Kevser Suresi - Kuran - 108Kevser - 13. Sayfa
|
Surenin İsmi: |
|
Önceki Sureyle İlişkisi: |
|
Surenin Muhtevası: |
|
Surenin Fazileti: |
|
Nüzul Sebebi: |
|
Peygamber Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'e Bağışlanmış Lütuflar: |
|
Belagat: |
|
Kelime ve İbareler: |
|
Açıklaması: |
|
Ayetlerden Çıkan Hüküm Ve Hikmetler |
KEVSER SURESİ
Alimlerin çoğunun görüşüne göre bu sure Mekke'de inmiştir. Hasan, İkrime ve Katade ise Medine döneminde indiğini söylemişlerdir. Bu İbni Kesicin de görüşüdür. [1]
Surenin İsmi:
Allah Tealâ bu sureye Peygamber (s.a.)'e hitaben "Hakikat biz sana Kevser'i verdik." sözü ile başladığı için Kevser suresi olarak anıldı. Kevser, dünya ve ahirette verilen bol hayır demektir. Cennetteki Kevser nehri de buna dahildir. [2]
Önceki Sureyle İlişkisi:
Allah ahireti yalanlayan kâfir ve münafıkları dört vasıflla anmıştı: Cimrilik: "İşte o yetimi iter kakar. Yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur." Namazı terk: "Onlar namazlarından gafildirler." Riya veya gösteriş: "Onlar riyakârların ta kendileridirler." Hayır ve zekâtı menetmeleri: "Mâ'ûnu da menederler onlar."
Bu surede o dört sıfata mukabil olarak Peygamber (s.a.)'in dört sıfatı zikredilmektedir. Cimriliğe mukabil ona Kevser'i verdiğini zikretti: "Hakikat biz sana Kevser'i verdik." Yani daimi çok hayrı verdik, sen de çok ver, kerim ol. Onların namazı terketmelerine mukabil namaza devam etmesini emretti: "Namaz kıl." İnsanların görmeleri için değil, sadece Rabbinin rızası için; namazda gösterişe mukabil olarak namazı terke mukabil sen namaza devam et. Namazda ihlâsı emretti: "Rabbin için namaz kıl." Ufak tefek hayırlara bile engel olmalarına mukabil kurban kesmesini ve dolayısıyla kurban etini tasadduk etmesini emretti.[3]
Surenin Muhtevası:
Mekke'de inen bu sure üç hususu konu etmektedir:
1- Kerim olan Allah'ın merhametli Peygamber'ine dünya ve ahirette bol hayırlar vermesi ile lütuf ve ihsanının beyanı ki, cennetteki Kevser havzı da bunlardandır.
2- Peygamber'ine ve aynı zamanda onun ümmetine Allah Tealâ'ya şükür için namaza devamı ve namazda ihlâsı, kurban kesmeyi emretmesi.
3- Rasulullah (s.a.)'a düşmanlarına karşı zaferinin müjdesi ve onların dünya ve ahiretteki bütün hayırlardan kopma sebebi ile alçalıp zelil olacağı hakir kalınacağının haberi. [4]
Surenin Fazileti:
İmam Ahmed, Enes b. Malik'ten rivayet etti: "Rasulullah (s.a.) hafifçe uyudu. Bir müddet sonra tebessüm ederek başını kaldırdı. Ya o oradakilere ya da onlar ona: Niçin güldüm(n)? dediler. Rasulullah (s.a.) buyurdular ki: "Az önce bana bir sure indi. (Ve okudu): "Bismillahirrahmanirrahim. Hakikat biz sana Kevser'i verdik." Sonuna kadar bitirdi. Kevser nedir bilir misiniz? dedi. Allah ve Rasulü en iyi bilendir, dediler. Buyurdu ki: Rabbimin bana cennette verdiği bir nehirdir. Onlardan bir kul geri kalır. "Ya Rabbi. O da ümmetimdendir." derim. "Rabbim bana senden sonra neler yaptılar bilmiyorsun." buyurur."
