Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Fil Sûresi - Kuran - 105Fil - 20. Sayfa

FİL SÛRESİ 2

Sûrenin Tanıtımı 2


FİL SÛRESİ

 

Kur andaki Sırası       : 105

Nüzul Sırası               : 19

Ayet Sayısı                 : 5

İndiği Dönem             : Mekke       

 

Sûrenin Tanıtımı

 

Sûrede, uyarma amacıyla Allah'ın fil sahiplerini cezalandırması anlatılmıştır.[1]

 

Rahman ve Rahim Allah'ın Adıyla

1-  Rabbinİn fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi?

2- Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?

3-  Üzerlerine sürü sürü[2]' kuşlar gönderdi.

4- Onlara çamurdan taşlar'[3]atan (kuşlar).

5-  Nihayet (Allah) onları, kurt yeniği ekin yaprağı'[4]' gibi yaptı.

 

Sûrenin ayetlerinin anlamı açıktır. Ayetler uyan amacıyla (Kur'an) dinleyicilerine Allah'ın fil sahiplerini cezalandırmasın! hatırlatmaktadır. Öyle ki, çamurdan oluşmuş Taşlar atıp onları çiğnenmiş ekin gibi yapan kuşlar göndermek suretiyle Allah onların tu­zaklarını boşa çıkartmıştır.

Müfessirlerin çoğunluğuna göre[5] "Fil Sahipleri" ile Mekke'ye sefer düzenleyen Ha-bcşliler kastedilmiştir. Bu doğru ise, İslam öncesi Arap tarihinde Fil savaşı diye bilinen ve Ebrehe'nin liderliğinde Habcşlilcrin yaptığı bu savaş hakkında eski Arapça kaynakla­rın naklettiği rivayetler bunu desteklemektedir. Habcşülerin saldırısında bazı filler bu­lunduğundan ötürü "Fil sûresi" şeklinde isimlendirilmiştir. Rivayetlerde geçen olayın özeti şudur; Yahudi hahamlarının tesiriyle, yahudi olan Himyer Kralı Zû Nuvâs'm baskı altında tuttuğu hristiyanlara yardım etmek amacıyla Habeşistanlılar, Yemen'i işgal etti­ler ve Himyer devletini yıkıp, Yemen'deki (yahudilerin) egemenliklerine son verdiler. Bu kez de bunlar yahudüerin yaptığı gibi baskı yapmaya, Arapları hristiyan olmaya ça­ğırmaya ve Yemcn'dc kiliseler inşa etmeye başlamışlardı. Bu arada Arap kaynak kiiap-larının "el-klise" ismini verdikleri büyük bir kilise bina etmişler, ne var ki, Araplar bu çağrıya uymayıp geleneklerine, Hicaz'daki Kabe'yi Hacca bağlı kalmışlardı. Bu yüzden Habeşiiler Hicaz halkını kendi egemenliklerine boyun eğdirmeyi ve Arapların bağlı kal­dıkları Ka'beyi yıkmayı arzu ediyorlardı. Nihayet büyük bir saklın başlattılar. Mekke yakınlarına vardıklarında Mekke Halkı, onlara karşı güçlerinin yetmeyeceğini anladıkla­rından dolayı dağlara kaçmıştı. Fakat Allah ordunun başında bulunan fili Mekke'den ge­ri çevirdi ve ordu durdu. Sonra Allah onların üzerine, gagalarıyla taşlaşmış çamurdan taş taşıyan ve Habeşlilcrin üzerine taş atmaya başlayan topluluklar halinde birçok kuşu musallat etti. Taş Habeşlinin bedenine isabet eder etmez Habeşli helak oluyordu. Bu yüzden saldırgan topluluk darmadağın oldu. Hicaz ve Kabe kurtuldu.Bu olayın ve olayın sonucunun Arap beldelerinde büyük yankısı oldu ve yaşadıkları olayları "Bil Yılı" ile tarihlendirmeye başladılar. Rivayet edildiğine göre; Peygamber (s) bu yıl içerisinde doğmuştu. Ayrıca bu olayın, Peygamber'in fs) doğumundan bir müddet Önce meydana geldiği de nakledilmiştir ki, bu rivayetlere göre 13 sene ile 40 sene arasında değişmek­tedir.[6]

 

Ayetlerin üslup ve içeriği şu noktalan göstermekledir:

1- Sûre nazil olduğu vakit Fil hadisesi. Peygamber ('s)'in çevresindeki insanların dil­lerinde dolaşmaktaydı.

2- Araplar, Haberlilerin başına gelen ve onların vücutlarım perişan edip toplulukla­rını dağıtan belanın ilahi bir bela olduğuna inanmaktaydılar.

