Kâfirun Suresi - Kuran - 109Kafirun - 13. Sayfa
|
Surenin İsmi: |
|
Önceki Sureyle İlişkisi: |
|
Surenin Muhtevası: |
|
Surenin Fazileti: |
|
Nüzul Sebebi: |
|
Şirk Küfür Ve Müşriklerin Amellerinden Beraat Suresi: |
|
Belagat: |
|
Kelime ve İbareler: |
|
Açıklaması: |
|
Ayetlerden Çıkan Hüküm Ve Hikmetler: |
KÂFİRUN SURESİ
Surenin İsmi:
Allah Tealâ, Peygamberi Muhammed (s.a.)'e kâfirlere, taptıkları putlara tapmayacağını bildirmesini emrettiği ilk ayette geçen "Kâfirûn" kelimesiyle isimlendirildi. "De ki: "Ey kâfirler! Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam." Münabeze suresi, İhlâs suresi, Mükaşkaşa suresi olarak da anılmıştır. [1]
Önceki Sureyle İlişkisi:
Allah Tealâ geçen surede Peygamberine Allah'a hiçbir şekilde ortak koşmadan yalnız O'na ihlâsla ibadeti emretmişti. Tevhid ve şirkten uzak kalınacağının ilânı olan bu surede ibadetin kâfirlerin ibadetinden ayrı olduğunu açık bir şekilde belirtiliyor: Peygamber sadece Rabbine ibadet eder. Onların tapındıkları putlara tapınmaz. Bu hususu da tekrarlayarak tehdit etti.[2]
Surenin Muhtevası:
Müşriklerin amellerinden uzak kalındığının ve sadece Allah için amel yapmanın konu edildiği bu sure, iman ile küfür ve bunların bağlılarına arasına nihai çizgiyi koymuştur. Müşrikler Peygamberimizden bir yıl kendi ilâhlarına sonraki yıl onun ilâhına, yani Allah'a tapınmalarını teklif etmişler, ama bu reddedilmişti: Bu sure bu konuda müşriklerin bütün ümitlerini kesti. [3]
Surenin Fazileti:
Sahih-i Müslim'de Cabir'den Rasulullah (s.a.)'ın bu sureyi ve İhlâs suresini iki rekat tavaf namazında okuduğu sabittir.
Yine Sahih-i Müslim'de Ebu Hureyre'nin rivayet ettiği bir hadiste Rasulullah (s.a.)'ın bu iki sureyi sabah namazının iki rekaatında okuduğu rivayeti vardır. Ahmed, Tirmizi, Nesai ve İbni Mace'de de İbni Ömer'den rivayet edilmiştir. Tirmizi: Bu hasen hadistir, dedi.
Zilzal suresinde Tirmizi'deki İbni Abbas hadisinde bu surenin, Kur'an'ın dörtte birine muadil olduğu, Zilzal suresinin de dörtte bire muadil olduğu geçmişti.
Ebu'l-Kasım el-Taberani, Zeyd b. Harise'nin kardeşi olan Cebele b. Harise'den rivayet ettiğine göre Peygamber (s.a.) şöyle buyurdu: "Yatağına girdiğinde Kâfirun suresini sonuna kadar oku. Muhakkak o, şirkten beraattır. " İmam Ahmed bunun aynısını Haris b. Cebele'den rivayet etti. Özet olarak Rasulullah (s.a.) bu sureyi ve İhlâs suresini iki rekat tavaf namazında, sabah namazının iki rekatında (sünnetinde), akşamdan sonraki iki rekatta okuduğu ve Vitirde de A'la, Kâfirun ve İhlâs surelerini okuduğu sabittir. [4]
Nüzul Sebebi:
Taberani ve İbni Ebi Hatim, İbni Abbas'tan şunu rivayet etti: "Kureyş Rasulullah (s.a.)'a kendisine, Mekke'nin en zengini olacak şekilde mal veremeye, kadınlardan dilediği ile evlendirmeye davet ederek, bunlar senin olsun. Yeter ki ilâhlarımıza sataşmaktan el çek, onları kötülükle anma. Eğer kabul etmeyeceksen bizim ilâhlarımıza bir yıl ibadet et, dediler. "Rab-bimden gelecek olanı bekleyeyim." diye cevap verdi. Allah Tealâ Kâfirun suresini sonuna kadar indirdi. Ve "De ki: Siz ey cahiller! Bana Allah'tan başkasına mı tapınmamı emrediyorsunuz?" (Zümer, 39/64) ayeti indi.
