Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

TEFSİR USULÜ VE KAYNAKLARI - Tefsir Usulu Ve Kaynaklari - 1. Sayfa

TEFSİR USULÜ VE KAYNAKLARI 2

ÖNSÖZ.. 2

GİRİŞ. 2

1- Kur’an İlimleri (Ulûmu’l-Kur'ân) 3

Tarifi: 3

2- Konusu Ve Faydaları 3

3- Tefsir Ve Tefsir Usûlü: 4


TEFSİR USULÜ VE KAYNAKLARI

 

ÖNSÖZ

 

Son ve gerçek din İslâm'ın hayat dolu bilgilerini insanlığa sunan Kur'ân-ı Kerîm, her yönüyle incelenmeye değer ilâhî bir kitaptır. İnsanların, hidâyet rehberi olan bu mukaddes eserin anlaşılması, anlatılması ve yaşanması, ayrı zamanda iyi müslüman olmanın da gereğidir. Gerçekte İslâm'ın, inancın ibâdet ve ahlâk esaslarını, genel prensipler halinde bir araya toplayan Kur'ân-ı Kerîm dînî hayatın vazgeçilmez unsurudur.

Muhtevasından, fesahat ve belagatına kadar çok yönlü özellik ve üstünlükler taşıyan bu büyük kitap, Hz. Peygamber'den günümüze kadar geçen asırlar içinde, müslümanlar tarafından anlaşılmaya çalışılmış ve tefsirleri yapılmıştır. Kur'ân'ı anlamaya yönelik tefsir çalışmaları, her asırda ve dünyanın her yerinde, yüzlerce tefsir âlimi tarafından devam ettirilmiş, kütüphaneler de bu çalışmaların değerli ürünleriyle dolup taşmıştır.

Bu arada bir yandan tefsir çalışmaları yoğun biçimde sürerken öte yandan tefsir usûlüne ilişkin çalışma ve araştırmalar da "Ulû-mu'1-Kur'ân" adıyla devam ettirilmiştir. Böylece Ulûmu'l-Kur'ân çalış­maları, tefsire giriş niteliğinde bir ilmî faaliyet olarak, dînî ilimlerdeki yerini almıştır. İleride bir bölüm halinde de ayrıntılı olarak açıkla­nacağı gibi, Tefsir Usûlü, Kur'ân-ı Kerîm ve Kur'ân bilgilerinin anah­tarı durumunda önemli bir çalışma alanı olarak asırlarca sürdürüle gelmiştir.

Konuyla ilgili olarak bir yandan "Tefsir Usûlü" ve "Ulûmu'I-Kur'ân" adıyla anılan müstakil eserler te'lif edilirken, bir yandan da yazılan tefsirlerin mukaddimesi mahiyetindeki kısımlarda bu konula­ra temas edilmiştir, Öyleki, bazan usûl ile ilgili bu mukaddime bir cilt tutacak kadar geniş hacimli olmuştur.

Tefsir Usulüyle ilgili bilgileri, büyük ölçüde alabileceğimiz kayrıak eserler elimizde mevcuttur. Günümüzde gerek Türkiye'de, gerekse diğer İslâm ülkelerinde konuyla ilgili çalışmalar artan yoğunlukta devam etmektedir. Tefsir Usûlü derslerinin Lisans ve Lisans Üstü seviyede İlahiyat Fakültelerimizde ders olarak okutuluşu, bu yönde yeni arayış ve çalışmaları da zorunlu kılmaktadır. Gerçi yayınlanan bazı eserlerle Tefsir Metodolofisi belli bir seviyeye gelmiş ise de, bunun daha da İleriye götürülmesi gerekli görülmektedir.

Belirtilen hususlar ve beklentiler göz önünde bulundurularak, başta îlâhiyat Fakültesi öğrencileri olmak üzere Yüksek Lisans ve Doktora öğrencilerinin de belli ihtiyaçlarını karşılayacak bir kitap hazırlanması düşünülmüş ve her seviyedeki öğrencilerin durumlarına da uygun olması hedeflenmiştir.

