Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kuran - 10 Dini Ahlak - Kuran Ahlaki

DİNÎ AHLÂK.. 2

ALLAH'A KARŞI ÖDEVLER.. 2

Allah'a Ve O'nun Vahyettiği Gerçeklere İnanmak : 2

O'nun Kelâmı... Üzerinde Düşünmek : 2

Ve Eserleri Hakkında: 2

Nimetlerini Tanımak (O'na Şükretmek) : 2

O'nun Sınamalarına Teslimiyetle Tahammül Etmek : 3

O'na Güvenmek : 3

Rahmetinden Ümidini Kesmemek : 3

O'nun Tedbirlerine Rağmen, Kendi Durumundan Fazlasıyla Emin Olmak: 3

Her Müstakbel Katarı O'nun İradesine Bağlamak : 3

Allah'a Yapılan Adak Ve Va'dleri Yerine Getirmek : 3

O'nun Hakkında Saygısız Konuşmaları Tahrik Etmemek: 4

Dîne Aykırı Konuşmalara Her İştirakten Sakınmak: 4

Sık Sik O'nun Adına Yemin Etmemek : 4

Yapılan Yemine Saygı Göstermek : 4

Devamlı Allah'ı Hatırlamak: 4

O'nu Tesbîh Ve Tekbîr Etmek : 4

O'na Günlük İbadetini Yapmak : 4

Beytullah'ı Ziyaret Etmek (Hiç Değilse Ömürde Bir Defa): 4

Korku Ve Ümitle Sık Sık O'na Yakarmak : 5

Nihayet O'nu Sevmek : 5

Ve O'nu Her Şeyden Çok Sevmek : 5

İCMAL.. 5

Kur'an-I Kerîm'de Fazîlet Grupları 5

BİBLİYOGRAFYA.. 7

Anılan Eserler 7


DİNÎ AHLÂK

 

ALLAH'A KARŞI ÖDEVLER

 

Allah'a Ve O'nun Vahyettiği Gerçeklere İnanmak :

 

Doğruluk ve iyilik, doğuya ve batıya yüzlerinizi döndürmeniz değildir. Fakat doğruluk ve iyilik, insanın Allah'a, âhiret gününe, meleklere, Kitab'a ve peygamberlere inanması ve malı... vermesi... âir[1]"Ey îmân edenler! Allah'a, Allah'ın Peygamber'ine, Allah'ın Peygamberi'ne gönderdiği Kitab'a, Allah'ın daha önce gönderdiği kitaba da inanın. Allah'a ve Al­lah'ın meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve âhiret gününe inanmıyarak kâ­fir olanlar, sapıklığın en koyusuna, hidâyetten en uzağa sapmış gitmiştir[2]O'na şartsız olarak itaat etmek [3]"Biz onlara kendilerini Öldürmeyi, yahut yurtlarından çıkmayı farz kılmış ol­saydık, pek azı müstesna olmak üzere, o farzı yapmazlardı. Halbuki onlar kendilerine verilen öğüt dairesinde yapılması isteneni yapsalardı, haklarında daha ha­yırlı olur ve onlar daha sağlamlaşırlardı.[4]

 

O'nun Kelâmı... Üzerinde Düşünmek :

 

"Kur'ân okunduğu zaman O'nu dinleyin, susun ki merhamete nail olasınız.[5]"Ey îmân edenler! Seslerinizi Peygamber'in sesinden yüksek çıkarmayınki, farkında olmaksızın amelleriniz boşa gitmesin.[6]"Biz sana hayrı, bereketi (bol ve sürekli) bir kitap indirdik ki, âyetlerini ince­den inceye düşünüp taşınsınlar, akılları tam (insanlar) ondan öğüt alsınlar.[7]"Bunlar Kur'ân'ı derinden düşünüp taşınamıyorlar mı? Yoksa yüreklerine kilit mi vurulur? [8]"Onlar Kur'ân'ı düşünüp taşınmıyorlar mı? Kur'ân Allah'tan başkası tara­fından olsaydı onda birbirini tutmayan birçok şeyler bulurlardı.[9]

 

Ve Eserleri Hakkında:

 

"Yeryüzünde yakın sahibi olanlar için âyetler vardır. Sizin kendi nefsinizde de öyle. Hâlâ görmeyecek misiniz?[10]"Göklerle yer saltanatına, Allah'ın yarattığı şeylerin hepsine bakmıyorlar mı? Ecellerinin yaklaşmış olmasını düşünmüyorlar mı? Bunlar bu söze, (bu Kur'ân'a) inanmazlarsa, başka hangi söze inanırlar?[11]"Onlar, için için, Allah'ın gökleri, yeri, ancak hak ile muayyen bir va'de için yarattığını düşünürler mi? [12]"De ki; ben size yalnız bir öğütle nasihat ediyorum. Allah için çifter çifter, te­ker teker kalkın, sonra düşünün. [13]

 

Nimetlerini Tanımak (O'na Şükretmek) :

 

