Tefsir Kulliyati - 16. Sayfa - 09Tevbe
35. DERS MESCİDLERİN İMAR VE TAMİRİ İLE İLGİLİ HÜKÜMLER
Ayetlerin Lafzi Tahlili
Âyetlerin İcmali Manaları
Âyetlerin Nüzul Sebebleri
Ayetlerin Tefsirindeki İncelikler
Ayetlerdeki Şer'ı Hükümler
Birinci Hüküm: Ayetteki «Mescidleri İmar Etmek»Ten Maksat Nedir?
İkinci Hüküm: Âyetteki «Mescid» Kelimesinden Maksat Nedir?
Üçüncü Hüküm: Mescidlerin İmarında Kafirleri İstihdam Etmek Caiz Midir?
Ayetlerden Alınacak Dersler
36. DERS MÜŞRİKLERİN MESCİD-İ HARAMA GİRMELERİNİN YASAKLANMASI
İLE İLGİLİ HÜKÜMLER
Ayetlerin Lafzi Tahlili
Âyetlerin İcmali Manaları
Ayetlerin Tefsirindeki İncelikler
Ayetlerdeki Şer'ı Hükümler
Birinci Hüküm: Ayetteki Müşrikler Kimlerdir?
İkinci Hüküm: Müşriklerin Vücudlan Da Neci» Midir?
Üçüncü Hüküm: Müşriklerin Mescidlere Girmelerine Mani Olunmalı Mı?
Dördüncü Hüküm: Cizye Nedir, Kimlerden Ve Ne Kadar Alınır?
Âyetlerdeki Teşrii Hikmetler
35.
DERS MESCİDLERİN İMAR VE TAMİRİ İLE İLGİLİ HÜKÜMLER
17- Allah eş koşanların, kendi küfürlerine bizzat kendileri şahit iken, Allahın mescldlerlni imar etmelerine (ehliyetleri) yoktur. Onların (hayır namına) bütün yaptıkları boşa gitmiştir ve onlar ateşte ebedî kalıcıdırlar.
18- Allahın mescidlerini ancak Allaha ve ahiret günün» iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allahtan başkasından korkmayan kimseler imar eder. işte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardir.
Ayetlerin Lafzi Tahlili
(En ya'gmurû): Ya'mürû, İmaret kökünden gelir.
Camiyi yapma, onarma ve ibadet için ikame etmeye denir. İmaret maddi ve manevi olmak üzere ikiye ayrılır. Âyet bu iki kısmı da şamildir.
(Şahidine): Şahidine, şehadet kökünden gelir Yani onlar, şirk ve putperestlik eserini izhar ettiklerini kendileri de itiraf ediyorlar demektir.
(Habitat): Habitet, hubut kökünden gelir ve zay-olmak. sevabı gitmek manasını taşır.
(ve ekamessalâte): Akkame kelimesi ikamet kökünden gelir. İkamet, birşeyi yapılması gerekli olan herşeyiyle mükemmel olarak yapmaya denir. Âyetteki manası ise namazı, Allanın bildirdiği ve Resulünün tarif ettiği gibi kılmak demektir.
(Velem yatışa illallahe): Yahşâ. haşyet kökünden gelir ve korku demektir.
Âyetlerin İcmali Manaları
Allah (cc), icmalen müşriklere, Allah (cc)'a şirk halinde iken, Allah (cc)'a ibadet edilen mescidlerj imar etmenin kendilerine uygun ve layık olmadığını haber vermektedir. Zira mescidleri yapmak Allah (cc)'a imanı ve O'nu sevmeyi icabettirir. Müşrikler ise kendi söz ve fiilleriyle kafir olduklarını itiraf ettikleri halde nasıl olurda ibadet edilecek mescidler yaparlar. Onların amelleri zayolmuş ve sevobları gitmiştir. Onlar cehennem azabında ebedi kalıcı oldukları gibi, ordan çıkmaları veya azablarımn hafiflemesi de küfür ve şirklerinden dolayı mümkün değildir.
Mescidlerin imarı ancak Allah (cc)'a inanan, itaat eden. ahiret gününe inanan insanlara layıktır. Onlar imar ettikleri mescidlerde namazı dosdoğru kılar ve zekatlarını verirler. Yalnız Allah (cc)'tan korkarlar. İşte böyle takva kişilerin mescid yapmaları daha uygundur. Onlar dünya ve ahiret saadetine eren ve Allah (cc)'ın rızasına layık olanlardır.
