Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kuran - 115 Lugatce - Konlayli Vehbimehmet Tefsiri

 

LÜGATÇE

6887

Ab-ı Hayat: Hayat suyu

Aceze : Düşkünler, güçsüzler

Adem-i liyakat: liyakatsizlik

Adem-i müsterairre : Sabit âdet, sürekli âdet

Âhâd-i ümmet: Ümmetten biri

Ahar : (1) Başka, diğer '2) ikinci

Ah bar : (Ha) ile (1) Bilginler (2) İsrail oğulları bilginleri (3) Mürekkeb

ler (Hı) ile (I) Haberler (2) Hikâyeler (3) Tarihler Ahfad : Torunlar Ahlâf :  (Ha)   (I)  ile Antlar, yeminler (2)  Yardımcılar (Hı)  ile Bizden

sonra gelecek olan halefler Ahlâf-ı Kiram : Şerefli halefler Akall-ı kalil: En az, azın azı

Akim : Kısır, çocuk yapmaz (2) sonu çıkmaz, verimsiz Aktarı Alem : Alemin dört bucağı Alâmat-ı Adide: Bir çok alâmetler Alâtarik-i tedbir: Tedbir yoluyla Alaveçhizzan : Zan üzerine A'mal-i Zahire : Görünen işler Anid : İnatçı

Ara-yı Faside : Fasid, bozucu oylar, reyler Arz-ı Tih ; Mısır ile Şam arasında Tur-i   Sina'nın bulunduğu   yanmada

da bir çöl                                                                                ,

Asdikâ : Doğru ve gerçek dostlar Ashab-ı İzam: Büyük ve ulu arkadaşlar Ashab-ı Sebt:  Yahudi kavmi Asım: Temiz, namuslu, günahtan çekinen Aslâb: (I) Beller (2) Soylar, kuşaklar Atâlet: İşsizlik, boş oturma A'van : Yardımcılar Âyât-i Beyyinat: Delil, burhan ayetleri A'zâb-ı JstTcal: Acele, çabuk azab A'zâm-ı Ceraira: Büyük suçlar

Baid: (1) Uzak (2) Beklenmedik, umulmaz Bahîl: Pinti, cimri

6SSS

Bahir: (I) Parlak (2) Güzel, açık, belli         :

Bahri: Denize ait, Denizcilikle ilgili

Bedel-i Hun : Kan bedeli

Belde-i IThrâ : Başka belde

Berahin-i Katiyye : Kat'î deliller

Berahin-i Vâoha : Açık, besbelli burhanlar

Berahin-i Uzma : Büyük deliller.

Berdevam: Süren, sürüp giden, sürekli

Berrî: Karaya ait, kara ile ilgili

Bilâd-ı tslâmiye : îslâm beldeleri

Bi'set: Gönderme, Bir peygamber göndererek halkın dine çağrılması

Bi'set-i Nebeviye : Hz. Muhammed Peygamberin gönderilmesi

Buğz-u Fillah : Allah için düşmanlık

Buhl :Pintilik, cimrilik

Butlan: (I) Haksızlık, boş olma (2) Hükümsüz olma

Büleğâ: Beliğ kimseler

Bünüvvet: Oğulluk, evlâtlık

Büşra: (I) Müjde (2) İncil                         |

C

Câlib: Kendine doğru çeken, çekip alıcı, çekici

Cebabire: (I) Zorlayıcılar (2) Zorbalar. Zulüm edenler

Cebânet: Korkaklık, yüreksizlik

Cedd-i A'lâ: Ulu, Şerefli Cedd

Celâdet: Yiğitlik

Celb-i Menfaat: Menfaati gerektirme, menfaati çekme

Celi: (I) Açık, meydanda (2) Parlak, aşikâr (3) Bir yazı çeşidi

Cemadât: Canlılardan ve bitkilerden gayri cisimler

Cerâim: (I) suçlar (2) suç pahaları

Cevâhir-i Müeerred: Mücerred   cevherler, Karışık ve katışık   olmayan

cevherler

Cîbâyet: (1) toplama, derleme (2) Gelir toplama (3) Vakıf kirası toplama Cife: Leş Oflıet-i Uhra : Başka cihet (yön)                ;

D         ;

Dalâlet: Azma, Doğru yoldan çıkma

Dâmen-i Pak: Temiz Etek

Darüsselâtn: (I) İkinci kat cennet (2) Bağdad şehri

Defaten : Bir defada, birden                    j

6889

i  'W ^

Dehrî:  (I) Zaman ve dünyaya ait, onunla ilgili (2) D]||Va   olaylarının

tabiattan olduğuna inanıp, ahirete inanmayan ad Delâil : Deliller DelâiM din-i Mübin : Açık, belli dinin delilleri Delâlet: (I)  Yol gösterme, kılavuzluk (2)  Delil ve alâmet olma (3) iz,

işaret (4) Bilinen bir şeyin başka bir şeyi de bildirmesi (uzaktaki

dumanın ateşe delâleti)

Resâis—Desâyis: Desiseler, gizli hileler oyunlar Dest-î Emsal : Benzer el Durûb-i Emsal: Atalar sözü, Ata sözleri

E

Ebdan : Bedenler Eb-i Evvel: îlk baba (Hz. Adem) Eb-i Sâni: İkinci baba (Hz. Nuh)

Ebras : Vücûdunda hastalıktan ileri gelen, lekeler oları Ebvâb-ı Rızk: Rızık kapıları

Ebyât: Beyitler, iki mısradan meydana gelme manzum parçalar Ecanib : Ecnebiler, yabancılar Ecel-i Mev'ûd : Normal Ölüm Ecille-i ümmet: Ümmetin ileri gelenleri

Ecr ii Mesûbat : Allah tarafından verilen mükâfatı alüsevablar Ecsaııı: Cisimler, gövdeler, bedenler Eda-yı Ubudiyet: Kulluğun yerine getirilmesi Edevat-ı Harbiye : Harple ilgili takımlar Edille-i Selâse ; Üç deliller

Edna: (I) Pek aşağı, en bayağı, çok alçak (2) az, p^ az ÜCdyİye : İlâçlar Edyan: Dinler

Edyan-ı Batıla : Hükmünü kaybetmiş dinler Edyan-ı Saire : Diğer dinler Ef al-i Kabiha : Çirkin, yakışıksız işler Ef âl-i Nâbeca : Uygunsuz işler Efkâr-ı  Kaside : Tasarlanan fikirler Ehass-ı A'za: Uzuvların başhcası Ehass-ı Nâs : İnsanların en seçkini Ehl-i A'raf A'raf ehlî

Ekânim-i Selâse: Hiristiyanlığın, baba, oğul ve rûşBl- Kudüs'ten iiba-ret üçlü inanışı

Hulfisat-ül Beyân, Cilt 16, F. «4.

