Kuran - 09 Devlet Ahlaki - Kuran Ahlaki
Alınan Kararı Enerjik Şekilde Uygulamak:
Amme Mallarım Korumak, Onlara Dokunmamak:
Onlardan Sadece Zenginleri Faydalandırmamak:
Diğer Din Mensuplarına Hukukî Hürriyet Tanımak:
Düzeni Bozma Ve Yıkıcılıktan Sakınma:
Düşmanla Suç Ortaklığı Ve Birlikten Sakınmak:
Istibdâd Ve İfsada Çalışmamak:
Tarafsızların Güvenliğine Dokunmamak:
İyi Komşuluk, Adalat Ve İyilik:
Silaha Sarılma İnsiyatifini Almamak:
Mukaddes Aylar Esnasında Savaşmamak:
2. Savunmasız Zayıflara Yardım:
Ölümden Korkmamak, Vadesinde Geldiğine İnanmak:
Fakat Sulhu Kabul Etmek Ve Teslim Olan Düşmanı Takip Etmemek:
Bir İhanete Benzeriyle Cevap Vermemek:
Elverişsiz De Olsa Şartlara Bağlılık, İhtirasa Hâkim Olmak:
Irk Ve Cins Peşin Hükmünün Ötesinde, Kutsal Bağ:
DEVLET AHLÂKI
I. Başkanla Halkın Münasebeti
A. Başkanların Görevi:
Halka Danışmak:
"Senin onlara tatlılıkla muamele etmen, Allah'ın rahmetinden idi. Kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin başından dağılırlardı. Onların suçunu bağışla, onların yarlığanmalarım dile. îşlerde onlara danış.[1]
Alınan Kararı Enerjik Şekilde Uygulamak:
Bir kere de azmettin mi, artık Allah'a dayan. Allah kendisine dayananları[2]sever.
Adalet Kuralına Göre:
Allah size emanetleri ehline vermenizi, insanlar arasında hükmederken, adaleti gözetleyip, onunla hükmetmenizi emreder. Allah, size ne güzel öğütler veriyor! Allah (her yaptığınızı) duyucu ve görücüdür.[3]te'sîs etmek;Allah ile Peygamber'ine karşı harbeden ve yeryüzünde fesat çıkaranların cezası, öldürülmek, asılmak, çaprazvârî elleri ve ayakları kesilmek, yahut yerden sürülmektir. Bu, onları yeryüzünde rüsvây etmek içindir. Onlara âhirette de büyük azâb vardır. Yalnız ellerinize düşmeden ve onlara gücünüz yetmeden tövbe edenler (müstesnadırlar). Biliniz ki Allah yarhğayıcıdır, esirgeyicidir.[4]
Amme Mallarım Korumak, Onlara Dokunmamak:
"Hiçbir peygambere, emanete hıyanet yakışmaz. Kim emânete hıyanet ederse, kıyamet günü günahı boynuna asılı olarak gelir, sonra herkese, işlediğinin ve kazandığının mukabili tastamam verilir ve onlar mağdur olmazlar.[5]
Onlardan Sadece Zenginleri Faydalandırmamak:
"Hak Teâlâ'nın kasabada ikâmet eden ahâlîden Peygamber'ine verdiği mallar, Allah'a, Peygamber''ine, hısımlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalanlara aitti. Tâ ki bu mal, içinizden zenginler arasında elden ele dolaşmasın.[6]
Diğer Din Mensuplarına Hukukî Hürriyet Tanımak:
Şayet bunlar sana gelecek olurlarsa, aralarında hükmet, yahut onlardan yüz çevir, onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir zarar veremezler. Onlar arasında hükmedecek olursan, insaf ve adalet dairesinde hükmet. Çünkü Allah doğru olanları ve insaf edenleri sever. Tevrat onların nezdinde bulunduğu ve Allah'ın hükmünü muhtevi olduğu halde, onlar nasıl olur da senin hükmüne müracaat ederler? Onlar arkalarını çevirirler, zira bunlar mü'min değildirler. Kim ki Allah'ın vahyettiği ile hükmetmezse, kâfir olanlar onlardır. İncil sahipleri, Allah'ın onlara gönderdiği (hükümlerle) hükmetsinler. Kim ki Allah'ın vahyettiği ile hükmetmezse, Allah'a karşı gelmiş olurlar. ... Artık onlar arasında Allah'ın gönderdiği Kitap mucibince hükmet. Onların hevâ ve hevesine uyarak sana gelen haktan dönme.[7]
