve sürura kavuşmasından kinayedir  

Vızr kelimesi ağır yük manasına gelir. SlrtIna agir geI onu çaardatmışt,.

Zorluk ve şiddet.

Kolaylık ve yumu­şaklık. Elde etmek için yorul. Sadece Allah'a yönel.[2]

 

Bir Önceki Sûre İle İlişkisi:

 

Bu sure öncekinin bir uzant.s. gibidir. Bu-nedenle aralarında sık. bir balamı vardır. Hatta bazılan bu ikisinin bir tek sûre olduğunu söylemişlerdir [3]

 

Açıklama:

 

Ey Muhammed! Hiç kimsenin inkâr etmediği şu hakikati ikrar ve itiraf et ki biz senin göğsünü genişlettik. Ve isabet eden musibetlere karşı kalbine bir sürur verdik.Bu daveti en hayırlı bir şekilde ifa etmen için kalbine rahatlık verdik ki razı bir nefis ve mutmain bir kalp ile bu davetin yükünü omuzlayasın.

Müşriklerin sözleri karşısında Resulüllahın kalbi daralıyor, yaptıkları isleri karşısında da acı ve elem duyuyordu. "O alay edenlere karşı biz sana yeteriz Allah ın beraber başka tanrı tutanlar, yakında (yaptıklarının sonucunu)   i bilecekler. Andolsun biliyoruz, onların söylediklerine senin göğsün daralıyor   İ (canın sıkılıyor). Sen Rabbini hamd ile teşbih et (Onu övecek sözlerle an Süb-hanallahı velhamdüîillah de) ve secde edenlerden ol"[4]Peygamber (SAV) efendimizin getirdiği ve cahiliyet Arapları ile bütün insanları çağırdığı bu kao samlı davetin yükü pek ağırdır. Hafif değildir. Bundan daha ağır bir yük dü şunulemez. Çok iri ve insan azmanlarının bile taşıyamayacakları kadar pek ağır bir yuktur. ir. cüsseli kimselerin bile sırtlan bu yükün altında çatırdar Ama Cenab-ı Allah, Peygamberi Mustafa'ya taahhüt ettiği ayet. irşat ve tevcihler ile O’nun sırtındaki bu yükü kaldırıp atmıştır. Allah'ın lütfü olmasay­dı O bu yukun altmdan kalkamazdı. Cenab-ı Allah O'nun şanım yüceînnl tır. Ezanlarda ve tekbirlerde, dualarda ve namazlarda Allah'ın dilemesi ka dar daha büyük bir şeref düşünebiliyor musunuz?! Allah, Peygamberine ita at. kendisine yaprimış bir itam, Peygamberine gösterilen sevgiyi kendi zatına gösterilen bir sevgi olarak kabul etmemiş midir?! Dünyanın dört bir buca gında dostluk ve taat ile Peygamberin izinden giden insanların bulunması kadar Peygamber ıçm daha büyük bir şeref düşünebiliyor musunuz?! Bilirsiniz ki sahabiler Peygamber efendimizin meclisine koşar, meclisinde yer tutabilmek için biribirleriyle yarışırlar, O'nun tatlı sözlerinden yararlanıp ağzından çı­kan mübarek sözlerle şifâ bulmak isterlerdi. İşte bunlar Allah'ın Resulüne bahşetmiş olduğu bazı ilimcilerdir. Diğerlerini Ccnab-t Allah bilir. Evet Ccnab-ı Allah'ın O'nun göğsünü açması, sırtındaki yükünü indirmesi, sânını yücelt­mesi sadece yeryüzünde olmamıştır. Aynı zamanda Sİdre-i Münteha'da Cen-net-ü Me'vâ'da da olmuştur. Evet bütün bunlar Peygambere kavminden ezi­yetler ulaştıktan ve ona karşı güçlükler çıkarmalarından sonra olmuştur ki, O'nun göğsü daralmıştır. Bunda bir tuhaflık yoktur. Mutlaka her zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Ayet-i Celîledekİ ifadesine, sonra da ifadesinin nekre olarak kullanılışına dikkatle bakmak gerekir. Nite­kim Peygamber (S.A.V.) efendimiz de "Bir zorluk iki kolaylığa galip gele­mez." buyurmuşlardır. Bilindiği gibi ayet-i kerimede geçen kelimesi zorluğu, kelimesi de kolaylığı ifade eder. Peygamberdeki ve sahabi-lerinin yanındaki zorluk fakirlik ile arkadaş azlığı İdi. Düşmanın kuvvcÜİliğİ ve mukavemetinin şiddetli oluşu idi. Ayet-i kerimedeki kelimesi ma-rife olarak zikredildİğinden dolayı sadece bir zorluğa delalet eder.kelimesi ise nekre olarak kullanıldığından ötürü birden fazla kolaylığa dela­let eder. Peygamber efendimizin "Bir zorluk iki kolaylığa galip gelemez." me­alindeki hadis-İ şerifini, bu durumu göz önünde bulundurarak manâlandır-mak gerekir.

