Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kuran - 06 Ferdi Ahlak - Kuran Ahlaki

AMELİ AHLAK (PRATİK AHLÂK) 2

Kur'an-ı   Kerim'den  Âyetler 2

FERDÎ AHLÂK.. 2

I. Emirler 2

Genel Olarak Öğretim: 2

Ahlâkî Gayret: 2

Ruhun Safiyeti: 3

Doğruluk: 3

İffet, Edeb, Bakışlarım Haramdan Sakınmak: 3

Hevâ Ve Heveslerine Hakimiyet: 3

Öfkeye Hâkimiyet: 4

Samimiyet: 4

Hükümlerde İhtiyat: 4

Kötü Zandan Çekinme: 4

Sebat Ve Sabır: 4

İyi Örneklere Uygunluk: 5

Îtidâl: 5

Güzel İşler: 5

Temiz Niyetîilik: 5

I1. Yasaklar 5

Yalan: 5

Nifak: 5

Fiilleri Sözlerine Uymamak: 6

Cimrilik: 6

Îsraf: 6

Gösteriş: 6

Kudretiyle Veya Bilgisiyle Övünme. 6

Bu Dünyaya Bağlılık: 7

Hased Ve Tama': 7

Faydasız Pişmanlık Veya Aşırı Sevinç: 7

Fuhuş: 7

Îçki Ve Pis Şeylerin Kullanılması 7

Her Çeşit Kirlilik (Ahlâkî Veya Bedenî): 7

Gayr-İ Meşru Kazanılmış Bir Malın Kullanılması: 8

Kötü Yönetme: 8

I11. Mubahlar 8

İyi Şeylerden İtidalli Yararlanma: 8

Zaruret Karştstnda Kural Dışt Davranmaya İzin: 8


AMELİ AHLAK (PRATİK AHLÂK)

 

Önceden geçenlerin hepsinde, ahlâk düşüncesinin Kur'anî kavramını tarif etmeye çalıştık.                                                             Ödevin kaynağı nedir? Onun değeri nedir? Hedefi nedir? Kaderi nedir?Onun tarifini tesis etmek için bütün bu soru işaretlerine, nassta olduk­ça açık bir cevap bulabildik. Bütün halinde bakıldığında, Kur'an'm ahlâ­kî doktrini sentezlerin bir sentezi olarak nitelendirilebilir. O, yalnız meşru, ahlâkî, içtimaî ve dinî bütün istekleri yerine getirmez; aynı zamanda o, bu uzlaştırıcı ruhun her adımına içtenlikle nüfuz etmektedir. O, hem ser­best ve disiplinli, hem akılcı ve mistik, hem yumuşak ve sert, hem gerçek­çi ve idealist, hem muhafazakâr ve ilericidir.

Ve bu çeşitli birlik içinde zıtların basit bir yanyana konmasını, ilavele­rin bir ilavesini görmemek gerekir. Çünkü bu sentezde, ne sadece dozunu ayarlama ile silsile-i merâtip, denge, ahenk, ne de sadece çeşitli ilişkiler altında ahlâkîliğin hizmetinde makul gayretin tamamı meydana getirilir. Fakat orada daha çoğu ve daha iyisi vardır : Bütün unsurların işbirliği yaptıkları ve bütün fonksiyonların dayanışma içinde birbirine tutunduk­ları organik gerçek bir yapı söz konusudur, ideal eserde, en sağlam ola­nın pratik gerçekle ittifak ettiği, çerçeve sertliğinin muhteva yumuşaklı­ğı ile atbaşı yürüdüğü ve nizamı devam ettirmekte ve ilerlemeyi sağla­makta hepsinin ortak çalıştığı görülmüştür. Akim imanla nasıl kemâle er­diğini ve imanın akla nasıl başvurduğunu gördük. Ferdin, bütün kendi sorumluluğunu üzerine alırken genel ahlâkî hayatın iyi seyrine nasıl dikkat ettiği; diğer taraftan cemiyetin, aynı zamanda nasıl kendi yüceliğini, üyelerine nisbetle kutsal hakkını (bununla birlikte bu sonunculardan fay­dasız veya mutaassıbâne fedâkârlık istemeden) ve yoksullara uygun bir huzur sağlamanın, onları her haksız yükümlülükten kurtarmanın kendi­sine düştüğü kaçınılmaz ödevi anladığı da müşahede edildi.