Eser, kısa bir "Giriş"ten sonra dört bölüme ayrılmıştır:

"Birinci Bölüm"de: "Tefsir Usûlü Tarihi" diye de niteleyebilece­ğimiz "Kur'an İlimleri"yle ilgili çalışmaların ve bu çalışmayı gerçekleş­tirenlerin başlangıçtan günümüze kadar uzanan kronolofik sırala­ması "Tefsir Usûlü Kaynakları" adıyla verilmiştir.

"İkinci Bölüm’de: Kur'ân-ı Kerîm'le ilgili bilgiler verilmiş, vahy, âyet ve sûre kavramlarına açıklık getirilmiş, Kur'ân-ı Kerîmin yazılışı, kitap haline getirilişi ve çoğaltılışı anlatılarak, "Kur’an Tarihi’ne dair kısa bilgiler sunulmuştur.

"Üçüncü Bölüm’de: Kur'ân-ı Kerîm inceleme ve araştırmaların­dan çıkarılan ve "UIûmu'l-Kur'ân" diye isimlendirilen yirmiyi aşkın konu, tarifleri, kısaca açıklamaları ve kaynaklarıyla tanıtılmış, her konuyla ilgili birer örnek kaynağın tavsifi yapılmıştır.

"Dördüncü Bölüm"de ise: Başlangıçtan günümüze kadar, Kur'ân Tefsirine dâir çalışmalar, tefsir çeşitleri, ünlü müfessirler ve tefsirleri "Tefsir Tarihi" adıyla işlenmiştir.

. Hülâsa: "Tefsir Usûlü ve Kaynakları" adı verilen bu kitapta Tefsir Metodolofisi ne dair çeşitli bilgiler ana hatlarıyla belirtilmiştir. Özellikle Tefsir Usûlü Tarihi'nin işlendiği "Birinci Bölüm"ün bu

yöndeki çalışmalara ve bilinen kaynaklara yeni boyutlar getirdiği söylenebilir.

Konular işlenirken, yer yer ayrıntılı açıklamalar yapılmış, çoğu zaman da kaynaklar dipnotta gösterilerek araştırıcıya yön verilmeye çalışılmıştır. Bu şekilde ayrıntılı bilgiler kaynaklara bırakılarak, eserin hacminin belli sınırlar içinde kalması sağlanmıştır. Dolayısıyla kitabın sâde ve dar anlamda Kur'ân ve Tefsirle ilgili önbilgiler almak isteyen okuyucudan, kaynaklara dayalı araştırma yapacak olanlara kadar geniş kapsamlı bilgiler ihtiva etmesi hedeflenmiştir.

Yıllar süren öğretim tecrübesi ve araştırmanın mahsûlü olan bu çalışmanın, tüm gayret ve çabalara rağmen elimizde olmayan sebeplerle göze çarpan hataları olabilir. Tenkid ve uyanları beklerken, Tefsir Usûlü'nde açtığı çığırla çalışmalarımın örneği ve kaynağı olan muhterem Hocam İsmail Cerrahoğlu'na şükranlarımı arzederim.

Gayret bizden, tevfîk Allah'tandır.

                   Doç. Dr. Ali Turgut

                    İstanbul 1990[1]

 

GİRİŞ

 

Yüce kitabımız Kur'ân-ı Kerîm, Allah kelâmı olarak bize verilen en şerefli ve değerli eserdir. Bu ilâhî eserin mânâlarını anlamak, öğ­renmek, öğretmek, yaşamak ve yaşatmak üzerimize düşen en büyük görevdir. Çünkü Kur'ân, İnsanlığın son peygamberi Hz. Muhammed'in, son dîn olan İslâm'ı tebliğ ederken dayandığı esasların ana kaynağıdır. Son ilâhî kitap olan Kur'ân, insanlığın ıslâhını amaçlayan en büyük yasadır. Hz. Peygamber'in en büyük kalıcı mûcizesidir. İslâm'ın inanç, ibâdet ve ahlâk esaslarının yanısıra dünya ve ahirete ilişkin bir çok hususlarda temel dayanağıdır. Lâfız ve mânâ itibariyle de arap edebiyatının zirve noktasında bulunan bir dil ve edebiyat abidesidir. Bir çok ilim ve hikmetleri bünyesinde toplarken, telkin ettiği yüksek İdeallerle her devir ve her ülkede insanlara rehber olmuş ve onlar bu­nalımdan ve sıkıntılardan kurtarmıştır.