Allah'ın, Cennet karşılığında nefislerini ve mallarını satın almış olduğu mü'minlere gelince; onlar Allah yolunda savaşırlar. Kendilerinde muhtaçlık olsa bile, başka mü'minleri kendi nefislerine tercih ederler. Ellerine geçen mal­ların mü'min kardeşlerine verilmesini ister ve bu hususla kalplerinde bir sı­kıntı hissetmezler. Onlar savaşta öldürülürse şehid olur, yaşarlarsa da mutlu bîr hayat sürerler.

Kur'an-ı Kerim'in zahirinden de anlaşıldığı gibi her zorluğun ardısıra bir kolaylık gelir mi? Zorluğa düşen kişi Allah'ın kevnî yasalarına uyar ve sabra sarılıp zorluklara karşı mukaveti kendine şiar edinir, bu zorluklardan kurtul­mak için gerekli çabayı sarf ederse, görülen o ki, Cenab-ı Allah bu zorluğun ardı sıra ona bir kolaylığı nasip eder. Her ne şekilde ve surette olursa olsun Allah onu kolaylığa kavuşturur. Ama Allah'ın kelimesi Hak ve vacip oldu­ğunda, zorluğa düşen kişi kendi yolunda yürür ve şu ilahî kavlin kapsamına girer: "O'nun yüzü (zatı)ndan başka herşey helak olacaktır.'[5] Eninde so­nunda bütün işler Allah'a aittir. Görülen o ki, zorlukla beraber kolaylık var­dır. Ama bu kolaylık, Allah'ın bildiği bazı hikmetlere bağlı olarak değişik olabilir

Cenab-i Allah'ın sevgilisi Mustafa'ya ve Kur'arj nuru ile hidayetlenmek dileyen her ferde yaptığı ilahî nasihate bakın: Hayırlı bir işinizi tamamladık­tan sonra başka bir işi tahsil etmeye bakın. Allah'ın size vereceği muvaffaki­yet ile başka işleri gerçekleştirmeye çalışın. Sadece Allah'a rağbet edip O'na yönelin ve yalnızca O'na dayanıp tevekkül edin. O ne güzel mevia vcncgüzeJ yardımcıdır.[6]

 



[1] Prof. Dr. Muhammed Mahmud Hicazi, Furkan Tefsiri, İlim Yayınları: 6/547.

[2] Prof. Dr. Muhammed Mahmud Hicazi, Furkan Tefsiri, İlim Yayınları: 6/548.

[3] Prof. Dr. Muhammed Mahmud Hicazi, Furkan Tefsiri, İlim Yayınları: 6/548.

[4] Hicr sûresi: 95-98.

[5] Kasas sûresi: 88.

[6] Prof. Dr. Muhammed Mahmud Hicazi, Furkan Tefsiri, İlim Yayınları: 6/548-550