Tefsir Kulliyati - 1. Sayfa - 112Ihlas
Giriş
Dirayet Ve Rivayet Tefsiri
Sürenin Fazileti
ÎHLÂS SÜRESÎ
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
(Ey Rasûlüm!) De ki: «O Allah tektir.»
«Samed'dir (her varlığın muhtaç olduğu yegâne zat-
«O doğurmamıştır ve doğurulmamıştır». «O'na hiç kimse ortak ve denk olamaz».[1]
Giriş
Mekke DÖnenü'nde nazil olmuştur. 4 ayettir.
Bu sureye içindeki Tevhid'den dolayı «İhlas Suresi» ismi verilmiştir. Yine tevhidden dolayı bu sureye «El-Esas» ismi de verilmiştir. Sure aynı zamanda «Kulhuvellahu Ehad Suresi» diye de meşhurdur. Bu sureye daha önce de işaret ettiğimiz gibi «Mukaş. kişe Suresi» de denilir. Tevhid, Tefrid, Tecrid, Necat, Velayet ve Marifet suresi de denilir. Çünkü Allah'ın marifeti ancak bu surenin içindeki vasıfları bilmekle mümkündür. Rivayette bir kişi namaz kılar ve bu süreyi okurdu. Bunu işiten Hz. Peygamber, «Bu kul Rabbini tanımış bir kuldur» buyurdu. Ve bu sureye «ELCemal Suresi» de denilmiştir. Çünkü Rasûl-ü Ekrem «Allah cemildir. Ce. mali sever» demiştir. Rasûlullah'tan bunun mânâsimn ne olduğu sorulunca: «Ehad, Samed, Lemyelid velemytded ayetleridir» dedi. Alusi «Bu haberin sahih olduğunu zannetmiyorum» diyor. Bu sureye «Nisbet Suresi» denilir. Çünkü «Bize Rabbini nisbet et», yani onun soyunu söyle diyen bir kimseye cevap olarak Hz. Peygamber böyle demiştir.
Bazıları da Tabarani'nin Osman bin Abdurrahman ve Taraifi' nin tankıyla Ebu Hüreyre'den rivayet ettikleri hadisten dolayı buna nisbet edildiğini söylemişlerdir: «Her şeyin nisbeti vardır. Allah'ın nisbeti.de ihlas süresidir». Bu hadis Hafız îbn Receb'in dediğine göre cidden zayıftır. Nizam'da bu hadisin mevzu olduğu tesbit edilmiştir.
Bu sureye «Samed», «Muavvize» suresi de denilir. Çünkü Ne-sei, Bezzar ve İbn Merduveyh sahih bir senedle Abdullah bin Uneyş'ten şöyle rivayet ediyorlar: «Allah'ın Rasûlü elini göğsümün üzerine koydu ve sonra bana dedi ki: «Söyle!» Fakat ben neyi söyleyeceğimi bilmiyordum. Sonra bana: «De ki: O Allah ehaddır» dedi. Ben bunu söyledim, surenin sonuna kadar. Sonra bana «De ki: Felak'ın Rabbine sığındım, yarattıklarının şerrinden» dedi. Ben de bunu surenin sonuna kadar dedim. Sonra bana, «De İd: Nas'ın Rabbine sığındım» dedi. Ben de bunu söyledim, surenin sonuna kadar. Bunun Üzerine Allah'ın Rasûlü: «İşte böylece Allah'a sığının. Allah'a sığınanlar hiçbir zaman bunlar gibi, Allah'ın hoşuna giden nesnelerle Allah'a sığınmanuşlardır» dedi.
Bu sureye aynı zamanda «EUMania» Suresi de denilir. Bunun nedeni, îbn Abbas'tan gelen şu rivayettir: «Cenab-ı Hak, peygamberine, onu Mirac'a götürdüğü zaman: «Sana İfüas Suresi'ni verdim. O, Arşın hazinelerinin zahir'derindendir. O sure aynı zamanda eUMania Suresi'dir. Çünkü kabrin üzüntülerine mani olur. Ateşin nefeslerine engeldir».