Âyetlerin Nüzul Sebebleri
Bedir savaşında Kureyş ulularından bir toplulukla birlikte o tarihte henüz iman etmeyen Abbas bin Abdulmuttalip (ra) de esir alınmıştı. Ashab-tan birkaç kişi bunları ayıplıyor. Hz. Ali de, Hz. Abbasi Resulullah (sav)'tan ayrı düşmek ve onunla savaşmaktan dolayı kınıyordu. Bu ayıplama ve kınamalar üzerine Abbas (ra). «Siz bizim iyiliklerimizi ketmederek hep fenahklorımızı konuşuyorsunuz.» dedi. Sahabiler. «Sizin de mi iyiliğiniz var?» dediler. Abbas-(ra) ve diğer esirler. «Evet. bizim de iyiliğimiz vardır. Çünkü biz Mescidül Haramı onarır, her sene Kabe-i muazzamanın örtülerini değiştirir, hac için gelenlere su dağıtırız» cevabım verdiler. İşte bunun üzerine, «Allaha eş koşanların, kendi küfürlerine...» âyeti nazil oldu. [1]
Bu âyetlerle geçmiş âyetler arasındaki münasebet
Allahu taola, geçmiş âyetlerde müşriklerin imandan uzak olduklarını ve onların uzaklaşmalarını icabettiren cürüm ve günahlarını zikrettikten sonra müşrikler kendi yerlerinin yüksek olduğunu iddia etmişlerdir. Allahu taala da bu âyetlerle onların iddialarını reddetmektedir.
Ayetlerin Tefsirindeki İncelikler
Birinci incelik: Muhakkik müfessirlerin görüşüne göre âyetteki mes-cidden maksat, herne kadar çoğul olarak «mesacld» şeklinde ifade edilmişse de Mescidül Haramdır. Çoğul kullanılmasının sebebi ise bütün mes-cidlerin kıblesi olmasıdır.
İkinci incelik: Müşriklerin mescid yapmalarına mani olmanın gerçek sebebi onların bizzat kafir olmalarıdır. Yoksa kendi kendilerinin küfürlerine şehadet etmeleri değildir. Ancak küfürlerinin kendj şehadetleriyle tak-yid edilmesi, küfürlerinin sarahatini belirtmek içindir. Zira onlar kafir olduklarını kendi sözleriyle de itiraf ve ikrar ederler. Nitekim müşrikler Beytin tavafı sırasında şöyle söylerlerdi: «Lebbeyk lâ şerike leke İlla şerike nüve leke temlikühu vema meleke» (Emrine uyarak sana geldik. Senin şerikin yoktur. Yalnız bir şerikin vardır. Sen birçok şeye malik olduğun gibi o da maliktir.) Bu sözleri de açıkça gösteriyor ki, en kudsi ibadetleri olan Beyt'i tavaf sırasında Allah (cc)'a eş koştuklarını İtiraf etmektedirler. Ayrıca Beytin içine ve etrafına diktikleri putlar da kafir ve müşrik olduklarını teyid eden fiili işaretlerdir, işte âyetteki «şirk» kelimesinden sonra, «...kendi küfürlerine bizzat kendileri şahld iken...» ifadesinin gelmesinin hikmeti de budur.
Üçüncü incelik: Ebu Hayyan şöyle der: «Müminlere camileri imar ile birlikte camilerin onarılması, temiz tutulması, saygı gösterilmesi, oralarda ibadet etmenin adet haline getirilmesi, ilim öğretilmesi gibi ibadet çeşitleri İle mescidlerln dünya işleriyle gıybet ve yalan gibi şeylerden korunması da emrolunmuştur.» [2]
Resulullah (sav)'in, «Bir kimsenin camiye gitmeyi adet ettiğini gördünüzmü onun imanlı olduğuna şehadet ediniz.» [3] sözleri de Ebu Hayyan'ın yukarıda söylediklerine delalet eder.
Dördüncü incelik: Âyetin müminlere ait olan, «işte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır.» kısmındaki «umulanlar» tabiri, müşriklerin İftihar vesilesi ettikleri Mescidül Haramı tamir etme, Kabenin örtüsünü değiştirme gibi amellerinden umut kesmeleri gerektiğini anlatmaktadır. Çünkü Allahu taala, Allah (cc)'a iman eden ve Allah (cc)'tan başka kimseden korkmayan müminlere bile hidayetin ulaşmasını «umulur» tabiri ile beyan etmiştir. Müslümanların hali böyle olunca müşrikler küfür ve şirk üzere oldukları halde hidayet ve kurtuluşu nasıl bekleyebilirler.
Ayetlerdeki Şer'ı Hükümler
Birinci Hüküm: Ayetteki «Mescidleri İmar Etmek»Ten Maksat Nedir?
Bazı alimler âyetteki «mescidleri imar» ibaresinden maksadın camiler İnşa etmek olduğunu söylemişlerdir. Bu maddi bir imardır ve Resulullah (sav) tarafından da teşvik edilmiştir. Nitekim bir hadiste, «Kim Allah (cc) için bir kuş yuvası kadar da olsa bir mescid yapsa Allah (cc) da ona onun karşılığında cennette bir ev yapar.» buyurulmuştur.