Müslim (lafız onundur), Ebu Davud ve Nesai Enes'ten rivayet ettiler: "Rasulullah (s.a.) mescidde aramızda iken bir miktar uyur gibi oldu. Sonra tebessüm ederek başını kaldırdı. Seni güldüren nedir Ya Rasulallah! dedik. "Bana az önce bir sure indirildi, dedi ve okudu: "Bismillahirrahmanirrahim. Hakikat biz sana Kevser'i verdik. O halde Rabbin için namaz kıl, kurban kes. Sana buğzeden, zürriyetsiz olan şüphesiz odur." sonra "Kevser nedir bilir misiniz?" buyurdu. Allah ve Rasulü en iyi bilendir, dedik. O Rabbim azze ve celle'nin bana vadettiği bir nehirdir. Onun üzerinde çok hayırlar vardır. O kıyamet günü ümmetimin geleceği bir havuzdur. Kapıları gökteki yıldızlar sayısıncadır. Onlardan bir kul geri kalır da: Rabbim. O da benim ümmetimdendi, derim. Buyurur ki: "Sen, senden sonra neler yaptığını bilmiyorsun?" [5]
Nüzul Sebebi:
Bezzar ve diğerleri sahih bir senedle İbni Abbas'tan rivayet ettiler: Ka'b b. Eşref Mekke'ye geldi. Kureyş ona: Sen onların liderisin. Görmüyor musun şu kavminden kopmuş olanı? Bizden daha hayırlı olduğunu iddia ediyor. Biz ise, hac ehli, su dağıtıcısı ve Ka'be hizmetkarıyız! dediler. O da: "Siz ondan hayırlısınız." dedi. "Sana buğzeden, zürriyetsiz olan şüphesiz odur." ayeti indi.
İbni Ebi Şeybe Musannafta ve İbni Münzir, İkrime'den rivayet ettiler: Peygamber (s.a.)'e vahiy gelince Kureyş: Muhammed (s.a.) bizden koptu, dedi. Bunun yerine "Sana buğzeden, zürriyetsiz olan şüphesiz odur." ayeti indi.
İbni Ebi Hatim, Süddi'den rivayet etti: Kureyş, erkek çocuğu ölen için "falan (hayırdan) kesildi)" derlerdi. Peygamber (s.a.)'in çocuğu ölünce As b. Vail: Muhammed'in (nesli) kesildi dedi ve ayet indi. Beyhaki Delail'de aynısını Muhammed b. Ali'den rivayet etti. Çocuğun adını da Kasım olarak zikretti. Mücahid'den de şöyle dediğini naklediyor: "Ben Muhammed'e kin besleyenim." diyen As b. Vail hakkındainmiştir,dedi.
İbni Cerir, Said b. Cübeyr'den: "O halde Rabbin için namaz kıl, kurban kes." sözü hakkında, Hudeybiye günü indi. Cebrail gelip: "Kurban kes, namaz kıl." deyince kalktı ve fıtr ve kurban hutbesini irad etti sonra da iki rekat namaz kıldı. Ardından gidip hayvanı kesti. Ama bu rivayette Suyu-ti'nin dediği gibi aşırı bir garabet vardır.
İbni Münzir İbni Cüreyc'ten rivayet etti: Bana ulaştığına göre, Peygamber (s.a.)'in oğlu İbrahim vefat ettiğinde Kureyş; Muhammed (in nesli, hayrı) artık kesildi, dedi. Bu onu üzdü. Onu teselli için: "Hakikat, biz sana, Kevser'i verdik" ayeti indi.
Özet olarak: Surenin nüzul sebebi Peygamber (s.a.)'in zayıf görülmesi, erkek çocukları Kasım'ın Mekke'de, İbrahim'in de Medine'de ölmesi ile kâfirlerin sevinmeleridir. Bu sure Rasulullah (s.a.)'ın güçlü ve başarılı, bağlılarının da sonunda galip olacağını Rasulullah (s.a.)'ın çocuklarının ölmesinin onun değerinden bir şey kaybettirmiyeceği, asıl ona kin tutanların adı sanı kalmamış kopuklar, hayırdan uzak kimseler olduğunun ilânı için indi. [6]
Peygamber Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'e Bağışlanmış Lütuflar:
1- Hakikat, biz sana, Kevser'i verdik.
2- O halde Rabbin için namaz kıl,
3- Sana buğzeden, zürriyetsiz olan şüphesiz odur.
Belagat:
"Hakikat, biz sana verdik" Biz ifadesinde tazime delâlet eden çokluk siğası vardır. Cümlenin tekid harfi ile başlaması da (mealde "hakikat" kelimesi) yemin yerinedir. Vaadin gerçekleşeceğinin kesinliğinin ifadesi için "vereceğiz", yerine "verdik" denmiştir.
"Sana buğzeden, zürriyetsiz olan şüphesiz odur." Hasr ifadesidir.
"Kevser", "Ebter" arasında tezat vardır. Çünkü "Kevser" çok hayırdır. "Ebter" de bütün hayırlardan kopukluktur. [7]
Kelime ve İbareler:
Ey Muhammedi "Hakikat, biz sana, Kevser'i verdik." İlim, amel, nübüvvet, Kur'an, hak din, şefaat vb. bir çok hayrı verdik. Cennetteki bir nehir de buna dahildir: İmam Ahmed, Müslim ve onlarla beraber -geçen hadisteki-diğerleri Enes'ten şöyle rivayet ettiler: "(Kevser) Cennette bir nehirdir: Rab-bim onu bana vaadetti. Onda çok hayır vardır. Baldan tatlıdır, sütten beyazdır, kardan serindir, kaymaktan yumuşaktır. Kenarları zerbercettir. Kapları gümüştendir. Ondan içen susamaz." Cennette bir havzdır da denilmiştir.
