TABİÎLER DEVRİNDE TEFSİR - Tefsir Usulu Ve Kaynaklari - 13. Sayfa
İsrâili Rivayetler Üç Bölümde İncelenmiştir:
a) Said b. Cübeyr (46/666-95/713)
b) Mücâhid b. Cebr (21/641-104/722)
TABİÎLER DEVRİNDE TEFSİR
Dört halife devrinden itibaren, yeni fetihlerle İslâm devletinin sınırlan Arap yarımadasını aşmış, muhtelif şehirlere dağılan Sahabe, oralarda ilmî hareketlere başlamıştı. Genel olarak "MevAlİ" adıyla anılan ve arap olmayan kişiler Sahabeden ilim almışlar ve özellikle tefsir alanında temayüz etmişlerdir. Tabiîler içinde tefsir ve fıkıhta sivrilen Nâfi', İkrime, Atâ, Said b. Cübeyr ve Hasen el-Basrî tefsirde meşhur Sahâbîlerin mevâlisi olarak anılmaktadırlar.
İşte bu ve benzeri, kimseler, eski din ve kültürlerinin de belli ölçüde tesiri altında kalarak, İslâmiyeti araplardan farklı bir biçimde anlamışlar, bu anlayış farkları yüzünden tefsirde önemli hareketlerin başlamasında etkin rol oynamışlardır.
Tabiîler, tefsiri Sahabeden ya işittikleri şekilde nakletmişler, ya da kendi içtihatlarına müracaat etmişlerdir. Bu arada îsrâiliyyat denilen hareket de tefsire girmiştir. Aslında Sahabe devrine kadar indirilebilecek bu hareket Tabiîler devrinde artarak devam etmiş, Yahudî, Hıristiyan ve diğer kültürlerden gelen rivayetler tefsir kitaplarına girmiştir. îsîâmî eserlerde îsrâilî rivayetler çoğunlukla Abdullah b. Selâm (43/663), Ka'bu'l-Ahbâr (32/652), Vehb b. Münebbih (110/ 728), Abdülmelikb. Güreye (150/767) üzerinde yoğunlaşmaktadır.
İsrâili Rivayetler Üç Bölümde İncelenmiştir:
a) Sıhhati bilinen, Kitab'a muvafık olan ve geçerli olan haberler,
b) Yalan olduğu bilinen, Kitab'a muhalif olan, rivayetine cevaz verilmeyenler
c) Sıhhati tam olarak bilinemeyen, bu yüzden kabul veya red edilemeyen rivayetler.[1]
Tabiîlerin tefsir ekollerinin oluşum ve gelişmesinde büyük katkıları olmuştur. Mekke, Medine ve Irak'ta oluşan ve Sahâbîlerden İbn Abbas, Ubey b. Ka'b ve Abdullah b. Mes'ûd'un kurdukları ekollerin talebesi durumunda olan Tabiîler buralarda tefsir ve ilmî hayata yeni bir hareket kazandırmışlardır.[2]
Mekke'de Said b. Cübeyr (95/714), Mücâhid (103/721), îkrime (105/723), Atâ b. Ebî Rebâh (114/732), Tavus b. Keysan (106/724), İbn Abbas'ın talebesi olmuşlardır.
Medine'de Ebu'l-Âliye (90/708), Muhammed b. Ka'b (118/736), Zeyd b. Eşlem (136/753),-doğrudan veya dolaylı biçimde Ubey b. Ka'b'tan ders alırken, Irak'ta Mesruk b. el-Ecda' (63/683), Esved b. Yezîd (75/694}. Mürre b. el-Hemedânî (90/708), Âmir eş-Şa'bî (103/721), Hasenü'I-Basrî (110/728), Katâde b. Diâme (117/735), İbrahim en-Nehâî, îbn Mes'ûd'tan Üim alarak yetişmişler ve tefsir alanında ün kazanmışlardır.