6890

Eki: Bir şey yeme, yenilme

Ekser-i Evkât; Vakitlerin çoğu

Ekser-i Süfeha : Zevk ve eğlenceye düşügggrın çoğu

Elfâz-ı Galize: Kaba sözler

Elsîne-i Nâs: İnsanların dili

Elyak : Çok yakışık lâyık

Emarat-ı Nifak: îki yüzlülük, münafıklık alâmetleri

Emavir-i ilâhi: İlâhi emirler

Emkine: Mahaller, mevkiler, yerler, haneler, evler, mekânlar

Emmare : Emreden, emredici, cebreden     (Şehvani haller de, günah v&

suç işlemede)

Enır-i Kital: Öldürme emri Enır-i Münker; Reddedilen emir Emval: Mülkler, para ile alman şeyler Emval-i Ganaim: Düşmandan alınan nıüJ Emvâl-i Metruke : Terk edilmiş mallar Emvat:  Ölüler Emzice: Tabiatlar, huylar Emzice-i tnsaniyye:  İnsanlık mizaçları Enhar-ı lOrbaa : Dört nehirler Enva-i Adide: Bir çok çeşitler Enva-i Ceza : Cezanın çeşitleri Enva-i Fftvakih : Meyvalarm çeşitleri Enva-i Kabayih: Günahların çeşitleri Erâcîf: Yalan sözler, düzmeler, uydurmalar Erâzil: Reziller, yüzsüzler, Erbab-ı îkan: Cenâb-ı Hakk'a yakın kimseler Ersed : Doğru yola daha yakın olan Erzel: (I) Alçak, soysuz (2) en alçak E&âfü-i Nâs: Halkın en aşağı, en bayağı takımı Esbât: Evlât ve torunlar EsfeM Sâülin: Cehennem Eslâf : Bir memurluk veya hizmette birinden önce bulunmuş

yerlerine geçilen kimseler Esnâ-yı Salat: Namaz vakti Esrar-ı Rabûbiyet: Allah'a ait sırlar) Esamm : Sağır, işitmez. Eş'ar : Daha güzel şiir söyleyen Eş'âr: Şiirler

Eşedd-i ZnlUm : Zulmün en şiddetlisi Eşhas-ı Şâire : Diğer şahıslar

olanlar.

Eşhür-ü Hücum : Hücum aylan Esna': En fena, en kötü Eşref-i A*za: Organların en şereflisi Evâmir: Emirler Evca':  Ağrılar, sancılar, sızılar Kvhamal : Esassız şeyler, kuruntular Evkat-ı Hamse: Beş vakitler Evsaf-ı Celile: Büyüklerin vasıfları Evsâf-ı lâzime : Lüzumlu vasıflar Evsaf-ı Zemîme: Fena vasıflar Eyyam: Günler, gündüzler Eyyam-ı Ma'dnde: Sayılmış günler Ez*âf-ı Muzâafa : Kat kat, pek çok Ezhercihet: Her cihetten Ezmine: Zamanlar

Fart-ı Hamakat: Ahmaklık aşırılığı

Farfr-ı inhimak: Bir şeyin üzerine fazla düşme taşkınlığı

Fart-ı Muhabbet: Sevgi de aşırılık

Fekâhet: Lâtîfecilik, hoşmizaçlık

Fekâhet-i Fİddiu : Dinde iâtifecilik

Fevâhiş: Ahlâksız kadınlar

Fevaid-i IJhra: Diğer faideler

Fevk : Üst, üst taraf, yukarı                                                          ı

Fevt: Bir daha ele geçirmemek üzere kaybetme, elden çıkarma, kaçırma

Feyz-i Kebir: Büyük gelişme                                                         I

Fezâbat: Rezillik, rüsvalık

FezâİM A*mâl: Amellerin faziletleri

Fezâî: Fezaya ait

Firakı Dâlle: Sapıtmış, dalâlete düşmüş, iman etmeyen fırkalar

Fırlta-İ Nâcfyye : Selâmet yolunu bulmuş fırka, Müslüman gurubu

Firkat: Ayrılık

Fiten : Fitneler

Ftirûğ-a A'mal: Amellerin parlaklığı

Füriiât: Fer'in cem'i olan Füru'un cem'i

Fütur: Zayıflık, gevşeklik

G

Gafoâvet: Kalın kafahhk anlayışsızlık Gftbâvet-î Mücesseme: Büyük aptallık

6892

: Kalın kafalı, bön

Gadr: (I) Vefasızlık (2)  Acunazlık (3) Haksızlık

Gala : Pahalılık

Garât: Yağmalar, çapullar

Gâr-ı Şerif : Şerefli mağara (Hz. Peygamber'le Hz. Ebu Bekr'in gizlen­dikleri mağara)

Gayur: (1)   Pek gayretli (2)   Kıskanç (3)   Hamiyetli (4) Dayanıklı

Gılzât-ı Kelâm: Sözlerin kabalığı

Gufüv: (1) Üşüntü, saldırma (2) (Ed) Büyütmenin ikinci derecesi taşkın söz

Gumum: Gamlar, kederler

Gûnâ : Türlü, renk renk

Güne: Türlü, gidiş, tarz

Gunne : Genizden gelen ses

Gunûde: Uyumuş, uyuklamış

Gunûde-i hâk-i rahmet: Merhum olmuş, ölmüş

Gûr: (1) Mezar, kabir (2) Meşhur pehlivan Rüstem'in lakabı

Gurâb : Karga

Gtıram&': (1) Alacaklılar (2) Düşmanlar (3) Fecrin ilk aydınlığı

Gurbet: (I) Gariplik, (2)  Vatan dışı, yâdel

Gûrl: Olmamış üzüm, koruk

Gnreba : Garibler

Guref: Çardaklar, köşkler (Sûre-i Guref; Kur'an'ın 39. suresi)