"Rabbin için namaz kıl" Allah için ihlâsla, nimetlerine şükür olarak namaza devam et. Kastedilenin kurban bayramı namazı olduğu da söylenmiştir. "Kurban kes" Hac kurbanı veya udhiye kurbanı kes, muhtaçlara sadaka ver. "Zürriyetsiz" Bütün hayırlardan kopmuş veya ardı kesilmiş yani, nesli kalmayan arkası kesilen, hoş bir hatırası olmayandır. Senin ise, zürriyetin, güzel hatıran ve faziletinin izleri kıyamete kadar kalacaktır. Ahi-rette ise senin için anlatılamaz hayırlar vardır. [8]
Açıklaması:
"Hakikat, biz sana, Kevser'i verdik." Sana son derece bol ve büyük hayırlar lütfettik. Cennetteki bir nehir de bunlardandır. Allah onu Rasulullah (s.a.) ve ümmeti için bir ikram kıldı.
"O halde Rabbin için namaz kıl, kurban kes." Biz sana aralarında Kevser nehrinin de bulunduğu dünya ve ahirette büyük hayırlar verdiğimiz gibi sen de farz ve nafile namazlarına devam et. Sırf Rabbin için onu eda et. Kurban, hac için hazırladığın koyun veya deveni ve diğer keseceklerini Allah Tealâ için ve Ona hiçbir ortak koşmadan Allah'ın ismi üzerine kes. Zira seni hazırlayan ve nimetlerini sana yağdıran O'dur, başkası değildir. Başka bir ayette de şöyle emretti: "De ki: "Şüphesiz benim namazım da ibadetlerim de, hayatım da, ölümüm de hiçbir ortağı olmayan, alemlerin Rabbi Allah'ındır. Ben böylece emrolundum. Ben müslüman olanların ilkiyim." (En'am, 6/162-163). Allah'tan başkasına namaz kılan, Allah'tan başkası için kurban kesen müşriklerin aksinedir bu. Peygamber (s.a.)'e namazının ve kurban kesmesinin O'nun için olmasını emretti. Bu aynı zamanda riyakâr münafıkların da aksinedir.
Katade, Ata' ve İkrime: Murat bayram namazı ve kurban kesmektir, demişlerdir.
İbni Kesir diyor ki: Sahih olan "kesme" ile kastedilen hac kurbanını kesmek, olduğudur. Bunun için de Bera b. Azib'in Buhari ve Müslim'deki hadisinde şöyle dendi: Rasulullah(s.a.) bayram namazını kılar sonra da kurbanını keserdi ve: "Kıldığımız namazı kılıp kestiğimiz gibi kesenin kurbanı olmuştur, namazdan önce kesenin kurbanı da olmamıştır." derdi. Ebu Bürde b. Niyar kalktı ve: "Ya Rasulallah! Ben koyunumu namazdan önce kestim. Bu günün etin sevildiği bir gün olduğunu anlamıştım." dedi. Ona: "Senin koyunun et koyunudur." dedi. O: "Benim bir dişi oğlağım var. İki koyundan daha sevimlidir bana. Benim için caiz olur mu?" dedi. "Senin için caiz olur, senden sonra da kimseye olmaz." diye cevap verdi.
İbni Cerir ayetin tefsirinde şöyle dedi: Doğru olan şöyle diyenin sözüdür: Bunun manası, namazının tamamını sadece ve tek olarak Rabbin için yap. Kurbanın da böyle. Putlar için değil O'nun için yap. Sana vermiş olduğu ve sadece sana ait yaptığı eşsiz kerametler ve hayırlara şükür olarak.
"Sana buğzeden, zürriyetsiz olan şüphesiz odur." Ey Muhammedi Sana kin besleyen, senin getirdiğin hidayete, hakka ve açık delile, parlak nura kin besleyen; o ebterdir, basittir, zelildir, dünya ve ahiret hayrından kesilmiştir. Ölümünden sonra hatırası kalmayandır. Bu müşriklerden bazılarının, As b. Vail'in, Hatice'den olma oğlu Abdullah vefat ettiğinde Peygamber (s.a.) hakkında söylemiş olduğu o ebterdir, sözüne reddiyedir. İbni Abbas, Mukatil, Kelbi ve müfessirlerin görüşü budur. Erkeklerde ebter olma çocuğu olmamadır. İbni Abbas'tan, Ebu Cehil hakkında indiği de rivayet edilmiştir. Peygamber (s.a)'e düşmanlık eden ve nüzul sebebinde anılanlar ve diğerleri için geçerlidir. [9]
Ayetlerden Çıkan Hüküm Ve Hikmetler
Sure şu hususlara delâlet etmektedir:
1- Allah Tealâ Peygamberi Muhammed (s.a.)'e pek çok güzellikler, pek çok büyük hayırlar verdi. Cennetteki bir nehir de bunlardandır. (Buhari, Müslim, Ahmed ve Tirmizi'nin Enes'ten yaptıkları rivayet.)
