Tin Suresi - Kuran - Konlayli Vehbimehmet Tefsiri - 95. Sayfa
TİN SURESİ
Mekke-i Mükerreme'de lir. olan sûrelerdendir. Sekiz âyeti
[İncire, zeytine ve Musa'nın müııacat mahalli olan Tur dağına. Muhammed'in doğup ve resul ba!solunduğu Mekke şehrine yemin ederim ki muhakkak biz cinsi insanı güzel suret üzere yarattık.!
Fahri Râzi ve Ebussvud Efendi'nin beyanları veçhile incirle zeytin sair meyvelerden ziyade birtakım acaip ve garaip üzerine müştemil olup, Araplar indinde makbul oldukları cihetle şeref-i zatî ve şeref-i itibari sahipleri olduklarından Cenab-ı Hak bunlaıa yemin etmiştir. Çünkü incir; hazmı gayet kolay bir gıda-yı latiftir, tabiatı yumuşatır, balgamı giderir, mesanede olan kum ve saire gibi telvisatı tathir, böbrekte ve ciğerde olan müzahrefatı izale ede;, menfezlerini açar ve insanın vücudunu sernizlendirir, saçı uzatır ve felç illetine mani bir devadır. Hatta Resulullah'a bir tabak incir hediye olunup eklederken huzurunda bulunan ashabına «Siz bunu yiyiniz, eğer Cennet'ten bir meyve nazil olduğunu söyleseydim incirin nazil olduğunu söylerdim. Zira; Cennet meyvelerinin atılacak dışında kabuğu ve içinde çekirdeği olmadığı gibi bunun da atacak birşeyi yoktur. Siz bunu yiyin. Zira; incir basuru keser» buyurdu ğu mervidir. Şu hadis-i şerif muktezası İncir meth-i nebiye mazha.' olmuştur. Bu hadis Resulullah'm ilm-i tıbba da âlim olduğuna delâlet eder.
Amma zeytine gelince; zeytin bir mübarek ağaçtır ki insanlara birçok menfaati ve birçok hastalıklara şifası vardır. Binaenaleyh; bunların her ikisi de Vacip Tealâ'nm kudretine delâlet-i acibeyle delâlet ederler. Çünkü; zeytin asla yağ eseri olmayan dağlarda bittiği gibi incir de tat eseri görülmeyen topraklarda biter. Hiç yağ ve ta! eseri olmayan yerlerde böyle yağlı ye tatlı meyvelerin bitmesi Halik Tealâ'nm acayib-i san'atına ve bedayi-i hilkatma delâlet-i vâzıhayla delâlet eder. Şu beyan olunan tafsilâttan anlaşıldığı veçhile her ikisi de Yâcip Tealâ tarafından kasem olunmaya lâyıktırlar. Rüyada inciri görmek gına ve yemek çok rızk ve evlâtla tâbir olunur. Bir kimse zeytin yaprağını yerse şeriata temessükle tâbir olunur.
Tût ; Uz. Musa'nın ınünncaal ettiği dağ, sinin; güze ve mübarek manasınadır. Buna nazaran manâ-yı nazım: [Güzel ve mübarek olan Tûr dağma yemin ederim] demektir.
ve murad; Mekke-i Mükerreme'dir. Cenab Hak Mekke'yi emanetle tavsif buyurdu. Zira M ekk e ; harem-İlâhî ve mehbUA vahy-i sübhanîir. Binaenaleyh; gerek zaman-ı ca hiliyede ve gerek İslâm'da Vacip Tealâ o nıekârjda nâsi emin kıl mıştır. Çünkü; zaman-ı cahiliyede Araplar her yerde mukatel ederler, Mekke'ye gelince her husumetten vazgeçerlerdi.' Zaman- Islâmiyette ise âyet-i celilesiyle Mekke'nin err. niyet-i t âmmesi ilân olundu. Hatta kısas lâzım gelen bir kimse h£ rem-i Mekke'ye iltica ederse emin olur ve harem haricine çıkmc ymca kısas icra olunmaz. Bu emniyetten hayvanat-i vahşiye bil müstefid olduklarından harem dahilinde av avlamak haramdır. Rt sulullah'm Mekke'de suhut etmesi ve daha bazı enbiyanın mahal olması itibarıyla Mekke'nin şerefi olduğu gibi Vacip Tealâ'nın mahalle vermiş olduğu geref-i zâtisi itibarıyla evvelden beri o m; hall-i mübarekin hürmeti an'anâtıyla nâs indinde muhafaza olui muş bir kadr-ı âlîsi olduğu .cihetle Genab-ı Hak o mahalle yemi etmiştir.
