Tefsir Kulliyati - 20. Sayfa - 112Ihlas
İhlas Sûresi'nde Allah'ın Tekliğinin Anlatılmasının Hedefi
ÎHLAS SÛRESİ
Kur'an 'daki Sırası : 112
Nüzul Sırası : 22
Ayet Sayısı : 4
İndiği Dönem : Mekke
Sûrenin Tanıtımı
Bu sûrede Allah'ın zarına ilişkin İslami inanç (akide! kesin-kati ve veciz br üslûpla ortaya konulmuştur. Sûrenin üslûbu, yöneltme ve anlatımda umumi karaktere sahiptir. Sürenin hem Mekki hem de Medeni olduğunu zikreden rivayetler vardır. Bizim esas aldığımız mushaf, sürenin Mekki olduğunu nakletmektedir. Ayrıca diğer rivayet edilen tam sûre listelerinde de Mekki olarak yer almıştır![1]. 50renin isimlerinden birisi de "Samed"dir. Sürenin bu şekilde isimlendirilmesi genel olarak (diğer) sûrelerin isimlendirilmesi üslubuyla uyum halinde bulunmaktadır.[2]
Rahman ve Rahim Allah'ın Adıyla
1- De ki: O Allah birdir.
2-AllahSamed'dir'[3].
3- Kendisi doğurmamıştır ve doğurulmamıştır.
4- Hiçbir şey O'nun dengi[4]' olmamıştır.
Ayetlerde, Allah'ın sıfatlarını ilan etmesi hususunda Peygamber (s)"e ilahi bir emir vardır. Bunlar; Allah'ın bir tek olması, herşeyde kendisine muhtaç olunması. O'nun başkalarından müstağni olması, ne doğuran ne de doğumları olmadığı gibi, bir benzeri ve denginin olmamasıdır.
Rivayet edildiğine göre bazı Araplar Peygamber'den, Rabbini (bir yere) nispet etmelerini istemişler; (bu münasebetle) Allah, İlılas sûresini vahyetmiştir. Ayrıca bu isteğin yahudilerden geldiği de rivayet edilmiştir.[5]
İhlas Sûresi'nde Allah'ın Tekliğinin Anlatılmasının Hedefi
Rivayetin durumu ne olursa olsun, sûre kesin ve kısa bir üslûpla, ilahın birliği akidesini yerleştirmeyi ve Peygamber (s) zamanındaki bu akideyi bozan bütün inançları ve bu inançların bünyesinde var olan teşbih, temsil, birden çok tanrıya lapma, şirk, Allah'ın baba veya oğul olması gibi hususları reddetmeyi hedeflemiştir.
Sayının fazla olması, hristiyan akidesinde olduğu gibi, teville Allah'ın birliğine dönse yahut müşriklerin inancında olduğu gibi tevil edilemese de; ilahın birliğini bildirmenin içerisinde (aynı zamanda) Allah'ı birden fazla kabul edenler reddedilmiştir. Allah'ın yegane yönelinecek ve mutlak müstağni varlık olduğunu ilanda bazı gurupların Ö'ndan başkasına veya hem O'na hem de şirk koşarak yahut şefaat talep ederek başkasına yönelmek, gökyüzü ve yeryüzünün melekûtunu düzene koymada (tedbir) Allah'ın yardımlara muhtaç olduğu bu yardımcıların kainatta olumlu veya olumsuz yarar ya da zarar veren tesiri olduğuna inanmak reddedilmiştir.
Allah'a çocuk nispetinin reddedilmesi suretiyle; Allah'ın çocuğu olduğuna inananlar reddedilmiş olmaktadır. Tevbc sûresinin bir ayetinde de geçtiği Üzere bunlar, meleklerin Allah'ın kızı olduğuna inanan müşrik Araplar yahut Mesih (İsa)'in Allah'ın oğlu olduğunu kabul eden hristiyanlar, yahut da Uzeyr'in Allah'ın oğlu olduğuna itikat eden ya-hudücr de olsa durum aynıdır.