Fakat zahire göre bu haber sahih değildir. Buna îbn Dureys* in Ebu Umame'den rivayet ettiği haber de ters düşmektedir: «Dört ayet vardır ki Arş'm hazinesinden inmişlerdir. O hazineden onlardan başkası inmemiştir. Onlardan birisi Ümmülkitab (Fatiha) Su-residir. îkincisi, Bakara Suresi'nin sonuncu ayeti, Üçüncüsü Aye-te'L-Kürsî, dördüncüsü de Kevser Suresi'dir». Bu hadisin hükmü merfudur. Hatta şeyh İbn Hibban ve Deylemi, bir senedle Ebu Umame'den merfu olarak rivayet etmişlerdir .
Bu sureye aynı zamanda «EUMuhder» suresi de denilir. Çünkü melekler onu dinlemek için hazır bulunurlar. Aynı zamanda «Et-Munfire» Suresi de denilir. Çünkü şeytan onu işitti mi kaçar. Ve bu sureye «eUBerae» ismi de veriliyor. Çünkü RasûMî Ekrem bu sureyi okuyan bir kişiyi gördü ve: «Bu kişiye gelince, o şirkten beridir» buyurdu. Alusi, «Bu hadisi rivayet eden herhangi bir kini' şeye tesadüf etmedim» diyor.
Ebu Nuaym, Amr bin Merzuk tankıyla Şu*be'den, O da Mu-hacir'den şunu rivayet etmiştir: «Bir kişiyi dinledim, şöyle diyor-, du: «Ben Rasûlullah ile bir seferde sohbette bulundum. RasûUU Ekrem, «Kul Ya Eyyuhel Kâfirun»u okuyan bir kişiyi dinledi. «Bu kişi şirkten beridir» dedi. Başka birisini dinledi, İhlas Suresi'nİ okuyordu. «O affolundu», dedi. Bu hadise göre bu isim EUKâfirun Suresi'nin ismi olur, İhlas Suresi'nin değil.»
En uygunu, bu isim ona Tirmizi'nin şu hadisiyle verilmiştir, demektir. Hadis şudur: «Yatağının üzerinde uyumak isteyen bir kimse sağ tarafına dönsün. Uyumak üzereyken «Kulhuvellahu eha-di» yüz defa okusun. Allah onun için ateşten bir beraet indirir».
Bu sureye aynı zamanda «eUMuzekkire» suresi denilir. Çünkü tevhidin halisini hatırlatır. Bu sureye «Nur Suresi» de denilir. Çünkü Hz. Peygamber'in şu sözü vardır: «Her şeyin nuru vardır. Kur'an'm nuru da İhlas Suresi'dir».
Bu sureye «el-İnzan» Suresi de denilir. Çünkü iman ancak bu suredeki tevhid ile tamamlanır.
Alusi şöyle devam ediyor: «Bu isimlerin çoğunu Fahreddin Razi zikreder. Bu isimlerin niçin verilmiş olduğuna dair fıadisler de getirir. Fakat O (Fahreddin Razı, Allah rahmet eylesin) rivayet edilenlerin hallerini bilmek hususunda imam değildir. Onların sahtesini doğrusundan ayıramaz. Veya böyle bir şeye perva etmez. Eline ne geçerse onu yazar. Şiddetli zayıf olduğunu bilse dahi ya-nar.» ,
Bu sure Mekkî'dir. Abdullah bin Mesud, Ata, İkrime, Mtica-hid, Katade bu görüştedir. İbn Abbas, Muhammed bin Kâb, Ebul-: Aliye ve Dahhak'a göre ise Medenî'dir. (Bunu El-Bahr kaydetmektedir)
Bu surenin ayetleri Mekke ve Şam sayımına göre 5, başka sayımlara göre ise 4'dür. Kelimeleri 14, harfleri 47'dir.
Tebbet Suresi'nin sonunda gelmesi Ebü Leheb üzerine özellikle reddiye içindir. Bu surenin fazileti hakkında birçok hadisler va-rid olmuştur. Onların bir kısmım daha önce zikrettik. [2]
Dirayet Ve Rivayet Tefsiri
(1-4) «(Ey Rasûlüm!) De ki: O Allah...»Bu Ayetlerin Tefsiri .
«Ehad» kelimesinden maksat tek demektir. O'nun ne benzeri ne dengi, ne zevcesi, ne çocuğu, ne de ortağı vardır. «Ehad» kelimesinin aslı vahidun'dur. Bazıları «Ehadun, Allah kelimesinin bedelidir: O Allah'dır, O Ehad'dır» demişlerdir.