İşte bundan dolayı Kur'ân-ı Kerîm'e Hz. Muhammed ve O'nun sahâbîlerinden başlayarak bugüne kadar çok büyük ölçüde önem verilmiş ve üzerinde titizlik gösterilmiştir. Kur'ân'ın lâfız ve manâ yö­nünden incelenmesi, üslüb ve i'câz yönlerinin araştırılması, tefsir ve açıklamalarının yapılması O'na verilen önem ve gösterilen titizliğin belli başlı göstergeleridir. Ayrıca, kıraat, tecvîd, yazı, tefsir, nâsih men-sûh gibi tâbirlerle ifade ettiğimiz bir çok ilimler Kur'ân'a verilen değeri yansıtırken bu konudaki çeşitli ve kıymetli kitaplar da meselenin tak­dirle karşılanan diğer yönünü oluşturmaktadır.

Gerçekten bir çok bilginler Kur'ân üzerinde çok yönlü araştır­malar yapmışlar, eserler te'lif etmişlerdir. Geçmişte değerli âlimleri­mizin birbiriyle yarışırcasına sürdürdükleri bu ilmî faaliyet, sonunda çok değerli eserler meydana getirmiş ve bu şerefli miras kütüphanelerimizi doldurup taşırmıştır. Müslümanlar olarak sahip olduğumuz bu servet diğer milletler ve dinler karşısında iftihar edebileceğimiz müstesna özelliklerimizden sadece biridir. Tüm bu faaliyetleri, kitap­ların en büyüğü olan Kur'ân'a karşı gösterilen büyük hizmetin teza­hürü olarak değerlendirmek mümkündür.[2]

 

1- Kur’an İlimleri (Ulûmu’l-Kur'ân)

 

Tarifi:

 

Kur'ân'a hizmet eden veya Kur'ân'a dayanan ilimlere Kur'ân İlimleri (Ulûmu'l-Kur'ân) denir. Kur'ân'a dayanan ilimler, tef­sir, kıraat, Kur'ân yazısı, i'câz, nüzul sebebleri, nâsih mensûh, i'rab ve garib kelimeler ilmi ... şeklinde sıralanırlar. Belirtilen ilimler, Kur'ân ilimlerinin bölümleridir. Suyûtî (911/1506), sayılan ilimlere astrono­mi, geometri, tıb ve benzeri ilimleri de ekleyerek sayıyı daha da artır­mıştır.[3] Öyle ki Ebû Bekir b. Arabî (543/1148) daha ileri giderek tasavvufî bir anlayışla Kur'ânî ilimlerin sayısının 77.450 olduğunu söylemiştir.[4] Kur'ân'ın bir hidâyet ve i'câz kitabı olduğu göz önünde bulundurulacak olursa onun bu özellikleriyle ilgili her ilmi Kur!ân ilimlerinden saymak mümkündür. Yalnız tabiat, ilimleri, geometri ma­tematik, astronomi, ekonomi, sosyolofi, kimya, botanik gibi ilimlerin ve ilim dallarının Kur'ân ilimlerinden sayılması doğru olmaz. Çünkü Kur'ân bu ilimlerle ilgili teorileri belgelendirmek ve kanunlarını vurgu­lamak için inmemiştir. Ayrıca adı geçen ilimler, âyetleri açıklamak ve sırlarını ortaya koymak için de konulmamıştır.

Şu var ki Kur'ân, müslümanlan öğrenmeye, ilerlemeye ve uz­manlaşmaya çağırmıştır. Fakat Kur’an’ın bu yerinde daveti, pozitif ilimlerin Kur'ân ilimlerinden sayılmasını gerekli kılmamıştır. Zira Kur'ân'ın belli ilimlere teşvik edip yönlendirmesiyle o ilimlerin Kur'ân ilimlerinden sayılmaları arasında fark vardır. Başka bir ifadeyle Kur’an’ın işaret ettiği fen, tabiat ve sosyal bilimler, doğrudan Kur'ân'la ilgili değildir. Ama doğrudan Kur'ânı meseleleri, hükümleri ve lâfızları inceleyen ilimlerin ise Kur'ân ilimlerinden sayılacağı açıktır.