"Size ihsan olunan her nimet Allah'tandır. [14]"Ektiğinize bakıp dikkat etmediniz mi? Onu bitiren siz misiniz; yoksa Biz mi? Dikseydik onu çörçöp yapardık da, sizde (feryâd eder) pişman olurdunuz. Borçlar yüklendik, hayır mahrum olduk! (derdiniz). İçtiğiniz suya dikkat ettiniz mi? Onu bulutlardan yağdıran siz misiniz, yoksa Biz mi? Dikseydik onu acı bir su yapardık. O halde neye şükretmiyorsunuz? Çaktığınız ateşe bakıp dikkat et­mediniz mi? Onun için ağacı siz mi vücûda getirdiniz; yoksa Biz mi? Biz bunu, (gözleri görenlere) ibret, çöl yolcularına menfaat kıldık. O halde ulu Tanrı'nın yüce adını tenzih eti[15]"De ki; Hak Teâlâ size geceyi Kıyamet Günü'ne kadar fasılasız devam ettirse ve uzatsa, Allah'tan başka size aydınlık verecek hangi mâbûd vardır? İşitmiyor musunuz? (Yine) de ki; Hak Teâlâ size gündüzü Kıyamet Günü'ne kadar fasıla­sız devam ettirse ve uzatsaydı, Allah'tan başka size içinde dinlendiğiniz geceyi getirecek hangi mâbûd vardır? (Hâlâ) görmüyor musunuz?[16]Gemi ve hayvanlardan sizin için binek yapan O'dur. Tâ ki onların arka­sında doğrulurken (onlara binerken) Tanrı'nıztn nimetini hatırlayasınız ve şöy­le diyesiniz: "Bunu bize müsahhar kılan Tanrı'nın şanı yücedir, münezzehtir. Yoksa biz onu zaptedemezdik. Biz her halde Tann'mıza döneceğiz.[17]"Hak Teâlâ sizi analarınızın karnından, hiç bir şey bilmediğiniz halde, çıkar­dı, şükredesiniz diye kulaklar, gözler verdi.[18]

 

O'nun Sınamalarına Teslimiyetle Tahammül Etmek :

 

"Muhakkak ki biz sizi biraz korku ile, biraz açlıkla; mal, can ve verim eksikli­ği ile sınar ve deneriz. Fakat sabredenleri müjdele! Onlar ki, bir musibete uğra­dıkları zaman, 'Biz Allah'ınız ve Allah'a dönücüyüz' derler. îşte bunlar, Tanrı tarafından yarlığananlar ve bağışlananlardır. Doğru yol üzerinde olanlar da bunlardır.[19]"Yoksa siz, sizden evvel gelenlerin başından geçenler, sizin de başınızdan geçmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlar Öyle sıkıntılara, mihnetlere,Öyle müthiş sarsıntılara uğramışlardı ki, Peygamber ve onunla beraber olan mü'minler, "Allah'ın yardımı ne zaman yetişecek!../' demişlerdi, iyi bil ki, Al­lah'ın yardımı muhakkak yakındır.[20]"insanlar sanıyorlar mı ki, {yalnız) 'inandık' demekle bırakılacaklar da imti­hana uğramıyacaklardır? Biz onlardan evvelkilerini de imtihana uğratmıştık. Hak Teâlâ böylece, kimlerin gerçek, kimlerin (sahte ve) yalancı olduklarım dener (ve onları ayırt eder)![21]

 

O'na Güvenmek :

 

"Allah size yardım ederse, sizi yenen bulunmaz. Sizi yardımsız bırakırsa, O'ndan başka kim size yardım edebilir? Mü'minler o halde Allah'a dayansınlar.[22]"Şayet onlar yüz çevirirlerse de ki; Allah bana yeter. O'ndan başka ilah yok­tur. O'na dayandım, O'na güvendim. Büyük mülkün sahibi O'dur.[23]De ki Allah bana bir dert eriştirirse, Allah'ı bırakarak taptıklarınız, O'nun verdiği derdi, sıkıntıyı kaldırabilir mi? Yahut Hak Teâlâ beni lütuf ve rahmetine nail etmek dilerse, onlar o lütuf ve rahmete manî olabilirler mi? De ki; Allah bana yeter. Sığınmak ve dayanmak isteyenler O'na sığınsınlar, O'na dayansınlar.[24]

 

Rahmetinden Ümidini Kesmemek :

 

Allah'ın rahmetinden ümidi kesmeyin. Zîra kâfir olanlardan başkası Al­lah'ın rahmetinden ümit kesmez.[25]Tann'nın rahmetinden, şaşmış, sapmışlardan başka kim ümitsizliğe dü-[26] Ne de

 

O'nun Tedbirlerine Rağmen, Kendi Durumundan Fazlasıyla Emin Olmak:

 