Bütün bu diyalektik, bütün bu med ve cezir, sisteminin ortasında bu­lunan ve takva fikri içinde özetlenebilen tek bir prensibin etrafında raks etmektedir: O, sırasında karmaşık bir kavramdır, çünkü o, idealin en de­rin hürmetini ve tabiat tarafından uyulması zorunlu kılman şartlar için­de mümkün olan en iyisinin araştırmasını birlikte taşımaktadır.Böyle bir incelemenin faydası, edâ etmeye davet edildiğimiz şeyi bize tamamiyle öğretmeye ve onu haklılığını göstermeye yaramaktadır.Fakat bunun hepsi, ancak nazarî bir ihtiyaca cevap vermekte ve ahlâkî problemin ancak ikinci veçhesini oluşturmaktadır. Fazileti tarif etmeye gü­cü yetmeksizin insanın faziletli olması mümkündür. Bizim, faziletin tarif edil­mesinden daha çok faziletin bize gösterilmesine ihtiyacımız vardır. Ne yapmak zorundayım? îşte o, en cihanşümul ve en âcil sorudur; beşerî ruhun günlük ekmeği işte odur. Bundan dolayı Kur'an-ı Kerim'deki nazarî teme­li ve ahlâkın en genel prensiplerini keşfettikten sonra, eğer bu kitabın bi­ze bıraktığı tatbiki ahlâkın dev yapısını baştan başa dolaşmazsak, eseri­miz açıkça lüzumlu bazı vasıflardan mahrum bırakılmış olacaktır.İşte bu pratik ahlâkın özetidir.Hayatın[1] bütün alanlarında faaliyetimizin, nasıl çizilmiş yolunu orada bulduğunu göreceğiz. Belki nassa, açıklamalı veya mukayeseli bazı not­lar ilâve etmek yerinde olacaktır; fakat, zaten oldukça hacimli eserimizi kabartmamak için az önce işaret ettiğimiz çeşitli alanlara göre, biz, nass-la ilgili bu seçme parçaları derli ve toplu bir şekilde tasnif ederek onları, zaruri bir durum dışında, sadece gözler önüne sermekle yetineceğiz.

 

Kur'an-ı   Kerim'den  Âyetler

 

FERDÎ AHLÂK

 

I. Emirler

 

Genel Olarak Öğretim:

 

Bilmiyorsanız, ilim sahiplerine sorunuzAhlakî Öğretim[2]:"Mü'mirilerin hepsi de (ilim yolunda) seferber olacak değildirler. İçlerinde her sınıftan bir cemaat sefere çıkmalı, bir kısmı da din hususunda vukuf kesbet-mek, din ahkâmını öğrenmek için çalışmalı, geri döndükleri zaman kavimlerine ihtarda bulunmalıdır[3]|

 

Ahlâkî Gayret:                                                                      

 

"Fakat o sarp yokuşu geçemedi. Sarp yokuş nedir bilir misin? Bir kul âzâd et­mek, yahut açlık gününde, hısımlardan bir öksüzü, yahut yerde sürünen bir yok­sulu doyurmak, sonra îman edip, birbirine sabır ve merhamet tavsiye edenlerden olmaktır.[4]"Bizim yolumuzda (çalışıp didişenler), mücâhede edenleri muhakkak ki yolla­rımıza iletiriz[5]Doğru yola iletilenlere gelince, Hak Teâlâ onların hidâyetini artırır, onlara (fenalıktan) sakınmanın (mükâfatım) verir.[6]"Sizin sa'yiniz, türlü türlü (maksatlar, gayeler) gözetir. (Önün için) her kim (malını) verir, (fenalıktan) sakınır ve en iyiye inanırsa, ona en kolay akıbeti ko­laylaştırırız. Cimri olan, kendisini (bizden) müstağni sayan ve en iyi (vahy)i ya­lan sayana da güçlüğe giden yolu kolaylaştırırız[7]Hak Teâlâ (ahlaken ve cis­men) temizlenenleri sever.[8]

 

Ruhun Safiyeti:

 

"Ruha ve ruhun kemâline (dikkat et). Ona hak yoldan uzak kalmayı, kötülük­ten sakınmayı ilham ile öğretti. Kim öz canını tertemiz tutarsa felah bulur. Kimöz canını kirletirse hüsrana uğrar.[9]Beni insanların kaldırıldıkları gün rüsvây etme! O gün ne mal, ne evlât fay­da verir. Ancak Allah'a temiz bir kalble gelenler (kurtulurlar).[10]Cennet, fenalıktan sakınanlara yakınlaştınlacak. Onlardan uzak kalmaya­cak. Onlara: işte, denilecek, size va'dolunan budur! Daima Allah'a dönen (ve O'na sığınan), hadlerini muhafaza eden, esirgeyen, Allah'tan gizlice korkan; (hakka) dönen bir yürekle Allah'a gelen (herkesin) mükâfatı budur.[11]

 

Doğruluk:

 

Tanrınız yalnız bir tek tanrıdır. Hepiniz O'na doğrulun[12]O halde sen ve seninle beraber Allah'a dönenlerle sana emrolunduğu gibi, dosdoğru yolda yürü[13]

