Kafirlerle Ve Münafıklarla Savaşmakta Metod - Kuranahkami - 77. Sayfa
KAFİRLERLE VE MÜNAFIKLARLA SAVAŞMAKTA METOD
«Ey Peygamber! Kâfirlerle ve münafıklarla savaş, onlara karşı çetin ol!. Onların eyleştiği yer Cehennemdir; o ne kötü gidiş yeridir..» [1]
Ayette her ne kadar ilâhî hitap Hazret-i Peygamber'e tevcih edilmişse de, delâlet ettiği mâna ve maksad yönünden bütün ümmete şâmildir..
Islâmın karşısında tehlikeli iki zümre bulunduğuna, bunlarla cihâdın hiç bir zaman ihmâl edilmemesine, zamanın ar-zettiği içtimaî, iktisadî, siyasî ve askerî durum dikkate alınarak cihadda ona göre bir metod kullanılmasına işaret vardır.. Demek ki, İslâmın karşısında tehlikeli iki düşman kâfirlerle münafıklardır.. Biri açıktan açığa küfrü ayakta tutmak, hakikati boğmak için savaşır; diğeri yeraltı faaliyeti göstererek sinsice Müslümanları içinden vurmaya çabşır.. Bu bakımdan Müslümanların bu iki zümreye karşı devamlı uyanık bulunması gerekiyor.. Ayette emir olarak konulan kelime çok geniş mânâ taşıması bakımından, zamane göre savaş usûlünün takip ve tatbik edilmesine dikkati çekiyor..
Bu sebeple âlimlerin «câhid » emrinin delâlet ettiği mânada görüşleri farklı olmuştur:
a) Hazret-i îbni Abbas'a göre: Kâfirlerle kılıç ve silâh île, münafıklarla dil ve çetin davranmakla savaş. .
b) İbni Mes'ud'a göre: Münafıklarla elin ile, buna güç ge-tiremezsen dilin ile, buna da güç getiremezsen yüzünü ekşitmekle savaş!..
c) el-Hasen'e göre: Münafıklarla ilâhî hududu yerine getirmekle ve bir de dilinle cihâd et!.. îmânı Katâde de bu görüştedir..
Dil ile savaştan maksad, hüccet ve ikna edici delil getirmek suretiyle onları hak ve hakikat karşısında dize getirmektir.. Çünkü herkes ilmin ve hakikatin karşısında baş eğmek zorundadır.. Meğer ki çok inadçı câhilin biri olsun..
Görülüyor ki, İslâm cihadı emrederken bir takım metod-lar meydana koymuş, mücerred savaşı emretmiştir.. Zira savaş son çaredir.. Bunun için de Müslümanların son derece bilgili, aynı zamanda hazımkâr olmaları icâbeder.. İslâmiyet ilmi meş'ale olarak elinde tutar, önce bu meş'alenin ışığı altında mes'ele-lerini halletmeye çalışır.. İlim ve hazımkârlığın fayda vermediği yerlerde, çetin davranmayı emreder. Çünkü ilimden ve hakikatten anlarmyanlara karşı elbetteki sert bir metodla çıkmak gerekir. Bunun için âyette cihâd emrinden hemen sonra «Onlara karşı çetin ol!.» buyuruluyor..
Çetin olmanın da bir takım yolları ve metodu vardır. Diğer âyetlerin ışığı altında bu yol ve metodu tesbite çalışalım:
a) Küfrün karşısında ne kadar kuvvetli olursa olsun sağlam iradeli olmak.,
b) Müslümanların zaafe düştüğü zannmı doğuracak yerlerde yumuşak davranmamak.. Bilâkis sert ve çetin olmak.. Nitekim Hazret-i Peygamber (S.A.V.) ömre tavafı yaparken, Müslümanların zayıf ve aç olduğunu zanneden Mekke müşriklerine karşı, Müslümanların tavaf esnasında çalımlı yürümelerini ve sağ omuzlarını açıp pazulannm kuvvetli olduğunu göstermelerini emretmişti..
c) Çetin ve sağlam iradeli olmayı kaba sözlerle değil, alınan tedbir ve davranışlarla meydana koymaya çalışmak.. En'âm sûresi 3 08. âyetle bu hususa temas edilerek buyuruluyor ki: «Allahdan başkasını (Tanrı edinerek) çağıranlara sövmeyin.. Sonra onlar da haddi aşarak bilgisizlikleri yüzünden Allah'a söverler..»