«Es-Samed», bütün ihtiyaçlarda kendisine yönelinen zat demektir. (Dahhak, İbn Abbas'tan böyle rivayet etmiştir). Nitekim Cenab-ı Hak başka bir ayette, «Sonra size bir zarar dokunduğu zaman O'na dönüyor, O'na yalvarıyorsunuz» (Nahl: 53) buyurmuştur. Lügat alimleri «Samed, olaylar ve ihtiyaçlarda başvurulan reis, önder demektir» der. Bir kavilde Samed daimi ve baki olan zat demektir. Zail olmamış ve zail olmayan zat. Bazıları da «Lem yelid ve lem yuled» cümleleri Samed'in tefsiridirler, demiştir. Yani Allah Samed'dir, doğurmamış ve doğurulmamıştır!
Ubey bin Kâb, «Samed doğmamış ve doğrulmamış demektir. Zira hiçbir canlı yoktur ki ölmesin. Hiçbir insan da yoktur ki malı öldükten sonra mirasçılara kalmasın» demiştir. •
Hz. Ali, İbn Abbas, Ebu Vail, Şakik bin Seleme ve Süfyan, ((Es-Samed, şerefde ve önderliğin bütün çeşitlerinde efendiliği sabit olan kişidir» demişlerdir.
Ebu Hureyre, «Herkesten müstağni olan ve herkesin kendisine muhtaç olduğu zat demektir» der.
Süddi, «isteklerde kastedilen, musibetlerde yardımı istenilen zat demektir» der.
Hüseyin bin FadI, «Samed o zatı kibriyadır ki dilediğini işler ve dilediğine hükmeder» demiştir.
Mukatil, «O öyle kâmil bir zattır ki onda herhangi bir ayıp yoktur» eliyor.
Hasan, İkrime, Dahhak ve tbn Cübeyr, «Samed, içi olmayan demektir» derler.
Kurtubi, bu sözleri açıkladıktan sonra şunu söylüyor: «En sıhhatlisi iştikakın lehinde şehadet ettiği görüştür ki o da birinci görüştür. Bunu Hattabî söylemiştir».
Kurtubi şöyle devam ediyor: «Allah'ın uzaklaştırdığı, mahrum ettiği, makamını cehennem kıldığı bir kimse, sureden «kul» (De ki) lâfzım atarak, «Ehad» kelimesini de «Vahid» ile değiştirerek, sureyi namazda «Allahu vahid'us-Samed» şeklinde okudu. Halk da bunu dinliyordu. Kulhuve'yi böylece iskat ederek, bunun Kur'an' dan olmadığım söylemiştir. «Ehad» lâfzını da «vahid» yapmıştır.İddia ediyordu ki doğrusu böyledir. Halkın üzerinde olduğu ise bâtıl ve muhaldir. Böylece ayetin mânâsım iptal etmiş oluyor.Çünkü tefsir ehli şöyle demişlerdir. Şirk ehlinin Rasûlullah'a: «Bİzim için Rabbini vasıflandır. Acaba o altından mıdır, bakırdanmıdır, kalaydan mıdır?» demeleri üzerine onlan reddetmek için Cenab- Hak, «Kulhuvellahu Ehad» ayetini indirdi. Bu nedenle «Huve» kelimesinde «rab» konusunda delâlet vardır. Ve cevabın yeri vardır. «Huve» düşürüldüğü zaman ayetin mânâsı iptal olunur. O zaman da Allah'ın adına iftira etmek ve Rasûlullah'ı yalanlamak mümkün olur!»
Tirmizi, Ubey bin Kâb'tan şöyle rivayet ediyor: «Müşrikler ler Allah'ın Rasûlü'ne, «Bize rabbini ispat et» dediler. Cenab-ı Hak § «Kul huvellahu Ehad Allahu's Samed» ayetlerini indirdi. Samed-I dir, doğmamış ve doğurmamıştır. Çünkü doğuran her şey ölecek tir. Ölen her şeyin mirası başkasına kalacaktır. Cenab-ı Hak ise neî ölür, ne de mirası kimseye kalır. O'nun için hiç kimse O'na denk î olamaz. Bir benzeri, bir dengi yoktur. Hiçbir şey O'nun gibi ola-mazi»
Ebu'l-Aliye Rasûl-ü Ekrem'den rivayet ediyor: «Peygamber onların mabudlanndan bahsetti. Onlar da «Bize rabbini vasfet» LE dediler. Böylece Cebrail bu sureyi getirdi.»