Gûr-hane : Türbe

Gûristan: Kabristan, Mezarlık

Gûr-ken : Mezar kazan, mezarcı

Gurm: (I) Borç, diyet gibi şeyleri ödeme (2) Vergi

Gıırrân: Gürleyen

Gurûb : Bir gök cisminin batında görünmez olması

Gnsâle: Yıkama suyu

Gusas: Kederler, üzüntüler

Gusân : Ağaç dalları, filizler

Güzin: Seçilmiş, seçkin

H

Hab&is-i Nefs : Nefsin kötülükleri

Habâset-i Tıynet: Yaratılışın kötülükleri

Habaset: Kötülük, alçaklık

Hacer:  Taş

Hadd-İ geri: Şeriata uygun olarak verilen ceza

Hadis: HudÛs eden, çıkan, meydana gelen

Hafif-ül akl: Hafif akıllı, kararsız

Hâib : (1) Mahrum (2) Ümitsiz, kederli (3) zarar ve ziyana uğrayan

Halâik : (1) Mahluklar, insanlar (2) Satın alınan kadın hizmetçi

Hal-î Sabâvet: Çocukluk halî

Hâlât-ı Garibe : Garib haller

Halk-ı Ecsâm: Cisimlerin meydana gelişi

Harâset: Ekincilik, çiftçilik

Harekât-ı Nâlâyık: Layık ohnayan hareket

Haşir : Zarara, ziyana uğrayan

Havass-ı Müdrike: İdrâk edilen duygular

Havâyiç: ihtiyaçlar, gerekli şeyler

Havsala-i Beşer: İnsanın takati

Hayr-ı Mahz : Tam hayır

Hazık : İşinin ehli, usta

Hazravat: Yeşillikler

Hedm : Yıkma, harâbetme

flısal-i Hamide: Seçkin huylar

Hısâl-i Memduha-i Kesir: Çok övülen huylar

Hıdemat-ı Şâkka: Zahmetli, eziyetli işler

Hikem-i Hâfiyat: Gizli şeylerin sebepleri, hikmetleri

Hikem-i Mesâlih : İşlerin sebepleri, hikmetleri

Hin-i Bi'set: Gönderilme zamanı

Hin-i Icâb : İcâb zamanı

Hîn-i Vasiyyet: Vasiyyet zamanı

Hîn-i Vefat: Vefat zamanı

Hıtta: Memleket, diyar, ülke

Hiyel: Oyunlar,, aldatmalar

Hiyel-i Fukaha : Fakihlerin aldatmaları

Hizbi İlâhî: Allah'ın emrine uyan kimseler

Hııd'a : Oyun, hile, aldatma

Hulul: (I) Gelip çatma (2) Girme

Hulliyyât: Altın, gümüş, pırlanta gibi zinet eşyaları

Husuf: Ay tutulması

Hümûm : Gamlar, kaderler

Huşunet:   (I) Sertlik, kabalık  (2)   İnatçılık

Huteba: Hutbe okuyanlar

Hutur : Hatıra gelme, akla gelme

Hutut-u Münhaniye: Eğri hatlar, yollar

Hüccet-i Kâtea: Keskin delil

Hnzuzât-ı Nefsâni: Nefsânî hazlar

Hümömet: Pek ziyade ihtiyarlık

Hürre-i Baliğ : Aklı basma gelen hür kadm

6893

6894:

İbâd: (I) Abidler, kullar (2) İbadet edenler

tbâhe : Mubah kılma, helal kılma

İbâdeti Evsan: Putlara ibadet

tbadet-i Mesnûne: Âdet edilmiş ibadet

Ibkâ :  (l)Dâim, devamlı (2) yerinde evvelki halinde bırakma (3) sınıf

geçememe

Ibtina: Bir şeyin üzerine bina etme, kurma, bir şeye dayanma îcâb-ı Maslahat: îş icabı fcnıa-ı Ümmet: Büyük fakihlerin, dinle ilgili bir mevzuda birlik olması;

Mecaz olarak : Bütün halk İcmal: İhtisar etme, kısaltma (2) Öz hulasa Ictisar: Cesaretlenme tçtinab: Sakınma, Çekinme, uzaklaşma tddihar:  (I) Biriktirme  (2) Kıtlıkta yüksek fiatla satmak üzere topla

yıp saklama

tfakat: İyi olma, iyiliğe dönme tfrâğ:   (I) Kalıba dökme (2)  Şekillendirme İğna: (I) Zengin etme (2) Muhtaç bırakmama tğtinam :  (I) Yağma ve talan etme (2) Zahmetsiz   bir kazanç gözüyle

bakma

tğva: Azdırma, azdırılma, ayartma İhdas: Meydana getirme, ortaya çıkarma thtieac: Delil, vesika, şahit lk*âr-ı Maasî: Günahların derinleştirilmesi İhticacat: Delil, vesîka, şahit göstermeler tktidas: Kutsiyet kazanmak tktitâf : Meyve toplama, devşirme tlcâât: Mecbur etmeler, zorlamalar

llhâh:  (î) Üzerine düşmek, zorlama (2) Israr etme, direnme Üka: Bırakma, terk, atma

îlm-i Ledünni: Allah bilgisine ve sırlarına ait olan ilim İlzam: Cevap veremez hale getirme; susturma İmrar-ı Hayat: Hayatını geçirme

İmtidâd : (T) Uzama, uzanma (2) Uzay

İmtisal: (I) tcâb edeni, gerekeni1 yapma, bir misale göre hareket etme (2) Alman emre boyun eğme

İn fak : Nafaka verip geçindirme besleme

tnfisâl:  (T) Ayrılma, (2) Me'murluktan azledilme, çıkarılma

İnhiraf : (I) Dönme, sapma  (2) Doğru yoldan çıkma  (3) Değişme, bo-

6895

zulma (4) Kırıklık (5) Kırılma, gücenme

İnhitat: Düşme (2) yağlılığa yüz tutma, ihtiyarlık (3) Kuvvetten düşme (4) Bir şişin inmesi

Inhizam : Hizmete uğrama, bozulma, yenilme

İnkisam : Taksim olma, bölünme

İnkıyad-ı tam: Tam olarak kendini teslim etme

İnşirah :  (1) Açılma (2) Açıklık, ferahlık

İntaç: Netice verme, neticelendirme  (2) Doğurma

tntıfa' : Sönme

İntibah : (I) Uyarma (2) Göz açıklığı (3) Sinirlerin ve uzuvların hare­kete geçmesi

İntizam: Zam olunma, katılma

İrâde-i Bahir: Açık emir

I'râz :  (I) Yüz çevirme (2) Çekinme, Sakınma

Irkâp : Bindirme, bindirilme

İrtifa : Yükselme, yükseklik

İrtihâl :   (I)  Göçme, göçetme   (2)  Ölme

İrtikâb :  (I) Kötü bir iş işleme (2) Yiyicilik, rüşvet yeme

İrtişa : Rüşvet alma, rüşvetçilik

Is'af: Birinin isteğini kabul edip yerine getirme

Isâi : Buldurulma, vardırma, ulaştırma,  ulaştırılma

İ'sâr: Güçleştirme, Fakirleşme,

Iskat: (I) Sükût ettirme, susturma, (2) Münakaşada cevap vereraiye cek hale getirme (3) Kandırma, razı etme

tsnı-i Mevsûl: "O şey ki, o kimse ki" manalarinı anlatan kelimeler

İstiâb : İçine alma, içine sığma (2) Tutma, kaplama

İstiane : Yardım isteme

İstiaze : (I) "Eûzu bi'llâhi min-eş şeytân-ir-râcîm" veya "neûzü bi-llâh "el-iyâzü bi-llâh" gibi sözler söyliyerek Allah'a sığınma (2) Sığınm

İstib'âd : Uzak görme, ihtimâl vermeme                  v               |

tstib&ar: basiretli olma, hesaplı hareket etmo

îsti'câl: acele etme

tsti'dâd :  (I) Kabiliyet  (2) Anlayışlılık  (3) Akıllılık

tstifâza: Feyizlenme, feyiz alma

İstifraş: (I) Odalık alma, odalık yapma (2) yatağa alma, bera;

