Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kâfirun Suresi - Kuran - Tefsirul Munir Zuhayli - 109. Sayfa

KÂFİRUN SURESİ. 2

Surenin İsmi: 2

Önceki Sureyle İlişkisi: 2

Surenin Muhtevası: 2

Surenin Fazileti: 2

Nüzul Sebebi: 2

Şirk Küfür Ve Müşriklerin Amellerinden Beraat Suresi: 3

Belagat: 3

Kelime ve İbareler: 3

Açıklaması: 3

Ayetlerden Çıkan Hüküm Ve Hikmetler: 4


KÂFİRUN SURESİ

 

Şirk Küfür Ve Müşriklerin Amellerinden Beraat Suresi:

 

1-  Deki:"Eykâfirlerr

2- "Ben sizin tapmakta olduklarını­za tapmam."

3- "Benim ibadet edeceğime de siz kulluk ediciler değilsiniz."

4- "Ben sizin taptıklarınıza tapmış değilim."

5- "Siz de benim kulluk etmekte ol­duğuma kulluk ediciler değilsiniz."

6- "Sizin dininiz size, benim dinim bana."

 

Açıklaması:

 

Müşriklerin amellerinden beraat olan bu sure, ibadette ihlâsı emret­mektedir. Allah Tealâ buyuruyor ki:

"De ki: " Ey kâfirler!" "Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam." Ey Peygamber! Kureyş kâfirlerine şöyle de: Ey kâfirler! Tapmış olduğunuz putlara heykellere hiçbir zaman asla tapmam. Ayet, yer yüzündeki bütün kâfirlere yöneliktir. "De" sözünün gereği ise: Peygamber (s.a.) bütün işle­rinde naziklik ve incelikle, insanlara en güzel şekli ile hitap etmekle emro-lunmuştu. Burada hitap sert olunca Allah Tealâ ondan sorumluluğu kal­dırmayı ve insanlara onun bu söze memur olduğunu beyan etmek istedi. Çünkü onu kendi ağzından zikretti.

"Benim ibadet edeceğime de siz kulluk ediciler değilsiniz." Siz de şirk ve küfrünüze devam ettiğiniz sürece, benim ibadet ettiğim Allah'a ibadet edecek değilsiniz. O Allah'tır, tektir, şeriki yoktur.

Bu iki ve üçüncü ayetler mabuddaki ihtilâfa delâlet ediyorlar: Pey­gamber (s.a.) sadece Allah'a ibadet ederken onlar, putlara, heykelere ve or­taklara, şefaatçilere tapınıyorlar. Veya -Zemahşeri'nin de değindiği gibi-tekrar olmaması için mana: Gelecekte de şimdi de sizin taptıklarınıza tap­mam, şeklindedir. Siz de gelecekte, benim istediğim ilâhıma ibadeti yap­mazsınız. "Ben sizin taptıklarınıza tapmış değilim." "Siz de benim kulluk etmekte olduğuma kulluk ediciler değilsiniz." Tapındıklarınıza tapınmam. Ancak, sevip razı olacağı şekilde Allah'a kulluk ederim. Siz ise, O'nun emirlerine ve dinine uymazsınız. Rasulullah (s.a.)'ın ve tabi olanlarının ibadeti halis Allah içindir; Onlar Allah'a O'nun belirlediği ve istediği şekil­de ibadet ederler. Bu nedenle de İslâm'ın şiarı: "Lailâhe illellah Muhamme-dün Rasulullah"tır. Yani, Allah'tan başka mabud yoktur. O'na ibadette de Rasulullah (s.a.)'ın getirdiğinden başka bir yol yoktur.

Dört ve beşinci ayetler ibadetin kendisinde ihtilâfa delâlet etmektedir. Zemahşeri gibi, bazıları da şöyle anlıyorlar: Şimdi veya geçmişte sizin ta­pındıklarınıza asla tapınıcı değilim. Yani, cahiliyede bile puta tapınmamı-şımken İslâm geldikten sonra benden nasıl böyle bir şey beklenebilir? Siz de hiçbir zaman benim ibadet ettiğime ibadet etmediniz.

Ayetlerde tekrar vardır. Maksat, istedikleri ilâhlarına tapınma konu­sunda kâfirlerin Rasulullah (s.a.)'ın cevabından umut kesmelerini sağla­maktır, denildi.

"Sizin dininiz size, benim dinim bana." Şirkiniz ve küfrünüz size. Tevhid, ihlâs veya İslâm olan dinim de bana. Şirk koşma olan dininiz sizedir, sizden bana geçmez. Tevhid olan benim dinim de banadır beni aşıp size gel­mez. Dendi ki: Din ceza, yani karlışıktır. Muzaf hazfedilmiştir. Yani, dinini­zin cezası size benim dinimin karşılığı da banadır. Din ibadettir, şeklinde de söylenmiştir.

Sure, kıtal ayeti ile neshedilmiş değildir. Muhakkikler, nesh olmadığı­na kaildirler. Murat "Dilediğinizi yapın." (Fussilet, 41/40) ayetinde olduğu gibi, tehdittir.

Bu ayetin benzeri şunlardır: "Eğer onlar seni yalana çıkarırlarsa de ki: "Benim işim bana, sizin işiniz size aittir. Benim yaptığımdan siz uzaksınız, sizin yapmakta olduğunuzdan da ben uzağım." (Yunus, 10/41), "Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz size aittir." (Kasas, 28/55). Bunların hep­si ile murat tehdittir, başkalarının dinine rıza değildir.

İmam Ebu Abdillah eş-Şafîi ve diğerleri bu: "Sizin dininiz size, benim dinim bana." ayeti ile, küfrün tek millet olduğuna delil getirmişler ve ara­larında nesep veya mirasçı olunabilecek bir bağ varsa Yahudinin Hırıstiya-na (veya aksi) mirasçı olabileceğini söylemişlerdir. Çünkü İslâm'ın dışında­ki dinler batıl olma durumunda tek bir din gibidirler.

Ahmed b. Hanbel ve onun görüşünde olanlar ise, Hıristiyanların Ya­hudilerden (ve aksi) mirasçı olamayacağı görüşündedirler. Delilleri de, Ah­med, Ebu Davud ve İbni Mace'nin Amr b. Şuayb'tan o da babasından o da dedesinden rivayet ettiği şu hadistir. Rasulullah (s.a.) "İki değişik millet mirasçı olamaz."

Razi dedi ki: İnsanlar mütareke anında "Sizin dininiz size, benim di­nim bana." ayeti ile konuşur olmuşlardır. Bu caiz değildir. Çünkü Kur'an'ı Allah, böyle şeyler için indirmemiştir. Düşünülsün sonra da gereği ile amel edilsin diye indirmiştir.[1]



[1] Razi, XXXII/148.

Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/656-657