Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Nas Süresi - Kuran - 114Nas - 1. Sayfa

NAS SÜRESİ 2

Meal 2

Dirayet Ve Rivayet Tefsiri 2

Bir Mu'cize. 3


NAS SÜRESİ

 

Meal

 

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

1- (Ey Rasûlüm!) De ki: «İnsanların Rabbine sığınırım».

2- «İnsanların padişahına».

3- «İnsanların mabuduna».

4- «Sinsi vesveseler verenin şerrinden  (sığınırım)»

5- «O ki insanların kalbine vesvese sokar».

6- «Gerek cinlerden ve gerekse insanlardan olsun».[1]

 

Dirayet Ve Rivayet Tefsiri

 

(1-6)   «{Ey Rasûlüm!) De ki: İnsanların Rabbine...»Bu Ayetlerin Tefsiri

Mekke Dönemi'nde nazil olmuştur. 6 ayettir.

Bu sure Felâk Suresi'yle beraber el-Muavvizeteyn ismini al­mıştır. Ve yine aynı sureyle beraber «El-Mukaşkaşateyn (nifaktan insanı koruyan) ismini de almıştır.

Mekkî mi Medenî mi olduğu ile ilgili ihtilaf   Felak Suresi'nin başında geçti. 6 ayet, 20 kelime, 79 harftir. Fakat 7 ayet olduğunu savunanlar da vardır.

Medenî olduğu hususundaki görüşler en sıhhatli olanıdır. (Ce-laleyn haşiyesi Cemel)

«Rabbinnas»öajı maksat, emirlerinin sahibi, ıslah eden şeyle­ri onlara vermek suretiyle onları terbiye edicileri demektir. Nas' in meliki, Rabbinnas'm atfı beyanıdır. Zemahşeri bu görüşü sa­vunmaktadır. «İlahinnas» lâfzı da böyledir. İnsanların padişahı olan Allah sadece onları ıslah etmekle, onların emirlerini tedbir et­mekle, korunmalarını, himayelerini idare etmekle değil, aksine mabudiyet yoluyla onların padişahıdır. O mabudiyet ve insanlar­da diri, ölü, varlık, yokluk yönünden külli bir tasarrufa, tam bir kudrete yeltenen uluhiyetin üzerine tesis edilmiştir.

Allah bütün mevcudatın Rabbi olmasına rağmen, «De ki: Na-sm rabbine sığınıyorum» tabiri insanlığın şerefi içindir.

Allah her ne kadar bütün hadisatın Rabbi ise de, burada «nas» kelimesini iki noktadan zikretmektedir: 1 — İnsanlar baş­kası tarafından tazim edilirler, hatta tapılırlar. Böylece Cenab-ı Hak onları zikretmekle onların Rabbi olduğunu hatırlattı. Velev ki onlar tapılacak derecede tazim edilseler de. 2 — Cenab-ı Hak, «İnsanların şerrinden Allah'a sığın» emrini verdiği zaman şunu ilan ett:i Onların şerrinden koruyan benim. (Cemel)

«Eabbi'n-Nas» ifadesi, sadece mal sahibinin eli altındaki kölele­rini terbiye etmesi kadar sathi bir mânâya gelmez. Bilakis Nas'ın Rabbi, onları kâmil bir tasarruf, kahredici bir saltanat yoluyla terbiye eder. Bu engin mânâ vurgulanmak istenmiştir.

Bu suredeki üç izafe (Rabbinnas, İlahinnas, Melikinnas) ima­nın bütün kaidelerini kapsamaktadır. Ve aynı zamanda Allah'ın esmaihüsnasmı da tazammun etmektedir. Çünkü «Rab» kelimesi cemal sıfatlarını, «Melik» sıfatı celal sıfatlarını, «İlah» kelimesi ise kemal ve celâl sıfatlarını toplamaktadır. Böylece bütün esmai hüşna buraya dahil olmuş oluyor. Bütün esmaihüsnanın mânâsını kapsadığından dolayı onlarla Allah'a sığınan bir kimse elbette ko­runacaktır. (Cemel)

«El-Vesvasi» den maksat şeytandır. Yani şeytanın şerrinden nasın Rabbine, nasın melikine nasın mabuduna sığınırım. «Vesvas» şeytanın kendisi olmayıp, onun sıfatı olduğuna göre bu ayette bir takdir vardır. Yani vesvas'm sahibinin şerrinden sığınırım! Ves­vas, eğer o üstün (ves şeklinde) okunursa vesvese yapan kimsenin ismi olur. Eğer vusva şeklinde okunursa o vakit mastardır, ves­vese mânâsına gelir. Tıpkı zilzal ve zelzal gibi. Vesvese, nefsin ko­nuşmasıdır. Aynı zamanda bu kelime, avcının ve av köpeklerinin de nefes verip almasına ve su şişelerinin çıkardığı sese denilir.