İstifsar: Sorma, Sorulma

İstigrab : Garib bulma, şaşma

İstiğrak:  (I)  Dalma, içine gömülme    (2) Kendinden geçip

nutma  (3) Boğulma (4) Fazla mübalağa Istihbab : Müstehap görme, bir şeyi iyi, güzel sayma İstihfaf: Ehemmiyet vermeme, küçük görme

;r yatm

jnyayı ı

6396

| İstihkak : Hak kazanma                                                          j

İstihraç:   (I)  Çıkarılma, çıkarma  (2)  Netice çıkarma  (3)   Mtlna çıkar-

i

ma anlama

tstihvâz : Galip gelme, zafer kazanma İstika': Olmasını bekleme, olacak diye endişeye düşme İstikbar: Büyüklenme, kendini büyük görme İstilâm:  (I) Öpme   veya el sürme  (2) Kabe'nin   tavafı sırasında "Ha-

cer-ül Esved" in elle okşanması ve izdiham dolaysıyle bizzat el sü-

rülemiyorsa, okşama işaretinin yapılması                          t

tstima: (Hemze iîe)  (I) Birinin ziyaretine gitme İstimrar : Sürme, devam etme

İstimale: (I) Gönül çekme (2) Teselli etme, avutma tsti'mal: Kullanma İstimrar: Sürme devam etme

tstinbat: Bir son veya işten gizli bir mana çıkarma Istinfâk : Nafaka peyda etme tstinşak : (I) Abdest alırken   veya   temizlik  için buruna su pekine  (2)

Şiddetli koklama tstirdad : Geri alma, geri isteme tstitaât: Takat, Güç yetme İstiva:  (I) Müsavi olma (2) Kaplama, örtme                        j

İstizah : Bir şeyin açık olarak bildirilmesini isteme, açıklama isteme tstfzâh~ı Keyfiyet: Bir şeyin iyi veya kötü olması cihetinin açıklanma-

m asının istenmesi

İstizan: (I) İzin isteme (2) Danışma İshâd : Şehâdet ettirme, şahit olarak gösterme Iştibah: Şüphelenme İştira*: Satın alma İ'tâ: Verme, verilme

Itâb : (Elif ile) Kolsuz, yakasız kadın gömleği Itâb :  (Ayın ile)-Azarlama, darılma Itâb : Azarlama, tersleme If âb : Yorma, yorulma lt'âm:  (Elif ile)  İkiz doğurma

İfâm : (Ayın ile) Yemek yedirme, yemek verme, verilme Itâle-i lisan : Dil uzatma, sövüp sayma İtkan : (I) Muhkem, sağlam kılma (2) İnanma, emîn olma İtlaf : Telef etme, mahvetme (2) Lüzumsuz yere   harcama    3)  yoket-

me, bozma

ltlâıf-ı Nefis: Nefsini öldürme İtinam : Tamamlama, bitirme

6897

t'tisâ: Asâ kullanma, asaya dayanma

l'tisam : (I) El ile tutma, tutunma (2) Günahtan sakınma (3) Temiz olma

Ttizar : özür dileme

İtmînân-ı Kalb : Kalbden inanmak

tttiba: Tâbi olma, uyma

İttihaz :  (I) Edinme, edinilme (2) kabul etme (3) î'tibar etme (4|) Kul­lanma (5) Kurma, düşünme

l'vicac :   (I)  Eğri büğrü olma, eğiîme (2)  Doğru hareket etmen

Iz'âc :  (I) Yerinden koparma (2) Rahatsız etme, can sıkma

K

Kabaâyih : Yakışıksız çirkin şeyler

Kabâyih-i Ef'âl: Hareketlerin çirkinlikleri

Kabih : Çirkin, yakışıksız, fena, ayıp

Kadeh : Bardak, küçük bardak, İçki bardağı

Kâffe:  Hep, bütün, cümle

Hâfir-i Mütenıerrid :  Dikkafalı kâfir

Kaht : Kıtlık, kuraklık

Kalîl: Az şey, çok olmayan'

Karabet: Yakınlık, hısımlık

Karâbet-i Nesebiye :  Ayni soydan gelmek suretiyle meydana gele: hısımlık

Karye : Köy

Kâsib :  Kazanan

Kavâid-i Arabîye : Arabî kaideler

Kavanîn-i $er*iyye : Şer'î kanunlar

Kebâİr : Büyük günahlar "Allah'a şirk    koşmak, zina etmek, dürmck"

Kerh : İğrenme, tiksinme

I£esb-i yed : Elinin kudretiyle kazanma

Kıbel-i ilâhi: İlahi taraf

Kılâde: Gerdanlık, akarsu

Kıllet :  (I) Azlık (2)  Kıthk

Kıssa-i ma'hûde : Zikredilen kıssa

Kıyas-ı Fukaha : Hakkında açık âyet veya hadîs bulunmayan mesele­lere dâir, üzerine âyet ve hadîs olan benzerlerine göre âlim'ler ta­rafından veriîen hüküm

Kisb :  Kazanç

Kitle-i Vâhid: Birük oîan kitle

Kizb-i Mahz : Tam yalan

Lâ-büdd : Gerekli, gerek, lâzım

6898

Lâhik:  (I) Yetişip ulaşan (2)   Eklenen

La-yaTri!: Aklı basında olmayan, yaptığım  bilmez, dalgın

La-yuadd :   Sayılmaz, sayısız,  pek çok

lü-yuhsâ : Sayılmaz, hesaba gelmez

Lehviyyat: Oyun, eğlence gibi şeyler

Lezâiz-i Ahiret: Ahirethı lezzetleri

Livâta : Erkekler arasındaki  cinsi sapıklık

Liynet: Yumuşaklık

M

Mâ-i Tahftr : Temiz su

Mâ-bih-il-Hayât : Hayata vesile olan

Ma'dud:   (I)   Sayılı,  sayılmış   (2)   Muayyen, belli

Ma'dûm : Yok olan, mevcut olmayan

Ma'füvv : Affolunmuş,  sucu bağlanmış

Mâğmûm :  (I)  Gamlı, kederli   (2)  Bulutlu, kapalı, sıkıntılı

Mahall-i ıııe'men :  Güvenilir yer

Maharim : Haramlar

Mahmul:   Hami olunmuş,  yüklenmiş

Mahlûka: Benimsenen, çalınan kaside, şiir

Mak'ad-ı aksa : Son oturulacak yer, en büyük toplantı yeri

Makarr:   (I)   Karar    edilen,  durulan    yer   (2)  Oturulan yer (3)   Ocak,

merkez (4)  Pâytaht, Başkent

Makbul- üş-şehâde: Şahadeti kabul edilmiş, edilen Makderet-i İlâhi : İlahi kuvvet