Diğer bazı alimlere göre ise âyetteki «mescidleri imandan maksat namaz kılmak, ibadet etmek ve diğer hayırlı işler yapmaktır. «(O kandil) o evlerde (yakılır ki) Allah onların yüce tanıtmasına ve içlerinde adının a-nılmasına izin vermiştir. Onlar buralarda sabah ve akşam O'nu teşbih (ve tenzih) ederler.» (Nur: 36) âyeti de buna delalet etmektedir. Zaten mescid-lerin imarından asıl maksat da budur. Bu imar manevi imardır. Âyetteki ibarenin hem maddi, hem de manevi imarı ihata ettiğini söylemeye hiçbir mani yoktur. Alimlerin cumhurunun tercihi de böyledir. Âyetteki ibare buna delalet ettiği gibi bu cümlenin âyetin akışında aldığı yer de bunu iktiza eder.
Ebubekr el-Cessas şöyle der: «Mescldlerin imarı iki kasıtla olur. Birincisi onda ibadet yapmak ve' durmak, ikincisi ise inşası ve tamiridir. Nitekim ziyaret maksadıyla Mescidül Harama ve Kabeye hac mevsimi dışında gidenlere de «mu'temlr» denir.
Bu âyet kafir ve müşriklerin mescidler yapmasına, onları tamir etmelerine mani olmaya delalet etmektedir. Zira onların camilere girmesi, camileri imardaki asıl gayeye uygun olmadığı gibi onların inançları da mes-cidlerde ibadet eden müminlerin inançlarına muhaliftir. Müminler yalnız Allah (cc)'a, onlar ise maddeden yapılmış birtakım şeylere de ibadet ederek Allah (cc)'a eş koşmaktadırlar.» [4]
İkinci Hüküm: Âyetteki «Mescid» Kelimesinden Maksat Nedir?
Bazı alimlere göre âyetteki «mescidsden maksat, Mescidül Haramdır. Çünkü bütün mescidlerin kıblesi ve en efdalidir. Âyetin nüzul sebebi de bu görüşü teyid etmektedir. Bu görüş ikrime'den de rivayet edilmiştir. Bazı alimler de bu görüşü. İbni Kesir ve Ebu Amr'ın kıraatlerine —ki onlar «mesacid» kelimesini «mescid» şeklinde okumuşlardır— istinad ederek diğerlerine tercih etmişlerdir.
Diğer bazı alimlere göre ise âyetteki (mesacid» kelimesinden maksat, yalnız Mescidül Haram değil bütün mescidlerdlr. Çünkü kelime çoğul olarak gelmekte ve Allah (cc)'a izafe edilmektedir. Dolayısıyla kelime umumilik ifade etmekte, başta Mescidül Haram olmakla birlikte bütün mescid-•eri dile getirmektedir.
Bize göre sahih olan ikinci görüştür. Âyetin zahiri de bunu teyid etmektedir. Çünkü âyetteki çoğul sigası hükmün umumiliğini ifade eder. Öyleyse müşriklerin hangi mescid olursa olsun imar etme ehliyetleri yoktur. Onların küfür ve şirkleri de bunun imkansız kılmaktadır. Zaten onların bu mukaddes ve temiz yerlere girmeleri imam Malik (ra)'in de dediği gibi sahih değildir. Müşriklerin mescidlere girme hükmünün tafsilatı gelecek âyette verilecektir.
Üçüncü Hüküm: Mescidlerin İmarında Kafirleri İstihdam Etmek Caiz Midir?
Bazı alimler, âyetten müşriklerin müslümanlar tarafından mescidlerin imarında istihdam edilmelerinin caiz olmadığı hükmünü çıkarmışlardır. Zira ou maddi imardır ve Allahu taala bunda müşriklere imkân verilmesini yasaklamıştır. Âyetin zahiri ise müşrik ve kafirlerin istihdamının caiz olduğuna delalet eder. Zira âyette yasaklanan onların mescidlere sahip çıkmaları, maddeten tasarruflarını ellerinde tutmaları veya mescidlerin vakıflarını idare etmeleri ve benzeri işlerdir. Ama bir müşrikin camilerin imarında işçi ve usta olarak çalıştırılması caizdir. Bu işler âyetin yasaklar: İçine girmez. Fakihlerin cumhurunun görüşü budur.
Ayetlerden Alınacak Dersler
1- Müşrikler küfürlerinden dolayı, yaptıkları hayırlardan sevap alamazlar. Zira Allahu taala, «Biz onların herhangi bir amel (ve hareket) yap-tılarsa (hepsinin) önüne geçtik de bunlan saçılmış (ve hiçbir değeri olmayan) zerreler yaptık.» (Furkan: 23) buyurmaktadır. Bu âyet de bu gerçeği ifade etmektedir.
2- Mescidleri imar etmek Allah (cc)'ın haram sınırlarına tazim eden iman ehline layıktır.
3- İnsanın gerek sözünde ve gerek ibadet ve muamelatında ihlaslı olması farzdır.