Cemel; «mastar vasvas'ı isim olarak şeytana verilmiştir. Çün­kü şeytan haddi zahnda vesvesenin ta kendisidir. Zira vesvese onun sanatı ve -meşguliyetidir» der.

El-Misbah'ta «Vesvas insanın kalbine hutur eden şerrin her çeşidine denir. İçinde hayr olmayan her huturata vesvese denilir» diye bildirilmektedir.

«El-Hannas», «El-Vesvas»m sıfatıdır. Mânâsı gizlemektir. Çün­kü şeytan da çokça gizlenir. Zira Tekvir Suresi'nin 15. ayetinde «Hunnes'e yemin ederim», yani ortaya çıktıktan sonra gizlenen yıldızlara yemin ederim, buyurulmaktadır. Ayrıca şeytan, kul Al­lah'ı zikrettiği anda gizlenir ve geri çekilir. Nitekim Hadiste «Şey-. tan ademoğlunun kalbi üzerinde hassas bir şekilde durur. İnsan gaflete daldı mı hemen vesvese yapar. İnsan Allah'ı zikretti mi he­men geri çekilir» deniliyor.

Katade,   «Hannas'tan maksat  hortumu olan ve insanoğlunun göğsüne hortum salan şeytan demektir»   diyor.   însan gafil oldu mu   vesvese yapar, Rabbini zikretti mi gizlenir.

tbn Abbas, «Kul Allah'ı zikrettiğinde şeytan onun kalbinden çıkar gider. Gafil oldu mu onun kalbini ağzına alır, ona birtakım şeyler söyler, temenniler ve istekler fısıldar» der.

ibrahim et-Teybi, «Vesvese insanoğlunda ilk abdest tarafın­dan çıkar. Yani insan orada vesveseye girer» der.

Bazıları «Hannas dönücü demek olduğundan dolayı insan Al­lah'ın zikrinden gafil oldu mu şeytan dönüp geri gelir» diyor.

tbn Cübeyr, îbn Abbas'tan şöyle rivayet eder: «El-Vesvas'ıl-Hannas'tan maksat vesvese ile hidayetten dönen veya vesvese ile yakinden çıkan kimse demektir».

«İnsanların göğüslerine vesvese yapar» ifadesi ile ilgili olarak Mukatil der ki: «Şeytan bir domuz şeklindedir. Kan insanoğlunun neresinden çıkar ve girerse oralara girer ve çıkar. Allah onu in­sanoğluna musallat kılmıştır. İşte ayetin mânâsı budur».

Sahih hadiste Rasûl-ü Ekrem'den şöyle rivayet edilmektedir: «Şeytan Ademoğlu'nun neresine kan çıkıp giriyorsa (hangi dama­rına giriyorsa) oralara girer». Bu hadis Mukatil'in yorumunu des­teklemektedir.

Şehr bin Havşab, Ebu Salebe el-Huşeni'den şöyle rivayet edi­yor: «Cenab'i Hak'tan bana şeytanı ve insanoğlunun içindeki ye­rini göstermesini istedim ve gördüm. Şeytanın iki eli insanoğlunun ellerindedir, ayakları ayaklarındadır. Onun azaları insanoğlunun bedenindedir. Ancak onun köpek hortumu gibi bir hortumu var-dır. Kişi Allah't zikrettiği zaman gizlenir ve geri çekilir. Zikirden vazgeçtiği zaman kişinin kalbini hortumuna alır».

Bu rivayetten anlaşılır ki, insanoğlunun her azasında, şeytanın bir şubesi vardır. Yine bunlardan anlaşılıyor ki zikir onun (şey­tan) için tokmaklar gibidir. İnsanların kalplerinde vesvese yapan Hannas cinlerden ve insanlardandır. Celaleyn «Bu, vesvese yapan şeytanın cin ve ins olduğunun açıklaması ve beyanıdır» diyor. Tıp­kı Cenab-ı Hak'kın başka bir ayette «İnsan ve cin şeytanları» de­diği gibi. Veya «Min el-Cinneti» tabiri vesvese yapan şeytanın açıklamasıdır. «En-Nasi» lafzı ise «el-vesvas»ın üzerine atıftır. Ya­ni de ki: «Ben insanların Rabbine, insanların padişahına, insanla­rın mabuduna sığınırım. O sinsi vesvesednin ve insanların şerrin­den, o sinsi vesveseci, insanların göğüslerine fısıldar ki o cinler-dendim.