Şu tafsilâta nazaran manâ-yı âyet: [Şu dört sevi ki'halka bi çok menfaat te'min eden incir, zeytin, mahall-i münocat olan Ti dağı ve vahyin nüzulüne mahal olan Mekke bunların cümlesinemin ederim ki biz insanı gayet güzel bir suret üzere halkettik] demektir. Çünkü; insanın boyu cümle hayvanata nispetle itidal üzere olduğu gibi çehresi de cümle hayvanatın çehresinden güzelâir. Binaenaleyh; insan; hulâsa-i mahlûkat ve zübde-i masnûâttır, akıl, fehim ve idrak sahibidir. Şu halde insanın zahirde ve batında cümle hayvanattan güzel olduğuna âyet delâlet eder. Binaenaleyh; insan, akıl sahibi olduğundan tekâlif-i İlâhî'yeyle mükellef olmuştur, fehim sahibi olduğundan hitabat-ı İlâhî'yeye 'muhatap kılınmıştır ve nutk u beyan sahibi olduğundan kendi cinsinden olan insanlara tebligat ve vaaz u nesayihle emr olunmuştur. İşte şu sıfatlar sayesinde insan hayvanat-ı saireden mümtaz olarak yeryüzünde halife kılınmıştır.
Bu âyette insanla murad; cins-i insan olduğundan boyunda, hüsnünde ve azasında noksan olan kimselerle itiraz varid olmaz. Bu misilli makamda hüküm; cinsedir, efrada değildir. Binaenaleyh, bazı efradda görülen çirkinlikle cinsinde olan güzelliğe itiraz olunamaz.[1]
Vacip Tealâ insanı güzel suret üzere halkettiğini beyandan sonra insanın hilkatma lâyık amel etmediğinden dolayı ehl-i nardan kıldığını beyan etmek üzere buyuruyor.
[O insanı kuvvet, metanet, akıl, fikir ve güzel suret üzere yarattıktan sonra verdiğimiz nimetlere şükretmediğinden dolayı suretleri her suretten çirkin olan ehl-i narın en süflî ve en aşağı tabakasına reddettik. Lâkin şol kimseler ki onlar iman edip amel-i salih işlediler, esfel-i safilîne reddolunmazlar. Zira; nimete şükret-meyenlerin nimetleri daima nikmete ve rahatları mihnete munka-lip olur. Ancak iman etmek ve amel-i salih işlemekle şükrü eda edenlerin nimetleri tebeddül etmez.]
Yahut Fahri Râzi ve Ebussuud Efendi'nin beyanları veçhile sefil; zayıf manasınadır. Esfel-i safilînle murad; erzel-i ömürdür. Zira safiIin ; topal ve küt çocuklardır ki nâsın en zayıf olanlarıdır. Erzel-i ömre vasıl olan pir-i faniyse bunların cümlesinden zayıf oîur. Çünkü bedeni köhnelendiğl gibi zahir ve batın kuvâîan da zayıflanır. Hatta gözü görmez, kulağı duymaz, aklı ermez bir halde beli bükülür, sureti tagayyur' eder velhasıl vücudunun her cüz'üne tagayyur arız olduğundan en zayıf farzet-tiğimiz zayıflardan daha zayıf olduğu cihetle safilînden daha sefil denmeye seza olur. Amma amel-i salih isleyenler her ne kadar ko-casalar da onların kuvalarına halel gelmez, suretlerine çirkinlik arız olmaz. Şu- halde bu misilli salih kimseler için erzel-i ömür yok demektir.
Vacip Tealâ bu âyette insanların esfel-i safilîne reddolunacak-larını beyandan sonra mümin-i salih olanlarını istisna buyurmuştur. Zira; müminle kâfir aralarım tefrik etmek adalet-i İlâhî'ye iktizasındandır. Çünkü; küfran-ı nimet eden kâfir kahr-ı İlâhî'ye mazhar olarak nar-ı Cahîme ithal olununca şükran-ı nimet eden müminin lutf-u İlâhî'ye mazhar olarak muazzez ve muhterem olması ayn-ı adalettir. Şu kadar ki esfel-i safilîne ithalden kurtaracak yalnız iman olmayıp belki amel-i'salihe mukarin olan iman olduğuna işaret için istisnada amel-i salih de dercolunmuştur.[2]
Vacip Tealâ amel-i salih sahibi mümini Cehennem'e ithal veyahut erzel-i ömre reddolunmaktan istisna buyurduğundan sonra onlar için ne gibi muamele olunacağını beyan etmek üzere buyuruyor
[Amel-i salih işleyen müminler için kesilmez ve tükenmez ecir
vardır.] Zira; Allahü Tealâ'ya iman edip, amel-i salihe müdavim olan kimselerin sevabı tükenmez. Çünkü; onların hayrat ve müberratları ve ezkâr-ı cemileleri sebebiyle amel defterleri kapanmayıp daima sevap yazıldığından ecirlerinin arkası kesilmediği gibi âhi-rette nail olacakları nimetleri dahi tükenmez.
Yahut manâ-yı âyet: [Amel-i saliha muvaffak olan müminler her ne kadar sinn-i şeyhuhata vasıl olsalar da Allah'ın iptilâ ettiği kocalıkla beraber taata devam ve ibadetin meşakkatma tahammül -ederek sa'yettikleri cihetle ecirleri de kesilmez] demektir.
