Fîl Sûresi - Kuran - 105Fil - 2. Sayfa
FÎL SÛRESİ
105
İndiği Yer :
Mekke
İniş Sırası :
19
Âyet sayısı :
5
Nüzulü
Mushaftaki sıralamada yüz beşinci, iniş sırasına göre on dokuzuncu sûredir. Kâfırûn sûresinden sonra, Felak sûresinden önce Mekke'de inmiştir.[1]
Adı
Sûre adını birinci âyette geçen "fîl" kelimesinden almıştır.[2]
Konusu
Sûrede Fil ordusu kıssası anlatılmaktadır. Kabe'yi yıkmak isteyen Yemen'in genel valisi Habeşistanlı komutan Ebrehe'nin fillerle Mekke'ye hücumunu, sonuçta yok olup gitmelerini [3] komi edinmiştir.[4]
Meali
Rahman ve rahîm olan Allah'ın adıyla... 1. Rabbin filin yanındakilere neyi nasıl yaptı görmedin mi! 2. Onların planlarını boşa çıkarmadı mı? 3-4. Onların üzerine pişkin tuğladan yapılmış taşlar yağdıran sürü sürü kuşlar salmadı mı? 5. Sonuçta Allah onları yenilip çiğnenmiş ekine çevirdi.[5]
Tefsiri
1-5, Tefsir ve tarih kaynaklarında anlatıldığına göre o zaman Habeşistan'ın yönetiminde bulunan Yemen'in genel valisi Ebrehe her yıl Mekke'deki Kabe'yi ziyaret eden Arap hacılarını San'â'ya çekmek İçin burada Kulleys veya Kalîs (kilise) denilen büyük bir katedral yaptırdı. Çeşitli bölgelere propagandacılar göndererek mabedi ziyaret etmeleri için halkı San'â'ya çağırdı. Ancak bu ümidi gerçekleşmeyince Kabe'yi yıkmaya karar verdi ve muhtemelen 570 yılında, içinde Mah-mûd (mamut) adlı filin de bulunduğu büyük bir ordu ile Mekke üzerine yürüdü[6] Ebrehe, hareketini engellemek İçin karşısına çıkan bazı güçleri etkisiz hale getirerek yoluna devam etti. Gönderdiği bir müfreze, içinde Hz. Peygamberin dedesi Abdülmuttalib'e ait 200 devenin de bulunduğu Mek-keliler'e ait çok sayıda deveyi ele geçirdi. Abdülmuttalib, Ebrehe'ye gelerek develerinin iadesini istedi; Ebrehe'nin Kabe île ilgili bir sorusu üzerine Kabe'yi merak etmediğini, çünkü onu sahibinin koruyacağını söyledi. Ertesi gün Ebrehe ordusuna Kabe yönünde hareket emri verdi. Fakat kaynaklarda belirtildiğine göre en öndeki fil (mamut) yerinden kımıldamadığı gibi askerler de üzerlerine taşlaşmış çamur yağdıran sürü sürü kuşlar tarafından -âyetteki benzetmeyle- "yenilip çiğnenmiş ekin" gibi imha edildi. Bazı müfessirler "sürü sürü" şeklinde çevrilen "ebabil" kelimesinin bir kuş türünün adı olduğu kanaatindedir, buna göre 3. âyete "ebâbîl kuşlarını göndermedi mi?" şeklinde mâna vermek gerekir; fakat -konuya ilişkin rivayet ve tefsirler dikkate alındığında- bu görüş ikna edici görünmemektedir.[7] Yaygın inanışa göre bu olay Hz. Pey-gamber'in doğumundan elli, elli beş gün veya üç ay önce vuku bulmuştur.
