Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Müslüman Metbu'dur, Tâbi Değildir - Kuranahkami - 68. Sayfa

 

MÜSLÜMAN METBU'DUR, TÂBİ DEĞİLDİR

 

«O size Kitab'da, Allah'ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve alaya alındığını işittiğinizde başka bir söze dalmadıkça (geç­medikçe) onlarla bir arada oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz, dîye indirdi. Şüphesiz Allah münafıkların ve kâ­firlerin hepsini cehennemde bir araya toplayıcıdır.»  [1]

Hitab, îmânını açığa vuran bütün mü'min ve münafıklara­dır. Öyle ki mü'min olduğunu izhâr eden herkese gereken, Al­lah'ın indirdiği âyetlere tereddütsüz inanmak ve amel etmek­tir. Aksi halde kuru bir izhârın mânası kalmaz. Sadece aksi-yonsuz bir amel de kâfi değildir. Aynı zamanda her yerde gücü yettiği kadar onu yaymaya çalışmak, engel olmak isteyenlerle mücâdelenin en güzel şekliyle mücâdele etmek, yaşayışiyle onun en iyi örneklerini vermek ve bu metodla kendini metbu' olma seviyesine yükseltmek lâzımdır. Çünkü:

Müslüman, dünyaya tâbi' olarak değil, metbu' olarak ge­lir. Onun en görünür vasıflarından biri işte budur. O halde müslüman hayatın her safhasında halka örnek olacak bir şuur ve anlayış içinde olmalıdır. Evet, o, lslâmî görüş ve duyuşla ha­reket ederse bu mevkiini muhafaza eder. Ama başkalarının âdet, ahlâk, inanç ve yaşayışına özenir de kendi manevî değer­lerini ihmal edecek veya utanacak olursa, artık metbu' olma vasfını kaybeder ve tâbi' olma şuursuzluğu içinde hangi mille­tin yaşayışını benimsiyorsa onlardan biri gibi olur. İsmen müs-lüman olsa bile hakikatte değil. Çünkü küfre rıza küfürdür. Müslümanın izzet ve şerefi, başkasından izzet ve şeref bekle-miyecek bir mertebe-i âliyyededir.

Bunun için Mürebbî-i hakikî olan Rabbimiz: «Allah'ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve alaya alındığını işittiğinizde baş­ka bir söze geçmedikçe onlarla bir arada oturmayın. Yoksa siz de onlar gibi olursunuz.» Çünkü nifaka rızâ nifaktır, hayâsız­lığa rızâ hayâsızlıktır, küfre rızâ küfürdür, buyuruyor.

Mekke'de müslümanlardan birkaç kişi Kur'ân ile alay eden, ilâhî belgeleri inkâr eden bir kısım beyinsiz müşrik ve yahu-dîlerin meclisinde bulunuyorlardı. Müşriklerin hezeyanı, müs-lümanlann şuursuzca davranışı ilâhî gayrete dokundu ve bu sebebie, «Âyetlerimiz hakkında (münasebetsizliğe) dalanları görünce, başka bir bahse geçmelerine kadar onlardan yüz çe­vir. Eğer şeytan sana unutturursa, hatırladıktan sonra artık o zâlimlerle beraber oturma,» mealindeki âyet indi. [2]

İbnü Abbas (R.A.) diyor ki:

— «Bu âyetin şümul sahasına, kıyamete kadar gelecek olan bid'atçi, hurafacı ve din nâmına kendi çıkarları için bir şey­ler uyduran sapıklar da dâhildir.»

Şevkaanî Fethü'l-kadîr'de diyor ki:

—  «Bu âyet-i kerîme, lâfzının umumuna göre i'tibar edi­lir, sebebin hususna göre değil.. Çünkü küfre rızâ her yerde küfürdür. Bunun için hususî bir zaman  ve sebeb düşünüle­mez.»

Bu mânayla:

a) Bir mecliste mukaddes mefhumlar tahkir, ilâhî belge­lerle alay edilirken bir müslümanın o mecliste oturması haramdır. Oturmasında bir zaruret yoksa, aynı hezeyan ve küf­rü kabul etmiş sayılır.

b) Kumarcılar masasına oturan, onları seyreden aynı fi'H işlemiş gibi sayılır.                          

c) İçki sofrasına oturan kimse, içmese bile aynı fi'İi işle­miş sayılır. Yâni günahta müşterektirler.

Muhammed Sıddîk Hân, Neylü'I-merâm adlı eserinde di­yor ki:

— «Şer'i delilleri alaya alıp bunun kadrini küçümser ma­hiyette olan her türlü söz ve davranışların cereyan ettiği mec­lislerden şiddetle sakınmak gerekir. Nitekim kendi imamları­nın görüş ve içtihadım kitab ve sünnete tercih eden, yâni Kitab ve sünnet yerine imamının görüşüne bağlanıp sadece onu tak-lîd eden mukallidin, Kitab ve sünnetle amel edeni alaya aldığı meclis de yukarıda bahsedilen meclislerden farksızdır. Çün­kü mukallidin elinde kala kala, «mezhebimizin imâmı şöyle de­di», «ona uyanlardan falan adam da şöyle dedi» sözleridir. Onun ele aldığı mes'ele hakkında biri Kur'ân ile istidlal eder­se, buna dayanamaz ve o adamın sözüne, istidlaline baş kaldı­rıp kıymet vermez. Bu da Allah'ın Kitabiyle bir nev'i istihzadır, onun kadrini küçümsemedir.»

«Siz de onlar gibi olursunuz» mealindeki cümelnin zahi­rine göre, Allah'ın âyetiyle istihza, onu küçümseme küfür ol­duğu gibi, istihzâcmm yanında oturmak da küfürdür.

Bâzı akaaidciler, oturmanın değil, oturup da rızâ göster­menin küfür olduğunu söylemişlerdir. Bununla beraber açık veya kapalı itiraz şarttır. Bu olmadıktan sonra o sırada otur­mak adem-i itiraza delâlet eder. Ancak oturmaya mecbur tu­tulan kimse müstesna.. Yâni rıza göstermediği halde kalkıp gitmek de mümkün değilse, artık ona bir vebal yoktur. Kur'ân-ı Kerîm'de buna işaretle buyuruluyor ki: «Gönlü îmanla do­lu ve onunla müsterih olduğu halde zor altında tutulan kimse müstesna, inandıktan sonra Allah'ı inkâr eden, gönlünü kâfir­liğe açanlara Allah katında bir gazab vardır, büyük azâb da onlar içindir.» [3]

İmâm-ı Kurtubî diyor ki:

— «Günah işlenen bir meclisde kim oturur ve onların iş­lediği günah ve ma'siyeti red ve inkâr etmezse, o da onlarla be­raber aynı günahı yüklenmiş olur. Red ve inkâra güç getiremez­se, derhal o meclisi terketmesi gerekir.»[4]

Yapılan rivayete göre:

Emevî halîfelerinden Ömer bin Abdülâziz (R.A.) şarap içen bir grup insanı suç üstü yakalıyor. İçki sofrasında otu­ranlardan biri, «Ben oruçluyum!» diyor. Ömer bin abdülâziz ona:  âyetini okudu ve günaha rızâ günahtır bu­yurdu.[5]


 

[1] Nisa sûresi, âyet: 140

[2] En'âm sûresi,  âyet:  67.

[3] NabJ sûresi, âyet:  106.

[4] Tefsîr-i Kurtubî, cilt 5, S. 418. Kahire baskı 1387

[5] Celal Yıldırım, Kur’an Ahkamı Ve Mezhep İmamlarının Görüş Farkları, Bahar Yayınları: 2/202-205.