 

İffet, Edeb, Bakışlarım Haramdan Sakınmak:

 

"Müminlere de ki: Gözlerini nâmahremden sakınsınlar, örtülecek yerlerini korusunlar. Bu hal onlar için daha nezaketlidir. Hak Teâlâ onların işlediklerin­den haberdardır. Mü'min kadınlara de ki: Gözlerini nâmahremden sakınsınlar, örtülecek yerlerini korusunlar. Zînetlerinİn görünen kısmından fazlasını göster-mesinler. Örtülerini omuzlarından aşağı doğru sarkıtsınlar. Zînetlerini ancak kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babasından, yahut oğulla­rından, yahut üvey oğullarından, yahut kardeşlerinden, yahut kardeşlerinin oğullarından, veya kız kardeşlerinin oğullarından, yahut kadınlarından, yahut memlûklerinden, yahut erkeklikten kesilmiş hizmetçilerden, yahut kadınların gizli kalan yerlerine muttali olmayan çocuklardan başkasına göster meşinler. Gizledikleri zînet bilinsin diye ayaklarını birbirine vurmasınlar.[14]Evlenmeğe gücü yetmiyenler de, Allah'ın lütf-u kereminden zengin olunca­ya kadar iffetlerini korusunlar.[15]Erkeğe varmaktan ümidi kesilmiş kadınların, zînetlerini göstermemek üze­re dış esvaplarını çıkarmalarında beis yoktur. Yapmamaları daha hayırlı olur[16]O mü'minler ki, namazlarında huşu üzeredirler, beyhude, boş sözlerden yüz çevirirler, zekâtı verirler, kendileriyle meşru münasebette bulunmaları töhmeti müstelzim olmayan zevceleriyle sağ ellerinin mülkü olanlardan başkasına karşı, —bu ikisinden başkasını dilerse haddi aşmış olacağı için— utanılacak yerlerini haramdan saklarlar.[17]Ey Peygamber kadınları! Siz kadınlardan biri gibi değilsiniz.Evlerinizde karar kılın. Eski câhiliyet zamanında olduğu gibi kınla döküle, zînetlerinizi bel­li ede ede yürümeyin.Ey Ehl-Beyt! Hak Teâlâ sizin üzerinizden her türlü kir­liliği izâle etmek, sizi tertemiz yapmak ister![18]

 

Hevâ Ve Heveslerine Hakimiyet:

 

"Tanrısının huzurunda (suçlu) durmaktan korkarak nefsini süfli hevenehyeden için de, şüphe yok ki (varılacak) yer Cennet'tir.[19]lerden Nefsinin) arzusuna uyma, (uyarsan) seni Allah yolundan sapıtır.[20] Ey iman edenler! ...Nefsinizin hevâsına uyarak adaletten uzahlaşmayın. (Şahitlik ederken) dilinizi bükecek, yüzünüzü çevirecek olursanız, (bilin ki) Al­lah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.[21]Gtdâî ve cinsî arzulardan periyodik olarak sakınma:Ey imân edenler! Oruç size farzolundu. Nasıl ki sizden evvelkilere defarzo-lunmuştu, (ta ki günahlardan) korunasınız. (Farzolunan oruç) sayılı günlerdir. ...(O sayılı günler) Ramazan ayıdır ki, insanların hidayet rehberi olan, onları doğru yola götüren ve hakkı bâtıldan ayıran en sarih ve parlak burhanları (şâ­mil) Kur'ân bu ayda gönderildi. Ramazan ayına erişen orucunu tutsun. Hasta olan veya seferde bulunan, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde oruç tu­tar. ...Sonra orucu geceye kadar tamamlayın. Mescidlerde îtikâfta bulunduğu­nuz zaman zevcelerinize yaklaşmayın. Bunlar Allah'ın hudududur. Sakın onla­ra yaklaşmayın.[22]

"Sana kadınların âdetlerinden sorarlar. De kiâdet, ezadır. Âdet (ay başı) za­manında kadınlardan çekilin. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın.[23]

 

Öfkeye Hâkimiyet:

 

(O sakınanlar) hem bolluk, genişlik, hem darlık ve yoklukta (başkalarına yardım için) harcederler, öfkelerini yenerler, insanların suçlarını bağışlarlar. Al­lah iyilik edenleri sever.[24]

 

Samimiyet:

 

"Ey îmân edenler! Allah'ın (emirlerine karşı gelmekten) sakının ve doğrular­la beraber olun[25]Ey îmân edenler! Allah'a karşı (vazifelerinize) dikkat edin, sözün doğrusu­nu söyleyin.[26]Dosdoğruyu getiren, onun getirdiği doğruyu tasdik edenlerse işte fenalıktan sakınanlar bunlardır.[27]Yumuşaklık ve tevazu:Yürüyüşünde doğru yolu tut. Sesini alçalt. Muhakkak ki seslerin eti Çirkini eşek anırmasıdır.[28]Esirgeyen Tanrı'ntn kullan onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler (muamele ederler)[29]

 

Hükümlerde İhtiyat:

 

"Ey îmân edenler! Zannın (şüphenin) çoğundan sakının. Çünkü bazı (defa­lar zan) şüphe, günahtır.[30]Ey îmân edenler! Fâsıkın biri size bir haber getirirse, o haberin doğruluğu­nu tahkîk edin, yoksa yanlışlıkla bir cemâate fenalık edip, sonradan pişman olursunuz.[31]Ey îmân edenler! Allah yolunda yola çıktığınız zaman, son derece dikkatli davranın. Size selâm verene 'Sen mümin değilsin!' demeyin. Siz dünya hayatı­nın zevklerini mi arıyorsunuz? ...O halde dikkat edin, araştırın, tahkîk edin, zi­ra Allah sizin bütün işlediklerinizden haberdardır.[32]

 

Kötü Zandan Çekinme:

 

"Bilmediğin bir şeyin peşine düşme! Çünkü kulak, göz, kalp (gibi azanın) hepsi de sorguya çekilecektir.[33]

 

Sebat Ve Sabır:

 

Tanrı'nın yolunda sabret.[34]Yoksa siz, sizden evvel gelenlerin başından geçenler, sizin de başınızdan geçmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?[35]Biz onlardan evvelkilerini de, imtihana uğratmıştık. Hak Teâîâ böylece kimlerin gerçek, kimlerin (sahte ve) yalancı olduklarını dener (ve onları ayırt eder).[36]İnsanlar içinde öyleleri vardır ki, 'Allah'a inandık' derler. Allah yolunda bir ezaya uğrarsa, insanlardan yana uğradığı ezayı, Allah'ın azabı imiş gibi sayar­lar.[37]Sİz muhakkak ki malca, canca fedakârlığa katlanarak imtihan edilecek, siz­den evvel kendilerine Kitap verilenlerden ve müşrik olanlardan bir sürü üzücü, sıkıcı sözler duyacaksınız, katlanır ve korunursamz (bu haliniz) azim gösterme­ğe değer.[38]Sabret! Senin sabrın ancak Allah'ın yard-imıyladır[39]"Ey îmân edenler! Sabredin, sebat gösterin.[40]Muhakkak ki Biz sizi biraz korku ile, biraz açlıkla; mal, can, ve verim eksik­liği ile sınar ve deneriz. Fakat sabredenleri müjdele![41]

 

İyi Örneklere Uygunluk:

 

"(Ey Resulüm), Öyleyse sen de, azimli peygamberler nasıl dişlerini sıkıp sab-retmişlerse, öylece sabret.[42]Sizin için, Allah'ı ve âhiret gününü umanlar, Allah'ı çokça ananlar için, Al­lah'ın Peygamberi'nde en mükemmel örnek vardır.[43]Ey îmân edenler! Allah'ın yardımcısı olun! Nasıl ki Meryem oğlu îsâ'nın... dediği gibi.[44]

 

Îtidâl:

 

Namazında sesini pek yükseltme, pek de kısma! îkisi arasında bir yolbul.[45]Esirgeyen Tann'nın kullan onlardır ki; ...mallarını harcettikleri zaman is-raf etmezler, sıkılık (hiç harcamamazlık) da yapmazlar, ikisi arasında bir yol gö­zetirler.[46]Elini, boynuna bağlı imiş (gibi, sıkma), büsbütün de açma[47]Ölçüyü O kurdu ki, ölçü ölçmekte insafı ayak altına almayınız. Teraziyi insaf ile doğrultun. Ölçünün hakkını vermemezlik etmeyin[48]                   

 

Güzel İşler:

 

"Hanginizin işledikleri daha güzel olduğu tezahür etsin diye, ...gökleri De ye­ri yaratan O'dur.[49]Biz yeryüzündeki her şeyi, yer için bir süs yaptık ki, insanları denemelim. (Bakalım) hangisi en güzel işleri işleyecek.[50]Mukaddes ve mübarektir o Zât-ı A'lâ'nın sânı ki, ...O, ölümü, dirimi,ginizin en güzel işleri işleyeceğini denemek için yaratmıştır.[51]hanîyüikte yarışma:Herkesin yöneldiği bir cihet vardır. Siz (başka ümmetlerle) yarış edercesine,

hayır işlerine koşuşun.[52]Her biriniz için bir kanun verdik ve bir yol açtık. Allah dikseydi hepinizi bir tek millet yapardı. Fakat sizi, verdiği (kanunla) denemek diledi. O halde ha­yır yolunda koşuşun. Hepinizin dönüşünüz, Allah'ın huzurudur. O da ihtilâf ettiğiniz şeyleri size bildirecektir.[53]Güzel öğütleri dinlemesini ve seçmesini bilmek:O kullarımı müjdele ki, sözü dinlerler ve onun en güzeline ittibaler.[54]eder-

 

Temiz Niyetîilik:

 

.Harcettiğİnizin sevabı size aittir. Siz yalnız Allah rızası için harcedersinız...[55]"Onların gizli görüşme ve toplanmalarının çoğunda hayır yoktur. (Bu mü­zakerelerde hayır olması için) onların muhtaçlara yardımı, iyiliği, insanların arasını bulmayı gözetmeleri gerektir. Allah rızası için bunu yapana Biz, büyük mükâfat veririz.[56]

 

I1. Yasaklar

 

İntihar, vücudun uzuvlarından birini kesme ve şeklini bozma.Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın.[57].Birbirinizi öldürmeyin[58]Allah'ın yarattığı değiştirilmez[59]Allah'ın yarattığını bozmayı emredeceğim" (demişti). Kim Allah'ı bırakıp Şeytana uyar ve onu dost edinirse, apaçık ziyana uğrar.[60]

 

Yalan:

 

Yalan sözden sakının.[61]Yalan uyduranlar, yalnız Allah'ın âyetlerine inanmayanlardır. Yalancılar da onlardır.[62]

 

Nifak:     

 

İnsanlar arasında öyleleri vardır ki, onların bu dünya hayatı hakkındaki sözleri hoşuna gider bunlar sözlerinin özlerine uyduğuna Allah'ı da şahit tutarlar. Halbuki O, düşmanların en amansızıdır. ...Böylesine cehennem yetişir. Ce­hennem ne kötü bir yataktır[63]

 

Fiilleri Sözlerine Uymamak:                                                       

 

"Siz Kitab't okuduğunuz halde, insanlara iyiliği emredip duruyor da kendi­nizi mi unutuyorsunuz? Aklınız başınızda değil mi (yahut Hakîkat'ten yoksun musunuz?)[64]Ey îmân edenler! Niçin yapmayacağınız şeyi söylüyorsunuz? Allah yanın­da en menfur olan şey, yapmayacağınız şeyi söylemektir.[65]

 

Cimrilik:

 

Her kim kendini öz nefsinin cimriliğinden kurtarırsa, işte murada eienler bunlardır.[66]                                                                                     Şeytan sizi fukaralıkla korkutur. Size cimriliği emreder. Allah ise size nez-dinden mağfiret ve bereket va'deder.,.[67].Çünkü Allah kendilerini beğenenleri, öğünenleri; cimrilik edenleri, herke­sin cimri olmasını isteyenleri... sevmez.[68]                                     

 

Îsraf:

 

(Malını) israf ile saçıp savurmaktan çekin. Çünkü israf ile mallarını saçıp dağıtanlar şeytanların kardeşleridir.[69];

 

Gösteriş:                                                                                   

 

"Mallarını âleme gösteriş olsun diye harcedenleri (Allah sevmez).[70] "Vay haline o namaz kılanların ki, kıldıkları namazın değerine aldırış itmez­ler. Gösteriş yapar onlar.[71]rurur:Yeryüzünde sallana sallana (kibirlenerek) yürüme! Çünkü Hak Teâlâ ki­bir taslay anları, kendilerini beğenenleri asla sevmez[72]Yeryüzünde azamet taslayarak yürüme! (Çünkü ne kadar gururlansan) yeryüzünü yaramazsın, uzanıp dağlan aşamazsın.[73]Zibir, öğünme, tafra:Şüphesiz Hak Teâlâ kibtrlenenleri sevmez.[74]"Kendilerini tezkiye edip duranları görüyor musun? (Onların kendilerini tezkiye etmeleri neye yarar?) Çünkü ancak Allah dilediğini tezkiye eder.[75]Sizi topraktan peyda ettiği zaman, siz analarınızın karnında döl halinde iken (her halinizi) en iyi bilen Allah'tır. Artık özünüzü temize çıkarmayın.[76]

 

Kudretiyle Veya Bilgisiyle Övünme

 

"Onlara iki adamı misâl getir: Biz onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, bağlarım çepeçevre hurmalıklarla donatmış, iki bağ arasında da ekin yetiştir­miştik. İki bağın ikisi de mahsûllerini vermişti. Hiç bir meyvast eksik kalma­mıştı. Bu iki bağ ortasında bir de ırmak fışkırtmıştık. (Bu bağ sahibinin) başka serveti de vardı. (Bir gün) arkadaşıyla muhavere esnasında, 'Ben senden mal­ca daha zenginim, (çoluk çocuğum, maiyyetim, şerefim) senden çoktur, Onun için senden kuvvetliyim' dedi. (Sonra), bu adam (gururundan) öz canına zul­mederek bahçesine girdi ve arkadaşına: 'Bu bağın hiç bir vakit harap olacağını, saatin de hulul edeceğini zannetmiyorum. Hattâ Tanrıma götürülecek olursam o zaman bunun yerine bundan daha iyisini bulurum' dedi. Arkadaşı onunla muhavere ederken dedi ki: 'Sen, seni topraktan, sonra da bir damla sudan ya­ratan, sonra seni tam bir adam yapan Allah'ı mı tanımıyorsun? Ben, o Allah'ın tanrım olduğuna (îtikât ederim) ve Tanrıma hiç bir şerîk koşmam. Sen bağına girdiğin zaman: 'Allah dilemiş, bana ihsan etmiş, bütün kuvvet ve kudret, yal­nız Allah'ındır' demeliydin. Beni kendinden daha az mal, daha az evlât sahibi görüyorsan, belki tanrım, bana senin bağından (bahçenden) daha hayırlısını verir, senin bağının üzerine de gökten bir âfet indirir de orası dümdüz bir yere döner. (İçinde bir şey bitmez olur), yahut bağının suyu çekilir de onu arllk bu­lamazsın.[77](Kârûn) bu servet bana bilgim sayesinde verildi, dedi. (Kârûn) bilmn$r mu ki Hak Teâlâ daha evvel, kendisinden daha çok kuvvetli, daha çok tarafta\\i nice nesilleri helak etti?[78]Onlara peygamberleri en açık burhanlarla geldikleri zaman, kendi bugileri-ne dayanarak şımarmışlar, (peygamberlerle istihza etmişler), onları da istînzâla-nnın cezası sarmıştı.[79]

 

Bu Dünyaya Bağlılık:

 

"Sabah akşam Allah'a (duâ ve niyaz edip) rızâsını kazanmağa çalışanlarla be­raber (bütün dünya meşakkatlerine) dişini sık, katlan, dünya hayatının süsleri­ne kapılarak onlardan gözlerini ayırma.[80]"Onların içlerinden bir sınıfa, bu dünya hayatının zevk ve debdebesi olmak üzere bahşettiğimiz servete göz dikme! Biz onları denemek için bunları verdik. Tanrı'nın rızkı daha hayırlı, daha süreklidir.[81]

 

Hased Ve Tama':

 

"Yoksa onlar Allah'ın insanlara fazl u kereminden verdiği nimete mi hased ediyorlar? [82]Allah'ın bazılarınızı diğerlerine üstün kılmasını hasedle karşılamayın. Er­keklerin kazançlarından nasipleri olduğu gibi, kadınların da kazançlarından1 na­sipleri vardır: Her muradınızı Allah'ın inayetinden dileyin.[83]

 

Faydasız Pişmanlık Veya Aşırı Sevinç:

 

Kaybettiğinize ve uğradığınız felâkete esef etmeyesiniz diye[84]Tâ ki elinizden çıkana tasalanmayasınız ve (Allah'ın) size verdiği Ües'foMnip şımarmayasınız.[85]

 

Fuhuş:

 

"Zinaya yaklaşmayın. (Zina), hayasızlıktır, (zina yolu), pek kötü bir yoldur.[86]

"Zâni İle zâniyeye, her birine yüzer kırbaç vurun.[87]

 

Îçki Ve Pis Şeylerin Kullanılması

 

"Ey îmân edenler! îçki de, kumar da, dikili taşlara (kurban kesmek) de, fal ok­larım kullanmak da şeytanın kân olan murdar işlerden başka bir şey değildir. Bunlardan kaçının ki felah bulaşınız. Şeytan içki ve kumarla aranıza yalnız düş­manlık salmak, sizi birbirinize düşürmek, sizi Allah'ı anmaktan, namazı kılmak­tan alıkoymak ister. O halde artık vazgeçiyorsunuz değil mi?[88]Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de yazılı gördükleri ümmî nebî olan Peygamber'e tabî olurlar, o Peygamber onlara iyiliği emreder, onları kötü­lükten nehyeder, tertemiz ve iyi olan şeyleri helâl, kötü ve zararlı olan şeyleri ha­ram eder.[89]Allah, hayvanlardan yalnız öleni, kanı, domuz etini, Allah'ın nâmından başka bir nâm ile kesileni haram kılmıştır.[90]

 

Her Çeşit Kirlilik (Ahlâkî Veya Bedenî):

 

"Hak Teâlâ temizlenenleri sever.[91]Esvabını tertemiz tut! Kötülüğün (her çeşidinden) çekin![92]

 

Gayr-İ Meşru Kazanılmış Bir Malın Kullanılması:                            

 

"Ey îmân edenler! Mallarınızı aranızda bâtıl bahanelerle yemeyin! Karşılık­lı rızâ ile yapılan ticaret başka [93]

"Birbirinizin mallarını sahte ve bâtıl sebeblerle aranızda yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını, bile bile haksız yere yemek için (mal davasıyla), rüşvet­lerle, hâkimlere koşmayın.[94]Onlar ki, ribâ yerler, ancak şeytan çarpmasiyle çarpılmış gibi kalkarlar. Bunların böyle olmaları, 'ticâret ribâ gibidir' demelerindendir. Allah alımsatımı helâl ve ribâyı haram kıldı. Kim ki kendisine Tanrı'sından öğüt erişir de (ribâ ye­mekten) vazgeçerse, evvelce aldığı onundur. Onun işi Allah'a aittir. Kim (ribâ) ya dönerse, işte ateşlik olanlar onlardır. Ve onlar orada kalırlar. Allah ribâyı mahveder ve sadakayı nem'alandır ir.[95].Zengin olan, öksüz malının habbesine bile dokunmayarak istiğna göster­sin. Fakir olan, meşru surette yesin. [96]Onlar ki öksüzlerin mallarını haksız yere yerler, karınları dolusu ancak ateş yerler. Onlar alevli ateşe sokulacaklardır.[97]Onlar ki, Allah'ın gönderdiği Kitab'ın (herhangi kısmını) ketmederler, bir kaç para mukabilinde onu ketmetmeğe razı olurlar, karınlarında ancak ateş yer­ler, kıyamet günü Allah onlarla konuşmaz, onları tathîr etmez. Onlar için acı azâb da vardır.[98]

Cariyelerinizi, dünya hayatının malı için fuhşa sevketmeyin.[99]

 

Kötü Yönetme:

 

"Allah'ın sizi başına diktiği mallarınızı aklı zayıf olanların eline vermeyin[100]

 

I11. Mubahlar

 

İyi Şeylerden İtidalli Yararlanma:

 

"Ey îmân edenler! Allah'ın size helâl ettiği iyi ve temiz şeyleri kendinize ha­ram kılmayın, haddi aşmayın. Zira Allah haddi aşanları sevmez. Allah'ın size verdiği iyi, temiz ve helâl olanı yeyin.[101]Size verdiğimiz nzıklann temiz ve helâlinden yeyiniz. Allah'a şükrediniz.[102]"Ey Âdem oğulları! Sizin çıplaklığınızı örtecek, size güzellik verecek elbise gönderdik. Takva elbisesi (insanı fenalıktan koruyan elbise) en hayırlısıdır.[103]Ey Âdem oğulları! Zînetlenin; yeyin, için, israf etmeyin. Çünkü Allah is­raf edenleri sevmez. De ki: Allah'ın kullarına yarattığı zîneti, rızkın temizini ve iyisini kim haram etmiştir? De ki: Bunlar dünya hayatında mü'minler içindir. Kıyamet günü de müminlere hastır[104]

 

Zaruret Karştstnda Kural Dışt Davranmaya İzin:

.

Zaruret yüzünden çaresiz kaldığınız takdirdeki hareket tarzı müstesna ol­mak üzere size haram kılınan şeyleri Allah bildirdi. [105]Kim ki tztırâr ve zaruret şevkiyle, istemeyerek ve haddi aşmayarak (bunları yemeğe) mecbur olursa, ona vebal yoktur.[106]

 



[1] Allah ile veya başkalanyle olan İlişkilerimizde olduğu gibi şahsi davranışımızla da.

[2] en-Nahl 16/43; el-Enbiyâ 21/7.

[3] et-Tevbe 9/122.

[4] el-Beled 90/11-17.

[5] el-Ankebût 29/son âyet.

[6] Muhammed 47/17.

[7] el-Leyl 92/4-10.

[8] et-Tevbe 9/108.

[9] eş-Şems 91/7-10.

[10] eş-Şu'arâ 26/87-89.

[11] Klf 50/31-33

[12] Fussilet41/6

[13] Hûd 11/113.

[14] en-Nûr 24/30-1.

[15] Aynı sûre, 33.

[16] Aynı sûre, 60.

[17] el-Mü'minûn 23/1-7.

[18] el-Ahzâb 33/32-3.

[19] en-Naziât 79/40-1.

[20] Sâd 38/26.

[21] en-Nisâ 4/134.

[22] el-Bakara 2/183,185,187.

[23] el-Bakara 2/222.

[24] Âl-iimrân 3/134.

[25] et-Tevbe 9/120.

[26] el-Ahzâb 33/70.

[27] ez-Zümer 39/33.

[28] Lokman 31/19.

[29] el-Furkân 25/63.

[30] el-Hucurât 49/12.

[31] el-Hucurât 49/6.

[32] en-Nisâ 4/93.

[33] el-İsrâ 17/36.

[34] el-Müddessir 74/7.

[35] el-Bakara 2/214.

[36] el-Ankebût 29/1-3.

[37] el-Ankebût 29/10.

[38] ÂI-i tmrân 3/186.

[39] en-Nahl 16/127.

[40] Âl-i İmrân 3/son âyet.

[41] el-Bakara 2/155.

[42] el-Ahkâf 46/son âyet.

[43] el-Ahzâb 33/21.

[44] Sâff61/sonâyet.

[45] el-îsrâ 17/110.

[46] el-Furkân 25/67.

[47] el-tsrâ 17/29.

[48] er-Rahmân 55/7-

[49] Hûdll/7.

[50] el-Kehf 18/7.

[51] el-Mülk 67/2.

[52] el-Bakara 2/148.

[53] el-Mâide5/51.

[54] ez-Zümer 39/17-18.

[55] el-Bakara 2/272.

[56] en-Nisâ 4/113.

[57] el-Bakara 2/195.

[58] en-Nisâ 4/28.

[59] er-Rûm 30/30.

[60] en-Nisâ 4/119.

[61] el-Hacc 22/30.

[62] en-Nahl 16/105.

[63] el-Bakara 2/204-6.

[64] el-Bakara 2/44.

[65] Saff 61/2-3.

[66] el-Haşr 59/9.

[67] el-Bakara 2/268.

[68] en-Nisâ 4/36.

[69] el-lsrâ 17/26-7.

[70] en-Nisâ 4/37.

[71] el-Mâûn 107/4-7.

[72] Lokman 31/18.

[73] el-Isrâ 17/37.

[74] en-Nahl 16/23.

[75] en-Nisâ 4/48.

[76] en-Necm 53/32.

[77] el-Kehf 18/32-42.

[78] el-Kasas 28/78.

[79] el-Mü'min 40/83.

[80] el-Kehf 18/28.

[81] Tahâ 20/131.

[82] en-Nisâ 4/53.

[83] en-Nİsâ 4/31.

[84] Âl-iîmrân 3/153.

[85] el-Hadîd 57/23.

[86] el-Isrâ 17/32.

[87] en-Nûr 24/2.işlenen suça yüklenen bu cezadan başka, burada, bu ahlâkî çöküntü ile mücadele etmek için, Kur'ân-i Kerîm'in aldığı koruma tedbirlerini kısaca hatırlatalım;

1-Evliliğe teşvik (en-Nûr 24/32),

2-Bazı şartlarda, meşru bir başka eş almaya müsaade (en-Nisâ 4/3),

3-Kocasınm ve kendisine nikâh düşmeyenlerin dışında, kadınların uygun olmayan kıya­feti taşıma yasağı (en-Nûr 24/31; el-Ahzâb 33/59),

4-Kadmlann cazibesi karşısında kendini tutma emri (en-Nûr 24/30),

5-îsbatlanmamış herhangi bir skandal konusunda, her çeşit iftira yasağı ve bunun şiddet­le cezalandırılması (aynı sûre, 4; 15-19; 23-25),

6-Hâne reisinin izni olmadan başkalarının evine girme yasağı (aynı sûre, 27-29),

7-Nİhayet, alkolizmin ilgâsı (nassm devamına bakınız).

Diğer taraftan, işaret edelim ki, Kur'an-ı Kerim'in bu ahlâk bozuklugun-dan söz ediş tar­zı, onun bunu bir çeşit zamansız katliam olarak telâkki et-tiginİ göstermektedir. Bu bakım­dan o, bunu ekseriya adam öldürme suçu-nun iki çeşidi arasına yerleştirmektedir. Bak me­selâ (el-En'âm 6/151; el-isrâ 17/31-33).

[88] el-Mâide 5/93-94.

[89] el-A'râf 7/156.

[90] el-Bakara 2/173.

[91] et-Tevbe 9/109.

[92] el-Müddessir 74/4-5.

[93] en-Nisâ 4/28.

[94] el-Bakara 2/188.

[95] el-Bakara 2/275-6.

[96] en-Nisâ 4/5.

[97] en-Nisâ 4/9.

[98] el-Bakara 2/174.

[99] en-Nûr 24/33.

[100] en-Nisâ 4/4.

[101] el-Mâide 5/90-91.

[102] cl-Bakara 2/172.

[103] el-A'râf 7/26.

[104] el-A'râf 7/31,32.

[105] el-En'âm 6/119.

[106] el-Bakara 2/173.