Allah'ın bir babadan meydana geldiği iddiasının reddedilmesi ile de, melekleri veya İsa-Mesih'i Allah'ın çocukları olduğuna inandıkları tanrılar olarak kabul edenler reddedilmiştir. Nitekim bu durumu birçok ayet anlatmıştır. Mesela:
"İnsanlardan kimi Allah'tan başka eşler tutar, Allah'ı sever gibi onları severler. İnananlar ise en çok Allah'ı severler. Zulmedenler azabı gördükleri zaman bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının çetin olduğunu anlayacaklarını keşke bilselerdi." (Bakara 21165)
"De ki, göklerin ve yerin Rabhı kimdir? De ki: 'Allah'tır.' O halde de: Ondan başka kendilerine bile yarar ve zarar vermeyen veliler mi edindiniz? De ki: Körle gören, yahut karanlıkla aydınlık bir olur mu? Yoksa Allah'a O'nun yarattığı gibi yaratan ortaklar mı buldular da yaratma onlara benzer göründü? De ki: Her şeyin yaratıcısı Allah'tır. O, tektir kahredendir." (Ra'd 13/16)
Kesip atması ve kısalığı içerisinde sûrede anlatılan muhteva kesinlik taşımaktadır. Ezberlenmesi ve her mu'minin dilinde okunması kolaydır.
Allah'ın, O'nun birliğine, rubûbiyette de olduğuna kudret ve tasarrufunun kuşatıcı olduğuna, her türlü yardımcıdan müstağni bulunduğuna fakat bütün varlıkların O'na muhtaç olduklarına inanmak İhlasın başıdır. Bu itibarla sûre, Allah'ın zatına ilişkin İsİa-mi akide hakkında açık, kesin, sağlam ve her türlü karışıklık ve şüphelerden uzak bir tabloyu içermektedir. Şöyle ki, Kur'an'da var olan müteşabih lafız ve ayetler insanların kullanageldikleri sözcükler ve kavramlar çerçevesinde (insanların zihinlerinde) yakınlaştırma ve Örneklendirme biçimindedir.
Hiç şüphesiz bu kesin-muhkem tarz üzere, insanın kendi benliğini şüphe şaşkınlık ve Allah'ın dışındaki bazt kuvvet ve unsurlara boyun eğmekten kurtarması, kendini tek ve bir, kudreti kuşatıcı ve bu kuşatıcılığın tevhidle bağdaşmadığı herşeyden münezzeh olan Allah'a yöneltmesi, akidede İhlasın göstergesidir. Aynı şekiide (ihlas) herhangi bir tesirden etkilenmek, herhangi bir kaynaklan hayır ummak ve çekinmek, herhangi bir kuvvete boyun eğmek ve Allah'tan başka herhangi birşeyden korkmak gibi durumlara karşı kişiye güven ve güç verir.
Sebebi nüzul ve sûre sıralarına İşaret eden rivayetlerin çoğu İhlas sûresini Nas ve Fclak sûrelerinden sonraya koymaktadır ki, (buna göre) üç sûrenin de aynı zaman zarfında ve yakın vakitlerde veya peşpeşe nazil olduklarım söylemek uygun düşmektedir.
Üç sûrede de doğurmayan, doğurulrnayan, eşi benzeri olmayan, tek ve samed Allah'ın kudretinin dışında, fayda ve zarar verme, engelleme ve ihsan etmeye muktedir başka bir varlığın olmadığını vurgulanması yönünden ve sadece O'na sığınmak ve ondan başkasından korkmamak, bir istek ve ihtiyaçta O'ndan başkasına yönelmemek gerektiği açısından önemli bir işaret vardır.
Bazı rivayetlerin bildirdiğine göre sûre, Fclak ve Nas sûreleri gibi Medenidir ve Yahudi yahut hristiyanlann Peygamber (s)'dcn Allah'ı kendilerine tavsif etmelerini istemeleri üzerine inmiştir. (Ne var ki) sûrenin üslûbu Mckki olduğu görüşünü tercih ettirmektedir. Ayrıca bütün sûre sıralama listeleri bu sûreyi Mckki sûreler içerisine koymaktadır.[6]
[1] Sûre sıralamalarına ait listeler ve kime ait oldukları bu ciltin önsözünde verilmiştir.
[2] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/223.
[3] es-Samed En doğru görüşe göre bu kelime herkesin kendisine muhtaç olduğu, başkalarından müstağni olan zengin, anlamındadır.
[4] Küfüv Benzer (denk) demektir.
[5] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/224.
[6] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/224-226.
İslami Okul Okulların En Önemlisi