Zilzal Sûresi - Kuran - 099Zilzal - 2. Sayfa
ZİLZAL SÛRESİ
99
İndiği Yer :
Medine
İniş Sırası :
93
Âyet sayısı :
8
Nüzulü
Mushaf'taki sıralamada doksan dokuzuncu, iniş sırasına göre doksan üçüncü sûredir. Nisa sûresinden sonra, Hadîd sûresinden önce Medine'de, inmiştir. Mekke'de indiğine dair rivayetler de vardır.[1]
Adı
Sûrede kıyamet sırasındaki büyük yer sarsıntısından bahsedildiği için "deprem" anlamına gelen "zilzâT isimim almıştır. "Zelzele" adıyla da anılmaktadır.[2]
Konusu
Sûrede kıyamet kopması sırasındaki şiddetli yer sarsıntısının ardından kıyamet gününde yaşanacak olan sıkıntı ve dehşet verici haller anlatılmaktadır; ayrıca dünyada işlenen hayır veya şerrin karşılığının âhirette ödül veya ceza olarak alınacağı bildirilmektedir.[3]
Meali
Rahman ve rahîm olan Allah'ın adıyla... 1. Yer o dehşetli sarsıntısıyla sarsıldığında; 2. Ye yer ağırlıklarını dışarı çıkardığında; 3. Ve insan, "Ne olu- yor buna!" dediğinde; 4-5.0 gün yer, rabbinin ona vahyettiği şekilde bütün haberlerini anlatır. 6. İşte o insanlar yaptıkları kendilerine gösterilsin diye (bulundukları yerden) farklı gruplar halinde çıkarlar. 7. Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onun karşılığını görür. 8. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onun karşılığım görür. [4]
Tefsiri
1-5. Kıyamet gününün ne kadar dehşet verici bir gün olduğu ve o sırada nelerin meydana geleceği anlatılarak insanların o gün için hazırlık yapmaları gerektiğine dikkat çekilmektedir. Diğer âyetlerden de anlaşıldığı üzere kıyamet kopacağı gün Sûr'un birinci defa üflenmesiyle yer küresinde şiddetli sarsıntılar meydana gelir ve dağlar yerlerinden kopup savrulur, yeryüzünde yıkılmayan hiçbir şey kalmaz [5] Çünkü "kıyamet sarsıntısı gerçekten çok büyük bir olaydır"[6] 2. âyetteki "yerin ağırlıklarını dışarı çıkarması" ifadesi birkaç türlü yorumlanmıştır:
a) İçindeki hazineleri dışarı çıkarması.
b) Kabir-lerdeki ölülerin dirilip dışarı çıkması.
c) Yer altındaki madenler, gazlar, ve lâvların dışarı çıkması. Müfessirler yerin ağırlıklarını dışarı çıkarması olayının Sûr'un ikinci kez üflenmesiyle gerçekleşeceğini söylemişlerdir. Yerkürede meydana gelen bu dehşet verici olayları gören insan, "Ne oluyor buna!" diyerek korku ve şaşkınlığını ifade eder. Çünkü daha önce bu derecede şiddetli bir sarsıntı görülmemiştir.
"O gün yer, rabbinin ona vahyettiği şekilde bütün haberlerini anlatır" mealindeki 4-5. âyetler başlıca üç şekilde yorumlanmıştır:
a) Allah yere bir çeşit konuşma ve anlatma yeteneği verir, o da üzerinde olup bitenleri ve kimin ne yaptığını açık açık anlatır. Nitekim bir hadiste kıyamet gününde arzın dile gelerek konuşacağı bildirilmiştir.[7]
b) O gün Allah'ın hükmü uyarınca arz, üstünde olup bitenleri tek tek sayıp dökercesine insanların orada yaptıkları her şeyi açığa çıkarır.
c) Yer, o büyük sarsıntıyla âdeta dünyanın son bulduğunu ve âhi-retin geldiğini haber verir.[8] Sonuçta önemli olan arzın gerçek anlamda konuşup konuşmaması değil, dünya hayatının bittiğini ve herkesin neler yaptığını açık açık ortaya koyması ve artık orada hiçbir şeyin saklı gizli kalmayacak olmasıdır. Âyetin bunu anlatmaktan maksadı ise insanların bu gerçeği göz önüne alarak o gün arzın kendisi hakkında iyi şeyler söylemesini sağlayacak bir hayat yaşamasıdır,[9]
6. "Farklı gruplar halinde" dîye çevirdiğimiz "eştât" kelimesine,
a) Herkesin kabirlerinden çıkıp mahşer yerine doğru ilerlerken dünyadaki amellerine göre iyi veya kötü şartlar altında, güzel veya çirkin bir görünüşte olması.
b) İnsanların, inanç ve amellerine göre farklı guruplar oluşturması.
c) Yeryüzünün farklı bölgelerinden çıkıp bölük bölük mahşer yerine doğru ilerlemeleri gibi değişik anlamlar verilmiştir.[10] Âyetin, bu anlamların hepsini içerdiğini düşünmek de mümkündür. Burada asıl anlatılmak istenen, daha kabirlerinden çıktıkları andan itibaren her bir insanın âhiretteki durumunu, akıbetini, iyiler arasında mı yoksa kötülerle birlikte mi olacağını belirleyen şeyin, bizzat kendisinin bu dünyadaki tercihi, inancı ve yaşayışı olduğudur. Şu halde bu tasvir, her insanın devredilemez bireysel sorumluluğunun varlığını da göstermektedir.[11]
7-8. Herkesin eninde sonunda yaptıklarının karşılığını bulacağını belirten bu âyetler, bütün insanlığın paylaştığı bir gerçeği dile getirmesi bakımından hikmet dolu ifadelerden (cevâmi'I-kelim) sayılmıştır. Nitekim Hz. Peygamber de bu âyetleri, kuşatıcı anlamıyla eşsiz bir ifade olarak nitelemiştir.[12] Âyetler, dünyada yapılan en küçük hayır veya şerrin bile kaybolmayacağını, âhiret gününde bunun hesabının verileceğini ve karşılığının ödül veya ceza şeklinde alınacağını ifade eder.[13] Hz, Peygamber de "Bir yarım hurma veya bir güzel sözle olsun ateşten korunun" [14] şeklindeki buyruğuyla kişinin, karşılığını Allah'tan bekleyerek iyi niyetle ve insan sevgisiyle yaptığı en küçük bir haynn dahi onu âhirette ateşten koruyabileceğini, her İnsanın imkânı oranında İyilikler yapması, belirtilen şartlara uygun iyiliğin az da olsa küçümsenmemesi gerektiğim vurgulamıştır.[15]
[1] bk. Şevkânî, V, 562
Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/615.
[2] İbnÂşûr,XXX,489
Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/615.
[3] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/615.
[4] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/615-616.
[5] krs. Kehf 18/47; Tâhâ 20/101-107
[6] Hac 22/1
[7] İbn Mâce, "Zühd", 31
[8] Râzî, XXXII, 59
[9] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/616.
[10] Razı, XXXII, 60; Elmalıh, IX, 6012
[11] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/616-617.
[12] Buhârî, "Şürb", 12; "Tefsîr", 99
[13] krş. Kehf 18/49; Enbiyâ 21/47
[14] Buhârî, "Edeb", 34, "Zekât", 10, "Tevhîd", 36
[15] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/617.
İslami Okul Okulların En Önemlisi