Makhur :  (I) Kahrolmuş, mağlub olmuş  (2) Allah'ın gazabına uğramış Maalkerahe: Kerahetle, istemiyerek Ma'nıûl: t'mâl edilmiş, yapılmış Mansib-ı Nübüvvet : Peygamberlik hizmeti Ma'reke: Savaş meydanı Maslfip : Asılarak öldürülmüş

Masruf:   (I)  Sarf olunmuş, harcedilmiş   (2) Çe\Tİhniş, döndürülmüş Matrûd : Kovulmuş, vazifesinden çıkarılmış Ma*tuf: (I) Eğilmiş (2)  yöneltilmiş Ma'tûh : Bunamış. bunak Maûnet:   (I) Yardim   (2) azık, yol yiyeceği

Mazanne:  (I) Bir şeyin vücûdunun zannolduğu yer. (2) Ermiş sanılan Mazmum : Zammolunmuş, ilâve olunmuş Ma'zur : Özürlü, özrü olan Mebâhis :  (I) Bir şeyin   bahsolunduğu yerler (2)  araştırma, araştırma

yerleri, münâkaşa yerleri Me'cûr : Ecir ve sevabı verilmiş olan

6899

Medyun : Borçlu, verecekli

Mefâtih-i Ga-yb : Gayb anahtarları

Mefruşat : Kilim, seccade, koltuk

Mefrûz : Farz kılınmış

Mehâlik: Helak olacak yerler, tehlikeli yerler veya işler.

Me'haz: Bir şeyin alındığı, çıkarıldığı yer; kaynak

Mekârim: Keremler, cömerdlikler, iyi ahlâklar

Mekr: Hile

Me'kûlât  : Yiyecekler

Melbûsat: Libaslar, giyecek şeyler

Melce*: İltica edecek, sığınacak yer

Melhuz : Mülahaza edilen, düşünülebüen, hatıra gelen

Me'lûfat: Alışılmışlar

Me'mûl : Ümit olunan, umulan, beklenilen

Menâfi':  Menfaatler, çıkarlar

Menâfi-i Kesıre : Bol ganimetler, çok menfaatler

Menafi-i mahsusa: Husûsi menfaatler

Mcnâsik-i hacc : (I) Hacı olmak üzere mekkeye gidenlerin Kabe'yi zi­yaret etmeleri, Arafat'da vakfeye durma, kurban kesme, ihram giyme muayyen bir yerden bir yere yürüme, gibi yapılan ibâdet rü­künleri   (2)   Bunların yolunu, usûlünü gösteren kitap

Mensuh : Nesh olunmuş, hükümsüz bırakılmış, hükmü kalıdırılmış

Merâtib : Rütbeler, dereceler                                                             ]

Merâtib-i isti'dad : îsti'dad mertebeleri

Merhûn:  (I)  Rehn edilmiş ödünç alman bir şeye karşı, garanti olarak verilen şey (2) Muayyen zaman, bir şeye bağlı

Merkûz :  (I) Dikilmiş, saplanmış  (2)    tabiatında, yaratılışında bulunan

Menre : Defa, kere                                                                         !

Mesabe : Derece, rütbe

Mesâib:  (Ayın ile)  zor işler, müşküller

Mesaili Diniyye : Dinle ilgili meseleler

Mesâlih-i Dünyeviyye: Dünya ile ilgili işler

Meserret: Sevinç, şen

Mesımı' : İşitilmiş, duyulmuş

Meûnet: ölmiyecek kadar yiyecek içecek (2) zahmet, meşakkat

Mevâni*: Manîler, engeller

Mevrûs: Miras kalmış, ana babadan geçmiş

Mevsûl : Vaslolunmuş birleşmiş, kavuşmuş

Meyyit î Ölmüş

Mezâya-yı insaniye: İnsanlık meziyetleri

Mihan : Sıkıntılar

6900

Mikât: Mekke yolu üzerinde ilacıların ihrama girdikleri yer

Mi$ kat: îçine kandil lâmba gibi şeyler koymak, için duvarda yapılan o-

yuk, hücre

Muâhaze :  (I) Azarlama, çıkışma (2) Tenkîd Muâkab : Cezalandırılmış Muâhid :  (I) Antlaşma yapanlardan her biri (2) İslâm hükümetine bir

para Ödeyerek kendini himaye    ettiren (hiristiyan veya bir başka.

dinden kimse)

Muarref :  (I) Ta'rif edilmiş, etrafıyla    bildirilmiş,  (2) bildik, belli, bi-

lineiî

Muattal :   (I) Ta'til edilmiş, bırakılmış  (2)  boş işsiz

Muayyebat: Ayıp ve iğrenç şeyler

Muayyenat-ı askariye : Asker erzakı

Mubah : İşlenmesinde sevap ve günah olmayan şey

Mu'ci/at-ı  zahire: Görünen mucizeler

Mufahham :  (Ha ile) Kömürleşmiş, kömür, hâlini almış

Mufahham :  (Hi ile)l Saygı, büyüklük, ululuk kazanmış, i'tibarlı

Mufazzel : Tafdîl edilmiş, başkalarına üstün tutulmuş.

Muhakkik :  Tahkik eden,   soruşturucu

Muhal: Mümkün olmayan, olamaz, olmaz Muhalled : Tahlîd olunan, daimî

Muharremat:  Şeriatçe haram ve yasak olan şeyler

Muhasama: İki taraf arasındaki düşmanlık

Muhikk :  (I)  Ihkak eden, hakkı yerine getiren (2)  haklı, doğru

Mühlik: Helak eden, öldüren, öldürücü

Mu h sen at : Haramdan sakınan temiz, namuslu kadınlar

Muhtasar: Kısaltılmış, kısaltma

Muhtedi1: Hilekâr, daîevareci                     :

Mühtezz : Titreyen, ihtiraz eden                 ;

Muin : lâne eden, yardımcı                        ■ |    ■

Mukârin : Bitişik, yaklaşmış, erişmiş         ;

Mukırr:   (I)  İkrar eden, doğruyu söyleyen  (2)  Fıkıhda;   (birinin, ken­disinde hakkı olduğunu haber veren kimse)

Muktedabih:   (I)  İktidâ    edilen, uyulan     (2)  önde bulunan, kendisine uyulan  (İmam Reis)

Mımkarız  :  İnkıraz bulan, biten arkası gelmeyen, sönen,  zürriyeti tü­kenmiş, kesilmiş olan

Musâb:  (I)  îsâbet etmiş,    rastlamış, üzerine    düşmüş   (2)    musibete uğramış                                                   :

Musâraa :  Pehlivanlık, güreşme                  ;

