Kuran Okunduğu Zaman Onu Dinleyin - Kuranahkami - 37. Sayfa
KURAN OKUNDUĞU ZAMAN ONU DİNLEYİN!
«Kur'ân okunduğu zaman hemen onu dinleyin, susup ses çıkarmayın. Tâ ki merhamet olunasımz.» (A'râf sûresi, âyet: 204).
Kur'ân-ı Kerîm Allah Kelâmıdır; lâfziyle manâsıyla lâhû-tîdir. Bu bakımdan insanlar için bir nur, hidâyet ve rahmettir. Başhbaşına bir hayat düsturudur. Kısacası Kur'ân'da bizden Öncekilerin hal ve ahvâlinin hülâsası, bizden sonra gelecek olanların haberi ve hali-hazırda aramızdaki mes'elelerin çözüm yollan mevcuttur. Bütün bunlar, medeniyet ve ilim ne kadar ilerlerse ilerlesin tazeliğini hiç bir zaman kaybetmiyecek ölçüdedir. O halde Allah Kelâmı okunduğu zaman onu kemâl-i edeple dinlemek icâb eder.
Saîd bin Müseyyib'den yapılan rivayete göre, müşrikler, namaz kılarken Hazret-i Peygamber (S.A.V.)m yanına yaklaşıp şöyle fısıldaşırlardı: «Şu Kur'ân'ı dinlemeyin!. Onu dinlenmi-yecek hale sokun, mânâsız sözler, şamata ve gürültü ile-ahengini bozun.» Bu bakımdan âyette «hemen onu dinleyin!» emrinin namazda okunan kıraatle alâkalı olduğunu söylerler. Hadîsten de delîl olarak, Hazret-i Peygamber'in (S.A.V.) şu buyruğunu getirirler:
İmâm ancak kendisine uyulsun diye öne geçirilip imâm olur. O halde İmâm tekbîr getirince siz de tekbîr getirin. O, kıraate başladığı zaman siz susun ve dinleyin!» [1]
İbni Cerîr'in Ebû Küreyb tarikiyle îbni Mes'ud (RA.)den yaptığı rivayette ise, tbni Mes'ud (RA.) der ki: «Biz namazda İken birbirimize selâm verip alırdık. Yukarıdaki âyet bunu men'eder mahiyette inmiştir.» [2]
Saîd bin Cübeyr, Mücâhid, Atâ', Amr bin Dînar, Zeyd bin Eşlem, Kaasım bin Muhaymere, Müslim bin Yesar, Şehr bin Havşeb ve Abdullah bin Mübarek'e göre bu âyet hutbe okunurken susup dinlemeyi âmirdir. Fakat bu, zayıf görülmüştür. Çünki hutbede Kur'ân'a çok az yer verilir. îbn-i Arabi: «Âyet4 Kerîme, Mekke'de inmiştir ki o zaman Mekke'de ne cuma ne de hutbe vardı,» diyerek bu görüşün adem-i isabetini belirtir. İmâm Ahmed ve Zühri tarikiyle diğer ehli sünen Ebû Hüreyre (R.A.)den rivayetle derler ki: «Hazret-i Peygamber (S.A.V.) aşikâr okunan (salât-i cehrîyye) namazı bitirdikten sonra, «Biraz önce benimle birlikte Kur'ân okuyan oldu mu?» diye sorduğunda; oradakilerden biri: «Evet, ben okudum» diye cevap verdi Hazret-i Peygamber (S.A.V.) : «Kıraatte (namazda Fatiha ve zammı sûre okuduğumda) benimle birlikte okumayın,» diye tenbîhte bulundu. Bundan sonra aşikâr okunarak kılman namazlarda hiç kimseResûlüllah'a tâbi olurken artık birşey okumadı [3]
İmâm-ı Şafiî'nin Kavl-i Kadîminde, cehri namazlarda, me'-mumun okumaması belirtilmiştir. İmâm Mâlik'e göre de böyledir. Ahmed bin Hanbel'den de böyle bir rivayet gelmişse He şüphevle karşılanmıştır. İmâm-ı Şafiî'nin Kavl-i Cedidine göre ise, me'mum' sadece, İmâm sekte (yani nefes kesmeden oturduğu) yaptığı yerlerde yalnız Fatiha'yi okur.
