Kevser Sûresi - Kuran - 108Kevser - 2. Sayfa
KEVSER SÛRESİ
108
İndiği Yer :
Mekke
İniş Sırası :
15
Âyet sayısı :
3
Nüzulü
İniş sırasına göre on beşinci, mushaftaki sıraya göre yüz sekizinci sûredir. Adiyât sûresinden sonra Tekâsür sûresinden önce Mekke'de inmiştir. Medine'de indiğine dair rivayetler de vardır.[1]
Adı
Sûre adını ilk âyetinde geçen "kevser" kelimesinden almıştır. Ayrıca "İnnâ a'taynâ..." ve "Nahr" adlarıyla da anılır.[2]
Konusu
Sûrede Hz. Peygamber'e dünya ve âhirette verilen nimetlerden bahsedilmekte, kendisine Allah'a kulluk etmesi ve kurban kesmesi emredilmektedir. Ayrıca ona düşmanlık edenler kınanmaktadır,[3]
Meali
Rahman ve rahim olan Allah'ın adıyla... 1. Şüphesiz biz sana bitip tükenmez nimetler verdik. 2. Şimdi sen rabbin için namaz kıl, kurban kes. 3. Asıl sonu gelmeyecek olan, sana karşı nefret duyandır.[4]
Tefsiri
1-3. Kevser kelimesi "çokluk" mânasına gelen "kesret" kökünden türemiş olup çok değerli ve çok önemli şeyleri ifade eder. Tefsirlerde kevser, "çok hayır, Kur'ân-ı Kerîm, Kur'an'ın tefsiri ve şer'î hükümlerin hafifletilmesi, peygamber- lik, Makam-i mahmûd[5] cennetteki bir nehir veya havuz, Hz. Pey-gamber'in nesli, Ashabının ve ümmetinin çokluğu, duasının kabul olması, şanının yüceliği, başkasını kendine tercih etme, kalbin nuru, şefaat, mucizeler, kelime-i tevhîd, din konusundaki bilgi, beş vakit namaz, İslâm dini" gibi çeşitli anlamlarda yorumlanmıştır.[6] Ancak biz, bunlar içinde Şevkânî'nin de uygun bulduğu, "çok hayır" anlamına uygun düşen "bitip tükenmez iyilik" şeklindeki kapsamlı anlamı tercih ettik. Râzî, buradaki "kev-ser" kelimesiyle Duhâ sûresinden buraya kadar doğrudan veya dolaylı ifadelerle Cenâb-ı Hakk'ın, Resûlü'ne lütfettiği, her biri dünyalara değer nimetlerin, şan ve şeref sebeplerinin kastedildiğini belirterek, dolaylı bir ifadeyle ona "Sen de bu lü-tufkâr rabbine ibadet etmek ve kullarını kendileri için en iyi olan yola çağırmakla meşgul ol" buyurulduğunu söyler. Aynı müfessire göre "kevser" kelimesi, Allah'ın Resûl-i Ekrem'i düşmanlarına karşı koruyup kendisine zaferler nasip edeceği, dünya ve âhirette bol nimetler bağışlayacağı yönünde müjdeler de içermektedir.[7]
Erkek çocuğu yaşamadığı için kendisine "sonsuz, nesli kesik" diyen müşriklerin sözlerinden dolayı üzülmüş olan Hz. Peygamber'e "kevser", yani bitip tükenmez nimetler verildiği müjdelenerek üzüntüsü giderilmiş, müşriklerin bu konudaki dedikoduları reddedilmiş ve Hz. Peygamber'İn şanının yüceliği gösterilmiştir.
2. âyette, kendisine pek çok hayır lütfedilmiş olan Hz. Peygamber'İn bu nimetlerin şükrünü eda etmek üzere sadece Allah'a yönelerek namaz kılması ve O'nun rızası için değerli mallarından kurban kesmesi emredilmiş; bu suretle putlar için kurban kesen müşriklerin çok tanrılı inancını silip tevhid İnancını yerleştirmesi ve kesilen kurbanlar sayesinde sosyal yardımın sağlanması amaçlanmıştır.
Bilindiği gibi namaz, azdan çoğa göre arttırılarak Mekke döneminde, yaygın kanaate göre hicretten üç yıl kadar önce gerçekleşen Mi'rac olayı sırasında farz kılınmış; kurban ibadeti İse Hz. Peygamber tarafından hicretten iki yıl sonra uygulanmaya başlanmıştır, Bu âyette geçen namazın beş vakit namaz mı, bayram namazı mı olduğu konusunda farklı tespit ve değerlendirmeler vardır. Âyetteki kurbanın da vâcib veya sünnet kurban mı yoksa nafile de dahil mutlak kurban mı olduğu tartışmalıdır. Bize göre âyette vurgulanan husus, belli bir namaz ve kurban olmayıp namaz, kurban gibi ibadetlerin yalnızca Allah'a, bütün nimetlerin sahibine özgü kılınması, yalnızca Rabbe ibadet edilmesidir.
Araplar erkek çocuğu olmayan kimseyi "sonsuz, soyu kesik" gibi sıfatlarla niteler ve bu tür lakaplarla anarlardı. Tefsirlerde anlatıldığına göre Hz. Peygamber'İn erkek çocukları ölünce müşrikler onu da "ebter" lakabıyla anmaya başla- mışlar ve "Bırakın onu; o, sonu gelmeyecek, soyu kesik bir adamdır!" diyerek hakaret etmek istemişlerdir.[8] İşte 3. âyet, onların bu davranışlarını kınamakta, her ne kadar erkek çocukları bulunsa da asıl soyu kesileceklerin kendileri olduğunu haber vermektedir. Çünkü onlar kıyamete kadar lanetle anılırken Hz. Peygamber rahmetle anılmakta, ismi dünyanın her tarafında günde beş vakit ezanda Allah'ın adıyla birlikte okunmaktadır. Mekke putperestleri, olayların sadece dış yüzüne baktıkları için Hz. Peygamber'i arkasız ve güçsüz, kendilerini kalabalık ve güçlü görür ve buna dayanarak Resûl-İ Ekrem'in davasının sonuçsuz kalacağından emin olduklarını söylerlerdi. Ama -Râzî'nin ifadesiyle- "Allah durumu onların aleyhine çevirdi; asıl güçlü olanın, Allah'ın destekledikleri ve güçsüz olanların da Allah'ın zillete uğrattıkları olduğunu bildirdi. Böylece kesret ve kevser (geniş topluluk ve bol nimet) Hz. Muhammed'in olurken ona düşman olanların payına da ebterük, alçalış ve zillet düştü"[9] Bu ifadeler, dolaylı olarak Peygamber'in yolunu izleyen, inanç ve kararlılığını devam ettiren müminler için de bir müjdedir.[10]
[1] bk. İbn Âşûr, XXX, 57
Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/665.
[2] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/665.
[3] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/665.
[4] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/665.
[5] bk. îsrâ 17/79
[6] bk. Taberî, XXX, 208-209; Şevkânî, V, 593
[7] Daha fazla bilgi ve başka yorumlar için bk. XXXII, 119-128
[8] bk. Taberî, XXX, 212
[9] XXXII, 134
[10] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/665-667.
İslami Okul Okulların En Önemlisi