Felak Suresi - Kuran - 113Felak - 13. Sayfa
|
Surenin İsmi: |
|
Önceki Sureyle İlişkisi: |
|
Surenin Muhtevası: |
|
Bu iki Surenin Fazileti: |
|
Nüzul Sebebi: |
|
Mahlukâtın Şerrinden Sığınma: |
|
Belagat: |
|
Kelime ve ibareler: |
|
Açıklaması: |
|
Ayetlerden Çıkan Hüküm Ve Hikmetler: |
FELAK SURESİ
Bu sure ve Nas suresi Hasan, Ata', İkrime ve Cabir'in görüşüne göre ki çoğunluğun görüşüdür- Mekke döneminde; İbni Abbas, Katade ve bir gruptan rivayete göre de Medine döneminde inmiştir.[1]
Surenin İsmi:
Birinci ayetteki "Felak" kelimesi ile başladığı için "Felak" suresi ismiyle anılmıştır. Felak; yarık ve bir şeyin bir kısmını diğer kısmından ayırmaktır. Yerden yararak ortaya çıkan bitki, pınarlar, buluttan ayrılan yağmuru ve rahimden çıkan çocuğu vb. ifade eder. "Sabahı yarıp çıkarandır." (En'am, 6/96), "Taneleri, çekirdekleri yaratandır." (En'am, 6/95)[2]
Önceki Sureyle İlişkisi:
Allah Tealâ İhlâs suresinde, Allah'ı zatı ve sıfatlarında O'na lâyık olmayan şeylerden tenzih için ulûhiyet meselesini açıklamış, bu ve sonra iki surede de (muavvizeteyn), âlemdeki serlerden ve müşriklerden, insanlardan, cinlerden diğer şeytanlar gibi Allah'ı birlemekten alıkoyan muhtelif mahlukâtmdan Allah'a ne ile sığınılacağını açıklamıştır. Bu surede mah-lukâtm, gece karanlığının, sihrin, hasetçilerin şerrinden kendisine nasıl sığınılmasını gerektiğini Nas suresinde de insten ve cinden şeytanların şerrinden sığınmayı öğretti. Bunun için de üç sure (İhlâs ve sonrası) Muavvizeteyn olarak adlandırıldı. [3]
Surenin Muhtevası:
Sure, mahlukâtm özellikle de gece karanlığının, maskaraların, insanlar arasında söz taşıyanların ve hasetçilerin şerrinden sığınmayı konu etmektedir. Bu sure insanların bazı psikolojik rahatsızlıklar dolayısıyla birbirlerine zarar vermelerine, gecenin barındırdığı her türlü korkuya karşı korunma hususunda belâgatli bir derstir. [4]
Bu iki Surenin Fazileti:
Müslim Sahih'inde, Ahmed, Tirmizi ve Nesai, Ukbe b. Amir'den rivayet ettiler. Rasulullah (s.a.) buyurdu ki: "Bu gece indirilmiş ayetleri görmedin mi? Onların misli görülmemiştir. Onlar Felak ve Nas sureleridir."
Ahmed, Ebu Davud ve Nesai, Ukbe b. Amir'den rivayet etiler:
"Rasulullah (s.a.) her namazın ardından muavvizeteyni okumamı bana emretti. "
Ahmed, Ebu Davud ve Nesai Ukbe b. Amir'den rivayet ettiler: "Dar geçitlerin birinde Rasulullah (s.a.) ile beraber yürüyordum.."Binmeyecek misin?" dedi. Masiyet olmasından çekindim, dedim. Rasulullah (s.a.) indi ve ben biraz bindim, sonra o bindi. Ardından buyurdular ki: "Ey Ukbe! İnsanların okudukları en iyi iki sureyi sana öğreteyim mi?" Hayhay, ya Rasulallah! dedim. Bana Felak ve Nas surelerini okuttu. Sonra namaza kalkıldı. Rasulullah (s.a.) öne geçti onları okudu. Sonra bana doğru geldi ve buyurdu ki: "Ukbe! Her uyuduğunda ve kalktığında onları oku."
Nesai, Ebu Abdillah b. Abis el-Cüheni'den Rasulullah (s.a.)'ın ona şöyle dediğini rivayet etti: "Ey Abis! Sana, sığınanların sığındığı en üstün şeyi öğreteyim mi? (veya haber vereyim mi?)" Buyur ya Rasulallah, dedim. "Şu iki sure: Felak ve Nas" buyurdu.
İbni Kesir bu manada pek çok hadis rivayet ettikten sonra: Ukbe'den gelen bu yollar ondan mütevatir gibidir, hadis pek çok muhakkikine göre kesinlik ifade etmektedir, diyor.
