Tebbet Sûresi Keremli Mekke'de İnmiştir - Kuran - 111Leheb - 10. Sayfa
TEBBET SÛRESİ
Keremli Mekke'de inmiştir. Beş âyettir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
"Ebu Leheb'ln "iki" eli kurusun. Kurudu."
Bu sûre-i edilenin nüzul sebebi şöyledir: Rasuluîlah (s.a.v)'e "Kabileni, akrabanı korkut" (Eşşuara/214) âyet-i kerîmesi gelince Rasuluîlah (s.a.v) Kureyş'i ve akrabasını bir yere topladı. Onları Hak dine davet etti. İçlerinden amcası Ebu Lehep: "Bizi bunun için mi çağırdın?» dedi. Bunun üzerine bu sûre-i celîle nazil olmuştur. Çağırması şöyle oldu: Arapların âdeti üzere önemli bir husus ilan edileceği zaman Safa tepesine çıkılır (Esbâhân) diye bağırılırdı. Onlara "siz şimdi (Lâilahe illallah) deyiniz. Ben de Allah katında sizin lehinize şahitlik edeyim" dedi. Kabullenmediler. Hatta hiç ummadığı amcası Ebu Lehep ağzını bozdu. Sûre indi. "Ebulehe-bin kendisi helak oldu, kaybetti. Tevhidi inkâr etti. Rasûlümüze inanmadı." Onun asıl adı "Abdiluzzâ" idi. (Uzzanın kulu) demektir. O adla anmadı künyesi "Ebu Leheb" diye andı. Çünkü onun eşi-evlâdıyla son varacağı yer cehennemdir. "Ebuleheb" (alevin babası) demektir. Onun ismine benzetilerek şerlilere "Ebuşser" (şerrin babası), hayırlılara da "ebulhayr" (hayrın babası) denilir.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
"Ona ne malı, ne kazandığı fayda vermedi"
(Cüz: 30 Âyet: 3-5) Tebbet Sûresi 489
Ebu Leheb dedi ki: "Bu kardeşimin oğlunun dediği doğru ise, öte dünya varsa, benim malım çoktur. Onunla orada da kurtulurum..." Hak Teâlâ bunun üzerine bu âyet-i kerîmeyi indirdi. Onun ne malı, ne eşi, ne oğlu, ne de ki2i kurtaramadı.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
"Alevli bir ateşe girecek o. Karısı da 'odun nammah' olarak"
Ebû Leheb1 in karısı "Ümmücemil" muzır bir kadındı. Nemmamdı. Söz getirir-götürürdü. Efendimiz (s.a.v)' in geçeceği yollara gece diken saçardı. Kastı onu taciz etmekti. Allah kitabında onun bu sıfatıyla ateşe gireceğini bildiriyor. Ceza amelin cinsinden olur. Veya: Nasıl ki odun ateşe verilince birçok maddî hasar olursa, tıpkı bunun gibi "nemmâm" (söz getiren-götü-ren) de aynı tahribatı topluma yapar. Bu da kınanıyor. Çünkü insanların öfkelenmeleri, kinleşmeleri sonunda ölümle sonuçlanan kötü akıbetler doğurur. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
"(Karısının) boynunda bükülmüş bir ip de olduğu halde."
Sırtında diken yükü olduğu halde bir duvara onu koydu. Boynunda da hurma 'lifinden bir ip vardı. Rivayete göre Cebrail orada soluklanınca ipi duvarın arkasından çekti, boynundan boğdu. Canı cehenneme gitti. Tefsircilerîn büyük çoğunluğu dediler ki: "Bu azap ona ahirette olacaktır." Boynunda ateşten zencir, arkasında ateşten diken yükü götürecek... Üstünde ateş, altında ateş. Boyuna böyle azap olunacak.
Bu sûre gelince Ebu Leheb1 İn karısı doğru Rasulullah (s.a.v)' e yürüdü. Bunu gören Hz. Ebubekir telaşlandı. Derhal Efendimiz (sav)' e gelerek "—Yâ Rasulallah! N'olaydı kendinizi bundan korusaydınız!" dedi. Ra-sulu Ekrem (s.a.v): "—Yâ Ebâbekir! Senin arkadaşın beni hiciv ederek kötü sözler mi söyledi?" Ebubekir dedi ki: Vallahi, benim arkadaşım şiir söylemez. Benzeri sözleri de söylemez." Kadın bunu işitince dedi ki: Yâ Ebâbekir! Gerçek söylüyorsun. İnanıyorum." Ebubekir: "Yâ Rasulallah! Bu seni niçin görmedi?" dedi. "—Yâ Ebâbekir! Bir melek onunla benim arama girdi. O gidinceye kadar aramızda engel oldu" dedi.
İslami Okul Okulların En Önemlisi