Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Hümeze Süresi - Kuran - 104Humeze - 1. Sayfa

HÜMEZE SÜRESİ 2

Meal 2

Dirayet Ve Rivayet Tefsiri 2


HÜMEZE SÜRESİ

 

Meal

 

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

1- Azap olsun arkadan çekiştirene, kaşıyla ve gözüyle alay edene,

2- O ki malı biriktirip sayar.

3 - O ki malı onu muhakkak ölümsüz kılacaktır, sanır.

4- Hayır, hayır!  O muhakkak  (önce gebertilecek, sonra) Hutame'ye atılacaktır.

5- (Ey  Rasûlüm!)   Hutame'nin  ne olduğunu  sana  bildi­ren nedir?

6- O  (Hutame) Allah'ın tutuşturulmuş bir ateşidir.

7- O ateş ki yüreklerin üstüne çıkmaktadır.

8- Muhakkak ki o ateş onların üzerine kapatılacaktır.

9- Kendileri uzatılmış direklerin içindedirler. [1]

 

Dirayet Ve Rivayet Tefsiri

 

(1-9)   «Azap olsun arkadan çekiştir ene...» Bu Ayetlerin Tefsiri

Mekke Dönemi'nde nazil olmuştur. 9 ayettir. Bu surenin kelimeleri 30, harfleri 130'dur.

«VeyMn mânâsı daha önce geçmişti. O, rezalet, azap ve he­lak demektir. Bazıları da «cehennemde bir vadidir» demişlerdir.* «Hümeze» kırmak, «Lümeze» ta'netmek demektir. İbn Abbas «On­lar kovuculuk yapan, dostların arasını bozan, sağlam insanlara <xy%p yakıştırmaya çalışan kimselerdir» diyor. Yani İbn Abbas'in ifadesine göre bunlar aynı mânâya gelen iki kelimedir. Allah'ın Rasûlü, «Kulların en şerirleri kovuculuk yapan, dostların arasını bozan, temiz insanlara ayıplar yakıştıran kimselerdir» buyurmuş­tur.

tbn Abbas'tan diğer bir rivayet: «Hümeze, insanlara arkala* rinda şiddetle ta'neden, lümeze ise şiddetle ayıplayan kişi demek. tir.»

Ebu'l Aliye, Hasan, Mücahid ve Ata bin Ebi Rebah, «Hüme­ze gıybet yapan ve insanın yüzüne karşı insana taneden; Lümeze ise insanı arkadan, bulunmadığı bir zamanda, gıybet eden kişi de. mektir» demişlerdir. Bu görüşü Nuhas da tercih etmiş ve «Tevbe Suresi'nin 58. ayeti de bu kabildendir» demiştir.

Katade ve Mücahid, «Hümeze insanlara, lümeze de nesebleri. ne çokça ta'ne'den kimsedir» demişlerdir. İbn Zeyd, «Hümeze in­sanlara eliyle eziyet veren ve döğen kimse, lümeze ise diliyle in­sanlara eziyet veren kimsedir» demiştir. Süfyanı Sevri, «Hümeze diliyle, tümeze ise gözleriyle eziyet veren kişi demektir» der. tbn Keysan, «Hümeze kötü söz söylemek suretiyle arkadaşlartnı ra­hatsız eden, tümeze de arkadaşının aleyhinde göz kırpan, gözüyle, başıyla ve kaslarıyla işaret vererek eziyet veren kişidir» diyor.

Ayet, îbn Ebi Hatim'in, îbn Sa'd'dan, Osman bin Ömer'den rivayet ettiğine göre Ubey bin Halef hakkında nazil olmuştur. Stid-di'den rivayet edildiğine göre Ubey bin Amr es Sakafi hakkında nazil olmuştur. Bu adam el-Ahnes bin Şerik diye şöhret bulmuş­tur. Bu adam çok gıybet yapar, insanların aleyhinde bulunurdu.