4- Mescidlerin imarından gaye yalnız Allah (cc) rızasını kazanmaktır. Yoksa riya İçin olmamalıdır.
36. DERS MÜŞRİKLERİN MESCİD-İ HARAMA GİRMELERİNİN YASAKLANMASI
İLE İLGİLİ HÜKÜMLER
28- Ey iman edenler, müşrikler ancak bir necistir. Onun İçin bu yıllarından sonra onlar mescid-i harama yaklaşmasınlar. Eğer fakirlikten kor-karsanız, Allah dilerse, sizi kendi fazlından zenginleştirir. Çünkü Allah, gerçek bilicidir, tam hüküm ve hikmet sahibidir.
29- Kendilerine kitap verilenlerden ne Allaha, ne ahiret gününe İnanmayan, Alladın ve peygamberinin haram ettiği şeyleri haram tanımayan, hak dinini din olarak kabul etmeyen kimselerle, zelil ve hakiyr kendi elleriyle cizye verecekler) zamana kadar muharebe edin.
Ayetlerin Lafzi Tahlili
(Necesün): Necs kökünden gelir, pislik demektir.
(Ayleten): Ayleten, fakirlik ve ihtiyaç demek
(Yedınune): Yedinune, din kökünden türemiş t fiildir. Herhangi bir şeye inanan anlamına gelir.
(Elcizyete): Cizye, zımmîlerin İslâm devletine öd dikleri vergidir.
(Anyedin): Anyedi, zilletle vermek demektir.
(Sâğirune): Sâğirune, sağr kökünden gelir ve zel olmuş, küçülmüş manasındadır.
Âyetlerin İcmali Manaları
Ey Allah (cc) ve Resul (sav)'ünü tasdik ederek inanan müminler, müş rikler ancak bir pisliktirler. Zira onların içi pislikle dolu, yani inanışları bo zuktur. Onlar ne yıkanıp temizlenirler, ne de necasetten kaçınırlar. Bu se neden sonra onlara mescid-l harama girme imkânı vermeyin.
Ey müminler, eğer onların mescid-j harama girmelerine ve hacca ge üslerine mani olmanızdan dolayı fakir düşmekten korkarsanız, korkmayın Siz onlara mani olmakla, onlardan gelen gelirlerin kesilmesiyle fakir olmazsınız. Çünkü Allah (cc). sizi fazlıyla zenginleştirir. Hatta rızkınızı o kadar çoğaltır ki. dünyalık için hiçkimseye ihtiyacınız kalmaz. Zira dünyalık Allah (cc)'ın iradesine bağlıdır. Şüphesiz O hakkıyla bilen ve hakkıyla hüküm verendir.
Ey müminler, Allah (cc)'a ve Resul (sav)'üne inanmayan ve ahiret gününü tasdik etmeyen müşrik ve kitap ehli kafirlerle Resulullah (sav)'ın getirdiği yol üzere savaşın. Onlarla gücünüzü kabul ederek, karşınızda küçülerek cizye verinceye kadar savaşın. Çünkü onlar, hak din olan İslâmı din olarak kabul etmeyerek Allah (cc) ve Resul (sav)'ünün haram kıldığı şeyleri haram kabul etmemektedir.
Ayetlerin nüzul sebebleri
Resulullah (sav), Hz. Ali'ye*Beraet suresinin başlangıç âyetlerini müşriklere okumasını ve onlarla müminlerin aralarındaki anlaşma metnini ü-zerlerine atmasını emrederek Allah (cc) ve Resul (savj'ünün müşriklerden beri olduğunu haber verdi. Bu esnada müslümanlardan bazıları, «Ey Mek-keliler, siz bizim yolumuzu kestiniz, bize gelen kervanlara mani oldunuz, bize korşı şiddet hareketlerinde bulundunuz. Bundan sonra bütün yaptık-arınızın karşılığını göreceğinizi İyi biliniz.» dediler. Bunun üzerine. «Ey inan «denler, müşrikler ancak bir neclstlr...» âyeti nazil oldu. [5]
Ayetlerin Tefsirindeki İncelikler
Birinci incelik: Kur'an-ı kerim, mutlak bir ifade İle müşriklerin necis ıpis) olduklarını beyan etmiştir. Bu beyan da mübalağa ifade eden «ne-c«sün» kelimesi ile yapılmıştır. «Necesün», bizzat pis olan şeye denir. Müşrikler herne kadar bizzat pis değillerse de taşıdıkları batıl ve fasld inanç-ar yüzünden sanki kendileri, vücudları da pis olmuştur.
Bazı alimlere göre «müşrikler ancak bir neclstlr» ifadesi, «onlar necaset taşın manasına gelir. Allah (cc), puta tapmayı «necls» tabir ettiğinden müşrikler de Allahu taalanın «necis» tabir ettiği putperestliklerinden defayı «necis» olarak vasıflandırılmışlardır. Veya. müşrikler bütün semavi dinlerin pisliğini ilan ettiği domuz ve benzeri necislerden korunmoyarak /edikleri için «necit» olarak zikredilmişlerdir.