Musiri-: İsrar eden, direnen, ayak direyen

Musîb: İsabet eden, rast gelen, yanılmayan

Muslin : Islâh eden, iyileştiren, arabulucu

Muti;   (I) itaat eden, boyun eğen, (2) bağlı (3)  Rahat

Mu'terif : l'tiraf eden, kendi kusur ve    kabahatini    gizlemiyerek söyli-

yen, anlatan                                                 >

Müttehiz : ittihaz eden, kabul eden, sayan Muttali' : Öğrenmiş haber almış bilgili, haberli Mu'tekid: l'tikad eden, inanan, dînî bütün

Mu'tekif : (I) Bir ibadethaneye çekilip namaz niyaz ve ibâdetle meş­gul olan (2)  Ramazanda câmi'de i'tikâfa çekilen

Mu'tezile: Kaderi inkâr edip "kul ettiklerinin yaratıcısıdır" diyen ve Allah sıfatlarını kadim saymakta ehl-i sünnetten ayrılan-ve vâsıf bin Ata yolunda olan kimseler ki, "kaderiyye" de bunun kollarm-dandır

Muzmerat : Gizli, saklı örtülü, dışarı vurulmamış, içde saklı şeyler   |

Mnztarr: Çaresiz kalmış, zorlanmış                                                     ?

Mübâlât : (I) Kayırma, himaye (2) dikkat, îtinâ (3) dikkat ve   düşün­me ile kaygılanma Mubassır : Gözetici, bekleyici MübtU: îptâl eden, hükümsüz bırakan MUc&use : Birlikte, beraber oturma

Mücavir: (î) Komşu (2) tekkeye çekilip oturan (3) Yurdunu ve diya­rını terk ederek zamanını Harameyn-i Şerifeyn'de ibâdetle oturan Mücazat: (I) Karşılık (2) Bir suça karşı ceza çektirme Müdahane : Dalkavukluk Miidârât: yüze gülme, dost gibi görünme                                  »|

ti

Müdebbir : Tedbir alan, tedbirli düşünce ile hareket eden        ; Müeddâ* :   (I) Te'diye olunmuş' edâ olunmuş  (3)  Ma'nâ, mefhum, Müfarekat:  (I)  Ayrılma, uzaklaşma    (2)  Bir yerden ayrılma (3)

sanma

Müheyya: Hazır, hazırlanmış Mükâşefat:  Hakikat ehline Allah  sırlarının görünmesi, kendileri 1

nurunu görmeleri. (2)  Meydana çıkarma Mî linet: Kuvvet, kudret Mülâki: Buluşan, kavuşan,  görüşen

Mülâzemet: (1) Bir yere veya kimseye sımsıkı bağlanma (2) Gidip

me (3) Bir İşle devamlı meşgul olma (4)  Staj görme Mümâselet: Benzeme, benzeyiş

Mümâşât: (1) Yoldaşlık, gösterme

beraber   gitme (2)  suyunca gitme,   uys

 

6902

Mümted : tmtidâd eden, uzayan, süren; sürekli

Münaeebet: Asıl bulunma, soy temizliğini iddia etme

Münâkehe : Nikahlanma

Münkatı' : (1} Kesilen, kesilmiş (2) Arkası gelmeyen, son bulan (3) ay­rılmış

Münkerat:  Şeriatçe yapılması yasak edilen şeyler

Münzel: tnzâl olunmuş, ajşağı indirilmiş

Mürâî: İki yüzlü kimse

Mürtefi' : Yükselen, yüksek, yüce

Mürtekib-i kebir : Büyük yakışıksız iş yapanlar, rüşvet yiyenler

Müsanıma'  : İşitilmiş,, duyulmuş

Müstağfir: istiğfar eden, günahlarının bağışlanmasmı Allah'tan dileyen

Müstahseıı : Güzel sayılmış, beğenilmiş

ftlUsteb'ad : Uzak görülen, olacağı sanılmayan

Müstelzim : istilzam eden, gerektiren, gereken

Müsterşid : îrşad edilmesini, doğru yolun gösterilmesini istiyen

Müsteşar :  (1) Kendisiyle müşaverede bulunulan kendisine iş danışılan (2)  Vekâletlerde vekilden sonraki âmir

Miitefavit : Birbirinden farklı, çeşitli olan, aralarında fark bulunan

Müteferri'   :   (1) Teferru' eden bir kökten ayrılan,  (2) Bir kökle ilgili olan

Mütemerrid

Miitonassıh

Mütonebbih : toplayan

Mütteki : Ittika eden, dayanan, dayanmış

Müvalât : Dostluk, dostâne muamele, karşılıklı muamele, himaye, mua­venet

Müzahrefat : Süprüntüler, pislikler

N

Nâbedid : Görünmez, belirsiz, kayıp

Nakz-ı Ahd : Yemini bozma

Nâr-ı Cahîm : Cehennem ateşi

Nasır : Yardım eden

Nazar-i istidlal : Yol gösterme bakışı

Nedîb : Yara eseri kalan organ

Nehar : Gündüz

Nehb : Yağma, çapul

Nekre-gû : Gülünç sözler söyleyen, tuhaf fıkralar, hikâyeler anlatan

Nesayih-i Beliğ : Açık nasihatlar

Dikbaşlılık eden, dikkafalı Nasihat kabul eden, öğüt dinleyip uslanan intibah   eden,   uyanan,   uyanık   uslanan,   aklını   başına

6903

Nevâhî : Yasak şeyler

Nevâhid : Turunç memeli kızlar

Nevâkıs : Noksanlar, eksikler

Nevâkis : Başlarını daima önüne eğen adamlar

Nezâfet-i Kâmile : Olgun, temizlik

Niam-i Bakiye : Kalan ni'metler

Nik ü bed : îyi, kötü

Nikmet : Şiddetli ceza

Ni'met-i Uznıa : Çok büyük ihsan, çok büyük saadet

Nisyan : Unutma

Nukul : Nakiller, hikâyeler, rivayetler.

Nutfe :  (1) Döl suyu, sperma,  (2) Duru, saf su, (3) Meni

E

Bâsih :   (1)  Sağlam, temeli kuvvetli,  (2)   Bilgisi  (din bilgisi)  co ^    niş olan

Becül-ü Kâmil : Olgun erkek Befan-i Baki' : Bakî rahatlık Refakat : Refiklik, arkadaşlık Remmal : Remil döken, fal açan, kayıptan haber vermek iddiasınd

Umarak dolandırıcılık eden (adam) Remiy : Atma, tüfek atma Revâbıt :  (1) Bağlar, (2)  Münasebetler,  (3)  Bağlılıklar,  (4) Terf;

sıralar, usuller, düzenler Rızâ-i Bari : Allah'ın rızası Rikkat-ı Kalp : Kalp inceliği Rubublyet : (1) Efendilik,  (2) Allah'a âitiik Rub'-u Mesken : Oturulacak yerin dörtte biri Bttesa : Reisler Rütbe-i Rahâni : Ahi retle ilgili olan derece