İbn İshak'in rivayetine göre ayet ümeyye bin Halef el-Cemehi hakkında nazil olmuştur. Bu adam Rasûlullah'ı çok ayıplardı ve ona ta'nediyordu. İbn Cerir ve başkalarının Mücahid'den rivayet ettiklerine göre Cemil bin Amr, başka bir rivayette de Velid bin Muğire hakkında nazil olmuştur. O, Hz. Peygamberi gıybet edi­yordu. Başka bir rivayette ise «As bin Vail hakkında nazil olduğu» söylenilmiştir. Bütün bu kişiler hakkında nazil olmuş olması da mümkündür. Fakat Ahnes hakkında nazil olması müşküldür. Çün­kü İbn Hacer'in İsabe'de tashih ettiğine göre Ahnes müsltiman olmuştur. Müellefe-i Kulub'dan idi. Gelecek va'd onun hakkında bahis konusu olamaz. Ya bu rivayet sıhhatli değildir veya onun müslüman olduğuna dair haber Sıhhatli değildir .

İkinci ayetin başındaki «Elteziy» birinci ayetteki «Kullu» keli­mesinin bedelidir veya sıfatıdır. «Elteziy», mukadder bir fiile me-ful olması da mümkündür. Yani mal derleyen ve malı gelecek fe­laketlere karşı hazırlayan ve malın kendisini ebedî kılacağı kana­atinde bulunan böyle bir kişi şiddetle verilmiştir..

«Malen» kelimesinin nekre getirilmesi ve tenvinli kılınması tefhim ve teksir içindir. Yani büyük bir mal, çok mal toplamıştır. Ahnes hakkında nazil olduğunu söyleyenlere göre bu mal dörtbin dinardır. Bazıları «Onbin dinar»   olduğunu söylemiştir. «Malen» kelimesindeki tenvin tahkir için de olabilir. Yani kıymetsiz ve az bir mal. Tabii bu da Allah katındaki hazinelere nisbeten böyle­dir.

«Addedehu» fiilinin mânâsı onu zaman zaman, sevgisinden ötürü, durmadan sayar demektir. Veya onu sınıflar ve çeşitler yap­tı. Mesela gayrimenkuller aldı, evler ve emtea aldı. Para aldı. Ni­tekim bu durum Tevilat'ta hikâye edilmiştir.

Birçok müfessirler «onu zamanın felaketlerine karşı azık kıl­dı» demişlerdir.

Bazı tefsirciler, «Ve addedehu kelimesi isimdir, «malen» keli­mesi üzerine atfedilir ve yardımcılar manasınadır» demişlerdir. Yani mal ve yardımcılar topladı.

Süddi, «O zannediyor ki mal onu diri bırakacaktır, ölmeye­cektir. İkrime, «O zannediyor ki mal onun Ömrünü artıracaktır» demiştir.

Dördüncü ayetin başındaki «Kella» kelimesi red harfidir. O kâfirin zannmı reddetmektedir. Yani o kâfir de, malı da ebedî de­ğildir.

«Ahlede» fiili mazidir, fakat müstakbel mânâsı ifade eder. Nitekim «falan adam öldü ve cehenneme girdi» denilir. Yani ce­henneme girecektir.

«El-Hutame»den maksat, Allah'ın ateşidir. Ona bu ismin veril­mesi, içine atılan her şeyi hurdahaş etmesi, paramparça etmesi, kırması sebebiyledir. Bu cehennem tabakalarından altıncı tabaka­dır. (Maverdi; Kelbi'den).

Kuşeyri,   Kelbi'den şunu rivayet eder:    «Hutame cehennem derekelerinin ikincisidir». Dahhak «Cehennem derekelerinden dör­düncüsüdür» diyor. İbn Zeyd'e göre cehennemin isimlerinden bi-risidir.

«Sana Hutamenin ne olduğunu bildiren nedir?» cümlesi huta-menin şanını tazim etmek için getirilmiştir.

«O, Allah'ın yakılmış ateşidir.» Bin sene yakılmış, yine bin sene yakılmlş, yine bin sene ve yine bin sene yakılmıştır. O sön-mez, Allah onu asiler için hazırlamıştır.