«Gılzat»ın ancak kalb ve irâdeyle olacağını ifâde eden belgelerden biri de şu âyettir:
«Eğer (bilfarz) sen kaba, katı yürekli olsaydın onlar etrafından her halde dağılıp gitmişlerdi bile..» [2]
Kâfirlerle savaşmanın gerekliliği hakkında kitabımızın birinci cildinde yeteri kadar bilgi verildiği için burada daha fazla îzaha lüzum görmedik..
Münafık: Dış görünüşüyle Müslüman geçinen, içten içe kâfir olan kimse demektir ki bunlar daha çok tehlikeli ve tahrib edicidir.. Münafıklara, «gizli kâfirler» de denilir.. Ayrıca içinde nifak tohumu' taşıyan iki yüzlü kimselere de «münafık» sıfatı verilir..
Hazret-i Ali (R.A.) bu âyet-i kerîmenin tefsirinde diyor ki:
«Allahü teâlâ Resulü Muhammedi dört türlü kılıçla göndermiştir:
1. Müşriklere karşı kullanılacak maddî ve manevî kılıç...
«Dokunulması haram o aylar çıkınca artık o müşrikleri nerede bulursanız Öldürün, onları (esir olarak) yakalayın, onları hapsedin, onların bütün geçit yerlerini tutun!. Eğer tev-be ederler, namaz kılarlar, zekât verirlerse yollarım serbest bırakın..» [3]
2. Kâfirlere karşı kullanılacak kılıç...
«Kitap verilenlerden, Allah'a, âhiret gününe inannuyan, Allah'ın ve peygamberinin haram kıldığım haram saymıyan, hak dîni din edinmiyenlerle, boyunlarım büküp kendi elleriyle cizye verene kadar savasın..» [4]
3. Münafıklara karşı kullanılacak kılıç .
«Ey Peygamber! Kâfirlerle ve münafıklarla savaş, onlara karşı çetin ol!. Onların eyîeştiği yer Cehennemdir; o ne kötü gidiş yeridir.» [5]
4. Tuğyan edenlere karşı kullanılacak kılıç...
«Eğer mü'mînîerden iki zümre birbiriyle döğüşürîerse aralarına (bulup) barışdırm.. Eğer onlardan biri diğerine karşı hâlâ tecâvüz ediyorsa siz, o tecâvüz edenle, Allah'ın emrine dönünceye kadar savaşın..» [6]
Konumuzla alâkalı âyeti kuvvetlendirir mahiyet ve mânada diğer bir âyet daha vardır ki, isterse kâfirler Müslümanların yakınları, hemşehrileri olsun, bunlarla da savaşmanın farz olduğunu beyân eder:
«Ey îmân edenler! Kâfirlerden size yakın olanlarla da savaşın.. (Ve böylece) onlar sizden şiddet, kuvvet ve hamiyet (hissedip) bulsunlar. Bilin ki Allah muhakkak takva sahipleri ile beraberdir..» [7]
Bu sebeple Hazret-i Peygamber (S.A.V.) önce Araplarla savaştı, sonra da Rumlarla savaşmaya hazırlandı.. [8]
Çıkarılan Hükümler :
1. Günün içtimaî, iktisadî, kültürel ve stratejik şartlarına göre bir metod uygulayıp kâfirlerle ve münafıklarla savaşmak farzdır..
2. Cihadda kılıçtan önce fikir mücâdelesinde bulunmak, ilmî esastan hareket ederek hakikati kabul ettirmeğe çalışmak vâcîbdir,.
3. Bu metodla yola gelmiyen mütecaviz müşriklere ve münafıklara karşı silâh kullanmak gerekir..
4. Yumuşak davranmaktan cesaret alıp şımaran kâfirlere karşı sert davranmak lâzımdır..
5. Sert ve çetin davranmakta ise, en uygun metod ne ise ona göre hareket edilir..» [9]
[1] Tevbe sûresi, âyet: 73
[2] Âl-i tmran sûresi, âyet: 159.
[3] Tevhe sûresi, âyet: S.
[4] Tevbe sûresi, ayet. 29
[5] Tevbe suresi, âyet: 73.
[6] Hucurâl sûresi, âyet: 9.
[7] Tevbe sûresi, âyet: 123
[8] Celal Yıldırım, Kur’an Ahkamı Ve Mezhep İmamlarının Görüş Farkları, Bahar Yayınları: 2/259-263.
[9] Celal Yıldırım, Kur’an Ahkamı Ve Mezhep İmamlarının Görüş Farkları, Bahar Yayınları: 2/263.
İslami Okul Okulların En Önemlisi