Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Sure-İ Kureyş - Kuran - Konlayli Vehbimehmet Tefsiri - 106. Sayfa

SURE-İ KUREYŞ. 2


SURE-İ KUREYŞ

 

Mekke-i Mükerreme'de nazil olan sûrelerdendir,   ört â; camidir.

[Kureyş kavminin yaz günlerinde Şam'a ve kış günlerinde Yemen'e ticaret sadedinde müsafereile üliet ettikleri için ashab-ı fîli Allahü Teaîâ hayvanatın yemiş olduğu ekin çöpleri gibi kıldı.]

Yani; Kureyş'in aralarında ünsiyet ettikleri, âdât ve ahvalle­rinden herşeyle ve bilhassa yaz günlerinde Şam'a, kış günlerinde Yemen'e rihletle ülfetleri için Allahü Tealâ ashab-ı üîii ekin çöpü gibi kılmakla ihlâk etti. Zira; Kureyş'e ve bilhassa Ka'be'ye suikasd edenlerin helakleri sairlerine ibret olmakla Kureyş'in sair kabail tarafından vuku bulacak taarruzdan masun kalmalarına sebep ol­duğundan ashab-ı fili ihlâk etmek Kureyş hakkmda Yâcip Teaiâ'-nm pek büyük bir hıtıudur.

Şu manâ de bulunan bundan evvelki sûrede vaki kelimesine tealluk ettiğine nazarandır, bu da caizdir.. Zira Kur'anın mecmuu bir âyet hükmünde olduğundan âyetlerin bazısı bazısını tefsir ettiği gibi bazısı da bazısına tealluk eder.

Amma de bulunan lam. lâm-ı taaccüb olup mukad-i, der kelimesine taalluk ettiğine nazaran manâ-yı nazım : [Siz Kureyş'in halinden taaccüb edin. Zira; onlar senede iki defa ki birisi yazda diğeri kışta rihlet ve müsaferetle ülfetleri var ve bu ülfetleri sayesinde birçok ticaret edip havaioi asliyelerini ve bel­delerinin havaicini celple merzuk ve mütena'im olurlar, şu nimet­lerin şükrünü etâa için Allahü Tealâ'ya ibadet etmek lâyıkken bilâ­kis bunların Allah'ın gayrıya ibadet etmeleri taaccübe şayan oldu­ğu gibi küfran-ı nimet etmelerine karşı   Allahü Tealâ'nın onlara lütfetmesi de taaccübe şayan] demektir. Çünkü; Allahü Tealâ on­ları Harem-i Şerif civarında halkettiği gibi beyinlerinde ittifak da­hi halketti, o ittifak sayesinde kervanları   her yere işler, < herkes kendilerine hürmet eder ve Kabe'ye hürmet olarak etraf üjeknafta bulunan mülûk ve kabail onları himaye eder. Binaenaleyh; bilcüm­le taarruzdan salim ve bu sayede esbab-ı maişetleri muntazam, rı-zıklan bol, kadr ü haysiyetleri yolunda olduğu halde bu kadar ni­metlerin kadrini takdir etmeyerek tuğyan etmeleri filhakika taac-cüb olunacak bir hal olduğunu Cenab-ı Hak beyan buyurmuştur.

Amma bundan sonraki âyette bulunan ye taalluk ettiğine nazaran manâ-yı âyet: [Yaz ve kış günlerinde vaki olan rihletleriyle ülfetleri için Kureyş kabilesi şu Beytin Rabbisine ibadet etsinler] demektir.

Bu âyette evvelki  Iaf ; umum" ahvalde ülfet ettik­leri şeylerin cümlesine şâmil olup ikinci Iaf ; nzıklannı te'min için senede iki defa vâki olan rihletlerine münhasır oldu­ğundan tekrar yoktur, Kureyg için bu iki rihlet, müsaferette pek çok menfaat olduğundan bu rihlete ülfetin şanına ihtimam için umumi ülfetlerini zikirden sonra hususi ülfetleri ayrıca zikrolun-muştur.

Kureyş kelimesi kureş lâfzının tasgiridir, tasgir bu makamda ta'zim içindir. Çünkü kureş; derya hayvanlarından gayet büyük ve şeci bir hayvanın ismidir. Kureyş kabilesi sair kabail-i Araba nispetle gayet şeci' olduğuna binaen kureyş denmiştir.[1]

 

Vacip Tealâ Kureyş hakkında senede iki defa ticaret için icra ettikleri seferlerinin pek büyük nimetler te'min ettiğini beyandan sonra o nimetler üzerine terettüb edecek vazife nimeti halkeden Hallâka ibadet olduğunu beyan etmek üzere buyuruyor.