Ayetin mânâsı eğer «En-Nasi» kelimesi «El-Vesvasi» kelimesi üzerine atfedilirse böyledir. Eğer atfedilmezse mealde yer aldığı gibidir.

Yani «Ennasi», «El-Vesvasi» üzerine atfedilirse şer kelimesi onun üzerine de getirilir. Yani halkın göğüslerinde vesvese yapan hannas ve vesvas'ın şerrinden ve aynı zamanda insanın şerrinden, Rabbinnas, ilahinnas, melikinnas olan Allah'a sığınırım.

«Cinnet» kelimesi cinni'nin çoğuludur, «/tıs» kelimesinin ço­ğulu «insi» geldiği gibi. Sonundaki «ha» harfi cemaat tenisi için­dir. Cinler, kapalı olduklarından görünmez olduklarından dolayı «cin» insanlar da apaçık oldukları için «insan» ismini almıştır.

Hasan Basri, «Onlar iki şeytandır. Cin şeytanı insanların göğsünde vesvese yapar. İnsan şeytanı ise, alenen insana gelir, şi-fahen vesvesesini yapar» diyor.

Katade, «Cinlerden şeytanlar vardır. İnsanlardan da şeytan­lar vardır. O halde hem insanların hem de cinlerin şeytanlarından Allah'a sığın» diyor.

Ebu Zer'den rivayet edildiğine göre bir kişiye «Sen insanların şeytanlarının şerrinden Allah'a sığındın mı?» diye sordu. O kişi, «İnsanlardan da şeytan var mıdır?» dedi.

Ebu Zer: «Vardır; çünkü Cenab-ı Hak En'am Suresi'nin 112. ayetinde şunları söylüyor: «Böylece biz her peygamber için insan ve cin şeytanlarından düşmanlar kıldık».

Bir kavme göre bu surenin en son kelimesi olan «Ennas» ke­limesi yine «cin» mânâsını ifade eder. Çünkü Cenab-ı Hak Cin Su­resi'nin altıncı ayetinde nas kelimesini cin mânâsında kullanmış­tır: «Doğrusu insanlardan (yani cinlerden) bazı erkekler cinlerden bazı erkeklere sığınırlardı da onların kibir ve azgınlıklarını artırır­lardı».

İşte bu yoruma binaen «En-Nas» kelimesi «cinneti» kelimesi üzerine, atfolunur. Lâfızlar değişik olduklarından dolayı tekrar edilmeleri caiz olmuş olur. Rasûl-ü Ekrem'den şu hadis sabit ol­muştur: «Kesinlikle Allah'u Teâlâ ümmetinin içindeki hadisattan dolayı ümmetimi cezaya çarptırmaz, onlar o vesveselerle amel et­medikçe veya onu konuşmadıkça» (Müslim). [2]

 

Bir Mu'cize

 

«En-Nas Suresi'nin harfleri mükerrerler atılırsa 22'dir. Fatiha Suresi'nin harfleri de yirmiikidir. Bu sayıf bir görüşe göre Kur'an'. m indiği seneler adedidir. Fakat meşhur odur ki Kur'an 23 senede inmiştir. Bu işaret gibi şöyle bir işaret daha vardır: Surenin ilk harfi «Ba» harfidir. Son harfi de «sin» harfidir. Sanki «bess» (ye­ter) denilmiştir. Bu işaret eder ki Kur'an, Kur'an olmayan her şey­den insanı müstağni kılar ve «Kitapta hiçbir şey yoktur ki tesbit etmedik» ayetine işaret eder. Allah hakikati daha İyi bilir.

Böylece' Kur'an'ın «Hulasat'ut-Tefasir» adlı tefsiri so­na ermiş oluyor. Cenab-ı Hak sehv, gaflet ve bilgisizlikten do­layı işlemiş olduğumuz suçlarımızı affeylesin. Kitabından ve Ra-sûl'ü Ekrem'in sünneti sahihinden Cenab-ı Hak bizi ayırmasın. Bü­tün ehli imana Cenab-ı Hak fırsat versin ve kâfirleri mağlûp et­sin! (Amin) [3]

Ben de şâirin dediği gibi

«Tamam oldu kitabım el-hamdulillâh» eğer bir sehiv eyledim estağfirullâh» diyorum.

NAS SURESİ'NİN VE BÜYÜK KUR'AN TEFSİRİ'NİN SONU

 



[1] Ali Arslan, Büyük Kur’an Tefsiri, Arslan Yayınları: 16/270. 

[2] Ali Arslan, Büyük Kur’an Tefsiri, Arslan Yayınları: 16/270-275. 

[3] Ali Arslan, Büyük Kur’an Tefsiri, Arslan Yayınları: 16/275-276.