Beyyine Sûresi - Kuran - 098Beyyine - 2. Sayfa
BEYYİNE SÛRESİ
98
İndiği Yer :
Medine
İniş Sırası :
100
Âyet sayısı :
8
Nüzulü
Mushaftaki sıralamada doksan sekizinci, iniş sırasına göre yüzüncü sûredir. Talâk sûresinden sonra, Haşr sûresinden önce Medine'de inmiştir. Mekke'de indiğine dair rivayetler de vardır; ancak özellikle Buhârî'de yer alan bir hadis[1] sûrenin Medine döneminde indiğini göstermektedir.[2]
Adı
Sûre adını birinci âyette geçen ve "açık delil, kesin belge" anlamına gelen "beyyine" kelimesinden almıştır. "Kayyime, Beriyye, İnfıkâk" gibi isimlerle de anılmaktadır. Ayrıca Hz. Peygamber'in bu sûreyi "Lem Yekünillezîne keferû" şeklinde andığı da rivayet edilmiştir.[3]
Konusu
Sûrede Hz. Muhammed aieyhisselâmın peygamberliği karşısında Ehl-İ kitap ve müşriklerin İnkarcı tutumları eleştirilmekte; özellikle Ehl-i kitap mensuplarının, bu tutumlarıyla kendi dinlerinin özüne de aykırı davrandıkları, çünkü İslâm'ın iman ve ibadete dair temel buyruklanyla peygamberlik inancının o dinlerin asıllarında da bulunduğu bildirilmektedir. Sûre kötülerle iyilerin âhiretteki durumlarını özetleyen açıklamalarla son bulmaktadır.[4]
Meali
Rahman ve rahîm olan Allah'ın adıyla... 1-2. Ehl-i kitap'tan ve müşriklerden hakkı inkâr edenler, kendilerine açık kanıt, Allah tarafından gönderilen, tertemiz sayfaları okuyan bir elçi gelinceye kadar (bulundukları durumdan) ayrılacak değillerdir. 3.0 sayfalarda dosdoğru hükümler yer almaktadır, 4. Ehl-i kitap ancak kendilerine o açık kamt geldikten sonra ayrılığa düştüler. 5. Halbuki onlara, Allah'a yürekten inanıp itaat ederek ve hanîfler olarak O'na kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri emredilmişti. Doğru din de işte budur. 6. Ehl-i kitap'tan ve müşriklerden hakkı inkâr edenler, içinde ebedî olarak kalacakları cehennem ateşindedirler. İşte halkın en kötüleri onlardır. 7. İman edip iyi işler yapanlara gelince, halkın en hayırlısı da onlardır. 8. Onların Rableri katındaki ödülleri, zemininden ırmaklar akan, içinde devamlı kalacakları Adn cennetleridir. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte bu, rabbini sayıp O'ndan korkanlar içindir.[5]
Tefsiri
1-3. Burada eleştiri konusu edilen "Ehl-İ kitap"tan maksat, özellikle o dönemde Medine ve çevresinde yaşayan yahudilerle hıristiyanlar; "müşrikler"den maksat ise dönemin putperest Araplan'dır. Her ne kadar burada Hz. Peygam-ber'in yakın çevresinde bulunan iki grup inkarcı zikredilmişse de hüküm geneldir, bütün insanlığı ilgilendirmektedir. İlk âyet hakkında yapılan yorumlan üç noktada özetlemek mümkündür:
a) Müfessirlerin çoğunluğu bu âyeti, "Allah ve Resû-lü'nü inkâr eden yahudiler, hıristiyanlar ve putperestler, kendilerine açık kanıt yani peygamber gelinceye kadar içinde bulundukları inkarcılıktan ayrılıp ona son vermeyeceklerdir" şeklinde yorumlamışlardır.
b) Diğer bir yorum da şöyledir: Allah Teâlâ, Hz. Peygamber'in muhatapları olan Ehl-i kitap ile müşrikleri, -yeni bir ilâhî mesajın zamanı geldiği için- o mesajı göndermeden dünyadan ayırmayacak-tır.