Yine Tirmizi, İbni Ömer'den rivayet etti. Rasulullah (s.a.) şöyle buyurdular: "Kevser cennette bir nehirdir. Kenarları altındandır. Aktığı yer de inci ve yakuttandır. Toprağı miskten daha hoştur. Suyu baldan tatlıdır. Kardan beyazdır." (Tirmizi hasen sahih hadistir, dedi.)
Denildi ki: O mevkıfte Peygamber (s.a.)'in havzıdır. (Müslim'in az önceki Enes hadisinde geçen.)
Bu iki görüş en sahih görüşlerdir. Kevser hem cennetteki bir nehri hem de kıyamet günü ümmetinin geleceği havzı ihtiva etmektedir.
2- Allah Tealâ Peygamberine (s.a.) ve ümmetine, Allah rızası için başka kimsenin ortaklığı olmadan farz ve nafile namazları eda etmelerini emretti. Hareme taşman kurbanlıkları ve normal kurbanları, diğer bütün kesilenleri Allah için, Allah'ın adı ile şerik koşmadan sadece O'nuh için kesmelerini emretti.
3- Peygamber'e (s.a.) ve getirdiği Rabbinin dinine buğz edenler, işte dünya ve ahiret hayırlarından kopanlar onlardır. Ölümlerinden sonra güzel hatıraları kalmayacak olanlar da onlardır. Çünkü onlar hak risalete iman etmediler, hayrı Allah Tealâ için yapmadılar.
Buna ilâve olarak: Razi bu surenin, öncekilerin tamamlayıcısı, sonrakilerin de aslı gibi olduğunu zikrederek Allah'ın Peygamberi Muhammed (s.a.) ve ümmetini şereflendirdiği Duha, İnşirah, Tin, Alâk, Kadr, Beyyine, Zilzal, Adiyat, Karia, Tekasür, Asr, Hümeze, Fil ve Kureyş sonra da Kevser surelerindeki faziletleri anlatmaktadır.[10]
Darakutni'nin yaptığı rivayette Ali (r.a.)'den "Rabbin için namaz kıl" ayeti hakkında şöyle dediği rivayet edildi: "Namazda sağ elin sol el üzerine konmasıdır." Malikiler bu görüşte değildirler. Sahih olan ise Kurtubi'nin dediği gibi, namaz kılanın farz ve nafilede bunu yapmasıdır. Zira Peygamber (s.a.)'in Vail b. Hacer ve diğerlerinin hadisinde sağ elini sol elinin üzerine koyduğu sabittir. Malik, Ahmed, İshak, Şafii ve re'y taraftarlarının görüşü budur. Bir grup da elin salınmasını müstahap görmüştür.[11]
Elin konacağı yer ihtilaflıdır. Ali b. Ebi Talib'ten göğse konacağı rivayet edilmiştir. Said b. Cübeyr ve Ahmed b. Hanbel göbek üstünde el bağlanır; göbek altında olsa da zararı yoktur, dediler.
İftitah, rükû, rükûdan kalkma ve secde tekbirinde elleri kaldırma ise yine ihtilaflıdır. Doğru olan Buhari ve Müslim'deki İbni Ömer hadisidir: "Rasulullah (s.a.)'ı gördüm: Namaza kalktığında ellerini omuzları hizasına gelinceye kadar kaldırdığını, sonra tekbir aldığını gördüm. Rükû için tekbir alırken de bunu yapıyordu. Başını rükûdan kaldırdığında da böyle yapıyor ve "Semiallahu limen hamiden" diyordu. Başını secdeden kaldırırken böyle yapmıyordu." İbni Münzir: Bu Leys b. Sad, Şafii, İshak, Ebu Sevr'in görüşüdür. İbni Vehb, Malik'ten de bu görüşü rivayet etti. Ben de buna katılıyorum. Çünkü Rasulullah (s.a.)'dan sabit olan budur. Bir grup da: Namaz kılan namaza başlarken ellerini kaldırır, onun dışında kaldırmaz, dediler. Bu da Süfyan-i Sevri ve re'y taraftarlarının görüşüdür.[12]
[1] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/646.
[2] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/646.
[3] Razi, XXXII/117.
Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/646.
[4] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/646-647.
[5] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/647.
[6] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/647-648.
[7] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/649.
[8] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/649.
[9] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/649-650.
[10] Razi, XXXII/118-119.
[11] Kurtubi, XX/220 vd.
[12] a.g.y.
Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/651-652.
İslami Okul Okulların En Önemlisi