İkinci incelik: Müşriklerin mescid-i harama yaklaşmalarını yasakla-ren âyette mübalağalı bir ifade kullanılmıştır. Zira asıl maksat müşrik-erln mescid-i harama girmelerinin yasaklanmasıdır. Müşriklerin mescid-i harama yaklaşmajarı yasaklanınca tabii olarak İçine girmeleri de yasaklanmaktadır.
Üçüncü incelik: «...Allah dilerse tizi kendi fazlından zenginleştirir.» âyetinde insanların zenginliğinin Allah (cc)'ın iradesine rabtedilmesi, kulların Allah (cc)'a karşı edebil olmaları icabettiğlni bildirmektedir. Ayrıca, insanların arzularının mutlaka yerine geleceği inancına itimad etmelerinin uygunsuzluğuna ve kula lazım olanın Allahu taaladan mütevazi bir İfade le' hayırlı arzuların yerine getirilmesini, afetlerin defedilmesini taleb etmek oMuğuna işaret etmektedir.
Dördüncü incelik: Ayetin sonundaki «Çünkü Allah gerçek bilicidir, tam hüküm ve hikmet sahibidir.» İfadesinde, fakirlik ve zenginliğin Allah cc)'ın İradesine bağlı olduğuna latif bir işaret vardır. Çünkü rızık hile ve çok çalışmayla kazanılmaz. Ancak Allah (cc)'ın hikmetine ve kulları hakkındaki maslahatına göre verilir. O, dilerse zengin eder, dilerse fakir. Al-lahu taala hiçkimseyi hikmetsiz ve maslahatsız olarak ne zengin, nede fakir eder. imam Şafii (ra)'den rivayet edilen şu şiir, bu hususa yeterince aydınlık kazandırmaktadır:
«Eğer servet hile ile kazanılsaydı, Beni yıldızlara uzanmış görürdünüz. Şurası var ki, kime akıl verilmişse. O servetten mahrum edilmiştir. Akılla servet birbirine zıttırlar. İkisi bir araya gelemezler.
Servetin Allah (cc)'ın hikmetine bağlı olduğunun delili Bilginlerin fakir. Ahmak cahillerin zengin oluşudur».
Beşinci incelik: Allahu taafa, kitap ehli yahudi ve hıristiyanların imansız olduklarını beyan etmiştir. Çünkü bunlar, imanlı gibi görünseler de. bu iman tam olmadığı gibj iman esaslarına başka bazı şeyler de karıştırmışlardır. Mesela, Allah (cc)'ın oğula ve karıya ihtiyacı olmadığı halde O'na oğul ve karı isnad etmişlerdir. Peygamberleri vasıtasıyla kendilerine gelen kitapların hükümlerini değiştirerek kendilerine haram edilen şeyleri helal, helal edilen şeyleri haram kabul etmişlerdir. Allahu taalaya layık olmayan sıfatlar yakıştırmışlardı. Bu sebeble herne kadar imanlı olduklarını zannederlerse de hakikatte imanlı değildirler. Bundan dolayı Allahu taala onlardan imanı nefyettiğini bildirmektedir.
Bu hususta Kermani şöyle der: «Kitap ehlinden imanı nefyetmek, onların gittiği yolların iman ehlinin gideceği yollardan olmamasından dolayıdır.»
Ayetlerdeki Şer'ı Hükümler
Birinci Hüküm: Ayetteki Müşrikler Kimlerdir?
Müfessirlerin cumhuruna göre âyetteki «müşriklerden maksat, bilhassa putlara tapanlardır. Zira müşrik kelimesi Allah (cc) haricinde bir-şeye tapan kimse için kullanılır. Kitap ehli ise herne kadar kafir olsalar da onlara müşrik denilemez.
Alimlerin bazılarına göre ise, «müşrik» kelimesi ister putperest, ister kitap ehli olsun bütün kafirleri ifade eder. Zira Allahu taala. «Yahudiler «Üzeyr Allanın oğludur» dedi(ler), hıristiyanlar da «Mesih (İsa) Allabın oğludur* dedi(ler)... Oplar Alladı bırakıp bilginlerini, rahiplerini, Merjtem oğlu Mesih'i tann edindiler. Halbuki bunlar da ancak bir Allaha ibadet etmelerinden başkasıyla emrolunmamışlardı...» (Tövbe: 30-31) buyurmuştur. Allahu taala bu âyetlerde, yahudi ve hıristiyanların da Allah (cc)'a şirk koştuklarını acık bir İfade ile,bildirmektedir.
Bize göre sahih olan ikinci görüştür. «Mûştim kelimesi kafirleri de C«ne alır. Bunlar da mescid-i harama girmeleri yasaklananlar arasına dahidir. Çünkü hüküm bakımından puta tapanlarla yahudi ve hıristiyanlar orasında hiçbir fark yoktur.