"Yurt halkı, azabımızın onlara geceleyin uykuda iken gelmesinden mi emin­dirler? Yoksa yurt halkı, azabımızın, onlar gündüzün eğlencelere dalmışken gelmeşinden mi eminler? Yurt halkı Allah'ın tedbîrine karşı da kendilerini emtn mi buluyorlar? Allah'ın tedbîrinden ancak hüsrana uğrayanlar emîn olabilir.[27]

 

Her Müstakbel Katarı O'nun İradesine Bağlamak :

 

"Hiç bir şey hakkında, ben onu her halde yapacağım deme. Ancak Allah di­lerse yapacağım de. [28]

 

Allah'a Yapılan Adak Ve Va'dleri Yerine Getirmek :

 

"Onların içlerinde öyleleri vardı ki, 'Allah bize inayet ve kereminden bir şey verirse, mutlaka sadaka verir, doğru dürüstlerden oluruz' diye Allah'a karşı ah­detmişlerdi. Allah onlara kereminden ihsan edince, cimrileştiler, yüz çevirdiler ve dönüp gittiler. Allah da onları kendilerine karşı vuku bulan taahhütlerinden caydıkları ve yalan söyledikleri için, kendisine kavuşacakları güne kadar müna­fıklığı yüreklerine yerleştirdi.[29]

 

O'nun Hakkında Saygısız Konuşmaları Tahrik Etmemek:

 

"Onların Allah'tan başka taptıklarına sövmeyin ki, onlar da, haddi aşarak ce­halet yüzünden Allah'a sövmesinler

 

Dîne Aykırı Konuşmalara Her İştirakten Sakınmak:

 

"Âyetlerimize, (istihza ve taarruz ile) dalanları gördüğün vakit, başka bir bahse girişinceye kadar yanlarından savuş, şayet şeytan sana bunu bir lâhza unutturacak olursa (Allah'ın emrini) hatırlayınca hemen kalk ve zâlim cemâat ile oturma.[30]"Allah size Kitap'ta şunu bildirdi ki, Allah'ın âyetlerine küp-edildiğini, bu âyetlerle istihza olunduğunu duyduğunuz zaman, bunu yapanlarla beraber, söz­lerini değiştirmedikçe oturmayın. (Onlarla beraber oturursanız), onlar gibi olur­sunuz. [31]

 

Sık Sik O'nun Adına Yemin Etmemek :

 

"Allah namına yemin ederek O'nun ismini, iyilik etmeye... siper ve engel kıl­mayın. Tanrı, işitici ve bilicidir.[32]

 

Yapılan Yemine Saygı Göstermek : [33]

 

Yeminlerinizi tutun, koruyun. [34]

 

Devamlı Allah'ı Hatırlamak:

 

"Ey mü'minler ! Allah'ı çok, pek çok anın[35]"Allah'ı unuttukları için, Allah'ın kendi nefislerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Fâsık olanlar bunlardır,[36]Her kim esirgeyen Tann'yı anmağa karşı körlük gösterirse, biz ona bir şey­tanı yoldaş olmak üzere katarız.[37]

 

O'nu Tesbîh Ve Tekbîr Etmek :

 

"Ey mü'minler! Allah'ı çok, pek çok anın. Sabah akşam O'nun sânını yücel­tin.[38]

"Biz seni, (ümmetine) şahadet edici, müjde verici, korkutucu gönderdik ki, Allah'a ve Peygamberine îmân edesiniz. Ona yardım gösteresiniz, ona hürmet edesiniz, sabah akşam Allah'ın sânını tenzih eyliyesiniz.[39]

 

O'na Günlük İbadetini Yapmak :

 

Çünkü namaz, mü'minlere, muayyen vakitlerle yazılı bir farzdır.[40]Akşama kavuşurken, sabaha ulaşırken Allah'ın sânını yüceltin! Göklerde ve yerde hamd ona yaraşır. Geceleri de, öğleleri de O'nun şanını yüceltin.[41]"Güneşin zevalinden gecenin karanlığına kadar namazı dosdoğru kıl. Sabah namazım da eda et. Sabah namazı meşhûddur.[42]Namazlara devam edin. Husûsiyle orta namaza dikkât edin ve Allah'a hak­kıyla itaat ederek namaza durun.[43]Namazında sesini pek yükseltme, pek de kısma! İkisi arasında bir

bul[44]

 

Beytullah'ı Ziyaret Etmek (Hiç Değilse Ömürde Bir Defa):

 