Suday b. Aclan hadisinde: "Tevrat'ta, İncil'de, Zebur'da ve Furkan'da benzeri indirilmemiş üç sureyi sana öğreteyim mi"? Onlar İhlâs, Felak ve Nas sureleridir."
Buhari ve Sünen sahiplerinin bu iki sureyle şifa aranması hakkında Aişe (r.a.)'den rivayeti şöyledir: "Her gece Rasulullah (s.a.) yatağına girdiğinde ellerini toplar sonra da üfleyip, İhlâs, Felak ve Nas surelerini okur ardından da, eli değdiği kadar vücudunu meshederdi. Elleri ile önce başı ve yüzünden başlar vücudundan aşağı doğru inerdi. Bunu da üç defa yapardı." [5]
Nüzul Sebebi:
Bu surenin nüzul sebebi Buhari ve Müslim'de Hz. Aişe'den yapılan rivayete göre, Yahudi Lebid b. A'sam'm Rasulullah (s.a.)'a sihir yapmasıdır. Bir hurma kabuğuyla sihir yaptı ona. Rasulullah (s.a.)'ın saç telleri ve tarağın dişleri, bir de yay kirişi, onda da iğneler batırılmış on bir düğüm vardı. Bunun üzerine Muavvizeteyn indirildi. Bir ayet okudukça bir düğüm çözülüyor, Rasulullah (s.a.) kendisinde bir hafiflik hissediyordu. Son düğüm çözülünce kalktı, bağdan çözülmüş gibi hareketli idi.[6] Cebrail Rasulullah (s.a.)'a okuyarak: "Allah'ın adı ile seni okuyorum. Sana eziyet eden herşeyden. Hasetçinin ve gözün şerrinden. Allah sana şifa versin! dedi.[7]
Mahlukâtın Şerrinden Sığınma:
1- De ki: 'Sabahın Rabbine sığınırım,
2- Yarattığı şeylerin şerrinden,
3- Karanlığı çöküp bastığı zaman gecenin şerrinden,
4- Düğümlere üfürenlerin şerrinden,
5- Ve haset edenin, haset ettiği zaman şerrinden.
Belagat:
Ayetlerde "şer" kelimesi o tür işlerin çirkinliğine ve kötülüğüne dikkat çekmek için tekrarlanarak itnab yapılmıştır.
"Yarattığı şeyler" umumi ifadesinden sonra, aslında buna dahil olan "Gecenin şerrinden, üfürenlerin şerrinden haset edenin şerrinden" ifadelerinde genel olandan sonra özel zikredilmiştir.
"Felak", "Hâlâk", "ukad", "hased" kelimelerinin sonları ses bakımından birbirleriyle uyumlu olup seci vardır. [8]
Kelime ve ibareler:
"Felak" Bir şeyin yarılması ve bir kısmının ayrılmasıdır. "Sabahı yarıp çıkarandır." (En'am, 6/95) "Taneleri çekirdekleri yaratandır." (En'am, 6/96) ayetlerinde de bu manadadır. Felak, Allah'ın bir şeyden çıkardığı her şeye şamildir. Gece karanlığının sabahla yarılması, pınarlar, yağmurlar, bitkiler ve çocuklar da bunun gibidir. Örfte felak sabah için kullanılır. Bunun için de onunla tefsir edilmiştir. Sabaha tahsis edilmesi ondaki durum değişikliği, gece vahşetinin nurun yayılması ile değişmesi ve bir de, gece karanlığını bu alemden gidermeye muktedir olan Allah'ın, kendisine sığınanın sıkıntısını gidermeye elbette muktedir olacağına dair tenbihtir. Burada "Rabb" lafzı, diğer isimlerden daha anlamlıdır. Çünkü zararlardan koruma, terbiye ve himayeyi ifade etmektedir.
"Yarattığı şeylerin şerrinden" Bütün mahlukâtm şerrinden. Sığınma isteğinde mahlukâtı hususi olarak zikretmesi şerrin onda bulunmasından-dır. Hayvan, insan zehir vb. hertürlü varlığı kapsar. "Karanlığı çöküp bastığı zaman" zararlar çoğalıp, savunmanın zor olduğu bir vakit olduğu için gece vurgulandı. "Haset eden" Haset ettiğinin sahip olduğu nimetin zevalini isteyendir. Haset edenin anılmasının sebebi insan, hayvan ve diğerlerine zarar vermenin nedeni ve açık dayanağı olmasındandır. Bütün yaratıklar diye umumi bir tabirden sonra bu sıfatları sayması serlerinin aşırılığındandır. [9]
Açıklaması:
"De ki: "Sabahın Rabbine sığınırım, yarattığı şeylerin şerrinden" Ey Peygamber! De ki: Allah'a dayanırım. Sabahın Rabbine sığınırım. Çünkü gece ondan çıkıyor. Veya, Allah'ın yarattıklarından her çıkana, hayvan, sabah, dane, çekirdek, bitki ve diğer herşeyden. Kâinatın yaratanı Allah'a O'nun yarattığı bütün mahlukâtından sığınırım. Burada, yeryüzünden karanlığı gidermeye kadir olanın kuldan da serlerin ve afetlerin zulmetini gidermeye kadir olduğuna işaret vardır.