Ebû Hanîfe ile İmâm Ahmed'e göre, ne cehri, ne de sırrı nama/latda me'mumun okuması caiz olur. Çünki Hazret-i Peygamber (S.AV ( «Kimin imâmı varsa, imâmın kıraati onun için de kıraattir.» [4] buyurmuştur.
Hazret-i îbni Abbas'a (R.A.) göre âyette belirtilen susup dinleme, farz namazlardadır. Süfyân-ı Sevrî'ye göre mutlak namazlardadır. Yani ister farz, ister nafile olsun fark etmez. Bir rivayette ise, âyetteki emir namazda ve cuma hutbesinde tatbik edilir. Mücâhid de aynı görüştedir. el-Hasen'e göre namaz ve zikirdedir. Saîd bin Cübeyr'e göre kurban, ramazan ve cuma namazlarındadır. Abdülcebbar bin Ahmed'e göre: Müşrikler okunan Kur'ân'ı dinlememek için mânâsız sözler sarfedin-ce, Allah mü'minlere, inen vahyi edâ edilirken susup dinlemelerini emir buyurdu.
Bu konuda fazla bilgi için Alûsî'nin Rûhu'l-Meânî adlı tef-sîrinin c: 9, s: 151 -152 müracaat edilmesi tavsiye olunur. Merhum Mahmûd el-AIûsî, bu husustaki bütün delilleri toplayıp değerlendirmiş ve çok aydınlatıcı bilgiler vermiştir. Hülâsa olarak, Kur'ân'ı dinlemenin vâcib olduğu yer, cehri namazlardır. Bu görüşle alâkalı deliller bir yekûn teşkil etmektedir. Kurtu-bî ve îbn-i Kesîr tefsirlerinde de bu konuya geniş yer verilmiştir. Ebû Bekir Râzî ise tarafların delillerini bir araya getirerek görüşleri bir hayli uzatarak açıklamaya çalışmıştır. [5]
Çıkarılan Hükümler :
1. Kur'ân okunurken onu dinlemek vâcibdir. Ancak bir Özür sebebiyle dinlemeyip ayrılmakta bir beis görülmemiştir. Bâzısı bunu dikkate alarak, kifâye üzere vâcibdir, demiştir. Reddü'l-Muhtar'da, bir özür olmadıkça Kur'ân'ı dinlemek vâcibdir, deniliyor. Münye Şerhinde de, Kur'ân dinlemenin farz-i kifâye olduğu belirtilmiştir.
2. îmâm-ı Şafiî'ye göre, me'mum yalnız imâmın sekte vap-tığı yerlerde Fatihayı okur. îmâm, cehriden, imâmla kılman cehrî farz namazları ve diğer cebrî olarak kılman namazları kasdetmiştir.
Ebû Hanîfe ile îmâm Ahmed'e göre, ne cehrî, ne de sirrî namazlarda me'mumun okuması caizdir.
îmâm Mâlik'e göre, me'mum sadece cehrî namazlarda imâmı dinler, diğerlerinde o da sırran okur. [6]
[1] Müslim; Ebû Mûsâ el-Eş'arî'den. Ehli Sünen ise Ebû Hüreyre'den..
[2] İbni Kpsîr. c: 2. s: 280.
[3] Tirmizi: Bu hadis hasen ve sahihtir..
[4] Ahmed bin Hanbel - İbni Mâce: Câbir b. Abdullah (R.A.)den.
[5] Celal Yıldırım, Kur’an Ahkamı ve Mezhep İmamlarının Görüş Farkları, Bahar Yayınları: 1/426-428.
[6] Celal Yıldırım, Kur’an Ahkamı ve Mezhep İmamlarının Görüş Farkları, Bahar Yayınları: 1/428.
İslami Okul Okulların En Önemlisi