B. Halkın Ödevleri:
Disiplin:
Peygamber size ne verirse onu alın, sizi neden nehyederse ondan geri durun. Allah'a karşı vazifelerinize dikkat edin. Çünkü Allah kötülüğün cezasını vermekte şiddetlidir.[8]
Şartlı İtaat:
Ey îmân edenler! Allah'a Mat edin. Peygamber'e ve içinizden olan evliyayı umura itaat edin. Bir şeyde ihtilâf ederseniz, Allah'a ve âhiret gününe îmânınız varsa, Allah'a ve Peygamber'e başvurun. Bu hareket sizin için hayırlıdır ve bunun sonu da pek iyidir.[9]
İdeal Etrafında Birlik:
Hep birden Allah'ın ipine sımsıkı sarılın, ayrılmayın[10]Müşriklerden, dinlerini darmadağınık edenlerden, bölük bölük olanlardan, her bölüğü kendi haliyle sevinenlerden olmayın.[11]
Kamu İşlerinde Müşavere:
Allah'ın nezdindeki (mükâfat) daha hayırlı, daha süreklidir. (Bu mükâfaat), îmân edip,... işlerini birbirlerine danışarak idare edenler... içindir.[12]
Düzeni Bozma Ve Yıkıcılıktan Sakınma:
Yeryüzü düzen bulduktan sonra onun düzenini bozarak fesat çıkarmayın.[13]Onlar ki Allah ile ahde bağlandıktan sonra ahdini bozarlar, Allah'ın bitişti-rilmesini emrettiği şeyi keserler, yeryüzünde fesat çıkarırlar, işte bunlar lanete uğramışlardır. En kötü yurt onlarındır.[14]
"Onlar, senden ayrıldıktan sonra yeryüzünde fesat çıkarmak için çalışırlar, ekinleri, sürüleri mahvetmek için uğraşırlar. Allah ise fesadı sevmez.[15]
Genel Müdâfaayı Hazırlamak:
"Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet, serhatte bağlı atlar hazırlayın. Onunla Allah'ın düşmanını ve düşmanınızı, onlardan başka sizin bilmediğiniz, (fakat) Allah'ın bildiği sair düşmanlarını yıldırırsımz. Allah yolunda ne sarfe-derseniz, size (mükâfaatı) tastamam verilir. Siz de mağdur olmazsınız.[16]
Ahlâkî Sansür:
(Bozucu veya aldatıcı haberi yaymamak ve resmî olanı yaymak)."Onlara emniyet veya korku haberi geldiği zaman onu hemen yayarlar. Halbuki (onlar bu haberi) Peygamber'e ve içlerinden olan evliyayı umura vermiş olsalardı, onların içinde, bu haberden ahkâm çıkaranlar, işin ne olacağını elbet onlardan öğrenirlerdi}.[17]
Düşmanla Suç Ortaklığı Ve Birlikten Sakınmak:
"Ey îmân edenler! Benim düşmanımı da, sizin düşmanınızı da dost edinmeyin. Onlar size gelen hakkı tanımadıkları, tanrınız olan Allah'a inandığınız için Peygamber'i de, sizi de yurdunuzdan çıkardıkları halde onlara muhabbet göstermeğe razı olur musunuz? Siz yurdunuzdan, Benim yolumda mücâhede için, benim rızamı kazanmak için çıktınızsa, onlara dostluk mu gösterirsiniz? Halbuki Ben, sizin gizlediğinizi de, açık gösterdiğinizi de en iyi bilenim. İçinizden her kim bunu yaparsa, doğru yoldan sapmış olur.[18]"Hak Teâlâ, din uğrunda sizinle muharebe etmeyen kimselere (iyilik etmemden sizi menetmez. ... Allah size ancak sizinle din uğrunda harbeden, sizi yerinizden, yurdunuzdan- çıkaran, çıkarılmanıza yardım eden kimselerle dost olmayı nehyetmiştir. Onlarla dost olanlar yok mu, işte zâlim olanlar onlardır.[19]"Allah'a ve âhiret gününe îmân edenlerin, Allah'ı ve Peygamber'ini düşman tutanlara, babaları, yahut oğulları, yahut kardeşleri, yahut aşiretleri olsa da, onlara dostluk ettiklerini göremezsin.[20]Kim bunu yaparsa, Allah ile ilişiği kesilmiş olur. Ancak onların (şerrinden) korunmak için yaptığınız başkadır.[21]
