Beyyine Sûresi - Kuran - 098Beyyine - 19. Sayfa
BEYYİNE SÛRESİ
Buna Beriyye veya Lemyekûn sûresi de denir. 8 ayettir. Peygamber (S.A.V.) efendimizin getirdiği şeylerin Hak olduğunu açıklayarak bu Sure-i Celîle, müşriklerle Ehl-i Kitaptan olan kafirlere reddiyedir. Sonra küfürde kalan kimselerin cezası ile Peygamber (S.A.V.)'e iman eden kimselerin mükâfatlarını açıklamaktadır.
Rahman ve Rahim olan Allah adıyla.
1-3- Kİtab ehlinden ve putperestlerden olan inkarcılar, kendilerine apaçık. bir belge, içinde kesin ve en doğru hükümlerin bulunduğu arınmış sahifeleri okuyan, Allah katından bir peygamber gelene kadar dinlerinden vazgeçecek değillerdi.
4- Ama, kendilerine kitab verilenler, onlara apaçık belge geldikten sonra ayrılığa düştüler.
5- Oysa onlar, doğruya yönelerek, dini yalnız Allah'a has kılarak O'na kuttuk etmek, namazı kılmak ve zekatı vermekle emrolunmuşlardı. Dosdoğru olan din de budur.
6- Kitab ehlinden ve puta. tapanlardan İnker edenler, şüphesiz içinde temelli kalacakları cehennem ateşindedirler. İşte bunlar, yaratıkların en kö-tüsüdiirlef.
7- Fakat, İnanıp yararlı iş işleyenler, İşte onlar da, yaratıkların en iyileridirler.
8- Onların Rableri katında mükafatı, içinde temelli ve sonsuz kalacakları, içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleridir. Allah onlardan razıdır. Onlar da Allah'tan razıdır. Bu, Rabbinden korkan kimseyedir.[1]
Bazı Kelimeler:
Küfürlerini terk edecekler.Kendisi İle Hak'km batıldan ayırt edildiği apaçık delil.
Yalan ve bühtandan arınmış.
İçinde hiçbir eğrilik olmayan.
Batıldan meylederek Hak'ka yönelenler olarak.Doğru yazılmış hükümler. İkamet cennetleri.Halk.[2]
Açıklama:
Resulullah (S.A.V.) efendimiz bütün insanlığa Peygamber olarak gönderilmiştir. Onlara Hak din ve hidayet ile gönderilmiştir ki onları cehaletin karanlığından, inancın bozukluğundan, kör taklidin zilletinden çıkarıp kurtarsın. Kitap ehlinden ve müşriklerden olan kafirlerse Hak'tan uzak olmak ve salih dinden alakalarını kesmiş olmak bakımından eşit durumda İdiler. Ehl-i Kitaba gelince Musa ve İsa (A.S.) onlardan ayrıldıktan sonra sapıklığa düştüler. Kitaplardaki kelimelerin yerlerini değiştirdiler. Uyarıldıkları şeyden pay almayı unuttular. Hahamlarını ve rahiplerini Rablcr edinerek Allah'ı bıraktılar. Dinleri, Allah'ın buğz ettiği bir karmaşaya dönüştü. İçinde azıcık doğru şeyler var idiyse de nice sapıklıklar vardı.
Tevhide yanaşmayan, ölüm sonrası dirilişe İnanmayan Mekkeli müşrikler gibi Allah'a ortak koşan kimselere gelince, bunlar batılda yüzmeye başladılar. Batılın son noktasına kadar vardılar. Dinleri, cahiiiyct inançlarından, çürümüş geleneklerden ibaret hale geldi. Onu Allah'ın dostu İbrahim Peygamberin dini sandılar. Ama Allah biliyordu ki bu dinlerinin Hz. İbrahim'in dini ile alakası yoktu.