İkinci Hüküm: Müşriklerin Vücudlan Da Neci» Midir?
Âyetteki «...müşrikler ancak bir necistir.» ifadesinin zahiri «müşrik-laoin «necisi olduklarına delalet eder. Daha önce de söylediğimiz gibi ouradaki «necaset»ten maksat, maddî değil, manevi necasettir. Dolayısıyla necasetten kaçınıldığı gibi onların şirkinden de kaçınılması icabeder. Bun-ann kendileri pis olmasalar bile onlar için farz olan guslü terkettikleri ve domuz gibi necis şeylerden yedikleri için necis gibidirler.
Zemahşerî, Keşşaf adlı eserinde İbni Abbas (ra)'ın bu âyetin zahirine dayanarak «Müşriklerin kendileri de köpek ve domuz gibi necistir.» dediğini rivayet etmiştir.
İbni Cerir et-Taberî de Hasan-ı Basrî (ra)'nin, «Her kim bir kafirle -okalaşırsa hemen ellerini yıkasın.» dediğini rivayet eder.
Fakihler ise rivayet edilenlerin tersine kafirlerin vücudlarının temiz ol-suğuna hükmetmişlerdir. Zira kafirler müslüman oldukları an vücudla-Miın temiz olduğu icma ile sabittir. Halbuki onlar müslüman olunca vü-audlannı maddi bir temizlik maddesi kullanarak temizlememişlerdir. Zaten âyet de zahirlerinin temiz olduğuna delalet etmektedir. «Necis» olan on-cnn dışı değil, içleridir. Oysa şüphe yok ki. onlar cenabetlikten gusletmezler ve necis olan şeylerden kaçınmazlar.
Tercih olunan fakihlerin görüşüdür. Çünkü müslümanlar şer'î hükümlere göre onlarla gerek ticari ve gerek sanayi ve gerekse zirai münasebetlerde bulunabilmektedirler. Resulullah (sav)'ın da gayri müslimlerle to-«ataştığı halde namaza kalktığında elini yıkamadığı rivayet edilmiştir. En doğrusunu Allah (cc) bilir.
Üçüncü Hüküm: Müşriklerin Mescidlere Girmelerine Mani Olunmalı Mı?
«...Bu yıllarından sonra onlar (müşrikler) mescid-i harama yaklaşma-smtar.» âyeti, müşriklerin mescid-i harama girmelerine mani olunmasına Jelalet eder. Ancak alimler «mescid-i haram» lafzı üzerinde ihtilafa düşmüşlerdir.
Bazılarına göre âyetteki «mescidi haram» lafzından bilhassa mes-cid-i haram kasdedilmektedir, diğer mescidler değil. Bu, İmam Şafii (ra)'nln de görüşüdür.
Bazı alimlere göre âyetteki «mescld-i haran» kelimesinden maksat yalnız mescid-i haram değil. Mekke harimidlr. Bu, Ata ve Hanbeli mezhebinin görüşüdür.
Alimlerin bir (asımına göre âyetteki «mescid-i haram»dan maksat, bütün mescidlerdir. Mescid-i haramın hükmü nass ile sabit olduğu gibi diğer mescldlerin hükmü de kıyasla sabittir. Bu, Maliki mezhebinin görüşüdür.
Bazı alimlere göre ise âyetteki «mescld-i haram» yasağından maksat, yalnız hac mevsiminde müşrik ve kafirlerin mescid-i harama girmeleridir. Bu da Hanefi mezhebinin görüşüdür.
Şaftilerin delilleri: imam Şafii (ra), «...bu yıllarından sonra onlar mescld-i harama yaklaşmasınlar.» âyetinin zahirine istinad ederek yasaklama hükmünün yalnız mescid-i harama mahsus olduğuna hükmetmiştir. Bu hükme müşrikler girdiği gibi kitap ehli kafirler de girerler, öyleyse gayri müs-limlerin diğer mescidlere girmeleri mubahtır.
Hanbelilerin delilleri: İmam Hanbel (ra), âyetteki «mescid-i haram» sözünden tüm Mekke hariminln kasdedildiğini söyleyerek müşriklerin Mekke harimine girmelerinin yasak olduğuna hükmetmiştir. Zira Allahu taala. «Onlar küfreden, sizi mescid-i haramdan ve alıkonulmuş hediyelerin ma-halline ulaşmasından menedenlerdlr.» ve «inşallah (hepiniz) —emniyet içinde (kiminiz) başlarınızı tıraş ettirerek, (kiminiz saçlarınızı) kısaltarak— korkusuzca mutlaka mescid-i harama gireceksiniz.» (Fetih Suresi: 25-27) buyurmaktadır. Her iki âyette de mescid-i haram sözleri geçmekle birlikte, müşriklerin müslümanların girmelerine mani oldukları yer yalnız mescid-i haram değil bütün Mekke olduğu bilinmektedir. İkinci âyette de Allah (cc) tarafından müslümanlara müjdelenen yer yalnız mescid-l haram dçğil. yine bütün Mekke'dir.
Malikilerln delilleri: imam Malik (ra)'e göre, müşriklerin mescidlere girmelerinin yasaklanmasının illeti necasettir. Necaset ise zaten müşriklerde mevcuttur, öyleyse haram kılınmanın hükmü bütün mescidler İçin sabittir. Dolayısıyla müşriklerin hem mescid-i harama, hemde diğer mescidlere girmeleri caiz değildir. İmam Malik (ra), kitap ehlini de müşriklere kıyaslayarak onların da mescid-i harama ve diğer bütün mescidlere girmelerinin haram olduğuna hükmetmiştir. [6]
Hanelilerin delilleri: İmam Ebu Hanife (ro)'ye göre âyetteki mescid-i «rama girme yasağından maksat hac ve umre için müşriklerin mescid-i ycrz.Ta girmelerinin yasaklanmasıdır. Bu görüsünü isbat için aşağıdaki delillere dayanmaktadır:
1) Âyetteki, «...bu yıHarından sonra onlar mescid-i harama yaklas-r.» ifadesinde yasaklamanın «bu yıldan sonra* tabiri ile tesbit edil-
yasaklamanın senenin bir bölümüne ait olduğuna delalet eder ki nü. ğq hac mevsimidir. Bu görüşe göre âyetin anlamı. «Bu yıldan sonra -nlşrikler hac ve umre yapmasınlar» olur.
2) Resulullah (sav). Hz. Ali'yi Mekke müşriklerine BerGet Suresinin im âyetlerini okuması için gönderdiğinde Hz. Ali onlara. «Bu seneden son-•- «.içbir müşrik hac yapmasın.» demiştir. Hz. Ali'nin bu sözü acıkca yaşartmanın hac mevsimine ait olduğuna delalet etmektedir.
3) Âyetteki, «Eğer fakirlikten korkarsanız. Allah dilerse, sizi yakında fazlından zenginleştirir.» ifadesi de yasaklamanın yalnızca hac mev-
ait olduğuna delalet etmektedir. Zira fakirlik korkusu, hac mevsiminle müşriklerin mescid-i harama girmelerinin yasaklanmasından ileri gel--ertedir Çünkü müşrikler hac mevsiminde ticari sergiler açarak müs-lumonlara birçok yiyecek maddesi sattıkları gibi müslümanların ellerinde-«: mollan da satın alırlardı. Bu yasakla ticari münasebet kesilince hac -emminde sağladıkları kazançtan mahrum kalarak fakirlik korkusuna Düşeceklerdi. İşte Allahu taala bu korkuyu bertaraf etmek İçin «...sizi ya-cKİa kendi fazlından zenginleştirir.» buyurmaktadır.
4) Bütün müslümanlar müşriklerin haccına. Arafat vakfesine. Muz-»ie vakfesine ve diğer hac ibadetlerine —bunlar mescid-i haramda ol-Tcsa bile— mani olmanın farz olduğunda icma etmişlerdir. Bu sebeble osaklama yalnızca hac mevsimine aittir.
Zemahşerî şöyle der: «Onlar mescid-i harama yaklaşmasınlar» âyeti-~ - manası, hac ve umre yapmasınlar demektir. Hz. Ali'nin «Bu seneden sonra hiçbir müşrik hac yapmasın.» sözü de âyetin manasının böyle oldu-juno delalet eder. Öyleyse imam-ı Azam (ro)'a göre müşriklerin Mekke -erimine girmesi ve hac mevsimi dışında mescid-i harama ve diğer mes--.c ere girmeleri yasak edilemez.» [7]
Dördüncü Hüküm: Cizye Nedir, Kimlerden Ve Ne Kadar Alınır?
Cizye, kitap ehlinin müslümanlara kendilerinin korunmalarına karşılık ödedikleri vergiye denir. Cizye onların bir bakıma İslama girmemelerinin de cezasıdır. Cizyeye müslümanlardan alınan zekatın karşılığı da denilebilir. Çünkü. İslâm toplumunda yaşayan gayri müslimler zekatla mükellef değillerdir.
Fakihler kimlerden cizye alınacağı hususunda ihtilaf etmişlerdir.
İmam Hanbel (ra)'in meşhur olan kavline göre cizye yalnız yahudi. hıristiyan ve mecusilerden alınır İmam Şafii (ra) de bu görüştedir.
İmam Evzaî de. «Cizye, bütün kafirlerden alınır. İster puta, ister ateşe tapsın, isterse hiçbir şeye inanmasın.» demiştir.
İmam Malik (ra) ve Ebu Hanife (ra)'ye göre cizye Arapların putperestleri hariç, diğer kafirlerin hepsinden alınır.
Cizye yalnız baliğ olan erkeklerden alınır. Kötürüm, topal, kör, yaşlı, kadın, çocuk ve manastırlara kapanmış keşişlerden cizye alınmaz.
Cizyenin miktarı: Cizye, her yıl için. gayri müslimierin zenginlerinden 48 dirhem, orta hallilerinden 24* dirhem, çalışma gücü olan fakirlerinden ise 12 dirhem olarak alınır. İmam-ı Azam (ra) ve İmam Hanbel (ra)'in görüşleri de budur.
İmam Malik (ra)'e göre. zengin-fakir ayrımı yapmadan, aralarında geçerli para altın ise her zımmîden 4 altın, gümüş ise 40 dirhem alınır.
İmam Şafii (ra)'ye göre, ister zengin olsun, ister fakir her zımmîden senede 1 altın lira alınır.
Tercih olunan görüş İmam Malik (ra)'ten rivayet olunandır. Hz. Ömer'in uygulaması da İmam Malik (ra)'in görüşünü teyid etmektedir. Şu varki, Hz. Ömer'den cizye hususunda muhtelif meblağlar rivayet edilmektedir.
Cizyenin miktarı hakkında kesin bir nass bulunmadığından her müc-tehid kendi içtihadı ile hükmetmiştir. Hz. Ömer'in dilencilik yapan yaşlı bir yahudiden cizyeyi kaldırarak hazineden nafaka verdiği de rivayet edilmiştir. En doğrusunu Allah (cc) bilir.
Âyetlerdeki Teşrii Hikmetler
İslâm, müslümanlara. kafir ve din düşmanlarından İslâmın geniş gölgesinden ve adil hükümlerinden faydalanmayı istemeyerek İslama girmeyenlerle, yeryüzünde beşeriyetin tümüne saadet getirecek hak daveti yaymaya mani olanların ve fesat çıkaranların köklerinin kazınıp atılmasına kadar savaşı farz kılmıştır. Allahu taala yalnız kitap ehlini «savaşarak öldürmek» hükmünden istisna ederek onları. İslama davet etmemizi emretmiştir. Şayet İslama girmezlerse cizye vermelerini, eğer cizye vermeyi de kabul etmezlerse o zaman İslama girip Allah (cc)'ın hükmüne razı oluncaya kadar onlarla da savaşmayı emretmiştir. Zira Allahu taala, «Zelil ve hakir kendi el(ler)iyle cizye verecekleri zamana kadar muharebe edin.» buyur-maktadir.
Cizye zahiren bir vergi gibi görünmekle birlikte asımda boyun eğmenin. İslâm nizamının gölgesinde yaşamayı kabul etmenin. İslama karşı Itaatlarını izhar etmenin ve İslâm devletinin otoritesine boyun eğmenin işaretidir. Bunun ötesinde. İslâm devleti ile zımmiler arasında bir yardımlaşma vasıtasıdır. Cizye veren bir gayri müslim, artık İslâm davetine karşı koymayacağını, İslâm nizamına karşı gelmeyeceğini göstermiş olur. Başka bir ifadeyle cizye. İslâm ahkamına teslim oluşun ifadesidir.
Müslüman her sene Kur'an-ı kerimin tesbit ettiği şekilde kullanılmak kaydıyla zekat vermekle nasıl mükellefse kitap ehli zımmî de az bir cizye vermekle mükelleftir. Verilecek cizye, zımminin korunması ve İslâmın amme hizmetlerinden faydalanması' karşılığı olarak verilecektir.
Cizyenin ne kadar verileceği içtihadı bir mesele olduğundan yer ve zamana göre değişmektedir. Fakat cizye almaktan maksat hiçbir zaman, gayri müslimlerin bütün mallarını alarak onları fakir düşürmek değildir. Cizye onların İslâm ahkâmının gölgesinde yaşamaya razı oluşunun ve bu hükümlerin nimetlerinden faydalanmanın işaretidir. Resulullah (sav), «Allah (cc) insanları mal biriktirmekle değil, beşeriyeti doğru yola davet etmekle mükellef kılmıştır- buyurmaktadır. Bu hadis-i şerif de cizyenin mana ve mahiyetini açıkça ortaya koymaktadır.
[1] Vahidi. Esbab-ı nüzul. S. 138. Ebu Hayyan. Bahrül-Muhid. C. S. S. 18.
[2] Ebu Hayyan age, C. S. S. 19.
[3] Tirmizi ve Hâkim. Ebu Said el-Hudri'den rivayet etmişlerdir.
[4] Ebubekir el-Cessas. Tefsirü'l-Ahkamül-Kuran. C 2. S 87
[5] Ebu Hayyen, age. C. 5. S. 27.
[6] Ebu Hayyan. age. C. S. S. İa. İbni Cevzi, age. C. 3, S. 417. 26.
[7] Zemahşeri. Tefsir-i Keşşaf. C. 2.
İslami Okul Okulların En Önemlisi