Sûrede Hz. Peygamber'e hitap edilerek 1-2. âyetlerde fil ordusunun başına gelen felâketin büyüklüğünden ve Kabe'yi yıkma planlarının boşa çıkarıldığından haberdar olduğu ifade edilmektedir. Hz. Peygamber olaya bizzat şahit olmadığı halde ona yöneltilen "görmedin mi" şeklindeki hitap mecazî bir ifade olup olayı bizzat gözüyle görmese bile görenlerden işitmiş olduğunu ve görmüş gibi kendisine tasvir edildiğini gösterir. 3-5. âyetler ise felâketin nasıl cereyan ettiğini yani Allah tarafından gönderilen sürülerle kuşun fil ordusunun üzerine pişkin tuğla türü taşlar yağdırarak onlan nasıl hayvanlar ve haşarat tarafından yenmiş ekin artığına çevirdiğini ifade eder. Râzî'ye göre Ebrehe ve askerlerinin besledikleri kötü emellerin sûrede "keyd" (plan, tuzak) kelimesiyle ifade edilmesi, onların sadece Kabe'yi yıkma amacı taşımadıklarını gösterir. Çünkü önceden açıkladıkları için Kâ-bey'i yıkma fikri artık "tuzak" olmaktan çıkmıştı. Şu halde "keyd" kelimesi burada Ebrehe tarafının Araplar'a karşı besledikleri başka sinsi planları dile getirmektedir.[8]
Eski tefsirlerde bu fil olayı bütünüyle bir mucize olarak değerlendirilir. Bazı tarihçi ve müfessirlerin, Tabiîn âlimlerinden İkrime'ye atfettikleri bir rivayette, "Bu taşlar kime isabet ettiyse onda çiçek hastalığı görüldü" demiştir.[9] Rivayete göre Hicaz bölgesinde çiçek ve kızamık hastalığı ilk defa bu olaydan sonra görülmüştür.[10] Muhammed Abduh, Ferid Vecdî, Cevad Ali gibi bazı çağdaş araştırıcılar bu rivayetlere dayanarak olayı bulaşıcı hastalık salgını şeklinde yorumlamaya çalışmışlardır. Abduh'a göre sûrede sözü edilen kuşlardan maksat muhtemelen sinek, sivrisinek gibi mikrop taşıyıcı canlılardır.[11] Ancak dönemin güçlü akımlarından pozitivizmin etkisi altında ortaya konduğu anlaşılan bu yoruma çağdaş müfessirlerin çoğu katılmamış, ona karşı ciddi tenkitler yöneltmişlerdir.[12] Sonuç olarak Allah'ın evini yıkmaya kalkışan saldırgan bir güç, bir mucize neticesinde cezasını görmüş; hiçbir şekilde düşmana karşı koyma imkânı bulunmayan ve şehri terkedİp dağlara çekilen Mekke halkı da bu olaydan zarar görmeden kurtulmuştur.
"Pişkin tuğla" diye çevirdiğimiz 4. âyetteki "siccîl" kelimesi "taşlaşmış çamur" demektir. Son âyetteki "asf" kelimesi ise "ekinin samanı ve buğday kapçığı gibi güve, böcek ve kurtçukların yediği, rüzgârın sağa-sola savurduğu kırıntıları" anlamına gelir. Müfessirler kuşların, ağızlarında ve ayaklarında bu tür taşlar götürüp Ebrehe ordusunun üzerine fırlattıklarım, sonuçta askerlerin birçoğunun bu taşların etkisiyle öldüğünü, Ebrehe'nin ise yaralı olarak San'â'ya döndükten sonra orada hayatını kaybettiğini ifade etmişlerdir.[13] "Allah onları yenilip çiğnenmiş ekine çevirdi" mealindeki son âyet, Ebrehe ve ordusunun nasıl büyük bir felâkete maruz kaldığını ve sonuçta helak olduğunu gösterir. Bu olayın Mekkeliler için öneminden dolayı bu yıla "Fil yılı" denilmiş ve onlar olayı tarih başlangıcı olarak kullanmışlardır.[14]
[1] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/649.
[2] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/649.
[3] aş. Bk.
[4] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/649.
[5] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/649.
[6] Olayın tarihi ve sebepleriyle ilgili farklı görüşler için bk. Mustafa Fayda, "Fil Vak'ası", Dİ A, XIII, 70-71
[7] bilgi için bk. Elmahh, IX, 6102-6105
[8] XXXII, 99; Bu planlan ve tuzakların neler olabileceği konusunda bk. Fayda, gös. yer
[9] İbn Hişâm, es-Sîretü'n-nebeviyye, I, 54; Taberî, XXX; 298-299, 3-3
[10] bk. Taberî, XXX, 196
[11] bk. Tefsîru cüz'i Amme, s. 157-158
[12] meselâ bk. Elmalılı, VIII, 6123-6144; Seyyid Kutup, Fî Zıîâli'l-Kur'ân, VI, 3976-3979
[13] Taberî, XXX, 196; Râzî, XXXII, 96-97
[14] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/649-651.
İslami Okul Okulların En Önemlisi