Daha önce müşrik kafirlere karşı, Arabî bir peygamberin gönderileceğini bilerek yardım isteyen Ehl-i Kitap Hz. Peygamberin adının Tevrat ve İncil'de yazılı olduğunu bildikleri halde bu Peygamber risalede görevlendirildi-' ğinde Onu tanımadılar ve Onu inkâr ettiler. Bu nedenle onların Hakkı tanımayan müşriklere nisbetle daha büyük suç işlemiş oldukları anlatılarak ilk başta zikredildiler. Bunlar Hz. Peygamberi tanıyorlardı. İnatlarından ve çc-kememezt i kilerinden ötürü Onu İnkâr ettiler. Bunlar kendilerine apaçık bir hüccet ve Hak ile batılı ayırt eden bir delil gelinceye kadar batıllarından ayrılacak değillerdi. Bu hüccet ve beyyine ne idi? Bu Allah tarafından gönderilen bir elçi idi. Resulullah (S.A.V.) efendimizin zâtı, bir hüccet ve apaçık bir beyyine idi ki kendisi Hak din üzere idi. O güvenilir, dürüst ve her bakımdan sadık bir insandı. Dürüst ahlaklı ve dürüstlüğüne delalet eden mucizelere sa-hİp idi. Kendisine indirilen Kitap, Kur'an-ı Kerim idi ki, ümmî olduğu halde onu okuyabiliyordu. Peygamber (S.A.V.) efendimiz Kur'an'ı okuyor ve kalbine hıfzediyordu. Her türlü kusurdan, yalandan ve bühtandan arınmış Kur'an sahifelerini okuyordu. Bu sahifelerde doğru hükümler vardı. Hiçbir eğrilik ve noksanlık yoktu. Ayct-i kerimede geçen doğru hükümlerden kasıt nedir? Denildi ki bunlar, Kur'an-ı Kerim'dekİ hükümlerdir. Musa ve İbrahim gibi Peygamberlerin sahifelerinden kalan bakıyyelerdİr veya Kur'an sureleridir. Kur'an surelerinden her biri kendi başına kaim, müstakil bir kitap gibidir veya ayet-i kerimelerde geçen doğru kitaplardan kasıt, îslânıî hüküm ve yasalardır. Her halükârda bunlar, dosdoğru hükümlerdir. İçinde hiçbir eğrilik ve batıl yoktur. Yalan ve iftiraya rastlanamaz. "O Allah'a hamdolsun ki, kuluna kitabı indirdi ve O'na hiçbir eğrilik koymadı (onu) dosdoğru olarak (indirdi)[3]
Peygamber (S.A.V.) eîendimİzin risaletle görevlendirilmesi île küfür sona erdi mi ki, "Kendilerine açık delil gelinceye kadar..:' mealindeki Ayet-i Celîlcnin manası tahakkuk etmiş olsun? Buna cevaben deriz ki: Peygamber (S.A.V.) efendimizin risaletle görevlendirilerek insanlığa gönderilmesi, müş-riklik için bir darbe oldu. Müşriklerin inançları sarsıldı. Cehalete bulanmış cahillerin kalpleri açıldı. Yol aydınlandı. Hak'km ne olduğu, batılın ne olduğu anlaşıldı. Onun gönderilmesi her iki şeyi, yani Hak iie batılı birbirinden ayıran kesin bir fasıla oldu. Böylece "Kendilerinden apaçık bir beyyine gelinceye kadar..." cümlesinin manası tahakkuk etmiş oldu, ama herkes Peygambere îman etti, diyemeyiz. Bilâkis bazısı Peygamber (S.A.V.)'e iman etme hususunda inatkârci bir tavır takınarak insanları Allah'ın yolundan çevirdiler. Olanca güçleriyle, insanların Resuluİlah'a yönelmemeleri için çaba sarfetti-ler. Bu nedenle .Cenab-ı Allah Resulüne tesellî vermek istedi ve insanların küfürleri ile inatlarının içlerine yerleşmiş bir karakterleri olduğunu bildirdi. Kendisinden Önceki Peygamberlerin de bu gibi durumlarla karşılaşmış olduklarını, insanlardan bir kısmının onlara iman ederken diğer kısımlarının