"İnsanlar için ilk kurulan ev, Mekke'deki evdir ki, kutludur ve bütün millet­ler için hidâyet (kaynağı) dır. Onda nice apaçık işaretlerle bilhassa İbrahim'in makamı vardır. Kim oraya girerse, (tecâvüzden) emîn olur. (Bu) eve haccetmeğe yol bulabilen insanların (onu ziyaret etmeleri), Allah'a karşı borçtur. Kim bunu inkâr ederek kâfir olursa, (varsın küfretsin); çünkü Allah bütün âlemlerden müs­tağnidir.[45]"Hac (aylan) bilinen aylardır. Kim (bu aylarda) haca ifâya azmederse, artık hacda kadına yaklaşmak, kötü söz söylemek, söğüşmek, kavga çıkarmak gerek­mez. Siz ne iyilik ederseniz, Allah onu bilir. Azıklanınız! Muhakkak ki azığın en hayırlısı takvadır (nefsinizi sakınmaktır)[46]"İnsanları hacca davet et. Yaya olarak, develere binerek, her uzak yoldan sa­na gelirler ki, kendilerine ait menfaatleri elde etsinler. Allah'ın rızık olarak ver­diği davarlar üzerinde, malûm olan günlerde Allah'ın adını ansınlar. Sonra traş olmak, temizlenmek gibi işlerini görsün, adaklarını yerine getirsinler ve Ka­dîm Ev'i tavaf etsinler. Hac budur. Her kim Allah'ın mukaddes emirlerine hür­met ederse, o hürmet Tanrı nezdinde kendisi için hayırlı olur.[47]"Onların etleri de, kanları da hiç bir zaman Allah'a erişmez. Sizden yana Al­lah'a erişen, sizin takuânızdır.[48]

 

Korku Ve Ümitle Sık Sık O'na Yakarmak :

 

De ki; sizin duâ ve ibadetiniz olmasa, Tanrım nezdinde ne kıymetiniz olur­du? [49]Tann'nıza yalvamrak yaktırarak, gizlice duâ edin. Çünkü (Hak Teâlâ) had­di aşanları sevmez.Tanrınıza korkarak ve umarak duâ edin. Çünkü Tanrinın rahmeti, iyilik edenlere yakındır.[50]

"Tanrı'nız buyurdu ki; Beni çağırın, Bana duâ edin, duanızı kabul ede­yim.[51]O'na tövbe etmek ve mağfiretini dilemek  Hepiniz Allah'a tövbe edin ey mü'minlerl Tâ ki murada eresiniz![52] Her kim kötülük eder, veya nefsine zulmeder, sonra tövbe ederek Allah'tan af dilerse, Allah'ın yarlığayıcı, esirgeyici olduğunu görür.[53]

 

Nihayet O'nu Sevmek :

 

(Kim dîninden dönerse) Allah ona bedel, kendi tarafından sevilen ve O'nu seven insanlar getirir. ...Bu Allah'ın öyle bir inayetidir ki, onu dilediğine verir. Zîra (Allah'ın keremi) geniştir ve (Allah ona kimin lâyık olduğunu) bilicidir.[54]

 

Ve O'nu Her Şeyden Çok Sevmek :

 

İnsanlar içinde öyleleri var ki, Allah'tan gayrisini Allah'a emsal tanırlar, onları, Allah'ı sever gibi severler. îmân[55]

İCMAL

 

Kur'an-I Kerîm'de Fazîlet Grupları

 