Abdürrezzak, Vehb'ten nakletti: Kureyş kâfirleri Peygamber (s.a.)'e: Bir yıl senin bize uyman bir yıl da senin dinine bizim uymamız senin için yeterli midir? dediler. Allah Tealâ bunun üzerine Kâfirun suresini sonuna kadar indirdi.
İbni Ebi Hatim, Said b. Mina'dan rivayet etti: Velid b. Muğire, As b. Vail, Esved b. Muttalib ve Ümeyye b. Halef Rasulullah (s.a.) ile karşılaştılar: Ey Muhammedi Gel, tapındığımıza tapın, biz de senin tapındığına tapınalım; biz ve sen bütün işimizde birleşelim, dediler. Allah Tealâ Kâfirun suresini indirdi.
Nisabûri'nin naklettiği de bunu doğrulamaktadır: Bu sure Kureyş'ten bir topluluk hakkında indi. Onlar şöyle demişlerdi: Ey Muhammedi Gel, bizim dinimize uy, bizde senin dinine uyalım. Bir yıl bizim ilâhlarımıza tapın, bir yıl da biz senin ilâhına tapınalım. Eğer senin getirdiğin bizim elimizdeki-lerden daha hayırlı ise sana ortak olur, ondan nasibimizi alırız. Bizim elimizdekiler senin elindekilerden hayırlı ise sen bize katılır, nasibini alırsın. Peygamberimiz Buyurdu ki: "O'na ortak koşmaktan Allah'a sığınırım." Allah Tealâ sonuna kadar Kâfirun suresini indirdi. Rasulullah (s.a.) Mescid-i Ha-ram'a gitti. Bu sureyi onlara okudu. O zaman ondan umutlarını kestiler.[5]
İbni İshak ve diğerleri İbni Abbas'tan nüzul sebebi hakkında şunu naklettiler: Velid b. Muğire, As b. Vail, Esved b. Abdulmuttalib ve Ümeyye b. Halef Rasulullah'a (s.a.) dediler ki: Ey Muhammedi Gel, senin tapındığına tapınalım, sen de bizim tapındığımıza tapın; Biz ve sen işimizin hepsinde birleşelim. Eğer senin getirdiğin bizim elimizdekinden hayırlısı ise, sana katılmış ve nasibimizi almış oluruz. Bizim elimizdeki senin elindekin-den hayırlı ise bizim işimize katılmış ve nasibini almış olursun! Bunun üzerine Allah Tealâ Kâfirun suresini indirdi.[6]
Şirk Küfür Ve Müşriklerin Amellerinden Beraat Suresi:
1- Deki:"Eykâfirlerr
2- "Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam."
3- "Benim ibadet edeceğime de siz kulluk ediciler değilsiniz."
4- "Ben sizin taptıklarınıza tapmış değilim."
5- "Siz de benim kulluk etmekte olduğuma kulluk ediciler değilsiniz."
6- "Sizin dininiz size, benim dinim bana."
Belagat:
"Tapmakta olduklarınız" ile "tapmam" sözleri arasında tezat vardır.
"Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam." "Benim ibadet edeceğime de siz kulluk ediciler değilsiniz." İki cümle arasında mukabele vardır.
"Ben sizin taptıklarınıza tapmış değilim." "Siz de benim kulluk etmekte olduğuma kulluk ediciler değilsiniz." cümleleri arasında da mukabele bulunmaktadır.[7]
Kelime ve İbareler:
"Ey kâfirler!" Belli kâfirler kastedilmektedir. Allah onların iman etmeyeceklerini bilmektedir. Onlar, Mekke'de şirkin liderleridirler. "Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam." Tapmıyorum ve hiçbir zaman da tapmayacağım, anlamındadır.