I1. Dış Münasebetler
A. Normal Durumlarda:
Evrensel Barışa İhtimam:
"Size kendinizden öyle bir Peygamber geldi ki, zahmete uğramanız ona ağır gelir, kalbi üstünüzde titrer, mü'minlere karşı esirgeyici, bağışlayıcıdır."'[22]
Kurtuluş Akidesini Öğütlemek:
"(İnsanları) Tanrı'mn yoluna hikmetle (sağlam, doğru sözle), güzel öğütle davet et. Onlarla en güzel surette münakaşa, mübâhese et.[23]"İçlerinden zulmedenler müstesna olmak üzere, Kitap ehli ile mücadelenizde en güzel yoldan başkasını tutmayın! Deyin ki; "Biz, bize vahyolunana da, size vahyolunana da inandık. Bizim tanrımız da sizin Tanrınız da birdir. Biz de yalnız O'na münkâdız.[24]Baskı yapmadan.:Dinde zorlama yoktur[25]Öyle ise sen öğüt ver! Sen ancak öğüt vericisin! Sen onların üzerinde bekçi, gözetleyici değilsin![26]
Ne De Kini Tahrik Ederek:
"Onların Allah'tan başka taptıklarına sövmeyin ki onlar da haddi aşarak cehalet yüzünden Allah'a sövmesinler. Biz böylece her millete yaptıklarım güzel ve süslü gösteririz. Onların dönüp varacakları Allah'ın huzurudur, O da onlara ne yaptıklarını, ne işlediklerini haber verir[27]
Istibdâd Ve İfsada Çalışmamak:
"Ahiret yurduna (gelince), biz onu, yeryüzünde (insanları) hiçe saymak, fesat çıkarmak istemeyenlere nasip ederiz. En güzel akıbet, (fenalıktan) sakınanlar içindir.[28]
Tarafsızların Güvenliğine Dokunmamak:
Onlar muharebe etmekten yüz çevirip, sizinle vuruşmazlar, size barış teklif ederlerse, o zaman Allah da size onlara karşı bir yol vermiş olmaz.[29]
İyi Komşuluk, Adalat Ve İyilik:
"Hak Teâlâ din uğrunda sizinle muharebe etmeyen, sizi yerinizden yurdunuzdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, adalet ve insaf göstermekten me-netmez. Hak Teâlâ, adalet ve insaf gösterenleri sever.[30]
B. Husûmet Halinde
Silaha Sarılma İnsiyatifini Almamak:
Sizi mübarek Mescidden alıkoydukları için bir cemaate karşı duyduğunuz kin, sizi (onlara karşı) haddi aşmağa sürüklemesin. İyilik etmek, fenalıktan sakınmak hususunda yardımlasın. Günah işlemek, haddi tecâvüz etmek hususunda yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah'ın (kötülüğe karşı) cezası şiddetlidir.[31]
Mukaddes Aylar Esnasında Savaşmamak:
"Ayların sayısı, Allah yanında, Allah'ın kitabında da, gökleri, yeri yarattığı günden beri on iki aydır. Dördü haram aylardır. (Bu ayların hürmetini bozmayınız). Bu dosdoğru bir hesaptır. (Bu aylarda) kendinize zulmetmeyiniz.[32]
Ne De Kutsal Yerlerde:
"Onlar sizinle Mescid-i Haram yanında döğüşmedikçe, siz de onlarla döğüşmeyin.[33]
İki Meşru Savaş Durumu:
1. Kendini Savunma:
O halde-bunlar sizden çekinmezler ve çekilmezler, sizinle sulh üzere yaşayarak ellerini çekmezlerse, onları yakalayın, onları her bulduğunuz yerde öldürün. Biz bunlara karşı size açık, kat'î bir salâhiyet vermiş bulunuyoruz.[34]"Kendilerine karşı harp İlân olunduğu için zulme uğrayanlara, harbetmek için izin verildi. Hak Teâlâ onlara yardıma hakkıyle kadirdir.[35]
2. Savunmasız Zayıflara Yardım:
"Siz ne diye Allah yolunda, erkek, kadın ve çocuklardan müteşekkil ve 'Ey (ulu) Tanrımız! Bizi şu zâlimlerin beldesinden kurtar, çıkar, bize kendi tarafından bir kurtarıcı bize kendi tarafından bir yardımcı gönder!' diyen zavallılar uğrunda harbetmiyorsunuz?[36]
Sadece Savaşanlarla Savaşmak:
"Sizinle dönüşenlerle Allah yolunda döğüşün, haddi aşmayın. Muhakkak ki Allah haddi aşanları sevmez.[37]
Saldırgan Önünde Kaçmamak:
"Ey îmân edenleri Kâfir olanlar harp için ilerlerken karşılaştığınız zaman onlara arka çevirmeyin.[38]
Sebat Ve Birlik:
"Ey îmân edenler! (Düşmanlardan) bir fırka ile karşı karşıya geldiğiniz zaman (asla yılmayın), sebat edin, Allah'ı çokça anın ki selâmet ve muvaffakiyete eresiniz. Allah'a ve Peygamber'ine itaat edin. Birbirinizle didişmeyin ki gevşe-meyesiniz, korkak olmayasınız ve kuvvetiniz sarsılıp zail olmaya[39]
Sabır Ve Ümit:
"Ey îmân edenler! Sabredin, sebat gösterin, düşmana karşı durun ve Allah'tan sakının ki felah bulaşınız.[40]"Gevşeklik göstermeyin, kaygılanıp tasalanmayın. (Candan, yürekten) inanıyorsanız, mutlaka (düşmanlarınıza) üstünsünüz.[41]
Ölümden Korkmamak, Vadesinde Geldiğine İnanmak:
"Ey îmân edenler! Sakın sefere veya gazaya çıkan kardeşler hakkında 'Bunlar bizim yanımızda kalsalardı ölmezler veya Öldürülmezlerdi' diyen kâfirler gibi olmayın. Allah bunu onların içine dâğ-ı derûn yaptı. Allah yaşatır ve öldürür, bütün yaptıklarınızı hakkıyla bilir.[42]
De ki; siz evlerinizde olsanız da öldürülmeleri mukarrer olanlarınız herhalde evlerinden çıkar, düşüp kalacakları yere giderlerdi...[43]Onlara harp farz olunca, bir kısmı insanlardan, hattâ âdeta Allah'tan korkar veya fazla korkarcasına davranarak, 'Yâ Rabbi! Niçin bize harbi farz kıldın? Niçin bizi yakın bir zamana kadar geciktirmedin?' derler. De ki; 'Dünyanın zevki azdır. ... Âhiret daha hayırlıdır. Nerede bulunursanız bulunun, ölüm mutlaka size yetişir. Sağlam ve yüksek kaleler içinde bulunsanız bile! [44]Allah mü'minlere ait ecir ve mükâfaah zâyî etmez.... (O mü'minler için Allah nezdinde büyük ecir vardır ki), birtakım kimseler gelip de kendilerine: 'Düşmanlarınız size hücum için toplandılar, onlardan korkmalısınız' dedikleri zaman, bu haber Allah'a olan îmanlarını bir kat daha artırır da, 'Allah'ın yardi-mı bize yeter, O, en güzel gözetleyicidir' derler. Bunlar, kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan Allah'ın nimet ve inayeti ile geri dönmüşlerdir. [45]Daha ziyade inançsızların tuzaklarından ve iğuâlanndan çekinmek^: Fitne (din yüzünden zulüm ve tazyîk) katilden beterdir.[46]
"... Fitneye (din namına zulüm ve tazyîke) uğramak, Öldürülmekten beterdir. Onlar, ellerinden gelirse sizi dîninizden döndürünceye kadar, sizinle döğüşmek-te devam edeceklerdir. Kim ki dîninden döner ve kâfir olarak ölürse, bu gibilerin bütün yaptıkları, dünyada da, âhirette de boşa gider. Bunlar cehennemliktirler ve
cehennemde kalıcıdırlar.[47]
Teslim Olmamak:
"Sakın gevşemeyin, sulhe davet etmeyin. Siz galipsiniz, üstünsünüz. Allah sizinle beraberdir. Allah sizin sa'yinizi kuvvetten düşürmez.[48]
Fakat Sulhu Kabul Etmek Ve Teslim Olan Düşmanı Takip Etmemek:
"Vazgeçerlerse (siz de vazgeçin). Muhakkak ki Allah yarhğayıcı ve bağışlayıcıdır. Muharebeden vazgeçerlerse, zâlimlerden başkasına düşmanlık gerekmez.[49]"Eğer onlar sulhe yönelirlerse, sen de ona doğru yönet Allah'a güven ve dayan. Herşeyi işiten, herşeyi hakkıyla bilen O'dur. Onlar seni aldatmak isterlerse, muhakkak ki Allah sana yeter. Seni yardımıyla ve mü'minlerle destekleyen O'dur. Müminlerin gönüllerine sevgi koyup birleştiren de O[50]"Size selâm verene, 'Sen mü'min değilsin!' demeyin. Siz dünya hayatının zevklerini mi arıyorsunuz? [51]
Yapılan Anlaşmalara Bağlılık:
"Ey îmân edenler! Taahhütleri îfâ edin! [52]
Bir İhanete Benzeriyle Cevap Vermemek:
"Bir kavmin hıyanetinden korkarsan, onlarla yapılan muahedeyi kendilerine at ki iki taraf müsâvî olsun. Çünkü Allah hâinleri sevmez.[53]
Elverişsiz De Olsa Şartlara Bağlılık, İhtirasa Hâkim Olmak:
"Muahede yaptığınızda, Allah'ın ahdini yerine getirin. Allah'ı kendinize kefil ederek bağlandığınız yeminleri te'kîd ettikten sonra bozmayın. Çünkü Hak Teâlâ yaptığınızı bilir. İpliğini güzelce büküp, sağlam yaptıktan sonra onu çözüp bozan kadın gibi olmayın. Bir millet diğer bir milletten sayıca üstün olduğu için, yeminlerinizi aldatma âleti yapıyorsunuz. Hak Teâlâ sizi bununla, deniyor. Kıyamet günü ihtilâf ettiğiniz şeyleri elbette beyân edecektir.[54]
İnsanî Kardeşlik:
Irk Ve Cins Peşin Hükmünün Ötesinde, Kutsal Bağ:
"Ey insanlar! O Rabbiniz'e karşı gelmekten sakının ki, sizi bir tek nefisten yarattı, ondan da eşini yarattı da ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretti. Korunun o Allah'a karşı gelmekten ki, siz onunla birbirinizden (haklarınızı) dilersiniz. Ve hısımlık bağlarına saygı gösterin. Çünkü o üzerinizde görüp gözeticidir.[55]"Ey insanlar! Sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi, birbirinizi tanıyasınız diye, kabilelere, sülâlelere ayırdık..[56]
Liyâkatin Ölçüsü:
Allah nezdinde en şerefliniz, vazifelerine en çok riâyet edeninizdir[57]
[1] Âl-itmiân 3/159.
[2] Aynı âyet.
[3] en-Nisâ 4/57.
[4] el-Mâide 5/36-
[5] Â1-İ tmrân 3/161.
[6] el-Haşr 59/7.
[7] el-Mâide 5/45-51.
[8] el-Haşr 59/7.
[9] en-Nisâ4/58.
[10] Âl-iîmrân 3/103.
[11] er-Rûm 30/31-2.
[12] eş-Şûra 42/36-39.
[13] el-A'râf 7/55.
[14] er-Ra'd 13/27.
[15] el-Bakara 2/205.
[16] el-Enfâl 8/60.
[17] en-Nisâ 4/83.
[18] el-Mümtehine 60/1.
[19] el-Mümtehine 60/8-^9.
[20] ei-Mücadele 58/son âyet
[21] Âl-i Imrân 3/28.
[22] et-Tevbe 9/129.
[23] en-Nahl 16/125.
[24] el-Ankebût 29/46.
[25] el-Bakara 2/256.
[26] el-Ğâşiye 88/21-2.
[27] el-En'âm 6/108.
[28] en-Nisâ 4/89.
[29] el-Kasas 28/83.
[30] el-Mümtehine 60/8.
[31] el-Mâide 5/2-3.
[32] et-Tevbe 9/37.
[33] el-Bakara 2/192.
[34] en-Nisâ 4/90.
[35] el-Hacc 22/39.
[36] en-Nisâ 4/74.
[37] el-Bakara 2/190.
[38] eI-Enfâl8/15.
[39] el-Enfâl 8/46-7.
[40] Al-i İmrân 3/son âyet.
[41] Âl-i imrân 3/139.
[42] Âl-i İmrân 3/156.
[43] Âl-i İmrân 3/154.
[44] en-Nisâ 4/76-7.
[45] Al-i İmrân 3/171-4.
[46] el-Bakara 2/191.
[47] el-Bakara 2/217.
[48] el-Muhammed 47/35.
[49] el-Bakara 2/192-3.
[50] el-Enfâl 8/62-3.
[51] en-Nisâ 4/93.
[52] el-Mâide 5/1,
[53] el-Enfâl 8/58.
[54] en-Nahll6/91-2.
[55] en-Nisâ 4/1.
[56] el-Hucurât 49/13.
[57] Aynı âyet.
İslami Okul Okulların En Önemlisi