Doğruluk ve iyilik, insanın Allah'a, âhiret gününe, meleklere, Ki-tab'a ve peygamberlere inanması, Allah sevgisi ile malı akrabalara, ök­süzlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve esirlerin azadına vermesi, namazı hakkıyla edâ etmesi, zekâtı Ödemesidir. Bunlar, söz ver­dikleri zaman sözlerini yerine getirenler; sıkıntı, hastalık ve şiddet zama­nında sabredenlerdir. îşte (hak ve hayır) üzere gerçek olanlar ve fenalığın her türlüsünden korunanlar bunlardır.[56]Mü'minler ancak onlardır ki, Allah anıldığı zaman yürekleri titrer, Allah'ın âyetleri okunduğu zaman îmânları kat kat artar ve onlar Tan­rılarına dayanırlar. (Mü'minler) onlardır ki, namazı dosdoğru edâ eder­ler ve kendilerine verilen nimetlerden (başkalarına yardım için) harce-derler. işte asıl hakîkî mü'minler bunlardır.[57]Öz yürekli mütevazı (insanları da) müjdele. Bu (öz yürekli müte­vazı insanlar), Allah anıldıkça kalpleri titrer, başlarına gelen sıkıntılara karşı dişlerini sıkıp katlanırlar. Namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine ih­san ettiğimiz rızıktan harcederler.[58]O mü'minler ki, namazlarında huşu üzeredirler, beyhude, boş söz­lerden yüz çevirirler, zekâtı verirler, kendileriyle meşru münasebette bulunmaları töhmeti müstelzim olmayan zevceleri ile, sağ ellerinin mülkü olanlardan başkasına karşı, —bu ikisinden başkasını dilerse, haddi aşmış olacağı için— utanılacak yerlerini haramdan saklarlar. Emânetlerine, ahitlerine riayet ederler. Namazlarını vaktinde kılarak muhafaza ederler. (Bunlar) muhakkak ki umduklarına ererler. Bunlar o vârislerdir ki, en yüksek cennete (Firdevs'e) vâris olurlar. Ve onlar ora­da dâim kalırlar.[59]Hak Teâlâ, göklere ve yere nur (verendir). ...Hak Teâlâ, dilediğini nu­runa iletir. ...(O nura), Allah'ın yüksek tutulmasına; isminin içinde anıl­masına izin verdiği evlerde (kavuşulur). Orada, sabah akşam O'nun sânı­nı yücelterek tenzih eden öyle adamlar vardır ki, ticaretler, alımlar, satım­lar onları Allah'ı anmaktan, namazı dosdoğru kılmaktan, zekâtı vermek­ten alıkoymaz. Onlar kalblerle gözlerin döneceği günden korkarlar.[60]Esirgeyen Tanrı'nın kulları onlardır ki, yeryüzünde tevâzû ile yürür­ler. Kendini bilmez câhiller onlara söz attıkça, onları incitmeyecek cevap vererek: "Selâm" derler. Onlar, gecelerini Tanrı'larına secde ederek, ayakta durarak geçirirler. Ve, "(Ulu) Tanrı'mız! derler, cehennem azabı­nı üzerimizden sav, onun azabı devamlı bir seyyiedir, o ne fena uğrak, ne fena bir konaktır!" Onlar mallarını harcettikleri zaman israf etmezler, his­set de göstermezler, ikisi ortası bir yol gözetirler. Onlar Allah ile beraber başka bir mabuda tapmazlar, Allah'ın öldürülmesini haram kıldığı canı, hak ve adalet îcab etmeden, (asla) öldürmezler, zina etmezler, çünkü bu kötülüğü yapan cezasını bulur, kıyamet günü cezası kat kat verilir. Ora­da zillet ve hakaret içinde daim kalır. Yalnız, tövbe edip, doğru dürüst iş­ler işleyenler müstesnadırlar. Hak Teâlâ onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Hak Teâlâ, yarlığayıcıdır, bağışlayıcıdır. Kim tövbe edip, doğru dürüst işler işlerse, muhakkak ki, Allah'ı hoşnut ederek O'na dönmüş olur. (Allah'ın o kulları), yalan yere şehâdet etmezler, münasebetsizlikle­rin yanından geçtikçe, âlîcenâbâne geçerler. Onlara Tanrı'larının âyetleri hatırlatıldıkça, onların üzerine sağır ve körler gibi kapanmazlar. (Can ku­lağıyla dinler, basiret gözüyle görürler). Onlar: "(Ulu) Tanrı'mız! derler, zevcelerimiz ve çocuklarımızdan, gözlerimizi aydın edecek, (bizi sevin­direcek) olanları bahşet, bizi, fenalıktan sakınanlara rehber kıl!" îşte bun­lar, sabrettikleri için, yüksek makamlarla mükâfatlanacak ve orada hürmetlerle selâmlarla karşılanacak, orada dâim kalacaklardır. O ne güzel ikâmetgâh, ne güzel istirâhatgâhtır![61]"Bizim âyetlerimize yalnız o kimseler inanır ki, onlar kendilerine ha­tırlatıldıkça secdeye kapanırlar, Tanrı'larını överek O'nu tenzih ederler, (Allah'a tapmak) hususunda asla kibir göstermezler, vücutları yataklar­dan uzaklaşır, Tanrı'larına korku ve ümit içinde yalvarırlar ve kendileri­ne rızık olarak verdiğimizden, (başkalarına yardım için) harcederler. Bir kimse kendileri için, istediklerinin karşılığı olarak, göz aydınlığı olmak üzere saklanmış olan nimetleri bilemez.[62]Allah'a teslim olan erkeklerle, Allah'a teslim olan kadınlar, îmân eden erkeklerle îmân eden kadınlar, Allah'ın buyruğunu yerine getiren erkeklerle, gerçek ve sâdık olan kadınlar, dişini sıkan ve katlanan erkek­lerle, dişini sıkan ve katlanan kadınlar, mütevazı olan erkeklerle mütevâ-zî olan kadınlar, sadaka veren erkeklerle, sadaka veren kadınlar, oruç tu­tan erkeklerle, oruç tutan kadınlar, mahrem yerlerini koruyan erkeklerle, mahrem yerlerini koruyan kadınlar, Allah'ı çokça anan erkeklerle, Al­lah'ı çokça anan kadınlar yok mu; Hak Teâlâ onlara mağfiret ve büyük mükâfat hazırlamıştır.[63]Hak Teâlâ sözün en güzelini vahyetmiştir. (Allah'ın vahyi) her tarafı birbirini tutan, her şeyi tekrar tekrar beyân eden kitaptır. Ondan, Tanrı­larından korkanların tüyleri ürperir, yürekleri titrer. Sonra Allah'ı an­makla içleri açılır, yürekleri ferahlar. Allah'ın hidâyeti işte budur. Diledi­ğini ona iletir. Allah'ın şaşkınlık ve sapıklık içinde bıraktığına yol göste­ren bir kimse bulunmaz.[64]Size verilen şey, bu dünya hayatında geçinmek içindir. Allah'ın nezdindeki (mükâfat ise) daha hayırlı, daha süreklidir. (Bu mükâfat), îmân edip, doğru dürüst işler işleyenler, Tanrı'larına güvenip dayanan­lar, büyük günahlardan, kötülüklerden kaçınanlar, öfkelendikleri za­man (öfkelerini yenip) affedenler, Tanrı'larının davetine icabet edip, na­mazı dosdoğru kılanlar, işlerini birbirlerine danışarak idare edenler, kendilerine verdiğimiz nzıktan (başkalarına yardım için) harcedenler, bir haksızlığa yolsuzluğa uğrayınca (haddi aşmayarak) kendilerini müdâfaa edenler içindir. Zulmün, (kötülüğün) cezası, o zulüm, (o kötülük) derecesinde ukubettir. Her kim (kendine zulmedenleri) affeder ve on­larla barışırsa, mükâfatı Allah'a aittir. Hak Teâlâ muhakkak ki zâlimle­ri asla sevmez.[65]"Muhammed, Allah'ın peygamberidir. O'nunla beraber bulunanlar, kâfirlere karşı metîn, birbirine karşı merhametlidirler. Onların rükû ettik­lerini, secdelere kapandıklarını görürsün. Onlar, Allah'ın inayetini, rızâ­sını dilerler, ararlar. Çehreleri, yüzlerindeki secde izinden bellidir. Tev­rat'ta onlann sıfatlan şudur. [66]Mü'minler ancak o kimselerdir ki, Allah ile peygamberlerine îmân ettiler, sonra şüpheye düşmediler, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaştılar. îşte, doğrular ancak onlardır.[67]Fenalıktan sakınanlar, bahçeler, pınarlar içindedirler. Tanrılarının kendilerine verdiğini alırlar. Onlar önce iyilik etmişlerdi. Geceleri ne ka­dar az uyur, sabahlan yarlığanma dilerlerdi. Onların mallannda dilenen­ler, (dilenmeyen) yoksullar için bir hak vardır.[68]Şüphe yok ki, insan, dar gönüllü, hırslı yaratıldı. Ona bir sıkıntı erişti mi feryâd eder, iyilik dokundu mu pinti kesilir. (Böyle olmayanlar) namaz kılarlar ve namazlarına devam ederler, mallanndan, muhtaç olanlarla mahrum kalanlar için bir hak ayıranlar, hesap gününün doğruluğuna ina­nanlar, Tanrılarının azabı hiç kimsenin emîn kalamıyacağı bir şey oldu­ğu için, Tanrılarının azabından korkanlar, zevcelerinden ve sağ ellerinin mülkünden (cariyelerinden) başkalarına karşı iffetlerini muhafaza eden­ler —zevcelerine ve sağ ellerinin mülküne karşı muaheze yoktur; ötesini araştıranlarsa aşırı derecede haddi geçmiş olurlar; — emanetlerine, va'dlerine riâyet edenler, şehâdetlerini hakkıyla edâ edenler, namazlarını edaya devam edenlerdir. İşte bunlar cennetlerde ağırlanırlar.[69]