"Benim ibadet edeceğime de siz kulluk ediciler değilsiniz." Benim şimdi ibadet ettiğime -ki, o Allah Tealâ'dır- siz şimdi de gelecekte de ibadet etmezsiniz. "Ben sizin taptıklarınıza tapmış değilim." Geçmişte de sizin taptıklarınıza tapmış değilim. "Siz de benim kulluk etmekte olduğuma kulluk ediciler değilsiniz." Herhangi bir zamanda siz, benim ibadet ettiğime ibadet etmediniz ve etmeyeceksiniz de.
"Sizin dininiz size" yani üzerinde bulunduğunuz şirk. "Benim dinim bana" Tevhid veya üzerinde bulunduğum İslâm. Beyzavi diyor ki: Bunda ne küfre izin ne de cihada engel vardır. Zemahşeri ise şöyle diyor: Mana:
Ben size, hakka ve kurtuluşa davet etmem için gönderilmiş bir peygamberim. Eğer benim davetimi kabul etmiyor, tâbi olmuyorsanız, hiç olmazsa beni de içinde bulunduğunuz şirke davet etmeyin. [8]
Açıklaması:
Müşriklerin amellerinden beraat olan bu sure, ibadette ihlâsı emretmektedir. Allah Tealâ buyuruyor ki:
"De ki: " Ey kâfirler!" "Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam." Ey Peygamber! Kureyş kâfirlerine şöyle de: Ey kâfirler! Tapmış olduğunuz putlara heykellere hiçbir zaman asla tapmam. Ayet, yer yüzündeki bütün kâfirlere yöneliktir. "De" sözünün gereği ise: Peygamber (s.a.) bütün işlerinde naziklik ve incelikle, insanlara en güzel şekli ile hitap etmekle emro-lunmuştu. Burada hitap sert olunca Allah Tealâ ondan sorumluluğu kaldırmayı ve insanlara onun bu söze memur olduğunu beyan etmek istedi. Çünkü onu kendi ağzından zikretti.
"Benim ibadet edeceğime de siz kulluk ediciler değilsiniz." Siz de şirk ve küfrünüze devam ettiğiniz sürece, benim ibadet ettiğim Allah'a ibadet edecek değilsiniz. O Allah'tır, tektir, şeriki yoktur.
Bu iki ve üçüncü ayetler mabuddaki ihtilâfa delâlet ediyorlar: Peygamber (s.a.) sadece Allah'a ibadet ederken onlar, putlara, heykelere ve ortaklara, şefaatçilere tapınıyorlar. Veya -Zemahşeri'nin de değindiği gibi-tekrar olmaması için mana: Gelecekte de şimdi de sizin taptıklarınıza tapmam, şeklindedir. Siz de gelecekte, benim istediğim ilâhıma ibadeti yapmazsınız. "Ben sizin taptıklarınıza tapmış değilim." "Siz de benim kulluk etmekte olduğuma kulluk ediciler değilsiniz." Tapındıklarınıza tapınmam. Ancak, sevip razı olacağı şekilde Allah'a kulluk ederim. Siz ise, O'nun emirlerine ve dinine uymazsınız. Rasulullah (s.a.)'ın ve tabi olanlarının ibadeti halis Allah içindir; Onlar Allah'a O'nun belirlediği ve istediği şekilde ibadet ederler. Bu nedenle de İslâm'ın şiarı: "Lailâhe illellah Muhamme-dün Rasulullah"tır. Yani, Allah'tan başka mabud yoktur. O'na ibadette de Rasulullah (s.a.)'ın getirdiğinden başka bir yol yoktur.
Dört ve beşinci ayetler ibadetin kendisinde ihtilâfa delâlet etmektedir. Zemahşeri gibi, bazıları da şöyle anlıyorlar: Şimdi veya geçmişte sizin tapındıklarınıza asla tapınıcı değilim. Yani, cahiliyede bile puta tapınmamı-şımken İslâm geldikten sonra benden nasıl böyle bir şey beklenebilir? Siz de hiçbir zaman benim ibadet ettiğime ibadet etmediniz.
Ayetlerde tekrar vardır. Maksat, istedikleri ilâhlarına tapınma konusunda kâfirlerin Rasulullah (s.a.)'ın cevabından umut kesmelerini sağlamaktır, denildi.