küfrettiklerini anlattı ve "Sen türedi bir Peygamber olmadin." dedi. Ehl-i Kitap da Peygamberleri hususunda İhtilafa düşerler. Kendilerine apaçık hüccetler ve beyyineler geldikten sonra, yani Peygamberleri hidayet vazifçsi ile kendilerine gönderildikten sonra ihtilafa düştüler. Şaşıyorum şu Yahudilerle Hris-tiyanlann hallerine! Nasıi da Sana karşı böyle bir tavır takmıyorlar?! Sen onlara yeni bir şey mi getirdin?! Hayır... Sen onlara hoş karşılanmayan bir şeyi emrettin veya iyi bir şeyi mi onlara yasakladın? Hayır... Sen onlara sadece Allah'a İhlasla ibadet etmelerini, şirkten uzaklaşıp günahtan vaz geçmelerini ve bühtandan ayrılmalarını emrettin. Allah rızası için namaz kılmalarını ve zekât vermelerini söyledin. Peki onlara ne olmuş ki Sana iman etmiyorlar? Onlar kendi "dinlerine gerçekten iman edip sarıhyorlarsa işte onların sahih dinleri de kendilerini bu saydığımız şeylere davet ediyor. Onları Peygamber Muhammed (S.A.V.)'e iman etmeye çağırıyor. Anlatılan ihlash ibadet, onların tahrife uğramamış sahih dinlerinin bir emridir. Bu din, hakta ve hayırda istikamet üzere bulunan ümmetlerin dinidir. Bunların Islâmı terk etme hususunda bir mazeretleri var mıdır? Bunların Resulü Kibriyaya karşı inatkâr bir tutum sergilemelerini makbul gösterecek bir gerekçeleri var mıdır?!
Bu parlak ve kolay, aynı zamanda toleranslı şeriatı inkâr edenlerin cezası ile buna inanıp Resulünü takdis edenlerin mükâfatlan nedir? Küfreden Ehl-i Kitap ile —ki bunların diğer insanlara nisbetle İslâmiyete daha önce koşmaları gerekirdi— puta tapan, putları takdis eden, taşlara yönelen müşriklere gelince; bunlar Cehennem ateşinde ebedî olarak kalacaklardır. Bunda bir tuhaflık yoktur. Çünkü onlar mutlak surette yaratıkların en şerlileridirler. Zira bunlar Allah'a karşı iftirada bulunmuş, Hakkı yalanlamış, insanları Allah'ın yolundan çevirmiş, O'nun kitaplarını tekzîb etmiş, Peygamberini tasdik etmemiş, bilakis yalanlayıp eziyet etmiş, sürgün etmiş, O'na karşı savaşmışlardır.
Allah'a ve ahiret gününe İnanıp Resulullah'ı tasdik eden kimselere gelince bunlar yaratıkların en hayırlılarıdırlar. Bunların Rablcri katındaki mükâfatları İkamet Cennetleridir. Bu Cennetlerde köşklerin akından nehirler akar. Onlar için orada îtrzıılaytp iştahlarının çekliği iıcrşey vardır. Bunlar Ceıuıel-İcrde ebedi kalacaklardır. Bunda bir gariplik yoktur. Çünkü Ccnab-ı Aİiah .bunların işlemiş oldukları amellerden razı olmuştur. Onları övmeyi ve mükâfatlandırmayı hoş karşılamıştır. Bunlar da Kablerindcn hoşnut olmuşlardır. Çünkü O'nunla karşılaşmak ve nimetlerine kavuşmaktan ölürü sevince boğulmuşlardır. İşte Rabbine karşı saygılı olanlar için en büyük kurtuluş budur. Ey insanlar! Tedbirli olun. Bu büyük mükâfata kavuşmak için çaba sarfedin.[4]
[1] Prof. Dr. Muhammed Mahmud Hicazi, Furkan Tefsiri, İlim Yayınları: 6/571-572.
[2] Prof. Dr. Muhammed Mahmud Hicazi, Furkan Tefsiri, İlim Yayınları: 6/572.
[3] Kehf sûresi: 1-2.
[4] Prof. Dr. Muhammed Mahmud Hicazi, Furkan Tefsiri, İlim Yayınları: 6/572-575.
İslami Okul Okulların En Önemlisi