 

BİBLİYOGRAFYA

 

Bu incelemenin konusunu teşkil eden temel metin Kur'an-ı Kerim'dir.

 

Anılan Eserler

 

I. ARAPÇA

İbn Teymiyye, Minhâcu's-sunne, Tab'-ı Bulak, Kahire 1322 H. (4 cilt).Ibn Hazm, el-Muhallâ, Tab'-ı Munîr, Kahire 1352 H. (11 o).îbn Hazm, en-Nâsih ve'l-mensûh, el-Matba'atu'1-behiyye, Kahire 1310 H.('alâ hamişi tefsîri'l-Celâleyn).tbn Deybe', Teysîru'l-vusûl, el-Matba'atu'1-selefiyye, Kahire 1346 H. (4 c). îbn Ruşd, Bidâyetu'l-Muctehid, Tab'ul-Hancî, Kahire 1329 H. (2 c). Ibn 'Abbâd, er-Resâilu'l-kubrâ, Tab'-ı Fas, 1320 H.İbn 'Abdi'ş-Şekûr, Musellemu's-subût, Tab'-ı Bulak, Kahire 1325 H. (2 c). Ibn Mâce, es-Sunen, el-Matba'atu'l- 'ılmiyye, Kahire 1313 H. (2 c).Ebû Dâvud, es-Sunen, Tab'u'l-Haşşâb, Kahire, 1310 H. (4 c. 'alâ hâmişi'l-Muvatta').Ahmed b. Hanbel, el-Musned, el-Matba'atu'1-Meymeniyye, Kahire 1313 H. (6 c).el-Alûsî, Ruhu'l-Me'ânî, Tab'-ı Bulak, Kahire 1301 H. (9 o). el-Buhârî, el-Câmi'u's-Sahîh, Tab'-ı Bulak, Kahire 1289 H. (9 c). et-Tirmizî, ei-Câmi' (veya es-Sunen), Tab'-ı Bulak, Kahire 1292 H. (2 c). et~Tirmizî,

