Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Felak Suresi - Kuran - 113Felak - 20. Sayfa

FELAK SURESİ 2

Sûrenin Tanıtımı 2


FELAK SURESİ

 

Kur'an'daki Sırası       : 113

Nüzul Sırası                : 20

Ayet Sayısı                 : 5

İndiği Dönem             : Mekke

 

Sûrenin Tanıtımı

 

Allah'ın fek oluşu ve O'nun dışındaki (ilahları) bir tarafa atmak gibi hususları vurgula­mak amacıyla; sûrede korku ve ürperti sebeplerinden Allah'a sığınmak öğretilmiştir. Bazı rivayetler sürenin Medine'de indiğini söylese de sûrenin üslubu Mekke'de indiği görüşünü tercih ettirmektedir. Öte yandan sûrenin Mekki oluşu hakkında birçok rivayet mevcuttur.[1]

 

Rahman ve Rahim Allah'ın Adıyla

1-  De ki: Sığınırım[2] ben karanlığı yarıp[3] sabahı ortaya çıkaran Rabb'e;

2- Yarattığı şeylerin şerrinden,

3- Karanlığı çöktüğü1[4]zaman gecenin[5]şerrinden,

4-  Düğümlere üfleyip tüküren'[6] büyücü kadınların şerrin­den,

5- Ve hased ettiği zaman hasedçinin şerrinden".

 

Sûredeki ayetler yaratılmışların; yayılıp ortalığı ümüğünde karanlığın, sihirbaz ve (düğümlere) üfleyenlerin, hasedçilerin şerrinden Allah'a sığınılmasını öğretmektedir. Görüldüğü gibi sûrenin öğrettiği hususlar, sûrenin niizûl zamanında ve bundan önce Arapların korkmakta olduğu korkularla alakalıdır.

Araplar, karanlıktan korkarlar ve cinlerin karanlıkta göründükleri ve insanlara sal­dırdıklarına inanırlardı. Dahası geceleyin herhangi bir vadiye indiklerinde onların göze-tîm ve himayelerinde olmak için vadinin cin sahiplerine sesli olarak sığınıp yalvarırlar; bu şekilde kalpleri sükûnet bulurdu[7]. Yanlarında insanların kendilerinden arzu ve istek­lerini gerçekleştirmek için yardım diledikleri bazı sihirbaz erkek ve kadınlar olurdu. Bunların yaptıkları, iplere düğüm atmak, düğümlere üflemek ve tılsımlar okumaktan ibaretti. Araplar, bu işin fayda ve zarar vereceğine inanmaktaydılar.[8] Aynı zamanda ha­sedin ve hasedçinin gözlerinin tesirine inanıyorlar; birisinin çocuğu, bahçesi veya güze! bir hayvanı olduğu ve beklenmeyen bir olumsuzluk isabet ettiği zaman bu olayı göz değmesi ve hasedçinin hasedi ile izah ediyorlardı.[9] Öyle anlaşılıyor ki, sûrenin hedefle­diği amaç; ilahi kudret, onun kuşatıcılığı, yegane fayda ve zarar vericinin Allah olduğu; içlerinde herhangi bir korku, ürperti ya da çalkantı hissettiklerinde Allah'tan başka var­lıklara sığınilmaması ve bunlardan yardım dilenmemesi gerektiği fikrinin yerleştirilme­si; Allah'ın korkuyu gidermek, kalbe sükûnet vermek, zararı önlemek ve fayda veren şeyi sağlamak gibi işlere tek başına kadir olduğu; sadece O'na yönelip sığınılmasının gerektiğinin anlatılmasıdır. Bu amaç, sadece Allah'a iman ve O'na boyun eğmek, fapm-mak , dua etmek ve ummak/beklemek gibi hususlarda Allah'tan başka varlıkları bir ke­nara atmak prensibi ile alakalıdır. Şu hususa da dikkat çekmek istiyoruz ki. sûre (ayda ve zarar vermek yönünden düğümlere üfleyen kadınların gücünü hasedçinin mal, insan ya da çocuğa etkisini anlatmak amacını taşımamaktadır. Sûrenin üslub ve içeriği de bu­na işaret etmemektedir. Dediğimiz gibi burada sadece (meselenin boyutlarını) öğret,-mek. bildirmek, teskin etmek, insanların zihinlerİndeki korku elküerini gidermek, yal­nız Allah'a dayanmak ve yalnız O'na sığınmak süreliyle ruhi tedavi gibi hususlar amaç­lanmıştır.