S

Sabâvet : Çocukluk, sabîlik

Sâİbe : Başı boş bırakılmış hayvan

Sâhir : Sihir yapan

Sâil : (Sat ile) saldıran

Sâü : (1)  (Suârden) Suâl eden, (2) Dilenci, (3)  (Seyelân'dan) akıcı

Salâbet-i Diniyye : Din sağlamlığı

Salavat-ı Mefrûze : Farz ohınan, Hz.   Mııhammed için edilen dualar

Sarf-ı Hakderet : Kuvvet aarfetrae

Savt-ı Bâlâ : Yüksek sea

6904                                                       :

Sebk  :   (1)  Bir şeyi eritme, kalıba dökme.  (2)   İbarenin tarz ve tertibi

Sebkat : Geçme, ilerleme

Sefâhet : (1) Zevk ve eğlenceye aşırı derecede düşkünlük, (1) Akılsızlık, (3)  Harvurup harman savurma

Sefih : Zevk ve eğlenceye düşkün, parasını pulunu israf eden akılsız

Sefk-i Dima' : Kan dökme, kan dökücülük

Sehâfet :  (1)  Zayıflık, hafiflik, (2) Gevşeklik

Sehim : Hisse sahibi

Sehl : Kolay

Sekâmet : Hastalıklı olma

Sekinet : Rahat, sakinlik

Sekerât-ı mevt : Can çekişirken gelen baygınlık, dalgınlık

Semahat : Cömertlik, el açıklığı, iyilikseverlik

Sevâ-İ Tarîk : Yol beraberliği

Sevb :  (1) Bez,  (2)  Elbise

Sia-i Haır/, : Hoşlanma rahatlığı

Sibak : Bir şeyin üst tarafı, geçmişi, (2)  Bağ, bağlantı

Siıııı-i bulûğ : Bulûğ yağı

Sîret : (1) Bir kimsenin içi, hâli, tavrı, gidişi, ahlâkı, (2) Hal tercümesi

Siyak : Sözün gelişi, ifâde şekli

Sudur : Sâdır olma, meydana çıkarma, olma

Suûbet : Güçlük, zorluk

Suret-i Seciyye : Seciyyenin sureti, karakter tarzı

Surût-i uhra : Başka suret, diğer tarz

Suver-i Muhtelife : Çeşitli şekiller

Süfelıa : Sefihler, zevk ve eğlenceye düşkün olanlar

Süknâ : Oturulacak yer

Sülük : (1) Bir yola girme, bir yol tutma, {2) Bir tarikata intisâb etme

Sünnet-î Diniye : Dinin nizâmı, Dinde Hz. Muhammed'in sözlerine, işle­rine ve tasviblerine uymak

Taaffün : Çürüyüp kokma

Taahhüd : (1) Üzerine alma, yapılması iç*in söz verme, (2) Bir işin ya­pılması için resmî olarak sözleşme      j

TaakkHİ : (1) Akıl erdirme, zihin yorarak anlama, (2) Hatırlama

Ta*ahhıır : (1) Sonraya, geriye kalma, (2) Gecikme

Taallül : Vesile ve bahane arama, yalandan bahanelerle bir işten kaçınma

Taallüm : öğrenme, ders alarak öğrenme, elde etme

Taammüm : (1) (Umumdan) umûmî olma, umûmileşme, (2) (İmame -den)  sarık sarma,  (3)   (Anım'den)  amca olma

Taannüd : tnat etme, direnme, ayak direme Taassubat-ı Batıla : Bâtıl taassublar Taayyüş : Yaşama, geçinme Taâvün : Yardım etme Tabib-i Hâzik : İşinin ehli olan doktor Tâib : Tövbe eden

Tab'i Salim : Sağlam tabiat, iyi huy Ta'cil : Acele ettirme, çabuklaştırma

TVdad : (1) Sayma, sayı, (2) Birer birer söyleme, sayıp döl Tafzîz : Gümüş kaplama Tagaddi : Gıdalanma, beslenme Tâğî : Azgın, isyan eden Tagayyüb : Kayb olma, görünmeme Tagayyurat-ı Garibe : Garib değişmeler Tağlîb : Bir ilişik ve ilgiden dolayı bir kelimeyi başka bir ma'nayı da iç ne alacak şekilde kullanma: Baba ile anneye  "ebeveyn" denilme

gibi

(Ha ile)   (1) Yokuş aşağı inme,  (2) Yukarıdan aşağı âk

Tahaddür gitme Tahaddür Tahallüf : Tahavvül Tahlîs Tahmil

(Hı ile) Örtünme (kadın hakkında, tesettür gibi) (1) Geride kalma, arkada bırakılma, (2) Uygun gelmeme Değişme, bir hâlden bir hâle girme Kurtarma, kurtarılma (1) Yükleme, yükletme, yükletilme, (2) Bir işi birinin üzeri

bırakma

Tahrim : Haram kılma, kılınma

Tahzir : (Zâl ile)  (1) Sakındırma, sakındırılma, (2) Men etme Tahrir : (Dat ite)  (D Hazırlama, (2) İlâç hazırlama, (3) Yeşillendin Tahzîr :  (Zı ile) Men' etme, önlenilme Taife-i Nisa : Kadın kafilesi

Takarrüb : (1) Yaklaşma, yanaşma", (2) Vakti yakın olma Takarrür :  (1) Karar bulma, kararlaşma, karar kılma, (2) Yerleşme Takbih : Çirkin görme, beğenmeme

™ ! "'«,   («BağUuna,    («H-.*.^

koyma

Taraş:  (se ile) Âdet görme, aybaşı Tams:  (siz ile) Yoketme, belirsiz etme Ta'n: Sövme, ayıplama

Htüâsat-Ül Beyân, Ğfî

Tanzifat: Temizlik işleri

Tarassud: Gözleme, bekleme,  dikkatle bakma, gözleme Takî: Taravetli, taze Tarîk: Yol

Tarîk-ı Tedriç : Basamak hâlindeki yol, derece derece, basamak   basa­mak ilerleme

Tarz-i Taayuş: Yaşama şekli, yaşama yolu Tasaddfi: Bir işe girişme, başlama

Tasadduk: Sadaka olarak verme, verilme

Tasmim : Tasarlama, kafi olarak niyetlenme

Tasrif :  (I) İstediği yolda idare  (Allah, Hak.)   (2)  Gramerde bir keli­menin çekimi

Tathir : Temizleme

Tatahhur: Temizlenme

Tav'an: İsteyerek, kendi isteğiyle

Tavk-ı Beşer : İhsan gücü

Ta'zib-i Haps-i   Matar :   Yağmurun   habs edilmesinden ileri gelen azab (yağmursuzlukdan mütevellid ıztırab)