Bu üç Tefsire Okulu ayrı bölgeler ve ayrı şahıslar tarafından kurulduğu İçin aralarında ayrılıklar bulunduğu gibi müşterek taraflar da mevcuttur. Meselâ: Mekke ve Medine ekolleri re'y ve kıyasa fazla yer vermezlerken, Irak medresesinde bu görüşlere fazlasıyla önem verilmektedir. Şimdi bu üç ekolün saydığımız ünlü âlimlerinden ikisinin hayatı ve tefsiriyle ilgili örnek bilgi verelim:
a) Said b. Cübeyr (46/666-95/713)
Müfessir, muhaddis, fakîh tabiîlerden aslen Habeşli olan Said b. Cübeyr, büyük imam, yüksek bir âlimdir. Üstün kişilik ve olgunluğunu herkes kabul etmiştir. Sahasında uzmandır. Tenkide ve çok yönlü araştırmaya önem vermiştir. Sahabeyi takip eden ve Tabiîler adını alan nesil içinde tefsiri en iyi bilinen dört kişinin başında sayılmıştır. Bu dört kişi Said'le birlikte Mücâhid, îkrime ve Dahhak'tır.
Said, Kur'ân-ı Kerîm'i İbn Abbas'tan öğrenmiş, tefsir ve hadisle ilgili bilgileri de çok sayıda seçkin Sahabeden almıştır. Bir çok Tabiî de kendisinden rivayetlerde bulunmuştur. Atâ b. Dinar ise Said b. Cübeyr'in yazdığı tefsiri nakletmiştir. Böylece Said, sahabe rivayetlerinin sonraki nesillere ve tefsirciîere aktarılmasında önemli bir köprü görevini üstlenmiştir. Taberî tefsirinde İbn Cübeyr'den alınan bir çok rivayet vardır.
Ne var ki, bu ilim irfan sahibi, fazilet ve olgunluk âbidesi âlim, Haccac'm zulmüne kurban gitmiş ve (95/713) senesinde şehit edilmiştir. Kabri Vâsıt şehri civarındaki bir ziyaretgâhtadır. Şehid edilişini yazan kaynaklardaki bilgiye göre Said b. Cübeyr, Haccac tarafından görevlendirilip Türkistan taraflarına gönderilen Eş'as komutasındaki orduda ve Eş'as'ın maiyetinde yer almıştı. Ne var ki, sonradan Eş'as'ın Haccac'a isyan ederek savaşa girişmesi ve yenilip kaçması üzerine, Said b, Cübeyr ve arkadaşları güç durumda kalmıştı. Dolayısıyla Said için, sırasıyla İsfahan'dan başlayarak, Azerbeycan, Mekke ve Kûfe'de devam eden sıkıntılı ve bunalımlı yıllar sürüp gitti. Sonunda ayaklarına zincir vurularak yaşamaya mecbur bırakıldığı Kûfe'den halk ve yakınları tarafından alınarak Vâsıt'da bulunan Haccac'ın huzuruna çıkarıldı. Uzun süren karşılıklı konuşmalar, soru ve cevaplarla daha da hiddetlenen Haccac, cellada emir vererek Said'in trafik biçimde canına kıyma vahşetini gösterdi. Mazlum şehidin beddualarını alan Haccac da olaydan sonra çok geçmeden öldü. Hiç değilse Said'den sonra başkasını öldürme vakit ve fırsatını bulamadı.