3- Yakın zamanda meydana gelmiş olan ve insanların zihinlerini dolduran bu olayın hatırlatılmasının amacı, öğüt vermek ve dinleyicileri veya Kureyş'in lider takımını ta­kındıkları işkenceci ve inkarcı tavırlarından vazgeçmeye davet etmekledir. Zira daha kuvvetü olmalarına rağmen Habcslilere beia indirmeye ve onları en feci bir biçimde pa­ramparça etmeye gücü yeten Allah, (müşrik Araplara) da bela indirmeye ve onları helak etmeye kadirdir. Bu durumu bilen insanlar olarak onlara düşen, olumsuz tavırlarından vazgeçmeleri, sakınmaları işkenceyi ve inatçılığı bırakmalarıdır, Böylece bu kıssada Kur'an'ın üslup ve hedefi birleşmektedir. Daha önce de açıkladığımız gibi bu iki Özellik Kur'an kıssalarında genel bir özelliktir. Buradaki kuş ve taşın mahiyeti hakkında eski müfesirler[7] olayı mucize ve harikuladelik çerçevesine sokacak sözler söylemişler, (ayrı­ca) kızamık ve çiçek hastalıklarının ilk defa Hacc'da bu olayın ardından ortaya çıktığını nakl etmişlerdir[8]

Bu müfessirler (ayette belirtilen) kuşların Habeşlilere, bu iki hastalığa yakalanmala­rına neden olan taşlar attığını söylemek isliyorlar. İmam Muhammet! Abduh olayı, taşın çiçek mikrobu taşıdığı şeklinde yorumlamıştır[9]. Biz bu olayın mahiyetini araştırmakta büyük bir gereklilik görmemekteyiz. Zira bu husus Kur'an'in hedefinin çerçevesinin dışındadır. Fakat biz şunu diyoruz: Her halükârda sûrenin ayetlerinin dış zahiri, olayın harikulade bir ilahi bela olduğu yönündedir. Nitekim sûrenin üslubu, bu sûrenin büyük bir olayı hatırlatma tarzında olduğunu, olayı konuşmakta olan Kur'an dinleyicilerinin, Habeşiiîcrin başına gelen bu olayın: çamurdan oluşmuş (aşlar atmakta olan kuş sürüleri biçiminde olağanüstü bir ilahi bela olduğuna inandıkları görüşünü desteklemektedir.

Bu bir yana; teferruata dalan müfessirler olayın biçimi hakkında çok değişik şeyler söylemişler; kuş ve taşın mahiyeîi, şekilleri, taşın alılma biçimi, bunların neden olduğu yaralar, olaydan önce Peygamber (s)'in dedesi AbdulmuUalib'in Ebrehe ile karşılaşma­sı, Mekke ve Kabe çevresindeki halkın sürüleri hakkında ikisinin arasında cereyan eden diyaloga ilişkin birçok rivayete yer vermişlerdir. Bu rivayetlere göre İbn-i Abbas Ra-sulullah (s)'İn halası Ümmü Mâni'nin yanında bunlardan kırmızı çizgili bir iane lası gör­düğünü; Hz. Aişc'nin filin kumandanı ve seyisini kör kötüriim olarak gördüğünü söyle­mişlerdir[10].

Bununla birlikte süz konusu gereksiz uzatma, tefsir gayesine dahil değildir. Rivayet­ler şüphe duymayı ve temkinli olmayı gerektirmektedir. Her iki hadise de Peygamber (s)'in çevresindeki Arapların bu büyük olayı bununla ilgili tabloları birbirlerine aktar­dıklarını göstermektedir.[11]

 



[1] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/207.

[2] Ebabil Birbirini takip eden topluluk ve guruplar veya büyük top­luluklar (demektir). Bir görüşe göre de, demet anlamına gelen "ibbâle" keli­mesinin çoğuludur ki, bu da birinci anlamla aynıdır.

[3] Siccîl Taşlaşmış çamur. Bu kelimenin aynı anlama gelen Fars­ça "seng" kelimesinin arapçalaşmış hali olduğu da .söylenir. Kur'an'da tekrar edilmesi, bu kelimenin Arap diline girmesinin eski olduğunu göstermekledir.

[4] el-'Asf Ekin yaprağı demektir.

[5] Bkz.: Taberi, Nisaburi, ibn Kesir, Beğavi, Zemahşeri. Hazin, Tabresi Tefsirleri.

[6] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/208-209.

[7] Bkz. Daha önce zikredilen tefsirler.

[8] Bkz. Taberi ve Zemahşeri Tefsirleri.

[9] Bkz- Muhammed Abduh, Amms Cüzü Tefsiri.

[10] Bkz. Adı geçen tefsir kitapları.

[11] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/209-210.