Haberi Yaymakta Acele Etmemek - Kuranahkami - 69. Sayfa
HABERİ YAYMAKTA ACELE ETMEMEK
«Onlara emniyyet veya korku ile ilgili bir haber geldi mi onu hemen yayıverirler. Halbuki bunu Peygamber'e ve kendilerinden olan emir sahiplerine döndürüp (danışsalardı), ondan sonuç çıkarmaya kaadir olanlar onu bilirlerdi. Allah'ın size bol nimeti ve rahmeti olmasaydı, pek azınız bir yana, şeytana uyardınız.» [1]
Memleketin umumî menfaatlerîyle alâkalı acı veya tatlı bir haberi yetkililere (buyruk sahibi olanlara) danışmadan çeşitli neşir organlariyle yaymak asla doğru değildir. Çünkü gelen bir haber yalan da olabilir, doğru da olabilir; neşri faydalı da olabilir, zararlı da olabilir. Bilhassa bu haber stratejik olursa, daha temkinli ve ketum olmak ve neşretmeden önce ondan sonuç çıkarmaya kaadir olan yetkililere ulaştırmak gerektir.
Radyo televizyon ve gazete gibi günlük neşir vasıtalarının halk üzerinde geniş te'sirleri olduğu gibi memleketin yüksek menfaatleriyle de sıkı sıkıya ilgisi vardır. Bu vasıtalar vatanperver, namuslu, Allah'ından korkan haysiyetli ellerde olursa, memleket ve milletine fikir öncülüğü yapar, yetişen bir neslin mürebbi-i efkârı olur. Bilgisiz, hissiz, menfaatçı, çıkarcı ve vicdanı donuk ellerde olursa, memleketi felâkete sürükler; milleti bölüp parçalar.
Bunun içindir ki Allah yukarıdaki âyetle bu konuya da istikamet vermeyi ve bu meslek erbabının gerçek hizmet ölçüsünü tâyin etmeyi murâd etmiştir.
Müslim ve Ebû Davud'un Ebû Hüreyre (R.A.)den yaptıkları rivayette, Peygamber (S.A.V.) buyurdular ki:
«Yalan olarak kişiye, her duyduğunu yayıp haber vermesi yeter.»
Buhârî ve Müslim'in Muğîre bin Şube (R.A.)den yaptıkları rivayette, Hazret-i Peygamber (S.A.V.) kıyl ü kaalden men'ettiler ve bu konuda şöyle buyurdular: «İnsanların dediğini ilâ-velendirerek söyliyen, duyduğu haberleri tesbît etmeden, incelemeden, hakikatim araştırmadan yayan kimse kıyl ü kaalci-dir.»
Hucürât sûresi 6. âyetle buna temas edilerek buyuruluyor ki: «Ey îmân edenler! Eğer yoldan çıkmışın biri size bir haber getirirse, onun iç yüzünü araştırın, yoksa bilmeden bir kavme (millet veya topluluğa) fenalık edersiniz de sonra ettiğinize pişman olursunuz.»
Ayet-i Kerîme'de «îstinbat»dan müştak fiilin getirilmesi birkaç önemli mânayı hatırlatmak ve İslâm hukukunda kıyasın yerini belirtmek içindir:
a) İstinbat «nebıt» kökünden gelmedir ki kazılan kuyudan ilk çıkan suya denir.
b) Bu mânayla, çözülmesi istenilen bir mes'eleyi asıl kaynaklarını araştırıp bir takım ön fikirler elde etmek suretiyle yeni bir ilim meydana çıkarmaya da istinbat denilir.
Fakîh (İslâm hukukçusu) bir mes'elede istinbat yaptı, yâni onu ictihad etmek suretiyle meydana çıkardı, demektir.
c) Dinî mes'elelerde nass (Kitab ve sünnet) ile bilinen olduğu gibi, istinbat (kıyas) yoluyla da bilinen vardır. O halde âyet-i kerîme'de geçen islinbattan şu neticeleri çıkarmak mümkündür:
1- Hükümlerin bir kısmı doğrudan doğruya Kitab ve sünnet ile bilinir. Bunlarda istinbat ve içtihada lüzum yoktur. Bunun için «Bir şey hakkında çekişirseniz onu Allah'a ve Resulüne döndürün» buyuruluyor.
2- Bir kısmı da ancak istinbat ve ictihadla bilinir. Bunun için de «Halbuki bunu Peygamber'e ve kendilerinden olan buyruk ve ilim sahiplerine döndürselerdî, ondan sonuç çıkarmaya kaadir olanlar onu bilirlerdi» buyuruluyor.
3- îstinbat (kıyas) da bir hüccettir.
4- İstinbat ve içtihada ehil olmayanların buna ehil olanları taklidi vâcibdir.
Bu vücubun neticesi olarak mezhebler doğmuş oluyor. İctihad ve istinbat kapıları açık olmakla beraber buna ehil ilim adamı yetiştiremediğimiz için daha önceki müctehidleri taklîd etmek zorunda kalıyoruz. O halde «Hazret-i Muhammed'in mezhebi ne idi? Hanefî mi? Şafiî mi? Mâliki mi, Hanbelî mi?» şeklinde bir sual sormak hatalıdır. Evet, Hazret-i Muhammed bu mezheblerden hiç birine sâlik değildi, fakat ondan ve dört büyük halîfesinden sonra dinî hükümleri kaynaklarından çıkarmak, geniş bir bilgi ve her şeyden evvel İslâm hukukunu iyi bilme esasına dayandığı için, buna ehil olan Ebû Hanıfe gibi büyük hukukçular amelde imam olarak kabul edildi. İşte böylece birkaç mezheb doğmuş oldu. [2]
İslami Okul Okulların En Önemlisi