Bu âyet, bundan evvelki istisnanın neticesi makammdadix ve takriri şöyledir : «Ehl-i iman için tükenmez ecir vardır. Zira; onlar imanla beraber amel-i salih işlediler. Her kimseler.ki imanla beraber amel-i salih işleyenler, onlar için tükenmez ecir vardır. Binaenaleyh; ehl-i iman için tükenmez ecir vardır» demektir.[3]
Vacip Tealâ insanı ahsen-i takvim üzere halkettikten sonra Cehennem'e veyahut erzel-i ömre reddedeceğini ve ancak mümin-i salihler üzerine tükenmez ecir olduğunu ve yevm-i kıyameti tek-zib edenlerin halleri taaccübe şayan bulunduğunu beyan etmek üzere buyuruyor.
[Bu kadar deliller beyan olununca hangi şey yevm-i ceza sebebiyle seni iekzib eder?]
Yani; insan ahsen-i takvim üzere halk ve sonra erzel-i ömre redle gençliğinde olan cümle hâlâtm tebeddül ve tagayyürüne dair hakikatlar beyan olununca ya Skrem-er Rusül! Seni eşhastan hangi şahıs bu kadar zahir ve bahir delillere karşı yevm-i cezayı haber vermen sebebiyle tekzib eder? Zira; tekzib eden her şahıs düşünse kendi nefsinde vuku bulan tebeddülatla yevm-i cezayı ikrara kâfi delil bulacağından tekzipleri taaccübe şayandır.
Şu manâdan anlaşıldığı veçhile bu âyette lâfzı akil sahibinde isti'mâl olunan manâsmadır. Yani «Bu kadar delâ-ilden sonra yevm-i cezayı haber verdiğinden dolayı akıl sahibi olanlardan seni tekzibe kim cesaret eder?» demektir.
Gaipten hazıra iltifat olarak bu âyette hitap mutlaka insana; olduğuna nazaran manâ-yı âyet: [Bu kadar deliller meydandayken: ey insan! Hangi şey yevm-i cezayı inkârın sebebiyle seni yalancı | kıldı?] demektir.-Çünkü; hak olan birşeyi inkâr eden kimse elbet-İ te yalancı olduğundan yevm-i cezayı inkâr eden insanı Cenab-ı Hak tevbih makamında «Ey insan! Bu kadar delâilden sonra seni yalanaj ne gibi şey mecbur etti ki hak olan kıyameti inkârınla.yalancı ol-j dun?» buyurmuştur.[4]
Vacip Tealâ insanın güzel suret üzere halk ve sonra erzel-i ömre reddolunduğunu beyandan sonra bunlara kaadir olan zat-rülû-j hiyetin hâkimlerin ahkemi olduğunu beyanla kudrete nazaran haş-j rın imkânına ve hikmete nazaran haşrm vukuuna işaret etmek üzere buyuruyor.
[Allahü Tealâ hakimlerin ahkemi olmadı mı?] Elbette oldu.
Yani; şu zikrolunan hüsn-ü suret üzere insanı halketmeye ve! sonra erzel-i ömre redde kaadir olan Allahü Tealâ ahkem-ülhâki-| mîn olmadı mı? Elbette oldu. Şu halde hasra ve neşre kaadir olduğunda şüphe olmaz. Zira; bu kadar acayip ve garaib üzere şamil olan mevcudatı iptidaen halka kaadir olanın öldükten sonra ihyayî da kaadir olacağı evleviyetle sabit olur.
Yahut hükümle murad; kaza manasınadır. Şu halde âyet-i celile kâfirleri tehdid için sevkolunmuştur. Buna nazaran manâ-yı âyet: [Ey kâfirler! Siz hasrı inkâr eder de Allah'ın hükmündeı korkmaz mısınız? Halbuki korkmanız lâzımdır. Zira; Allahü Teali kulları arasında fasl-ı hukuk için hükmeden hakimlerin en ziyade adaletle hükmedeni olmadı mı? Elbette oldu. Binaenaleyh; inkâi ettiğiniz yevm-i kıyamette Allahü Tealâ sizin istihkakınız veçhile a'mâlinizin cezasına adaletle hükmeder. Şu halde siz inkârınızın ve sair kötü amellerinizin cezasından korkmalısınız] demektir. Bu âyetti celile Resulullah'ı tesliyedir. Çünkü; Allahü Tealâ adaletle hükmedince Resulullah'm hasımlarından intikamını alacağında şüphe yoktur.[5]
[1] Konyalı Mehmed Vehbi, Büyük Kur’an Tefsiri, Üçdal Neşriyat: 15/6494-6496
[2] Konyalı Mehmed Vehbi, Büyük Kur’an Tefsiri, Üçdal Neşriyat: 15/6496-6497
[3] Konyalı Mehmed Vehbi, Büyük Kur’an Tefsiri, Üçdal Neşriyat: 15/6497-6498
[4] Konyalı Mehmed Vehbi, Büyük Kur’an Tefsiri, Üçdal Neşriyat: 15/6498-6499
[5] Konyalı Mehmed Vehbi, Büyük Kur’an Tefsiri, Üçdal Neşriyat: 15/6499-6500
İslami Okul Okulların En Önemlisi