Tirmizi (hasen diyerek), ve Beyhaki, Ebu Said el-Hudri'den rivayet etti: Rasulullah (s.a.) cinlerin gözünden, insanın gözünden (nazardan) Rabbine sığınırdı. Muavvizeteyn sureleri inince onları alıp gerisini terketti.
Malik Muvatta'da Aişe'den rivayet etti: "Rasulullah (s.a.) bir şikayeti olduğunda muavvizeteyni okur ve üflerdi, acısı arttığında da ben okuyor, bereketini umarak elini üzerine sürüyordum."
Bütün mahlukâttan sığınmayı umumen zikrettikten sonra, serleri en tehlikeli onlardan, sığınılması gereken en önemlilerden de üç sınıfı ayrıca zikretti:
1- "Karanlığı çöküp bastığı zaman gecenin şerrinden" Çöken gecenin şerrinden Allah'a sığınırım. Çünkü gecede yırtıcı hayvanlar, yerin haşeratı, belâlılar, fesat ehli tehlikesi ve korkusu vardır.
2- "Düğümlere üfürenlerin şerrinden" Nefislerin veya sihirbaz kadınların şerrinden Allah'a sığınırım. Zira kadınlar ip düğümlerine üflüyorlar-dı. Üfürme, az tükürükle nefes vermedir. Sadece nefes verme olduğu da söylenmiştir. Ebu Ubeyde: Onlar Lebid b. A'sam'm Peygamber (s.a.)'e sihir yapan kızlarıdır, dedi.
3- "Ve haset edenin, haset ettiği zaman şerrinden" Her hasetçiden haset yaptığı zaman Allah'a sığınırım. Haset, Allah'ın bir kişiye vermiş olduğu nimetin yok olmasını istemektir. [10]
Ayetlerden Çıkan Hüküm Ve Hikmetler:
1- Süre insanlara dünya ve ahiretteki bütün serlerden Allah'a nasıl sığınılacağını öğretmektedir. İnsanların, cinlerin şerrinden, yırtıcılar ve haşerelerin şerrinden, ateşin, günahların, hevanın şerrinden, amelin şerrinden ve sığmanın kendi nefsine varıncaya kadar bütün mahlukâtm şerrinden.
2- Surenin, Rasulullah(s.a.)'m bir durum dolayısıyla Allah'a sığınması için inmiş olmasında genele şamil sayılmasına bir engel yoktur. Hadis sahihtir. Kur'an nassı ile de ters düşmemektedir. Peygamber (s.a.)'e sihir fiili mücerred hafif bir ağrı şeklinde ve bazı dünya işlerinde etkili olmuştur. Hadisteki "tahayyül "ün manası budur. Tahayyül uykuda olduğu gibi uyanıkken de olabilir. Vahiy ve risalete müteallik olanlara tesir etmediği gibi akli melekesine de asla tesir etmemiştir. Zira Allah onu bütün kötülüklerden, bunamadan, sinir sistemi bozukluğundan korumuştur. Ayette "Allah seni insanlardan korur." (Maide, 5/67) buyuruldu.[11]
3- Allah Tealâ üç sınıfı anmıştır: Binicisi: Karanlığı çöktüğünde gece. Razi'nin kaydettiği gibi gece, vahşiler inlerinden, haşereler yuvalarından çıkarlar; hırsızlar ve şerliler hücum eder, yangın çıkar, yardım imkânı azalır, kötülük ehli fesada koşar.
İkinci olarak: İp düğümlerine üfüren büyücü kadınlar.
Üçüncüsü: Başkasının elindeki nimete haset eden hasetçi. Bu zem-medümiştir. Gıbta ve iyilikte yarış ise mubahtır. Çünkü bu, bir başkasın-daki nimetin yok olmasını istemeksizin aynı nimeti kendisi için arzu etmektir. Peygamber (s.a.)'in şöyle buyurduğu rivayet edildi: "Mümin gıbta eder, münafık haset eder.[12] Buhari ve Müslim'de: "İki kişiden başkasına haset (yani gıbta) yoktur." buyuruldu.
Alimler diyorlar ki: Hasetçinin hasedi fiil veya sözle belirdiği zaman zarar verebilir. Bu da, hasedinin haset ettiğine bir zarar vermesini istemekle olur. Yanlışlarını izler, hatalarını arar. Haset, Allah'a gökteki ilk isyanın ve yerdeki ilk isyanın sebebidir. Yerde de isyana sebep olan ilk günahtır. İblis Adem'e, Kabil de Habil'e haset etti. Hasetçi çirkin, sevilmeyen ve mel'undur.