"Sizin dininiz size, benim dinim bana." Şirkiniz ve küfrünüz size. Tevhid, ihlâs veya İslâm olan dinim de bana. Şirk koşma olan dininiz sizedir, sizden bana geçmez. Tevhid olan benim dinim de banadır beni aşıp size gelmez. Dendi ki: Din ceza, yani karlışıktır. Muzaf hazfedilmiştir. Yani, dininizin cezası size benim dinimin karşılığı da banadır. Din ibadettir, şeklinde de söylenmiştir.
Sure, kıtal ayeti ile neshedilmiş değildir. Muhakkikler, nesh olmadığına kaildirler. Murat "Dilediğinizi yapın." (Fussilet, 41/40) ayetinde olduğu gibi, tehdittir.
Bu ayetin benzeri şunlardır: "Eğer onlar seni yalana çıkarırlarsa de ki: "Benim işim bana, sizin işiniz size aittir. Benim yaptığımdan siz uzaksınız, sizin yapmakta olduğunuzdan da ben uzağım." (Yunus, 10/41), "Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz size aittir." (Kasas, 28/55). Bunların hepsi ile murat tehdittir, başkalarının dinine rıza değildir.
İmam Ebu Abdillah eş-Şafîi ve diğerleri bu: "Sizin dininiz size, benim dinim bana." ayeti ile, küfrün tek millet olduğuna delil getirmişler ve aralarında nesep veya mirasçı olunabilecek bir bağ varsa Yahudinin Hırıstiya-na (veya aksi) mirasçı olabileceğini söylemişlerdir. Çünkü İslâm'ın dışındaki dinler batıl olma durumunda tek bir din gibidirler.
Ahmed b. Hanbel ve onun görüşünde olanlar ise, Hıristiyanların Yahudilerden (ve aksi) mirasçı olamayacağı görüşündedirler. Delilleri de, Ahmed, Ebu Davud ve İbni Mace'nin Amr b. Şuayb'tan o da babasından o da dedesinden rivayet ettiği şu hadistir. Rasulullah (s.a.) "İki değişik millet mirasçı olamaz."
Razi dedi ki: İnsanlar mütareke anında "Sizin dininiz size, benim dinim bana." ayeti ile konuşur olmuşlardır. Bu caiz değildir. Çünkü Kur'an'ı Allah, böyle şeyler için indirmemiştir. Düşünülsün sonra da gereği ile amel edilsin diye indirmiştir.[9]
Ayetlerden Çıkan Hüküm Ve Hikmetler:
Sure, müslümanlar ve İslâm'ı reddedenler arasında mabud ve ibadet farklılığına ve İslâm'a karşı küfrün tek millet olduğuna delâlet etmektedir. Bu üç unsur küfürle iman arasında ve benliklerinde İslâm'a ve onun bağlılarına kökleşmiş kin ve din düşmanlık besleyenler arasında bir buluşma olmayacağını göstermektedir.
Peygamber (s.a.) ve onun bağlısı müminlerle kâfirler arasındaki mabud farklılığı ise: Birinci kesim, sadece şeriki olmayan tek Allah'a ibadet ederler. İkinci kesim ise, Allah'ın dışında beşerden, meleklerden veya diğer din ve milletlerin batıllarından putlara, heykellere, dostlara ve şefaatçilere taparlar.
İbadette ihtilâf ise, müminler şirke bulaşmamış bir şekilde ihlâs ve Allah'ın kulları için koyduğu ibadet şekline göre Allah'a ibadet ederler. Kâfirler ve müşrikler ise mabudlarma, kendilerince tapınırlar.
Küfür, İslâm'a karşı tek bir millettir. Çünkü Allah katında makbul hak din İslâm'dır. Onun özü de Allah için ihlâs ve tevhiddir. Tevhid ilkesine muhalif olan küfrün çeşitleri ise, tevhid aslından sapmış sapık inanç noktasında ortaktırlar. [10]
[1] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/653.
[2] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/653.
[3] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/653.
[4] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/653-654.
[5] Nisaburi el-Vahidi, Esbabu'n-Nüzül, 261.
[6] Kurtubi,XX/225.
Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/654.
[7] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/655.
[8] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/655-656.
[9] Razi, XXXII/148.
Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/656-657
[10] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/657-658.
İslami Okul Okulların En Önemlisi