1-Kitâbu'l-Ekyâs ve'1-Muğterrîn

2-Cevâbu Kitâb

3-Kitâbu'l-Kesb

4-Mesâil ve Ecvibetuhâ

5-Kitâbu'r-Riyâda : Şam'daki Zâhiriyye Kütüphanesi nüshasından nakledilen Paris'te, Prof. Massignon'un kütüphanesinde bulunan yazma mecmu'a.Draz, el-Muhtâr, Matba'atu Ebi'1-Hevl, Kahire 1350 H.er-Râzî (Fahru'd-Dîn), Mefâtîhu'l-Ğayb (el-Ma'rûf bi't-Tefsîri'1-Kebîr),Tab'-ı Bulak, Kahire 1278 H. (6 c).ez-Zemahşerî, el-Keşşâf, Tab'-ı Mustafa Muhammed, Kahire 1354 H. (4 c). es-Suyûtî, Esbâbu'n-Nuzûl, el-Matba'atu'1-Behiyye, Kahire 1310 H. ('alâhâmişi'l-Celâleyn). es-Suyûtî, eî-Câmi'u's-Sagîr (el-Fethu'1-Kebîr adı altında en-Nebhânî'nin

ona yapmış olduğu ziyâdât ile beraber), Tab'u'l-Halebî, Kahire1350 H. (3 o).es-Suyûtî, ed-Durru'l-Mensûr, Tab'u'l-Halebî, Kahire 1314 H. (6 o).eş-Şâtıbî, el-Muvâfakât (Üstad büyük Draz'm şerhiyle), Tab'-ı Mustafa Muhammed, Kahire 1931 M. (4 o).et-Taberî, Ğarîbu'l-Furkân, Tab'-ı Bulak, Kahire 1323 H. (30 c). el-'Aynî, 'Umdetu'l-Kârî (Şerhu'l-Buhârî), Tab'-ı İstanbul 1308 H. (11 c). el-Ğazâlî, İhyau 'Ulûmi'd-Dîn, Tab'u'l-Halebî, Kahire 1346 H. (4 c). el-Ğazâlî, Cevâhiru'l-Kur'ân, Tab'u'l-Kurdî, Kahire 1329 H. el-Ğazâlî, el-Mustasfâ, Tab'-ı Bulak, Kahire 1325 H. (2 c).el-Kastalânî, Îrşâdu's-Sârî (Şerhu'l-Buhârî), Tab'-ı Bulak, Kahire 1306 H. (10 c.)

el-Kuşeyrî, er-Risâle (Şeyhu'l-İslâm Zekeriyyâ el-Ensârî'nin şerhiyle), Tab'-ı Bulak, Kahire 1290 H. (4 c. 'ale'l-hâmiş).Mâlik, el~Muvatta' (ez-Zerkânî'nin şerhiyle), Tab'u'l-Haşşâb, Kahire 1310 H. (4 o).el-Mekkî (Ebû Tâlib), Kûtu'l-Kulûb, Matba'atu Muhammed 'Abdi'l-Latîf,Kahire 1351 H. (4 c). Müslim, es-Sahîh, Tab'-ı İstanbul 1329 H. (8 c).en-Nesâî, es-Sunen (es-Suyûtî'nin şerhiyle), Tab'-ı Mustafa Muhammed, Kahire 1348 H. (4 o).

 

II. AVRUPA DİLLERİNDE

 

La Bible, trad, fr. par Louis Segond, Imprim. Univ. de Cambridge, 1932. Andrae, Mahomet, sa Vie et sa Doctrine, Paris, Maisonneuve, 1945. Aristotle, Ethique â Nicomaque (trad. fr.), Paris, Garnier, 1940.Bergson, Essai sur les Donnees Immediates de la Conscience, Paris, Alcan, 1930Bergson, Les Doux Sources de la Morale et de la Religion, Paris, Alcan, 1932.Boulanger, La Doctrine Chretienne, Lib. Catholique, 1913.Boutteville, La Morale de l'Eglise et La Morale Naturelle, Paris, Michel, 1866.Carrel (Alexis), L'Homme, cet Inconnu, Paris, Plon, 1942.Cousin (Victor), Introduction a Vhistoire de la Philosophie, Paris, Didier,1861.Descartes, Oeuvres publiees, par V. Cousin, Paris, Leurault, 1824. Fauconnet, La Responsabilite, Paris, Alcan, 1928. Pillion, Vie de Nötre Seigııeur Jcsus-Christ, Paris, Letouzey, 1925.Gaudefroy-Demonün n. --.  [nstitııtions Musulmanes, Paris, Flammarion,1946. Gauthier, întrodıu tian ı) l'Etudc de la Philosophie,Musulmane, Paris, Leroux,1923.Guyau (Marie-Jean), Esquisse d'une Morale şans Obligationni Sanciİon, Pa­ris, Alcan, 1909.Janet (Paul), La Morale, Paris, Delagrave, 1873.Jouffroy OTheodore), Cours de Droit Naturel, Paris, Preost-Crocius, 1934.Kant, Critique de la Raison Praticjiıe (Trad. fr. par Aiquie), Paris, Presses Univ. 1943.Kant, Fondements de la Metaphysicjue des moeurs (trad. fr. par Delbos), Pa­ris, Delagrave, 1939.La Beaume, Le Koran Analyse, Paris, Maisonneuve, 1878.Le Senne, Traitede Morale Generale, Paris, Presses Univ. 1942.LeVy-Bruhl, L'Idee de Responsabilite, Paris, Alcan, 1884.Pascal, Les Provinciales, Paris, Didot, 1851.Picot, Code Napoleon Paris, Imprimerie Napoleon, 1860.Sabatier (Armand), La Philosophie de l'Effort, Paris, Alcan, 1903.Tassy (Garcin de-), Paris, Lib. Or. 1840.