Derim ki: Bu hadis «Kulhuvellahu Ehadun» lâfzını ispat ediyor.
Samed'in tefsirini de ispat ediyor. Bu daha önce de geçmişti. İk-rime de bunun benzerini rivayet ediyor.
İbn Abbas, «Meryem'in doğurduğu gibi Cendb-ı Hak doğur-mamıştır. İsa'nın doğduğu gibi Cenab-ı Hak doğmamıştır» der. Bu hıristiyanlann aleyhinde bir reddiyedir. Ve aynı zamanda «Üzeyr Allah'ın oğludur» diyen yahudilerin de aleyhinde bir reddiyedir.
«Onun dengi yoktur». [3]
Sürenin Fazileti
Bu surenin fazileti hakkında gelen hadislerde üç mesele vardır:
1- Buhari'de Ebu Said el-Hudri'den rivayet edildiğine göre, sahabenin biri, «Kul huvellahu ehad»ı okuyan, durmadan tekrarlayan bir kişinin sesini işitti. Sabah olduğunda geldi ve Rasûlullah'a hadiseyi anlattı. O bunu amelde azımsıyordu. Rasûl-ü Ekrem: «Nefsimi elinde tutan zata yemin ederim, O, Kur'an'ın üçte birine denktir» buyurdu. Rasûl-ü Ekrem sahabilere: «Herhangi biriniz Kur'an'ın üçte birini bir gecede okuyabilir mi?» diye sorunca onlara bu, gayet ağır geldi. «Ey Allah'ın Rasülü! Hangimiz buna güç yetirebilir?» dediler. Bunun üzerine Rasûl-ü Ekrem: «İhlas Sure* si, Kur'an'm üçte biridir» buyurdu. (Müslim bu hadisi Ebu Der-da'dan bilmânâ nakletmiştir)
Ebu Hureyre, Rasûl-ü Ekrem'in şöyle dediğini rivayet ediyor: «Toplanın. Ben size Kur'an'm üçte birini okuyacağım». Sahabiler toplandılar. Sonra Rasûl-ü Ekrem, «Kulhüvellahü ehadn okudu, sonra da odasına çekildi. Sahabilerin biri diğerine «Bu, gökten gelen bir haberdir» kanaatindeyim» dedi: «İşte onu tekrar odasına götüren de budur»% Sonra Rasûl-ü Ekrem gelerek: «Ben size Kur', an'ın üçte birini okuyacağım diye va'detmiştim. Dikkat edin! İhlas Suresi Kur'an'm üçte birine denktir» buyurdu!
Bazı alimler, «Üçte birine denk olması «Samed» ismi içindir. Çünkü bu, başka bir surede yoktur. «Ehad» ismi de öyledir» demişlerdir. Bazıları, «Kur'an üç kısım olarak inmiştir. Bir kısım ahkâmdır, diğeri va'du vaid'dir. Üçüncüsü de isimler ve sıfatlardır» demiştir. İhlas Suresi isimler ve sıfatlan derlemiştir. Onun için Kur'an'm üçte birine denktir. Bu tevile Sahihi Müslim'de bulunan ve Ebu Derda'mn Rasûl-ü Ekrem'den rivayet ettiği hadis de delâlet etmektedir. Hadis şudur: «Allah Kur'an'ı üçe taksim et-mistir: Kulhüvellahüehad, Kur'an'm parçalarından biridir». Bu hadis bu hususta delildir. İşte böylece bu sureye ihlas suresi denilmiştir. ;
2- Müslim, Hz. Aişe'den şöyle rivayet ediyor: Peygamber bir grup akıncıya bir kişiyi kumandan tayin etti. Onlara namazlarında okuyor, her okuyuşunu da «Kulhüvellah» ile tamamlıyordu. Onlar dönüp geldiklerinde Rasûlullah'a hadiseyi söylediler. Rasûl-ü Ekrem: «Ondan sorun, niçin böyle yapıyordu?» dedi. Sordular. O da: «Bu Rahmanımın sıfatıdır. Ben o sıfatı okumak istiyorum» dedi.