Said b. Cübeyr'in şehit edilmesiyle İslâm âlemi büyük bir müfessir, yüksek bir muhaddis ve fakihini kaybetmiş oldu.[3]
b) Mücâhid b. Cebr (21/641-104/722)
Tabiîn müfessir, muhaddis ve fakîhlerinden olan Mücâhid b. Cebr, Manzum kabilesine mensuptur. Abdullah b. Said'in azatlısı idi. İlk tefsir kitabının kendisine ait olduğu rivayet edilmektedir. Tefsirini Kasım b. Ebu'1-Bezzi'ye yazdırmıştır. Başta îbn Cerîr et-Taberî olmak üzere bir kısım tefsirciler, yazdırılan bu tefsiri kayrıak rivayet olarak almışlardır.[4] Mücâhid'in ana rivayet kaynağı da îbn Abbas'tır. Bu yüzden kendisi "Ben Kur'ân-ı Kerîm'İ otuz defa İbn Abbas'ın huzurunda okudum. Her âyeti okudukça durur, kim hakkında nazil olduğunu ve mahiyetini kendisinden sorardım." demiştir. Kaynaklar Mücâhid'in İbn Abbas dışındaki diğer tefsir ve hadis kaynaklarıyla, kendisinden rivayette bulunan kişilerin isimlerini vermiştir. Tabiîn içinde tefsiri en iyi bilen âlim olarak nitelenirken îmam Şafiî ve İmam Buhârî gibi fıkıh ve hadis otoriteleri ona büyük itimad beslemişler, güvenilir olduğunda ittifak etmişlerdir.[5]
Kuruluş dönemine imzasını atan iki grup yani Sahabe ve Tabiîler, başta tefsir olmak üzere Esbâbü'n-Nüzûl, Mekkî ve Medenî, Nâsih ve Mensûh, Garîbü'I-Kur'ân ve benzeri Kur'ânî ilimlerin rivayet ve telkin yoluyla kurucusu olmuşlardır.[6]
[1] Tabiîler devrinde tefsir ve Tefsirde îsrâiliyyat’ta ayrıntı için bkz. Hüseyin ez-Zehebî, et-Tefsvr ve'l-Müfessirûn, 1/165-201 ; Cerrahoğlu, Tefsir Usûlü, 243-264 ; Tefsir Tarihi 1/113-140.
[2] Tabiîn asrında tefsir ve ekolleriyle ilgili ayrıntı için bkz. Hüseyin ez-Zehebî, et-Tefsîr ve'l-Müfessirün, 1/99-132 ; İbn Teymiyye, Mukaddime fi Usûli't-Tefsir, 15 : Muhammed Ali cs-Sâbûnî, et-Tibyan fi Ulûmi'l-Kur’an, Beyrut, 1405/1985, 77-88.
[3] Said b. Cübeyr ve hayatıyla ilgili ayrınti için bkz. Vefeyât, 1/204 ; îbn Sa'd, Tabak&t, 6/178 ; Tehzîbü't-Tehzîb, 4/11 ; Hilyetü'l-Evliyâ, 4/272 : Alam, 3/145 ; Hüseyin ez-Zehebî, et-Tefsîr ve'l-Müfessirûn. 1/102-104; es-Sâbûnî, et-Tibyân fİ Ulûmi'l-Kur’ân, 80-81 ; BüyükTğsir Tarihi, 1/266-270 ; Cerrahoğlu, Tefsir Usûlü, 264-265 ; Tefsir Tarihi, 1/143-151 ; Ali Turgut, K. Kerim Ansiklopedisi, .2/199.
[4] Abdurrahman ct-Tahir b. Muhammcd Sûretî, Mücâhid tefsirini Tefstru Mücâhid" adıyla tahkik etmiş ve bu eser Beyrut'ta neşredilmiştir.
[5] Mücâhid b. Cebr ve tefsiriyle ilgili ayrıntı için bkz. Hüseyin ez-Zehebî, et-Tefsîr ve'l-Müfessirün, 1/104-105 ; es-Sâbûnî, et-Tibyân fi Ulümi'l-Kur’an,78 ; Büyük Tefsir Tarihi, 1/271-272 ; Cerrahoglu, Tefsir Usûlü, 265-267 ; Tefsir Tarihi, 1/151-158 ; Ali Turgut, K. Kerim Ansiklopedisi, 2/195.
[6] Kattan, Mebâhis, 12.
İslami Okul Okulların En Önemlisi