Yine alimler derler ki: Sihir, göz, haset ve benzerleri bizzat zarar vermezler. Bunların zararları Allah'ın yaratması ve tesiri iledir. Eser zahiren bu eşyaya nispet ettirilmektedir. Allah Tealâ sihir hakkında şöyle buyurdu: "Halbuki Allah'ın izni olmadıkça onunla hiçbir kimseye zarar verici değillerdi." (Bakara, 2/102). Her ne kadar hakikatta bunların tesiri yoksa da, taun ve verem gibi hastalıkların da dahil olduğu bu hastalıklara, dinen dikkat edilmesi, ihtiyatlı olunup mümkün olduğu kadar zahiri sebeplere tevessül edilmesi istenmektedir. Ömer ve sahabilerin Amvas taunundaki uygulamaları, gözden sakınılması ve meczumdan kaçılması emri bu görüşün dayanaklarıdır.
4- Alimlerin ekserisi tedavide okumadan yararlanmayı caiz görmüşlerdir. Peygamber (s.a.) bir yerinden şikayeti olmuş ve Cebrail Peygamber (s.a.)'i okuyarak: "Allah'ın adı ile seni okuyorum. Sana eziyet eden herşey-den. Allah sana şifa versin." demişti. İbni Abbas diyor ki: Rasulullah (s.a.) bütün ağrılara ve sıtmaya karşı şu duayı bize öğretiyordu: "Kerim olan Allah'ın adı ile. Rahatzıslık veren her damarın şerrinden ve ateşin hararetinin şerrinden yüce Allah'a sığınırım."
Peygamber (s.a.): "Bir kişi eceli gelmemiş bir hastanın yanına girip de, yedi defa büyük Arş'ın Rabbi yüce Allah'tan sana şifa vermesini diliyorum." derse o hasta şifa bulur." buyurdu.
Ali (r.a.)'den rivayet edildi: "Rasulullah (s.a.) bir hastanın yanına girdiğinde şöyle derdi: "Ey insanların Rabbi! Sıkıntıyı gider. Şifa ver; sen safisin. Senden başka şifa veren yoktur."
İbni Abbas'dan rivayet edildi: "Rasulullah (s.a.) Hasan ve Hüseyn'e okuyarak: "İkinizi her şeytan ve dertten, bütün kötü gözlerden Allah'ın bütün kelimâtına sığındırıyorum." derdi.
Osman b. Ebi'l-As es-Sekafi'den nakledildi. Rasulullah (s.a.)'a geldim. Beni helak edecek kadar sancım vardı. Buyurdular ki: "Sağ elini sancı yerine koy ve yedi defa şöyle de: "Allahın adı ile. Çektiğim sancının şerrinden Allah'ın izzeti ve kudretine sığınıyorum." Bunu yaptım, Allah bana şifa verdi."
Yine rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.) yolculuğu esnasında bir yere konaklayacağı zaman: "Ey toprak! Rabbin ve Rabbim Allah'tır. Senin şerrinden ve sendekinin şerrinden ve senden çıkanın şerrinden, üzerinde dolaşanın şerrinden Allah'a sığınırım. Arslan ve arslanlardan, yılandan, akrepten, burada sakin olanlardan, babanın ve ondan doğanın şerrinden Allah'a sığınırım." derdi.
Daha önce geçen bir hadiste Aişe (r. a.) Rasulullah (s.a.) vücudunun bir yerinden şikayetçi olduğunda ihlâs ve muavvizeteyni sağ eline okur ve onunla şikâyeti olan yerini meshederdi, demişti.[13]
Doğru olan görüş, okuma esnasında üflemenin caiz olduğudur. Delil de imamların Aişe'den rivayet ettikleri, "Peygamber (s.a.) okurken üflerdi." şeklindeki rivayettir. İmam el-Bakır yazılmış şeyin çocuklara bağlanmasını caiz görmüştür.
Yasaklanan okumalar ise, anlamı bilinmeyen meçhul şeyler harfler, sayılar, cümleler içindir. [14]
[1] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/676.
[2] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/676.
[3] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/676.
[4] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/676.
[5] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/676-677.
[6] el-Bahru'l-Muhit, VIII/530.
[7] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/677.
[8] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/678.
[9] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/678-679.
[10] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/679.
[11] Alûsi, XXX/283.
[12] Kurtubi, XX/259.
[13] Bu hadisler ve sekiz delil için bkz. Razi, XXXII/189-190.
[14] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/679-681.
İslami Okul Okulların En Önemlisi