«O yakılan ateş ki kalplere ulaşır». Muhammed bin Kâb der ki: «Ateş cesedin her tarafını yer. Ancak kalbe vardığında o in­sanlar yeniden yaratılırlar ve ateş onları yeniden yer». Halid bin Ebi Emre Rasûlullah'tan şu şekilde rivayet etmiştir: «Ateş ehlini yer. Ta ki kalbe varıncaya kadar. Orada durur. Sonra onlar yeni. den yaratılırlar. O da yeniden onlan yemeye başlar. İşte bu Allah'-in yakılmış ateşidir. O ateş kalplere kadar varır».

Kalplerin burada Özellikle zikredilmesinin nedeni şudur: Elem kalbe vardığında kalp sahibi ölür. O Ölenin halini yaşar, fakat öl­mez. Zira Cenab-ı Hak, Taha Suresi'nin 74. ayetinde, «Orada ne ölürler, ne dirilirler» buyuruyor. Yani cehennemde durumları bu­dur. Onlar orada ölüler mânâsında dirilerdir.

Bazılarına göre, «Kalplere bile varır» ayetinin mânâsı, kâfir­lerin, azabın ne kadarına müstahak olduklarını bilir demektir! Ta­bii bu da Cenab-ı Hak'km baki bıraktığı ve o mânâya delâlet eden işaretlerle anlaşılır. Çünkü «Ittela'» bazan «bildi» mânâsını ifade eder.

Alusi, «Tetteliu» fiilinin «kalplerin ortalarına galib gelir, ora­ya yükselir, onu kapatır», demek olduğunu söylemiştir.

«Mu'sadetun» kelimesi onlan kapsar, onların üzerine kapatıUr mânâsını ifade eder. (Hasan, Dahhak). Bu kelimenin tefsiri Beled Suresi'nde geçmişti. Bazıları «Mu'sadetun, Kureyş lügatin-da kilitlidir, kilitlenir demektir» demişlerdir. «Fi Antedinsin, ba­şındaki «Fi», «da» manasınadır. Yani uzatılmış direklere bağlı olan kapatılmış yerlerde olacaklardır. (İbn Mesud).

Ebu Hureyre'nin hadisinde Rasûl-ü Ekrem şöyle buyuruyor: «Allah onlara melekler gönderecektir. Onların elinde ateşten ya­pılmış tabaklar vardır. Ateşten yapılmış çiviler ve ateşten yapılmış direkler vardır. O tabaklar onların üzerine kapatılacak ve o çivi­lerle direklere çakılacaklar. O direklerle beraber uzatılacaklardır. Onlarda herhangi bir delik kalmayacaktır ki ondan nefes girsin veya ordan bir üzüntü çıksın. Böylece Rahman onlan unutacak­tır. (Onlara karşı unutulmuşlar muamelesi yapılacaktır.) Cennet ehli de nimetleriyle meşgul olacaklardır. Onlar bundan sonra ar-tik feryad etmeyeceklerdir. Kelam, bitecektir. Onların kelâmı an­cak zefir ve şehik olacaktır. îşte, «Kesinlikle o cehennemdir, o ateş onların üzerine kapatılmıştır. Uzatılmış direklere bağlanmıştır» ayetinin mânâsı budur».

Katade, «Amed'den maksat onların azap gördükleri direkler­dir» derken, tbn Abbas, «O uzatılmış direklerden maksat, boyun­larına takılan bukağılardır» demiştir. Bazılarına göre ayaklarına takılan kelepçelerdir (Ebu Salih).

Bazıları «Cehennem kapıları onların üzerine kapatılmıştır ve onlar da zincir ve bukağılar içerisindedirler» demişlerdir. Bazıla­rı «Onlar uzatılmış direklerdedirler. Yani o direklerin azabında-dıriar. O direklerle onlara vurulur» derler. Bazıları «Uzatılmış bir dehr, sonsuz bir zamandadırlar» demişlerdir.

«Amed» kelimesi direk manâsına gelen umud'un çoğuludur. Ebu Ubeyde, «Amed kelimesi imad'ın çoğuludur» demiştir. Ey koruyan,-kurtaran Allah! Bizi ateşten koru! [2]

HÜMEZE SURESÎ'NÎN SONU

 



[1] Ali Arslan, Büyük Kur’an Tefsiri, Arslan Yayınları: 16/170.

[2] Ali Arslan, Büyük Kur’an Tefsiri, Arslan Yayınları: 16/171-175.