Sûrenin hedefinin Medine'de, Medtne'ii bîr yahudinin Peygamber (s)'c yaptığı sihir ve bu sihrin onda meydana getirdiği etki münasebetiyle nazil olduğu da rivayet edil­miştir[10] . Bununla ilgili olarak birçok hadis nakledilmiştir. Bu rivayetler, sihrin gerçekten Peygamber (s)'e tesirinin olup olmadığı. Peygamberden vahye dayanmayım isabetsiz bazı şeylerin sudur etmesini mümkün kılan[11]' böyle bir durumun, peygamberliğin ismeti ile bağdaşıp bağdaşmaması açısından tartışmaya yol açmıştır.

Bununla birlikte sûrenin Mekke'de erken bir dönemde indiğini destekleyen birçok rivayet vardır[12]. Sûrenin üslûp ve içeriği de bunu teyid etmektedir, tikin, sûre sadece si­hir ve tesiri ile sınırlı değildir. Karanlıkların, hasetçilerin ve Allah'ın yarattığı itim varlıklann, şerrinden sığınmayı da kapsamakladır. İkinci olarak, bu sûreyi bir başka sûre takip etmiştir ki, burada da Felak sûresi gibi insan ve cinlerin vesveselerinden Allah'a sığınmak hakkında genel bir biçimde İlahi bilgiler verilmiştir. Sûrenin Mekke'de nazil olduğu doğru olunca, biz kestirip atmamakla birlikle bu görüşü tercih etmekleyiz. Pey­gamber (s)'in sihirlenmesi hakkında sûrenin peşinden getirilen ve özellikle sûrenin bu yüzden indiğini söyleyen diğer rivayetler kökten yıkılmış ve sûrenin hedefleri hakkında bizim belirttiklerimizin doğruluğu ortaya çıkmış olmakladır. Medine'de indiği doğru ise, Peygamber'in sihİrlendiğini ortaya alan rivayetlerde de görüldüğü üzere, Peygam­ber (s) ile yahudiler arasındaki düşmanlığın şiddetlenmesinden sonra nazil olmuştur. Herhangi bîr şart/durumdan dolayı Peygamberde bazı yorgunluk ve endişe görüntüleri meydana gelmiş, müslümanlar zihinlerinde yer aldığı gibi bunun yahudi sihirbazların et­kisiyle olduğu zannetmiş olabilir. Zira yahudiler Medine'de sihr üzerine pek düşüyorlar­dı ki Bakara sûresinin "Süleyman hükümranlığı hakkında şeytanların uydurdukları söz­lere uydular. Oysa Süleyman küfre gitmemişti. Fakat o şeytanlar küfre gittiler" (Bakara 21102) ayeti bu hususu göstermektedir. Bu yüzden Allah Pcygambcr'c ve müslümanla-ra, ihtiva eltiği bu bilgiyi öğretmek için sûreyi vahyetmiştir. Biz sûrenin, (Peygam­berin) sihirlenmesi hakkında Hz. Aişe'den naklen Buharı ve Müslim'in rivayel ettiği hadis karşısında hayret ediyoruz[13].