Anlatılan bilgi ve değerlendirmelerin ışığında bir ilmî terim olarak Kur'ân ilimlerini şöyle tanımlamak mümkündür: "İnişi, tertip edilişi, toplanışı, yazılışı, okunuşu, tefsir edilişi, i'câzı, nâsih ve men-sûhu ve hakkındaki şüphelerin giderilmesi yönünden Kur'ân'la İlgili konuların tamamını ihtiva eden ilimdir". Tariften anlaşıldığına göre Kur'ân ilimleri çeşitli Kur'ânî ilimlerin bir özetidir.[5]

 

2- Konusu Ve Faydaları

 

Kur'ân ilimlerinin konusu, inceleme alanına giren meselelerin özelliklerine göre yine Kur'ân'dır. Gerçekte Ulûmu'1-Kur'ân'ın konusu, kendi bünyesinde toplanan ilimlerin konusunun toplamıdır. Bünye­sinde toplanan ilimler de doğrudan Kur'ân'la ilgili bilimler olduk­larına göre konu yine Kur'ân olmaktadır. Meselâ kıraat ilminin konu­su lâfzı ve edası yönünden Kur'ân olurken tefsir ilminin konusu da mânâsı ve şerhi yönünden yine Kur'ân olmaktadır.

Kur'ân ilimlerinin faydalarına gelince bunları şöyle sıralamak mümkündür:

1- Kur'ân hakkında genel ve yüksek kültür sağlamak.

2- Kur'ân düşmanlarına karşı Kur'ân'ı savunmak için sağlam bilgilerle donatmak.

3- Kur'ân tefsirini kolayca yapabilme imkânlarını hazırlamak. Belirtilen faydaların ışığında Kur'ân ilimleri, müfessirler için

sanki bir anahtar gibidir.[6]

 

3- Tefsir Ve Tefsir Usûlü:

 

Lügatte, çeşitli anlamlarının yanı sıra beyân etmek, keşfetmek, İzhâr etmek ve üzeri kapalı bir şeyi açmak anlamına gelen tefsir, eski felsefî ve ilmî eserlerin açıklanışı ve izah edilişi mânâsına da kullanıl­maktadır.[7]

Istılahta tefsir: Müşkil olan lâfızdan murad edilen şeyi keşfet­mek demektir.[8] Bu tarif çerçevesinde tefsir kelimesi Kur'ân'ın mânâ­larını keşf edip, ondaki müşkil ve garip lâfızlardan kasdedilen şeyi beyân eden ilim olarak anlaşılmıştır. Fakat ilmî bir anlam olarak tefsirin sadece Kur'ân'a tahsis edilmediği diğer ilmî sahalarda da kul­lanıldığı görülmektedir.[9]

Tefsir kelimesi, İslâm'ın ilk asrında diğer ilimler yaygınlaşmadı-ğından tefsir ve hadis ilimleri ıstılahı olarak kullanılmıştır. Daha son­raki dönemlerde başlayan terceme faaliyetleriyle diğer ilimlerin tedvin edilmesi üzerine tefsir kelimesi bu ilimler için de kullanılmıştır.

Âlimler arasında çoğunlukla yerleşen anlamıyla tefsir ; konusu Kur'ân âyetleri olan ve onlar Cenabı Hakkın muradına uygun biçim­de anlamlı anlatma ve hüküm çıkarma gayesi güden ilmin adıdır.[10]

Kur'ân-ı Kerîm'i inceleyen ve onun anlaşılmasıyla meşgul olan ilim olması açısından tefsirin önemi büyüktür. Çünkü müslümanların temel kitabı Kur'ân olduğuna ve Kur'ân da anlaşılmak ve yaşan­mak için gönderildiğine göre tefsirin İslâmî ilimler içinde özel ve müstesnâ bir yerinin olması tabiidir. Bu yüzden îslâmiyetin ilk yıllarından itibaren Kur'ân'ın doğru bir şekilde anlaşılmasına çalışılmış ve bunun usûlleri konmuştur. Kur'ân'ın tefsiriyle ilgili olarak konan bu ölçü ve usûller "Tefsir Usûlü" veya "Usûlü Tefsir" biçiminde bir ıstılahın kul­lanılmasına sebep olmuştur. Böylece bir yandan "Kur'ân İlimleri" adıyla konulu veya müstakil Kur'ânî çalışmalar sürerken öte yandan da tefsir ve Usûlünü çerçeveleyen faaliyetler başlatılmıştır. Şu var ki "Tefsir ve Usûlü" kavramı ve bunun kullanımı Kur'ân İlimleri ıstıla­hının kullanımından sonraki asırlara da uzanmaktadır. Başka bir ifadeyle Kur'ânî ilimler ilk asırlarda Ulûmu'l-Kur'ân adıyla nitelenir­ken müteakip dönemlerde Tefsir Usûlü tabiriyle de ifade edilmeye ça­lışılmıştır.