 



[1] el-Bakara 2/177.

[2] en-Nisâ 4/135.

[3] Bize denecek ki, bu, imkân ölçüsünde değil midir? Kur'ân-ı Kerim'de buyurulduğu gibi: "Ohalde gücünüz yettiği kadar Allah'a karşı vazifelerinize dikkat edin." (et-Teğâbün 64/16).-Evet, şüphesiz; fakat aksi hal, itaat hususunda değil, fakat bu durumda vuku bulamaya­cak olan ilâhî emrin bizzat neşri konusunda bir kısıtlamayı teşkil eder."Allah bir kimseye gücünün yetmiyeceğini yüklemez." (eî-Bakara 2/286).Hiç şüphe yok ki, risâletinin sınırları içinde, Hz.Peygamber'e itaat, Allah'a itaatin tamam­layıcı bir cüz'ünü meydana getirmektedir. "Kim Feygamber'e itaat ederse, Allah'a itaat etmiş olur. (en-Nisâ 4/80); "Öyle değil, Tanrın hakkı için onlar aralarında çıkan ihtilâflarda se­ni hakem kılmadıkça, verdiğin hükümden dolayı hiç bir sıkıntı duymadan sana bütün teslî-miyetleriyle münkâd olmadıkça îmân etmiş olmazlar." (Aynı sûre, 64).

[4] en-Nisâ 4/65.

[5] el-A'râf 7/203.

[6] el-Hucurât 49/2.

[7] Sâd 38/29.

[8] Muhammed 47/24.

[9] en-Nisâ 4/81.

[10] ez-Zariyât 51/20-1.

[11] el-A'râf 7/184.

[12] er-Rûm30/8.,

[13] Sebe' 34/46.

[14] en-Nahl 16/53.

[15] el-Vâkıa 56/63-74.

[16] el-Kasas 28/71-2.

[17] ez-Zuhrûf 43/12-14.

[18]en-Nahl 16/78.

[19] el-Bakara 2/155-7.

[20] el-Bakara 2/214.

[21] el-Ankebût 29/2-3.

[22] Âl-i Imrân 3/160.

[23] et-Tevbe 9/son âyet.

[24] ez-Zümer 39/38.

[25] Yûsuf 12/87.

[26] el-Hicr 15/56.

[27] el-A'râf 7/96-8.

[28] el-Kehf 18/25.

[29] et-Tevbe 9/76-8.

[30] el-En'âm 6/108.

[31] el-En'âm 6/68.

[32] 'en-Nisâ 4/130

[33] el-Bakara 2/224.

[34] el-Mâide 5/92.

[35] el-Ahzâb 33/41.

[36] . el-Haşr 59/19.

[37] ez-Zuhrûf 43/36.

[38] el-Ahzâb 33/42.

[39] el-Fetih 48/8-9.

[40] en-Nisâ 4/102.

[41] er-Rûm 30/17-8.

[42] el-îsrâ 17/78.

[43] el-Bakara 2/238.

[44] el-îsrâ 17/110.

[45] Âl-i İmrân 3/96-7.

[46] el-Bakara 2/197.

[47] el-Hacc 22/27-30.

[48] el-Hacc 22/37.

[49] el-Furkân 25/son âyet.

[50] el-A'râf 7/54-5.

[51] el-Mü'min 40/60.

[52] edenlerin ise, Allah'a karşı sevgileri her-şeyâen sağlam, herşeyden kuvvetlidir. ..."55

en-Nûr 24/31

[53] en-Nisâ 4/109.

[54] el-Mâide5/57.

[55] el-Bakara 2/165.

[56] el-Bakara 2/177.

[57] el-Enfâl 8/2-4.

[58] el-Hacc 22/34-5.

[59] el-Mü'minûn 23/1-11.

[60] en-Nûr 24/35-7.

[61] el-Furkân 25/63-76.

[62] es-Secde 32/15-17.

[63] el-Ahzâb 33/35.

[64] ez-Zümer 39/23.

[65] eş-Şûrâ 42/36-40.

[66] el-Fetih 48/29.

[67] el-Hucurât 49/15.

[68] ez-Zâriyât 51/15-19.

[69] el-Meârîc 70/19-35.