Bunlardan başka, Allah Rasulü'nün sahabilcrinin ve Kur'an alimlerinin en büyükle­rinden biri olan Abdullah İbn Mesud'un bu sûreyi ve Nâs sûresini mushafina almadığı bu ikisinin Kur'an sûresi olmayıp Peygamber (s)'in bu iki sûre ile Allah'a sığındığını ve bunu emrettiğini söylemiş olduğu rivayet edilmiştir! Ne var ki, bu sûrelerin Kur'an'dan olduğu hususunda kesin icma vardır. En-Ncvevî bu rivayeli reddetmiş ve İbn Me-sud'dan nakledilen (bu haberin) asılsız olduğunu söylemiştir. Benzer sözleri Razi de söylemiştir[14].[15]

 



[1] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/211.

[2] Eâzü Himayesine girerim, sığmınm demektir.

[3] el'Feîak En isabetli görüşe göre; gecenin karanlığının yayılmasıyla sabah veya fecr vaktinin ortaya çıkması anlamındadır.

[4] Vekab Örttü veya yayıldı demektir.

[5] Gâsik Gece ve karanlık demektir.

[6] en-neffâsati fit ukad "Nefes üflemek" demektir. Terim olarak, sihirbazların kekelemeliklcri ve üflemeleri anlamındadır. Bu ifade, bir işten engellemek veya bir işe yöneltmek ya da hasta etmek amacıyla herhangi bir kimseyi silürlemek istediklerinde tılsımlar ve hurafe şeyler okuyan ipe dü­ğüm atan ve düğümü üfleyen sihirbaz erkek ve kadınların yaptıkları isleri an­latmaktadır.

[7] Sûrenin tefsiri ile ilgili olarak bkz. Taberi. Nisaburi. !bn Kesir, Tabresi, tefsirleri yine bkz. "cine" sığınmak, hasedçînin göz değmesi hk. zikredilen tefsirlerden Kalem ve Cin sûrelerine; Alusi. Buluğu'! Ereb Fi Ahvali'1 Arab, c.3. s.232 ve 365, ikinci basım, kitabına bkz.

[8] A.g.e.

[9] A.g.e.

[10] Bkz. Haztn, Beğavı ve İbn. Kesir Tefsirleri.

[11] Bkz. Nişaburi. Hazin ve Tabresi Tefsirleri.

[12] Bkz. Nisaburi, Hazin ve Tabresi.

[13] Hadisin Metni şudur, tedkik ediniz: Hz. Aişe şöyle demiştir: Kendisine Lebid b. El A'sam denilen Zurayk oğullarından bir yahudi, Rasulullah (s)'e sihir yaptı, sonunda Alfah Resulü yapmadığı bir şeyi yapıyor haya­line kapılıyordu. Gece veya gündüz dua ediyor, sonra tekrar dua ediyor daha sonra tekrar ediyordu. Sonra Ey Aişe, Altah açıklamasını istediğim birşeyi bana açıkladı, iki adam bana geldi, bunlardn birisi baştarafım-da bir diğeri ayak yanımda durdu. Baş tarafımda bulunan, ayak tarafımda bulunana ya da bu öbürüne. "Bu adamın nesi var" diye sordu. O, Matbubdur, dedi. O'na kim tabbetti diye sordu. O, "Lebid b. El-A'sam" diye cevap verdi. "Neye büyü yaptı? dedi. O da "Bir tarak ve tarağa gelen kıllar üzerine, kuru erkek hurma salkı­mında kurusuna" diye cevap verdi. "Nerede o büyü " dedi. "Zi Ervan kuyusunda " diye cevapladı. Ey Aişe. kına gibi kıptırmızı, sanki hurması da şeytanların başı gibiydi, dedi. Ben "Ya Rasulullah, Onu yaksan ya" dedim . Hayır dedi. Beni Allah sağlığıma kavuşturdu, insanlara bir kötülük dokunmasını istemem dedi" son­ra emretti ve bu sihir gömüldü. (Tac, c.3, s.173,174)

[14] Bkz. Suyuti, İtkan, c.1,s.84, "eî-Kur'an'ül Mecİd"adlı kitabımız, s.86-88.

[15] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/159.