Ta'zîr-i şer'i: Şer'î azarlama, tekdir etme

Tebaiyet: Tabî' olma, uyma

Tebeddülattı Acibe :  Acayip değişiklikler

Teberri: Sevmeyip yüz çevirme

Teb'id:  (I) Uzaklaştırma (2)  kovma

Tebşir: Müjde verme

Tecemmu': Toplama, yığılma

Tecemmül: Süslenme

Tedeyyün:  (dîn'den)   (I)  Dine bağlı olma (2)   (deyn'den)     Borçlanma

Tedmir: Yok etme, mahvetme, tepeleme

Te*dibat-ı Şakka: Zahmetli terbiye etmeleri, meşakkatle yola getirme, terbiye etme

Teehhül :  (I) Ehlileşme (2) Evlenme

Teemmül: İyice, etraflıca düşünme

Teenni:  (I) Yavaş hareket etme (2)  İlerisini düşünerek dikkatli dav­ranma

Tef avut.:   (I) İki şeyin birbirinden farklı olması,  (2) İki §ey arasında­ki fark

Tefevvuk : Üste çıkma, yükselme

Tefevvüh :   (I) Ağıza alma, söyleme (2) Münasebetsin söz söyleme, dit

uzatma

Tefrit: Tersine aşırılık, ortalamanın çok altında kalma, Tefrîd: Dünyadan geçip yalnız Allah ile meşgul olmak.

Tefviz-i Umur: işlerin dağıtımı, havale*

Tegavvut: Büyük abdest bozma

Tehzib: Islâh etme, düzeltme, temizleme

Tekâlif-i Şakka: Şer'i cevaz bulunmayan ve tekâlif kaidelerine de ı

mayan vergi

Tekâsül: üşenme, tenbellik, ilgisizlik Tekeffül: Birine kefil olma, kefalet etme, feyz verme Telbîs :   (I)  Ayıbım, kusurunu    Örterek bir" şeyi sahtelendirme   (2)  s

ret-i haktan görünerek hile edip aldatma (3)  Oyun, hile Telvis : Bulaştırma, kirletme, pisletme Temadi: Sürme, sürüp gitme, uzama Temerrüd : Dikbaşhlık, inat, direnme Temekkün : Mekanlaşma, yer tutma, yerleşme Temeşsük :  (I) Tutunma, sarılma (2) Borç senedi Temşiyet :  (I) Yürütme,   yürütülme    (2)    Meydana    gelmesini kola

laştırma

Teııezzüh : Gezinti Tenfîr : (nefret'ten)  (I) Nefret ettirme, iğrendirme, tiksindirme, tiksi

dirilme,   (nefîr'den)   (2)   Savağa toplama;  asker toplama Tenkil: (I) Uzaklaştırma (2) İbret olacak bir ceza verme (3) Tepeler Tergib : Arzu ettirme, istek verme, isteklendirme Terhib: (Ha ile ) Birine "merhaba" deme, hal ve hatır sorma Terviç : (I) Kıymet ve   itibarını artırma.   (2) Geçirme (3) tutma, de

tekleme              '

Tesdid:   (I)  Hayırlı işe doğru    yöneltme    (2) Uzunluğuna    doğrultm

doğrultulma Teshil : Kolaylaştırma

Tesliye : Teselli verme, avutma .                                   ,

Tesmiye :  (I) Ad koyma, isim verme  (2) besleme çekim Teşe'üm : Uğursuz sayma

Teşeffî-i Sadr: Öc aldıktan gönlün rahatlaması Teşviş: Karıştırma, karma karışık etme

Tevarüs:  (I) Mirasa konma (2)  birinden diğerine irseri geçme Tevbih : Tekdir, azarlama Tevcihat: Rütbe vermeler, verilmiş rütbeler Tevkir: Güzel karşılama, ağırlama, ululama Tevsik : Sağlamlaştırma, vesikalandırma Tezekkür: (I) Hatıra getirme (2) Bir meseleyi konuşmi Tezvic : Evlendirme

U Uhde: Söz verme, bir işi üzerine alma (2) Vazife (3) Yapma, becerir

690S

Umre : Hac mevsiminin dışında Kâbeyive Mekke-i Mükerremenin mü­barek yerlerini ziyaret etme Ufeûl-i Beşer: İnsan akılları Umur-u Din: Din işleri tJnmr-i Mühimme : Ehemmiyetli işler Umur-ı Sınaat: Sanat işler

Ü

Übüvvet: Babalık, atalık

Ümm-ül- Habâis : Şarap, içki, habasetlerin anası

Üram-ül Maasi : Günah anası günahların anası

Ümera-i Salîfe: Geçmiş Ümmetler

Ümniyye :  (I) Ümit  (2) îstek, arzu, (3) Niyet, kuruntu

Üstâz: Üstad

Vakt-i Merhun: Beklenen çağ ve zaman

Vasî:  (I) Bir ölünün vasiyetini yerine getirmeye    me'nıur edilen kim­se (2)  (îmâmiye mezhebine göre) Hz. Ali (R.A) Vech-î Meşru1: Kanuna uygun taraf Vehle-i ûlâ :  (I)  İlk başlangıç, birdenbire (2) İrkilme, ürkme

VettaUdir : Takdir üzere

Vesâyâ: Vasiyetler, bir kimsenin,    öldükten sonra   yapılmasını istedi­ği şeyler VUdan:  (I) Yeni doğmuş çocuklar (2) Kullar, köleler

Vikâ' : (I) Cim'a (2) Savaş, ceng, harb Vizr-ü Vebal: Günah ve azab

Yed-i Atûfet: Merhamet eli Yümn: Uğur, bereket

Z Zecr: (I) önleme, yasak etme (2) Zorlama (3) kovma (4) Eziyet, sık

ma

Zecr-i Azîm : Büyük eziyet Zekâvet :  (I) Kavrama (2) Çabuk anlama Zelle : Sürçüb kayma               .

Zevc-i ahar: (Vefat veya boşanmadan sonraki) ^ka zevc Zevi-Mılaıl : Aklı olanlar, insanla Tasavvufta, halkı zahiren, hakkı

tinen görenler

6909

Zihar : (I) Karşılıklı yardımlaşma (2) Huk (eskiden) hocasının karı­sını müebbeden mahremi olan bir kadının bakmak caiz olmayan bir uzvuna teşbih eylemesi (cahiliyyet zamanında Araplar ara­sında carî ve talâk envaından ma'dud idi. Şeriat-ı Islâmiye tara­fından bu nevi talâk, menedilmiş ve zecr için zıhâr eden kimseye kefaret vazolunmuştur)                                                           ■

Zikri Melzûm : Lüzumlu anma

Z i mânı  : Yular, hayvan yuları

Zir-i cenah : Kanatın altı

Zî-rahim : Hısımlık, akrabalık

Zuafâ-yî Avam : Aşağı tabakanın zayıfları

Zuhurat: Hesapta olmayan, Umulmadık hadiseler

Zulmet: Karanlık

Zu'm:  (I) Batıl zan  (2) Şüphe

Zuyûf: Misafirler, konuklar