[Allahü Tealâ onların nıenfaatları için ashab-ı ffli ihlâk ve se­nede iki defa müsaferetle ülfetlerini halkedince ibadet etsin, onlar şu Beyt-i Muazzam olan Kabe'nin Rabbisine ki o Rabbi Tealâ on­ları açlıktan taamla doyurdu.]

Yani; yaz günlerinde Şam'a ve kış günlerinde Yemen'e müsa­feretle rızıklarmı te'min etmek, her afattan mahfuz olmak şu beyt sayesinde olunca onlara düşen vazife; sayesinde sâyebân oldukları Beyt-i Şerifin Rabbisine ibadet etmektir. Binaenaleyh; ibadet etsin onlar şol beytin Rabbisine ki o Rabbi Tealâ açlıktan ifâm etmekle hayatlarını idame ve rahatlarını te'min etti.

Fahri Râzi'nin beyanı veçhile bu makamda it'dmla murad; taamın esbabını halketmek veyahut etraftan taamı ayaklarına göndermekle, onları ihtiyaçtan kurtarmaktır. Buna nazaran ma­nâ-yı âyet: [Onlar şol ulu oları Allahü Tealâ'ya ibadet etsinler ki o Allahü Zülcelâl onlara rızıklarmı kesbedecekleri esbabı halketmek ve etraftan taamları ayaklarına göndermek suretiyle onları açlık­tan kurtardı] demektir. Bu âyette ism-i mevsulü ta'zim içindir.   Açlıktan ifâm etmek ibadete illet ve sebep makamındı vârid olmuştur, takriri şöyledir : «Allahü Tealâ'ya ehl-i Mekke'mi ibadet etmesi vaciptir. Zira; Allahü Tealâ onlara esbab-ı taamı sü-.    huletle halketti ve şol Allahü Tealâ ki ehl-i Mekke'ye esbab-ı taamı suhuletle rîalkede, ona ibadet vaciptir, binaenaleyh; Allahü Teal;V-ya ehl-i Mekke'nin ibadet etmesi vacip» demektir[2]

 

Vacip Tealâ ibadetin esbabından taamı zikirden sonra Mekke ahalisini havftan emin kılmasının dahi ibadetin esbabından (»lda-ğunu beyan etmek üzere buyuruyor.

[Allahü Tealâ onları korkudan emin kıldı.]

Yani; ehl-i Mekke Harem-i Şerif sayesinde sair kabilelerin ta­arruzundan masun kaldıkları cihetle düşman korkusundan emin oldular. Binaenaleyh; hiç bir kabile tarafından onlara gaarât vuku bulmadı, seferlerine salimen gider gelirlerdi. Kezalik ashab-ı fîl korkusundan emin oldukları gibi Resulullah'm bi'setiyle İslâm'la müşerref olanlar küfür korkusundan ve ihtida edenler dalâlet kor­kusundan emin oldular.

Bu âyette gerek açlık, gerek korku her ikisinin de ehemmiyet ve şiddetine işaret için cû' ve havf lâfızları nekre olarak ta'zime delâlet eden tenvirde varid olmuştur.

Vacip Tealâ insanların mabihilhayatı' olan rızıklarımn esbabı suhuletle halkolunarak maişetlerini kolayca te'min etmek, nimeti cümle nimetlerin fevkmda olduğuna işaret için bu sûrede Kureyş'in rıziklarını suhuletle tahsil ettiklerini o nimetin şükrünü eda kabi­linden olan ibadete illet olarak beyan buyurmuştur. Çünkü; insa­nın vücudu hayatla kaim ve hayatsa rızka muhtaç olduğundan in­san, için en büyük nimet olan vücudun kıvamını aramak vacip ol­duğu cihetle esbab-ı rızkın suhuletle husul bulması gibi bir nimet-i uzmanın şükrünü eda etmekte te'hir caiz olmadığına işaret için Vacip Tealâ taahhur etmeksizin ta'kibe delâlet eden lafzıyla ibadet etmelerini emir buyurmuştur. Binaenaleyh; insanın nail ol­duğu nimete zaman fevtetmeksizin hemen şükretmesi vaciptir. Şu halde ibadet gerek tevhid manâsına olsun, gerek aza-yı cevarihle ibadet manâsına olsun ibadetle emir; emr-i vücûhîdir. Zira; her iki manâca ibadetin vacip olduğunda şüphe yoktur.[3]



[1] Konyalı Mehmed Vehbi, Büyük Kur’an Tefsiri, Üçdal Neşriyat: 15/6573-6574

[2] Konyalı Mehmed Vehbi, Büyük Kur’an Tefsiri, Üçdal Neşriyat: 15/6574-6575

[3] Konyalı Mehmed Vehbi, Büyük Kur’an Tefsiri, Üçdal Neşriyat: 15/6575-6576