Kavram ve ıstılahların zaman ve mekan itibariyle uğrayabildikleri değişiklikten hareket ederek Kur'ân ilimleri ve Tefsir usûlü kav­ramlarına ve bunların benzer ve ayrı yönlerine şöyle temas etmek mümkündür:

1- Kur'ân ilimleri ilk dönem ve ilk asırlarda belli konulara ilişkin Kur'ânı çalışma ve araştırmalara verilen isimdir.

2- Kur'ân ilimleri zamanla tüm Kur'ânî meseleleri kapsayan müstakil Tefsir usûlü çalışmalarının adı olmuştur.

3- Başlangıçtan günlümüze kadar Tefsir usûlüne ilişkin çalış­malara Kur'ân ilimleri (Ulûmu'l-Kur'ân) tabiri kullanılmıştır.

4- Usûlü Tefsir, ilk asırlarda çok fazla kullanılmamakla beraber sonradan Kur'ân ilimleri yerine kullanılan bir ıstılahtır.

5- Tefsir Usûlü, konulu Kur'ânî ilimleri bünyesinde taşımakla birlikte diğer meseleleri de ihtiva eden kapsamlı bir kavramdır.

6- Buna göre Tefsir usûlünü konulu Kur'ân ilimleri değil de kapsamlı ve müstakil Ulûmu'l-Kur'ân çalışmalarını karşılayan bir ta­bir sayabiliriz.

7- Zaman içinde küçük nüanslarla benzerlik veya ayrılık göste­ren bu iki kavramı günümüzde tefsir metodolofisi karşılığında veya eşan-lamda kullandığımızı belirtmeliyiz.[11]



[2] Doç. Dr. Ali Turgut, Tefsir Usulü Ve Kaynakları, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfi Yayınları:

[3] Zerkânî, Menahilü'l-lrfân fî Ulûmi’l-Kur'ân, Mısır, ts., 1/23.

[4] Zerkeşî, el-Burharı fi Ulûmi'l-Kur'ân, Tah: Muhammcd Ebu'l-Fadl ibrahim, Mısır, 1391/1972, 1/17 ; Suyûtî, el-îtkânjı Ülümi'l-Kur'ân, Mısır, 1370/1951, 2/128.

[5] Doç. Dr. Ali Turgut, Tefsir Usulü Ve Kaynakları, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfi Yayınları:

[6] Doç. Dr. Ali Turgut, Tefsir Usulü Ve Kaynakları, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfi Yayınları:

[7] İbn Manzur, Lisânü'l-Arab, Beyrut, 1374/1955, 4/369, 5/55 ; Cevheri, es-Sıhâh, Mısır, 1376/1956, 2/686,781 ; Zebîdî, Tâcû'l-Arûs, Mısır, 1306, 3/470 ; el-Burhân, 2/147 ; Emin el-Hû3î, et-Tefsir Meâlimu hayatihi, Mısır, 1944, s. 5 ; es-Sa'lebî, el-Ke§f ve'l-Beyân, Yazma, Bayezid Devlet Umûmî ktp. Veliyyüddin Efendi Böl. no: 9a.

[8] Tâcü'l-Arûs, 3/470 ; Lisânü'l-Arab, 5/55.

[9] İsmail Cerrahoğlu, Tefsir Usülû, Ankara, 1979/213,214.

[10] Abdurrahman Çetin, Kur’an İlimleri ve Kur'ânî Kerîm Tarihi, ist., 1981, s. 270

[11] Doç. Dr. Ali Turgut, Tefsir Usulü Ve Kaynakları, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfi Yayınları: