Kâria Sûresi - Kuran - 101Karia - 20. Sayfa
Ahiret Gününde Tartılar Ve Tartıların Ağır Veya Hafif Gelmesi
Kâria Sûresi'nin Genel Olarak Verdiği Mesajlar
KÂRİA SÛRESİ
Kur'an dahi Sırası : 101
Nüzul Sırası : 30
Ayet Sayısı : 11
İndiği Dönem : Mekke
Surenin Tanıtımı
Surede Kıyamet gününün dehşeti konusunda uyarıda bulunulmuş bu günde iyi ve kötü eylem sahiplerinin gidecekleri yer açıklanmıştır. Sûre umumi bir karakterde olup, belirli bir tavır ve harekete işaret etmemektedir. Bu süre de, Leyi, Şems, Ala ve benzeri süreler gibidir.[1]
Rahman ve Rahim Allah'ın Adıyla
1- (Başlara) çarpan, (yürekleri hoplatan) hâdise[2],
2- Nedir o çarpan hâdise
3- O çarpan hadisenin ne olduğunu sen nereden bileceksin?
4- O gün insanlar, yayılmış '[3]' pervaneler gibi olur.
5- Dağlar atılmış renkli yün'[4] gibi olur.
6- Kimin tartıları ağır gelirse,
7- O, memnun edici bir hayat içindedir.
8- Kimin tartılan hafif gelirse,
9- Onun anası'[5]' haviye'[6]' (uçurum)dir.
10- Onun ne olduğunu sen nereden bileceksin?
11- (O) kızgın bîr ateştir!
İlk iki ayetin üslûbu, dehşet ve şiddeti konusunda uyanda bulunmak için kıyamet gününe dikkat edilmesini talep etmektedir. Bu üslûp sure pasajları ve girişlerinde tekrar edilen nazım özelliklcrindendir. Bunların peşinden gelen iki ayet aynı şekilde, dehşet ve şiddetini vurgulamak tarzında bu günde insanların ve dağların ne hale geleceğini anlatmaktadır. Son dört ayet insanların, eylem ve davranışlarına göre iki guruba ayrılacaklarını içermektedir. Tartısı ağır gelen gurupta bulunanlar, huzur ve razı olacakları bir hayata kavuşacaklar, hafif gelenler ise yakıcı cehennemin derinliklerine yuvarlanacaklar-dır.
İnsanların yayılan (dağılan) kelebekler ve atılmış yüne benzetilmeleri onların alışageldikleri ve zihinlerinde yereden hadiseler olmasından hareket edildiğindendir. Kelebek (yahut bu gibi haşerat) sürekli çırpınma, dönüp yayılma halindedir. İnsanlar da endişe ve korkunun şiddetinden dolayı kıyamet günü aynı şekilde olacaklardır.
Dağlar ise, sertlik ve kayalıkları, yeryüzündeki sabitlikleri ve gökyüzüne doğru yükselmeleri (gibi özellikleriyle) bilinmekledir.
Onların çok sert ve sabit/yerleşik olarak bildikleri hu dağların, unııfak olacağı, çözüleceği şiddetü dehşetten ötürü yumuşak ve hafif atilmış-çırpılınıs, yün gibi olacağını, Kur'an'ın dinleyicisi/okuyucusuna anlatmak amaçlanmıştır. Kıyamet günü dağların hali, çeşitli suretlerle anlatılmıştır. Müddessir sûresinde bu türden bir örnek bulunmaktadır. Bu çeşitlilik, bu ve benzer anlatım tarzlarıyla Kıyamet gününün dehşet ve şiddetinin vurgulandığı yönündeki görüşümüzü ispatlamakladır.[7]
Ahiret Gününde Tartılar Ve Tartıların Ağır Veya Hafif Gelmesi
Tartıların ağırlık ve hafifliği bu sûrede ilk kez geçtiğinden dolayı (burada) diyoruz ki, bu ifade diğer birçok ayette yakın kalıp/biçimlerde geçmiştir. Bu ifadelerin tevili hakkında farklı görüşler mevcuttur. (Bazı) kelam aiimleri kelimeleri zahirine göre ele alıp, şöyle demişlerdir: Burada kefeleri olan maddi teraziler kastedilmiştir. İnsanların amelleri cisim haline gelmek suretiyle tartılacak, salih amellerin kefesi ağır gelince bu tercih edilerek, bunun sahibi kurtulacak, Allah'ın rızasına kavuşup cennete girecektir. Kötü amelin bulunduğu kefe ağır geldiği takdirde bunun sahibi Allah'ın gazabına uğrayıp cehenneme atılacaktır. Bu kelam âlimleri, yukarıdaki görüşlerini desteklemek için çeşitli hadislere de yer vermişlerdir ki, Buhari'nin Sahihİ'ndc bulunan şu hadis bunlardandır: "İki kelime vardır ki, dile hafif, mizana ağır ve Allah'a sevimli güzel gelmektedir: "Sübhanallahi ve bİhamdihi ve sübhanallahil azim."
Diğer bir gurup ise bu kelimelerin, insanların eylem ve davranışlarına takdir edilecek ceza veya mükafatla tam bir adaletin geçerli olacağı mânasında mecazi bir ifade olduğunu söylemişlerdir. Biz de bu görüşün esas alınmasını uygun görmekleyiz. Kur1 an, ahiret sahnelerini, kurtulan ve hüsrana uğrayan insanların başına gelecek olayları, dünya hayatındaki bazı vasıllarla anlatmıştır ki: buradaki bahis konusu ifadelerin lemsi! ve tak-rib kabilinden söylendiği belli olmaktadır.
Nitekim daha önce bu konuya temas etmiştik. Tartılar, amellerin tartılması, bunların ağır veya hafif gelmesi gibi hususlar, bu çerçeveden dışarı çıkmaz. Zira, insanlar hu kelimeleri, insanların kıymet ve amellerini ifade etmek için kullanmayı alışkanlık haline getirmişlerdir. Buhari'nin hadisinde, ilk görüşü destekleyecek kesin bir delil yoktur. Her halükarda biz daha önceden söylediğimiz görüşümüzü tekrar ediyor ve diyoruz ki. ahire! halleri nitelik ve keyfiyeti hakkında herhangi bir ekleme ve izaha girmeden iman edilmesi, Kuran ve sabit/sahih hadislerin bıraktığı çizgide durulması gereken gaybi meselelerdir.[8]
Kâria Sûresi'nin Genel Olarak Verdiği Mesajlar
Şiddetli uyarı, güçlü niteleme, iyi ve kötü amel sahibinin sonunun açıklanması, sonuçta da ahirette razı olacakları bir hayat, sakin (huzur dolu) bir yaşama nail olacaklarını (belirterek) insanların, dünya hayatında sapıklık ve şer yolundan dönüp hidayet ve hak yoluna tabi olmaya çağinlmaları gibi sûrenin ihtiva elliği konular. Kur'anı uyarı ve müjdelenmenin sürekli olarak gözönünde tuttuğu bir husustur.
Aynı şekilde, son dört ayet, insanların amellerinden sorumlu olduklarını bu amellerin yalnızca kendi fiillerinin/eylemlerinin ürünü olduğunu, bunlara uygun olarak, hak ve adalete göre bu amellere karşılık verileceğini üstü kapalı bir biçimde açıklamıştır.[9]
[1] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/295.
[2] Kârİa Şiddetle kulaklara çarpan (olay). Kıyamet günü anlamındadır. Bu kelime Hakka süresindeki bir ayette daha açık bir biçimde zikredilmiştir: "Ad ve Semûd, Kâria'yı (yani kıyamet'i) yalanladılar.'"
[3] Mebsâs İntişar etmiş, (yayılmış) demektir.
[4] el-lhn Yün anlamına gelmektedir.
[5] Hâviye Derin çukur demektir.
[6] Ummuhû Biiinen anlamı ile ve Arapların alışageldikleri hitap tarzına göre söylenilmiştir. Birisi helak olduğunda. Araplar üzüntü ve ölüm mânasında, "anası mahvoldu" (anası ağladı) derlerdi. Başka bir görüşe göre "Um" kelimesi hazfedilmiş bir muzaf ileyh (isim tamlamasında Uımiayan)olup aslı "Ummu Ra'sihf'dİr. Belki de bu kelime "Onun önü, varacağı yer' mânasına gelmektedir.
[7] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/297.
[8] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/297-298.
[9] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/298.
İslami Okul Okulların En Önemlisi