c) Aynı âyet, söz konusu grupların, kendilerine elçi ve kamt gelmedikçe, gön- lir[6] İbadet teriminin genel anlamı içinde namaz ve zekât da bulunmakla birlikte bu iki ibadet dinin esaslarını teşkil eden unsurlardan olduğu için âyette özellikle zikredilmiştir. Gerek önceki kutsal kitapların aslında ve gerekse Kur'an'da insanlara sadece bir olan Allah'a ihlâsla ibadet etmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri emredilmiştir. Namaz Allah'a saygının, zekât ise insana şefkat ve sevginin en anlamlı ifadeleridir. Bu sebeple, âyette belirtildiği gibi tevhid inancı ve "Allah'a gönülden saygı ve itaat" anlamındaki ih-lâsın yanında, namaz ve zekât da diğer ilâhî dinlerin bozulmamış şeklinde mevcut idi. Âyetin son cümlesinde bu vecibelerin, ilâhî vahye dayanan "dosdoğru dİn"in kendisi ve doğru yolda giden milletlerin dini olduğu vurgulanmıştır.[7]
6-8. Bu sûrenin indiği Medine ve çevresindeki yahudiler ve hıristiyanlar, son peygamber Hz. Muhammed'in risâleti hakkında bilgi sahibi okudukları halde, -önceki âyetlerde "kanıt" olarak ifade edilen- o hak peygamberi ve Kur'an'ı inkâr ettikleri; putperestler ise bir olan Allah'a ortak koştukları, aynca onlar da Allah'ın gönderdiği peygamberi ve indirdiği vahyi inkâr ettikleri için halkın en kötüsü olarak nitelendirilmişlerdir. Onlara ibadet etmeleri ve namaz kılıp zekât vermelerinin emredilmesi İslâm dinini kabul etmeye çağrıldıklarını ifade eder. Âyette, sonuç olarak, inatla hakkı inkârda direnmeleri yüzünden her iki grubun da ebedî olarak cehennemde kalacakları bildirilmiştir. Buna karşılık 7. âyette, iman edip iyi işler yapanlar -ki bunlarm başında namaz kılmak ve zekât vermek gelmektedir- halkın en hayırlısı olarak nitelendirilmiştir. 8. âyette ise müminlere dünyada yaptıkları iyi işlerin karşılığı olarak âhiret nimetlerinin en güzellerinden olan Adn cennetlerinin verileceği, müminlerin bu cennetlerde ebedî olarak kalacakları haber verilmektedir. Bunlardan daha iyisi ise Yüce Allah'ın azasını kazandıklarının müjdelenmiş olmasıdır. Dünyada Allah'ın emirlerini yerine getirip yasaklarından sakındıkları için Allah Teâlâ onlardan razı olmuştur. Bir hadis-i kudsîde belirtildiği üzere onlara gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve insan aklına gelmemiş olan sonsuz nimetler verileceği için [8] onlar da Allah'a karşı hoşnutluk ve memnuniyet hissiyle dolacaklardır. Sûrenin sonunda ise bütün bu nimet ve lütuflann, kendisini yaratan, büyütüp besleyen ve yaşaması için her türlü imkânı sağlayan yüce rabbine karşı "haşyet" içinde olan, yani O'nun ululuğu karşısında derin bir saygı ve korku duyan, bu duygularla ürperip heyecanlanan mümine sunulacağı bildirilmiştir.[9]
[1] Tef-sîr", 98/1-3
[2] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/609.
[3] Buhârî, "Tefsir", 98
Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/609.
[4] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/609.
[5] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/610.
[6] bilgi için bk. Bakara 2/135; Rûm 30/30
[7] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/610-611.
[8] Buhârî, "Tevhîd", 35; Müslim, "İman", 312
[9] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/612.
İslami Okul Okulların En Önemlisi