Bunun üzerine Rasûl-ü Ekrem: «Ona haber verin. Allah da kendisini seviyor» buyurdu.
Îbn'iıl-Arabi, «Bu icraat, bir sureyi her rekâHa tekrar etmenin caiz olduğuna delildir. Ben «Esbat» kapısına yakın bir yerde bir imam gördüm. Yirmisekiz imamdan biriydi. Orada, ramazanda, Türklerin önünde teravin namazını kıldırıyordu. Her rekatta Fatiha Suresi ile İhlas Suresi'ni okuyordu. Böylece namazı tamamlıyordu. Bunu da tahfif için yapıyordu. Ayrıca kulhüvellahu'nun faziletini de isteyerek bunu yapıyordu» diyor.
Ramazan'da hatim ile teravih kıldırmak sünnet değildir.
Kurtubi bunları söyledikten sonra, «Bu, İmam Malik'in kesin görüşüdür. Zira İmam Malik, Kur'an'ı mescidlerde hatmetmek sünnet değildir» buyurmuştur» der. [4]
3- Tirmizi, Enes bin Malik'ten şöyle rivayet ediyor: «Rasû-lullah ile beraber geliyorduk, thlas Suresi'ni okuyan bir kişinin sesini duydu. Ve «Vacib oldu» dedi. Ben: «Ne vacib oldu ya Rasûlel-lah?» diye sordum. «Cennet ona vacib oldu» buyurdular. Bu hadis hasen sahih'tir.
Tirmizi'de «hasen-garibtir» diye tarif edilmiştir.
Ebu Muhammed Darimi'nin Sünen'inde Enes îbn Malik'ten şöyle rivayet edilmşitir. Allah'ın Rasûlü: Kim İhlas Suresi'ni okursa o kimsenin elli senelik günahı affolunur» buyurdu.
Bir kişi fakirlikten Hz. Peygamber'e şikayette bulundu. Hz. Peygamber ona: «Eve girdiğin zaman orada kimse varsa selâm ver. Kimse yoksa bana selâm ver ve «kulhüvellahu ehad'ı bir defa oku. Kişi bunu yaptı ini Cenab-ı Hak ona bol nztk verir ve komşuları bile kendisine yardımda bulunurlar» dedi.
Enes der ki «Biz Rasûlullah ile beraber Tebük'te bulunuyor, duk. Güneş bembeyaz, bemberrak çıktı. Işığı vardı, nuru vardı. Eskiden böyle çıktığım hiç görmemiştim. Cebrail geldi. Rasûl-Û Eh. rem Cebrail'e: «Ey Cebrail! Güneşi böyle pırıl pırıl parlar halde niçin görüyorum? Ben böyle bir şey görmemiştim, daha önce» dedi. Cebrail: «Onun sebebi şudur: Muaviye bin Muaviye el-Leysi Medine'de bugün,vefat etti. Allah yetmiş bin melek gönderdi. Onun üzerine namaz kılıyorlar» dedi.
Rasûlü Ekrem: «Niçin bu böyle olmuştur?» deyince Cebrail: «O thlas Suresi'ni çokça okurdu. Yürürken, ayakta iken, otururken okurdu» buyurdu. Sonra «Ey Allah'ın RasûUü yeri kabzede-yim (düreyim) mi? Sen onun üzerinde namaz kılacak mısın?» dedi. RasûUü Ekrem «evet» dedi. Böylece RasûUü Ekrem onun üzerine cenaze namazını kıldı, sonra döndü» (Salebi). [5]
İHLAS SÜRESİ'NÎN SONU
[1] Ali Arslan, Büyük Kur’an Tefsiri, Arslan Yayınları: 16/244.
[2] Ali Arslan, Büyük Kur’an Tefsiri, Arslan Yayınları: 16/ 244-247.
[3] Ali Arslan, Büyük Kur’an Tefsiri, Arslan Yayınları: 16/247-250.
[4] Kurtubl, Ahkam'ul-Kur'an, cilt: 20, sh: 248
[5] Ali Arslan, Büyük Kur’an Tefsiri, Arslan Yayınları: 16/250-252.
İslami Okul Okulların En Önemlisi